https://isarder.org/index.php/isarder/issue/feed İşletme Araştırmaları Dergisi 2021-06-30T21:37:29+00:00 Yrd. Doç. Dr. Melih Topaloğlu editor@isarder.org Open Journal Systems İşletme Araştırmaları Dergisi’nin yayın kapsamında; Stratejik Yönetim ve Örgütsel Davranış, Pazarlama ve Girişimcilik, Muhasebe, Finansman, Bankacılık, Uluslararası İşletmecilik, İşletmecilikte Araştırma Yöntemleri çalışmaları yer almaktadır. https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1430 Davranışsal Finans Eğilimlerinin Risk Alma Düzeyine Etkisi 2021-06-29T12:30:55+00:00 Şahin Akdeniz sahinakdeniz87@hotmail.com İlkay Turan ilkay.ozturk@vsh.bau.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Geleneksel finans teorilerinde, insanların rasyonel hareket ettiği varsayıldığından, insan psikolojisinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, yatırımcıların rasyonel olmayan davranışlarını analiz etmektir. Yatırımcıların, yatırım kararı verirken hangi davranışsal eğilimlerde bulunduğu ve bu eğilimlerin yatırımcıların risk alma düzeylerini (risk toleranslarını) nasıl etkilediği saptanmaya çalışılmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden anketle veri toplama tekniğinin kullanılmıştır. Araştırmanın ana kütlesini telekominikasyon sektöründeki bir firmanın çağrı merkezi çalışanları oluşturmaktadır. Kasım-Aralık 2019 tarihleri arasında rasgele örnekleme yöntemi ileseçilen 401 katılımcıdan veri elde edilmiştir. Araştırma bulguları SPSS 23.00 kullanılarak betimleyici istatistikle yatırımcıların davranışsal eğilimler ve risk alma düzeyleri ölçülmüş ve davranışsal finasve risk alma düzeyi ile ilgili korelasyon (ilişki), regresyon (etki) ve t-testi (fark) analizleri yapılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yatırım kararları üzerinde davranışsal finans eğilimlerinin yüksek seviyeye yakın olduğu (3,629) görülmüştür. Katılımcıların davranışsal finans tutumları arttıkça finansal risk alma düzeyleri de artmaktadır. Risk alma düzeyindeki değişimin %91’i davranışsal finans eğilimi tarafından açıklanmaktadır. Aynı zamanda erkeklerin finansal risk tolerans skorlarının kadınlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Tartışma – İnsanların daima rasyonel kararlar aldığını varsayan geleneksel finans teorileri yatırımcıların yatırım kararları verirken hangi psikolojik, sosyolojik ve hatta nörolojik faktörlerden etkilendiğini dikkate almamaktadır. Bu araştırma da göstermiştir ki yatırım kararları verilirken insanlar mekanik davranmamaktadırlar. Bulundukları psikolojik ve sosyolojik ortamlar onların kararlarını etkilemektedir. Bu durum birçok yanlı ve objektif olmayan kararlar vermelerine neden olabileceği gibi risk alma skorlarını da arttırabilmektedir. Buradan yola çıkarak girişimci kişiliklerde bulunması istenen risk alma davranışının nasıl oluştuğunu anlayabilmek için davranışsal finans eğilimleri ölçülerek farklı araştırmalar yapılmalıdır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1433 Kişisel Dozimetre Taşıyan Çalışanlarda Aşırı İş Yükünün Örgütsel Bağlılık ve İş Tatmini Üzerindeki Etkisi 2021-06-29T16:16:03+00:00 Fatma Mansur fatma.mansur@hbv.edu.tr Fırat Seyhan firat.seyhan@sbu.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışmanın amacı, sağlık kurumlarında iyonize radyasyon alanında görev yapıp kişisel dozimetre taşıyan çalışanlarda aşırı iş yükünün örgütsel bağlılık ve iş tatmini üzerindeki etkisi belirlemektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Çalışmanın evrenini Ankara ilinde faaliyet gösteren kamu ve özel sağlık kuruluşlarında görevli kişisel dozimetre taşıyan çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırma verilerini elde etmek amacıyla online anket uygulanmış ve 191 katılımcı araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler için değişkenlerin miktarını ve türünü belirlemek amacıyla tekil tarama modeli, değişkenler arasındaki ilişkinin varlığını ve değişimin yönünü belirlemek amacıyla da ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel analiz programı ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Araştırma sonucunda aşırı iş yükü ile iş tatmini arasında ters yönde ve çok zayıf ilişkinin bulunduğu görülmüştür. İş tatmini ile duygusal ve normatif bağlılık arasında pozitif yönde ve orta düzeyde, devamlılık bağlılığı ile ise çok zayıf bir ilişki görülmüştür. Duygusal, devamlılık ve normatif bağlılık boyutlarından oluşan örgütsel bağlılık ile aşırı iş yükü arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaz iken, iş tatmini arasında pozitif yönde ve orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Tartışma – Araştırma bulgularından özellikle iş tatmini ve örgütsel bağlılık arasında pozitif ve orta düzeydeki ilişki; aşırı iş yükü ve iş tatmini arasındaki negatif ve zayıf ilişki literatürdeki çalışmalar ile desteklenmektedir. Girdisi ve çıktısı insan olan sağlık kurumlarında aşırı iş yükünü dengeleyecek, radyasyona maruz kalmayı en aza indirecek ya da ortadan kaldıracak ve bunun sonucu olarak da dozimetre taşıyan personelin verimlilik seviyelerini, iş yaşam kalitelerini, iş tatminlerini ve örgütsel bağlılıklarını arttırıcı bir atmosfer oluşturulabilmesi yönündeki tüm çabalar desteklenmeli ve tüm yasal önlemler alınmalıdır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1434 Bağımsız Denetçi Perspektifinden Maliyetleme Yöntemlerinin İşletme Fiyat Belirleme Kararları Üzerinde Etkisi: Ampirik Bir Çalışma 2021-06-29T16:18:18+00:00 Orhan Bozkurt obozkurt@uludag.edu.tr Nazlı Bahar Çakmak naz@verdeta.com.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışma, işletmelerin kullandıkları maliyet yöntemlerinin işletmelerde kullanım düzeylerini ve işletmelerin ürün fiyatlandırmasına etki eden faktörlerin, Bursa İstanbul ve diğer İllerde faaliyette bulunan denetçi meslek mensupları perspektifinden, incelenmesini hedeflemiştir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Denetim alanında önde gelen ve test edilmiş akademik ölçeklere ait anket sorularından yararlanılarak iki bağımsız, bir ara bağımlı ve bir bağımlı olmak üzere dört değişkenli bir model oluşturulmuştur. Bu modelde toplam beş hipotez kurulmuştur. Modeli ölçmek için araştırmaya dayalı test yöntemi (RBV) uygulanmıştır. Anket uygulaması, Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler ve Yayın Etik Kurulu’nun 3 Haziran 2020 tarih ve 2020/03 sayılı kararı izniyle gerçekleştirilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Elde edilen bulgulara göre; işletmelerin kullandıkları ”maliyet yöntemleri” “fiyat belirleme” de en yüksek düzeyde önemli olmaktadır. Denetime tabi işletmeler daha çok normal maliyet yöntemini kullanmaktadırlar. Sonuçlara göre; maliyetlerini bir yönteme göre belirleyen işletmeler daha iyi fiyat hesaplayabilmektedirler. Tablolarda, denetçilerin yıllık denetim sayısı düşük olduğu, araştırmanın örnek dağılımı sonuçlarının anlamlı olduğu görülmektedir. Muhasebe sistemine ”uygun yapılan kayıtlar” maliyet tespitinde çok önemli olmaktadır. Ayrıca “uygun kayıt” ile hem maliyet hesaplama hem de “fiyatlandırma kararları ”arasında önemli ve anlamlı pozitif bir ilişki varlığı tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Elde edilen bulgulara göre; araştırmada öne sürülen beş hipotezden dördü kabul görmüş birisi ise ret edilmiştir. Denetçiler mesleki kurumların işletmelere maliyet hesaplama konusunda yeterli destek vermediklerine inanmaktadırlar. Denetçilerin, maliyetleme yöntemi ile fiyatlandırma arasında anlamlı pozitif bir ilişkinin olduğunu kabul ettikleri görülmektedir. Bu bakımdan denetçi perspektifinden kayıtların muhasebe sistemine uygun olarak yapılması ve KGK eğitimlerinin sürdürülmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Yeterli mesleki destek, standartlara uygun kayıt ve maliyet yöntemi kullanımı ile işletmelerin daha çok rekabetçi fiyat teklifleri ile çalışabileceği sonucuna varılmıştır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1435 Evaluating Predictive Models in the Orienteering Problem with Stochastic Profits: A Simulation Study 2021-06-29T16:41:21+00:00 Fahrettin Çakır fahrettin.cakir@izu.edu.tr <p><strong>Purpose</strong> - The aim of this paper is to test the effectiveness of statistical model selection measures in terms of decision quality for the orienteering problem with stochastic profits using simulation.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – This paper is based on a quantitative numerical approach where various model selection measures are evaluated using computational experiments including modelbased computer-generated random data.</p> <p><strong>Findings</strong> – The findings of this paper include experimental results showing a deficiency of about 6.5 units of classical selection measures relative to a decision-based selection measure for the Tsiligirides orienteering benchmark instances.</p> <p><strong>Discussion</strong> – While classical model selection measures are suitable for accuracy reasons, misspecified models sometimes do lead to better decision outcomes. From a practical perspective, in order to carry out prescriptive analytics for orienteering problems, having access to a reasonable decision algorithm at the prediction stage of data-analysis can be beneficial for downstream realized profit.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1438 Psikolojik Sermayenin Örgütsel Bağlılığa Etkisinde Dönüştürücü Liderliğin Aracılık Rolü 2021-06-29T16:49:36+00:00 Nazife Öztürk nazife_sahan@yahoo.com Muhammet Çankaya muhammetcankaya@gmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Bu araştırmada psikolojik sermayenin örgütsel bağlılığa etkisinde dönüştürücü liderliğin aracılık etkisinin olup olmadığını incelenmek amaçlanmıştır. <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırma tanımlayıcı nitelikte olup, Tokat il merkezinde bulunan kamu hastanelerinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bu hastanelerde çalışan hekim dışı personel oluşturmaktadır. Yargısal örnekleme yöntemi kullanılan çalışmada veriler 426 hekim dışı personelden anket yoluyla toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Dönüştürücü Liderlik Ölçeği, Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmış, toplanan veriler, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak t testi, tek yönlü ANOVA, korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizine tabii tutulmuştur.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Araştırmada katılımcılarının medeni durum, yaş grupları, unvan ve aylık gelir düzeyi gibi değişkenlere göre gruplar arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Yapılan t testi analizi sonuçlarına göre medeni durumu evli olan çalışanların, bekâr çalışanlara göre örgütsel bağlılık düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Tek yönlü ANOVA testi sonucunda; 21-30 yaş aralığındaki çalışanların, 41 yaş ve üzerindeki çalışanlara göre örgütsel bağlılık düzeylerinin daha düşük olduğu, tıbbi sekreterlerin sağlık teknisyeni-teknikeri olarak çalışanlara göre örgütsel bağlılık düzeylerinin daha düşük olduğu ve aylık gelir düzeyi 5.501 TL ve üzerinde olan çalışanların, daha alt seviyede geliri olan çalışanlara göre örgütsel bağlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucunda; psikolojik sermaye ile dönüştürücü liderlik arasında “çok zayıf”, psikolojik sermaye ile örgütsel bağlılık ve dönüştürücü liderlik ile örgütsel bağlılık arasında ise “zayıf” düzeyde pozitif yönlü ilişkiler bulunmuştur. Hiyerarşik regresyon analizi sonucunda dönüştürücü liderliğin, psikolojik sermayenin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde “kısmi aracılık” rolünün olduğu saptanmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Araştırmanın bulguları dönüştürücü liderlik, psikolojik sermaye ve örgütsel bağlılık değişkenleri arasında olumlu yönde ilişki olduğunu ve bu ilişkide dönüştürücü liderlik davranışlarının aracılık rolleri olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda çalışmada dönüştürücü liderliğin önemine dikkat çekilmiştir. Ayrıca çalışanların örgütsel bağlılıklarında dönüştürücü liderliğin aracı etkisini ölçen sınırlı sayıda çalışmanın olması nedeniyle bu araştırmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1439 Financial Performance Measurement of Logistics Companies Based on Entropy and Waspas Methods 2021-06-29T16:51:59+00:00 Hilal H. Erdoğan hilal.erdogan@avrasya.edu.tr Gökhan Kırbaç g.kirbac@iku.edu.tr <p><strong>Purpose</strong> – The aim of this study is to measure financial performance of the logistics companies in the Fortune 500 list. Companies' financials are used to enlighten the logistics sector and supply chain operations by revealing the developments between 2015 and 2019.</p> <p><strong>Design/Methodology/Approach</strong> – The performance of the companies is evaluated by utilizing multi-criteria decision-making techniques. As the best performance criteria affecting the companies’ performance is determined by Entropy Method, the company with the best performance is determined by WASPAS Method. Selected financial measurements are net sales, earnings before interest and taxes (EBIT), total assets, total equity, and the amount of export. <p><strong>Findings</strong> – It can be reached from the results that Export was determined as the best performance criteria affecting the logistics companies’ performance for all the years between 2015 and 2019. On the other hand, while Netlog is the best alternative in the year of 2015, 2016 and 2019, Borusan is the best alternative in the year of 2017.</p> <p><strong>Discussion</strong> – Supply chain and logistics processes have critical importance in delivering the goods and services of businesses to the final consumers. Hence, logistics companies need to determine performance measurements while performing these services. It is believed that this study will be useful for the companies who trade in different sectors and will contribute to the finance literature as a reference for further studies. In this context, because of their quite comprehensive natures, both Entropy and WASPAS methods can be conducted to any manufacturing-related decision-making processes.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1440 Etik Liderliğin Örgüt Kültürüne Etkisinde Örgütsel Adaletin Aracılık Rolünün Araştırılması 2021-06-29T16:53:53+00:00 Serap Kalfaoğlu serapkalfaoglu@selcuk.edu.tr Melis Attar melisattar@yahoo.com Ertuğrul Tekin ertugrultekin42@gmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışma, etik liderliğin örgüt kültürüne etkisinde örgütsel adaletin aracılık rolünü incelemeyi amaçlamıştır. Örgütte alınan her kararın, uygulanan her yöntemin çalışan davranışlarını etkilediği ve bu bağlamda çalışanların örgüte ilişkin adalet algılarını güçlendirdiği fark edilmiştir. Ayrıca işletmelerde yeterince doğruluk, dürüstlük, saygı ve adalet ortamı öneren güçlü bir örgütsel adalet algısının, örgüt kültürünün gelişmesinde etkili olacağı düşünülmüştür. Bu üçlü dolaylı ilişki sarmalı günümüz örgütleri için sürdürülebilirlik bağlamında önem taşımakla birlikte, birbirlerini etkileme düzeyleri ve anlamlılığı merak uyandırıcı olmuştur.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırma kapsamında basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle Konya ili 3. Organize Sanayi Bölgesinde yer alan 13 işletmede çalışanlardan 348 kişiye anket uygulanmıştır. Anket yöntemi ile elde edilen veriler SPSS 24.00 Programı kullanılarak, araştırmayla ilgili saptanan hipotezlerin te sti üzerine hiyerarşik regresyon analizi ile incelenmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Baron ve Kenny (1986) yöntemine dayalı uygulama sonucunda etik liderliğin örgüt kültürü üzerine etkisinde örgütsel adaletin tam aracılık rolü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Temel bulgu sonucunda etik liderlik davranışlarının örgüt kültürünü ve örgüt kültürünün de örgütsel adaleti olumlu etkilediğini (artırdığını) söylemek mümkün olmuştur.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Etik liderlikle beraber, örgüte ait davranış ve iş yapma biçimini gösteren ve çevresiyle ilişkilerini düzenleyen özelliklerden oluşan örgüt kültürü, yönetsel karar alma ve uygulamayla ilgili adil davranma ve değerlendirme süreçlerinden oluşan örgütsel adaleti etkilemektedir. Çalışma yaşamının tüm boyutlarında, örgütlerde çalışanların liderlik davranışları uygulamalarına yüklediği anlamların örgütsel adalete uygun olması kolektif amaçlara ulaşılması bakımından önemlidir. Bu sonuca ek olarak bu çalışmanın daha çok işletmede farklı sanayi bölgelerinde ve sektörlerde daha çok kişiye uygulanarak karşılaştırılması fayda sağlayacaktır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1441 Mesleki Özdeşleşme ve Psikolojik Sahiplenme Çalışanların İş Biçimlendirmelerine Etki Eder Mi?: Hizmet Sektörü Çalışanlarına Yönelik Bir Araştırma 2021-06-29T16:56:52+00:00 Memduh Begenirbaş mbegenirbas@kho.edu.tr Yunus Gökmen yunusgokmen@gmail.com Rukiye Can Yalçın rcyalcin@kho.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışmanın amacı mesleki özdeşleşme ve psikolojik sahiplenme düzeyinin çalışanların iş biçimlendirme davranışlarındaki etkisini ortaya koymaktır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmamızın evreni Türkiye’deki hizmet sektörü çalışanları, örneklemini ise Ankara’da görev yapan güvenlik, eğitim, sağlık, finans gibi hizmet alanlarında çalışanlar oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Ankara’da görev yapan hizmet sektörü çalışanlarından elden ve elektronik ortamda doldurulan anket formlarından 442 katılımcıya ait veriler analiz edilmiştir. Çalışmada değişkenler arası ilişkiler ve etkilerini belirlemek için korelâsyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiş, değişkenlere ait ölçeklerin doğrulanması için ise yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Hizmet sektörü çalışanlarını mesleki özdeşleşme düzeyinin iş biçimlendirme davranışlarını anlamlı ve pozitif şekilde etkilediği görülmüştür. Benzer şekilde yine işlerini psikolojik olarak sahiplenen çalışanların daha çok iş biçimlendirme davranışları sergiledikleri sonucuna varılmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Bu çalışma mesleki özdeşleşme ve psikolojik sahiplenme düzeylerinin iş biçimlendirme davranışlarına etkisini ortaya koymaya çalışmaktadır. Yazında hizmet sektörü çalışanları açısından söz konusu değişkenlerin ikili ilişkilerini ele alan çalışmaların oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmüş, üç değişkeni birlikte inceleyen bir çalışmaya ise rastlanamamıştır. Bu bağlamda çalışma sonuçlarının hem yazın hem de uygulayıcılar açısından olduğu değerlendirilmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1442 Süreç Yönetimi ve Süreç İyileştirmenin İşletme Performansına Etkilerinin Analizi 2021-06-29T17:00:12+00:00 Mustafa Özan mozan@gelisim.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışma ile süreç yönetimi, süreç iyileştirmenin işletme performansına etkileri, ayrıca demografik değişkenlerle; süreç yönetimi, süreç iyileştirme ve işletme performansı arasındaki ilişkinin analiz edilmesi amaçlanmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Bu çalışma kapsamında, niceliksel teknikler kullanılarak, sebep-sonuç ilişkisini ortaya koyabilecek bir anket uygulaması yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Elde edilen veriler; faktör analizleri, güvenilirlik analizi, anova analizi ve regresyon analizleri yardımıyla SPSS istatistik programları ile çalışmanın amacına uygun hipotezler incelenmiştir. İstanbul ilinde yer alan Gıda lojistiği ve tedarik faaliyetlerini sürdürmekte olan 474 kişi araştırmanın örneklemini oluşturmuştur.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Bu çalışma için yapılan regresyon denklemi incelendiğinde: süreç tanımlama 1 birim arttığı zaman finansal olmayan performansında 0,156 birim arttığı; ölçme 1 birim arttığı zaman finansal olmayan performansında 0,231 birim arttığı; yönetme 1 birim arttığı zaman finansal olmayan perfo rmansında 0,187 birim arttığı; iyileştirme 1 birim arttığı zaman finansal olmayan performansında 0,314 birim arttığı tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Bu çalışmada, süreç yönetimi ve süreç iyileştirmenin işletme performansına etkilerinin ortaya konulması önem taşımaktadır. Süreç, bir ya da birden fazla girdinin işletme dışında veya içinde yer alan müşteriler için birer çıkış yolu sağlayan, girdilerin de daha çok çıktıya dönüştürülebilmesine imkan tanıyan faaliyetlerdir. İşletmelerin rekabet ortamında avantaj elde edebilmeleri ve işletme çerçevesinde yapılacak faaliyetlere odaklanabilmeleri için süreç yönetimine önem vermeleri gerekir. Dolayısıyla bu çalışmanın, süreç yönetimi ile süreç iyileştirmelerinin işletmelerin performansına etkilerini ortaya koyabileceği ve literatüre katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1443 Destinasyon Marka Farkındalığı, Destinasyon Marka İmajı ve Algılanan Kalitenin Destinasyon Marka Sadakatine Etkisi: Mardin Odaklı Bir Araştırma 2021-06-29T17:01:50+00:00 Betül Kodaş betulkodas@artuklu.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu araştırmada Güneydoğu Anadolu bölgesinin önemli bir turizm destinasyonu konumunda olan Mardin ilinin tüketici temelli destinasyon marka denkliğinin ölçülmesi ve destinasyon marka farkındalığı, destinasyon marka imajı ve algılanan kalitenin destinasyon marka sadakatine etkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle marka denkliği bileşenlerinin ölçülmesinde kullanılan ölçme aracının güvenirlik ve geçerlikleri sağlanmaya çalışılmıştır. 2019 yılının Kasım ve Aralık aylarında toplanan verilere (n:212) geçerlik ve güvenirlik analizi gerçekleştirildikten sonra yapısal model kurularak önerilen kuramsal model test edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğin sağlanmasında açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ölçüm modelinin doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin yakınsak ve ayırt edici geçerlikleri sağlanmıştır. Hipotezlerin testi için yapısal model analizi gerçekleştirilmiştir. <p><strong>Bulgular</strong> – Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda destinasyon marka denkliğinin dört boyuttan oluştuğu ve Aaker, (1991) ve Keller (1993) tarafından ortaya konan tüketici temelli marka denkliği modelleri çerçevesinde doğrulandığı görülmüştür. Yapısal modelin analizi sonucunda ise kuramsal çerçeveye dayalı oluşturulan hipotezler desteklenmiştir. Bulgular değerlendirildiğinde destinasyon marka farkındalığı, algılanan kalite ve destinasyon marka imajının destinasyon marka sadakatini pozitif yönlü etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Güçlü bir marka oluşturmak için ziyaretçilerin marka denkliğinin bileşenlerine yönelik algılarının bilinmesi ve destinasyon paydaşları tarafından pazarlama ve yönetim stratejilerinin oluşturulması ve izlenmesi gerekmektedir. Turistlere bilinenin dışında farklı ve eşsiz deneyimler sunarak ziyaretçilerin destinasyona yönelik algıladıkları kalite, imaj ve sadakat düzeylerinin arttırılması ile güçlü bir marka algısı oluşturulabilir. Araştırma bulguları destinasyon yönetim paydaşlarına etkili bir destinasyon marka denkliği oluşturmanın destinasyon marka gücüne sağlayacağı katkılar konusunda önemli bilgiler sunmaktadır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1444 Repeated Partnerships and Radical Innovation: Evidence from Wireless Gaming Market 2021-06-29T17:03:47+00:00 Kerem Gürses kerem.gurses@salle.url.edu Pınar Özcan cpozcan@gmail.com Feray Adıgüzel ferayadiguzel14@hotmail.com <p><strong>Purpose</strong> - Firms often form alliances to manage innovation activities with prior or new partners. However, it is not clear whether repeated alliances might reduce or increase incremental versus radical innovations. This paper investigates the effect of repeated partnerships on firm´s innovations in a creative industry, namely mobile gaming industry. Specifically, the effects of publisher and carrier partnerships on new game releases with existing versus new genres.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> - An empirical research was conducted using US mobile gaming industry data between 2003-2005 which covers the new games released in period after 3G introduction and before smartphones. Thus, included mobile games belong to the same generation in terms of mobile internet telecommunication technology. The effect of repeated partnerships between a publisher and a carrier on a mobile game genre was empirically tested with logistic regression.</p> <p><strong>Findings</strong> - Repeated partnerships lead to lower likelihood of radical innovation. The likelihood of radical innovation was lower for a large size partner relative to small size partner.</p> <p><strong>Discussion</strong> - This research contributes two streams of research: strategic alliance research and research on creative industries. The type of innovation repeated interactions lead to in creative industry context was examined and partner size was also introduced as an important factor. This study gives advices on firms who needs alliance and suggest to have more diverse portfolio to continue their radical innovations.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1445 LPI Based Two Stage Network DEA Model to Measure Logistics Efficiency: An Application on OECD Countries 2021-06-29T17:06:15+00:00 Mahmut Burak Erturan burak.erturan@gmail.com Fahriye Merdivenci fahriye@akdeniz.edu.tr <p><strong>Purpose</strong> – Measuring logistics efficiency is important to understand the strengths and weaknesses of a country’s logistics operations and to be able to do necessary improvements. A common practice in the literature is applying Data Envelopment Analysis (DEA) with World Bank’s logistics performance index (LPI) values for measuring logistics efficiency of countries. While DEA is a powerful methodology for relative efficiency measurement, a more sophisticated branch of DEA models is Network DEA (NDEA), especially for processes with inner sub-processes. The purpose of this study is to present a novel NDEA model for measuring logistics efficiencies and sub-efficiencies of countries.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – This study presents a relational two-stage network data envelopment analysis model to measure relative efficiency of a country’s logistics process. For the first time in literature, total logistics process of a country is divided into two sub-processes as production and service stages.</p> <p><strong>Findings</strong> – Proposed Network DEA model utilizes international LPI scores and macroeconomic indicators to measure OECD countries’ logistics efficiencies for bi-yearly periods between 2010 and 2018. Obtained results favors 3 countries out of 37 with high logistics efficiencies. Also, by grouping the countries in terms of development level, results show that although developed countries have better logistics outputs in terms of LPI index, most logistically efficient countries are developing economies in general.</p> <p><strong>Discussion</strong> – This study with proposed NDEA model is open for further research and development. The model could be varied with different capital and labor measures, also could be improved by adding some domestic LPI or other logistics indicators.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1446 Evaluation of the Performance of Equity Funds in Turkey 2021-06-29T17:08:33+00:00 Serkan Ünal serkan.unal@ufuk.edu.tr Mehmet Aydınlı mehmet.aydinli@vakifkatilim.com.tr <p><strong>Purpose</strong> – The young population, the ongoing inflation problem, dynamic market structure, and the ongoing geopolitical risks place Turkey in a unique position in comparison with other emerging markets. Recently, with the decrease in interest rates, the demand for stocks has surged and the number of stock investors has increased by 30% in a short period of time. This situation has boosted the need for equity funds, and it has become important to measure the performance of these funds effectively. The purpose of this study is to measure the performance of stock funds and to determine the statistical significance levels of the fund performances announced to the public on the TEFAS platform.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – In this study the performance of equity funds in Turkey has been tested by following the FF3F approach. Firstly, reference portfolios to be used for performance comparison were created. Then stock-based performances of all equity funds that operate continuously in Turkey during the last five years were tested.</p> <p><strong>Findings</strong> – According to the findings of the research, it was observed that the funds on average had performances exceeding the index. However, it has been determined that the results in the TEFAS platform may not be very meaningful when comparing the stock funds among themselves.</p> <p><strong>Discussion</strong> – Although the performance difference between the funds is high according to the TEFAS platform data, it has been determined that this difference is due to the investment of some funds in smallscale companies and is not sustainable.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1447 Learning from Alliance Partners: The Interplay Between CEO Duality And TMT Functional Background Diversity 2021-06-29T17:10:10+00:00 Nathalie Pasman nathalie_graus@hotmail.com Nüfer Yasin Ateş nufer.ates@sabanciuniv.edu <p><strong>Purpose</strong> – Strategic alliances are essential vehicles for knowledge acquisition from alliance partners especially in the technology related sectors. This research examines the interplay between top management team (TMT) functional background diversity and CEO duality on learning from alliance partners.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – Data for 1012 strategic alliances from Information and Communications sectors (computer equipment, electronics and telecommunications) in US are collected from multiple databases: Firm data is retrieved from Compustat database, strategic alliance date is retrieved from SDC Platinum database, patent data is retrieved from NBER database and finally the TMT information is coded from U.S. Securities and Exchange Commission (SEC) database. We tested our hypotheses using the negative binomial regression model since our dependent variable is discrete and non-negative (patent citation counts).</p> <p><strong>Findings</strong> – CEO duality moderates the relationship between TMT functional background and learning from alliance partner such that the effect of TMT functional background on learning from alliance partner is positive when CEO does not have dual roles and negative when he or she does.</p> <p><strong>Discussion</strong> – This study contributes to the strategic alliance and inter-organizational learning literature by demonstrating the roles of influential actors in the strategy process (i.e., the CEO and TMT). The study findings also extend the scope of upper echelons literatures by establishing the relevance of upper echelons theory for a novel dependent variable (i.e., learning from alliance partners).</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1448 The Mediating Role of Motivation Between Brand Citizenship Behavior and Employee Performance: A Study of Supervisors’ Perception 2021-06-29T17:12:13+00:00 Marwan Ghaleb marwan.m.ghaleb@gmail.com Güven Ordun gordun@istanbul.edu.tr <p><strong>Purpose</strong> – The purpose of this research is to study the direct impact of brand citizenship behavior on employees’ performance, as well as its indirect effect, having intrinsic and extrinsic motivations as mediators, for employees working in international franchised branded organizations operating in Yemen.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – The research targeted supervisors that have subordinates under their supervision. They were asked to answer a survey questioner based on their observations of their subordinates’ behavior. 207 responses were accepted to participate in the research analysis, which was conducted using structural equational modeling.</p> <p><strong>Findings</strong> – It has been found that there is a direct impact of brand citizenship behavior on employee performance. It was also found that intrinsic motivations have the only mediating role between brand citizenship behavior toward employee performance, on the other hand, no mediation role was found for extrinsic motivations.</p> <p><strong>Discussion</strong> – This research has combined the branding field and organizational behavior field. It contributes to the internal brand management field besides employee performance management, by presenting insights to management in their internal branding strategies and employee motivators. On the other hand, it provides subordinates an overview of their supervisors’ perceptions.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1449 The Effect of Financial Stress and Affective Job Insecurity on Hotel Employees’ Life Satisfaction: A Research Conducted During the Covid-19 Pandemic 2021-06-29T17:14:08+00:00 Handan Özçelik Bozkurt handanozcelikbozkurt@gmail.com Olca Sezen Doğancılı o.dogancili@sinop.edu.tr <p><strong>Purpose</strong> – The Covid-19 pandemic is a global health issue and a devastating factor for many industries. The tourism sector is among these industries, seriously affected by the pandemic. During defining and examining the current situation of tourism employees, working in the tourism industry is important for both the future of the sector and social welfare. This study aimed to examine the effect of financial stress and affective job insecurity levels of hotel employees on their life satisfaction during the Covid-19 pandemic process.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – For this purpose, the literature was examined, variables are explained and hypotheses are proposed considering the relations among the variables. In order to test the hypotheses, a survey was conducted with the participation of 391 five-star hotel employees in Antalya. The simple sampling method was preferred among the improbable sampling techniques.</p> <p><strong>Findings</strong> – It was found that financial stress and affective job insecurity have a negative effect on life satisfaction. In addition, it has been observed that the financial stress and affective job insecurity levels of the employees are high, and their life satisfaction is moderate or even close to low levels.</p> <p><strong>Discussion</strong> – Being under financial stress and perceiving affective job insecurity reduces life satisfaction. Besides physical and mental health is also important. Other business alternatives are extremely scarce during the pandemic period, it is natural for hotel employees to be concerned about the loss of financial stability/loss of income necessary to provide for themselves. In addition, important duties fall on the relevant authorities and the whole society in order to end the pandemic. After the pandemic, it will be correct to follow appropriate policies by looking at the relationship of the variables discussed in the study.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1450 Kurum İçi İletişimin Kurumsal Bağlılık Üzerine Etkisi ve Bir Kamu Kurumu Uygulaması 2021-06-29T17:18:53+00:00 Feriha Bulut eriha.bulut@tcmb.gov.tr Metehan Tolon metehan.tolon@hbv.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Kurumların hedef ve stratejilerini başarmasındaki en önemli araç, bu hedef ve stratejileri benimsemiş kurumsal bağlılığı yüksek insan kaynağıdır. Bu nedenle, günümüz insan kaynakları yönetimi çalışan odaklı yönetim anlayışıyla bağlılığı yüksek çalışanları istihdam etmeye yönelik politikalar izlemektedir. Çalışan bağlılığını yükseltmek ve bu çalışanların kurumda çalışmaya devam etmelerini sağlamak için etkin bir iç iletişim politikasının sürdürülmesi gerekmektedir. Bu araştırma, bir kamu kurumunda kurum içi iletişimin, kurumsal bağlılık üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmada ölçüm aracı olarak anket kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 3743 kurum çalışanı oluşturmaktadır. Çeşitli unvan grupları araştırmanın kapsamı dışında kaldığı için dâhil edilmemiştir. Yapısı homojen olmayan bu örneklem için %95 güven aralığında %5 örnekleme hatası ile hesaplama yapılmış ve örneklem büyüklüğünün en az n = 349 kişi olması gerektiği tespit edilmiştir. Elektronik olarak online bir sistem üzerinden uygulanan anket için evrenden örneklem seçilmemiş, kişilere e-posta ile anketin linki gönderilerek gönüllü katılımla evrenin kendini örneklemesi hedeflenmiştir. Sonuçta 652 kişi anketi tam olarak doldurmuş, araştırma sonuçlarının %95 güven aralığında ve %5 örnekleme hatası ile genelleyebileceği yeterli örneklem hacmine ulaşılmıştır. Elde edilen veriler analiz edilirken ise SPSS 20.0 istatistik programı kullanılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Araştırma sonucunda kurum içi iletişim unsurlarının kamu kurumlarında da çalışan bağlılığını artırmada önemli bir politika aracı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. <p><strong>Tartışma</strong> –Araştırma sonucunda kurum içi iletişimin kurumsal bağlılık üzerindeki etkisi göz önüne alınarak, iç iletişim politikalarına yönelik olarak İnsan Kaynakları yönetiminde neler yapılabileceğine ilişkin öneriler sunulmuştur.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1451 Dunning’in Sahiplik Avantajının Otel ve Benzeri Konaklama İşletmelerinin Performansı Üzerine Etkisi: OECD Ülkeleri Örneği 2021-06-29T17:21:22+00:00 Fehmi Buğra Erdal bugra.erdal@atilim.edu.tr Mustafa Can Küçüker mustafa.kucuker@atilim.edu.tr Eşref Uğur Çelik esref.celik@atilim.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışma uluslararasılaşma teorilerinden biri olan Eklektik Paradigma ve bu paradigmanın unsurlarından biri olan sahiplik avantajının OECD’de bulunan oteller ve benzeri konaklama yerlerinde (NACE=5510) faaliyet gösteren şirketlerin performansına etkisini ölçmektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Çalışmada; OECD ülkelerinde bulunan otel ve benzeri 105 konaklama işletmelerinin verileri ilekurulan model, panel veri yöntemi ile incelenmiştir. Model ilk olarak OECD ülkesinde faaliyet gösteren 73 şirketin 10 yıllık verisi (2010-2019) ile incelenmiş ardından modele Türkiye eklenerek 4 yıllık (2015-2018) veri ile tekrar incelenmiş ve sonuçlar ayrı ayrı açıklanmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Çalışmanın sonucunda ilk olarak OECD ülkelerinde faaliyet gösteren otel ve benzeri konaklama yerlerinin sahiplik avantajının firma performansı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Analiz sonuçları buşirketler için her iki modelde de firma büyüklüğünün performansa etkisi olmadığını ortaya koyarken,maddi olmayan duran varlıkların performansa etkisini ortaya koymuştur. Birinci modelde çalışan başınaciro performans ilişkisi anlamsız çıkarken bu değişken ikinci modelde anlamlı çıkmıştır. Yine bu şirketleriçin birinci modelde uluslararası ortaklık payının %10 - %50 arasında firma performansına etki ettiği görülmüştür. Kurulan ikinci modelde bu değişken anlamsız çıkmıştır ve modelden dışlanmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Araştırmanın sonuçları kurulan modelin daha da genişletilebileceğine dair kanıtlar sunmaktadır. Veri kısıtlılığı buradaki temel sorun olmaktadır. Kurulan model sahiplik avantajını ölçmek ile beraber eklektik paradigmanın diğer unsurları hakkında bilgi vermemektedir. İlerleyen çalışmalarda model bu yönde yeniden oluşturularak literatüre katkı vermesi beklenebilir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1452 Yöneticilerin Yönetsel Becerilerinin Çalışanların Yaşam Doyumları Üzerine Etkisi: İlköğretim Öğretmenleri Üzerinde Bir İnceleme 2021-06-29T17:29:22+00:00 Talip Özdemir tlpozdemir@gmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışmanın amacı; eğitim kurumlarında okul yöneticilerinin yönetim becerilerinin, okul çalışanlarının yaşam doyumlarını etkileyip etkilemediğini araştırmaktır. Yapılan araştırma ile okul yöneticilerinin yönetim becerilerinin; çalışanların yaşam doyumlarını nasıl etkilediği, ne düzeyde etkilediği, bu etkenlerin neler olduğu, demografik özelliklerle yaşam doyumu düzeyleri arasında bulunan ilişki yapısını neleri kapsadığı, yaşam doyumunu engelleyen sorunları neler olabileceği istatistik yöntemlerle analiz edilerek, karşılaşılan problemlere bilimsel nitelikli çözüm önerileri ileri sürülmesi hedeflenmiştir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Bu çalışma, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. İlişkisel tarama araştırmalarında genellikle iki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkiler ortaya çıkartılır. Kuramsal açıdan bu çalışmada tümevarım yöntemi esas alınmış ve varsayımlar çerçevesinde belirlenen hipotezler arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Çalışma İstanbul İli Beylikdüzü ilçesinde faaliyetlerini sürdüren Özel İlköğretim kurumlarında okul yöneticilerinin yönetim becerilerinin çalışanların yaşam doyumlarına etkilerini araştırabilmek amacıyla yapılmıştır. Beylikdüzündeki 34 İlköğretim okulunda çalışmakta olan 1360 Öğretmen araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Bu öğretmenlerden 528 kişi tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Araştırma için kullanılan anketlerden elde edilmiş olan verilerin analiz edilebilmesi için; güvenilirlik, faktör, veri, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Bu çalışma için yapılan regresyon analizleri neticesinde; sorumluluk alma, diğer beceriler ve nitelik becerilerinin yaşam doyumunu etkilemediği; bunun yanı sıra yönetim becerileri, teknik becerilerin yaşam doyumunu etkilediği tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Öğretmenlerin yaşam doyumların yönelik olarak bütün gün öğrenciler ile iletişim halinde olan ve onların yetişmelerini sağlamak için çaba gösteren öğretmenlerin üzerinde yoğun bir stres ve baskı oluşabilmektedir. Öğretmenler; bilgi, mesleki yeterlilik ve beceri bakımından kendilerini geliştirememekte, yaşam doyumlarının yükselmesinde engelleyici durumlarla karşılaşabilmektedirler. Dolayısıyla, eğitim kurumlarında okul yöneticilerinin yönetim becerileri ile çalışan öğretmenlerin yaşam doyumlarını olumlu yada olumsuz yönde etkileyici bir ilişkiden bahsedilebilir. Öğretmenlerin, ekonomik durumları sosyal statüleri ve okul yöneticilerinin yönetim becerileri bakımından iyi bir durumda olması onların yaşam doyumlarını olumlu yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmanın konusuyla ilgili yapılan diğer çalışmalar 5. Bölümünde de ayrıca tartışılmış olup; okullarda görevli öğretmen, personelin; sosyal, ekonomik durumlarının iyileştirilmesi, geliştirilmesi, işten almış oldukları doyumun ve başarılarının arttırılabilmesi için farklı bölgelerde, farklı zamanlarda, farklı değişkenlerle, farklı okul çalışanlarıyla bilimsel araştırmaların yapılması öğrencilere, onların velilerine, öğretmenler ve çalışan personele önemli faydalar sağlayabileceği dikkate alınmalıdır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1453 The Relationship between Leader-Member Exchange and Innovative Work Behavior: The Mediating Role of the Voice Behavior 2021-06-29T17:32:53+00:00 Alptekin Sökmen asokmen@kastamonu.edu.tr Edip Sabahattin Mete edip@deltaelectronics.com.tr <p><strong>Purpose</strong> - This research aims to examine the mediation mechanism between leader-member exchange (LMX) and innovative work behavior (IWB) through employee voice behavior. Specifically, this research exploited the social exchange theory (SET) to examine the influence of LMX on IWB through employee voice behavior. Within this context, employees performing in higher quality LMX relationships with IWB are likely to exhibit more voice behavior.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – Self-reported questionnaires were applied to obtain data from 360 employees mainly with engineering qualifications from four companies in the defense sector in Turkey. Data were collected with a simple random sampling method in November and December 2020. Hypotheses were tested using correlation and regression analysis. The reason why the defense sector was selected for this study is the fact that the defense industry field has characteristics that make for a unique working environment.</p> <p><strong>Findings</strong> - The findings show that LMX positively and significantly affects IWB and additionally voice behavior has a mediating role in this relationship. LMX had a significant influence on employee voice behavior that was ultimately associated with IWB. Finally, Voice behavior mediated the positive correlation between LMX and IWB, and stronger voice behavior boosted the indirect relationship.</p> <p><strong>Discussion</strong> - This research reveals the effects of LMX and provides practical suggestions to help employees express their opinions in the organization to enhance innovation performance. Based on the SET, this research helps to understand how certain LMX which encourage high-quality exchange relationships with the supervisors and foster employee voice behaviors, may nurture employee IWBs in the organizations.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1454 Stratejik Yönetim Perspektifinden Örgüt DNA’sının Yönetişime Etkisi 2021-06-29T17:35:39+00:00 Ela Oğan elaadiguzel@artvin.edu.tr Mehmet Ozan Cinel ozan.cinel@giresun.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de çeşitli üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin görüşleri doğrultusunda örgüt DNA’sının kurumsal yönetişime etkisinin ortaya çıkarılmasıdır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırma, ilişkisel tarama modelindedir. Türkiye’de çeşitli üniversitelerde görev yapan 200 akademisyenden anket yöntemiyle veriler elde edilmiştir. Akademisyenlerin, örgüt DNA’sı ve yönetişim ile ilgili görüşlerinin bazı değişkenlere göre karşılaştırılması için bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans (Anova) analizi uygulanmıştır. Anova analizinde, değişkenlerin hangi grup aralığında farklılaştığını ortaya çıkarmak amacıyla ise tamamlayıcı post-hoc analiz tekniği olan Tukey testine başvurulmuştur. Örgüt DNA’sı ve yönetişim arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olarak korelasyon analizi ve örgüt DNA’sının kurumsal yönetişime olan etkisini ortaya çıkarmak için ise regresyon analizi uygulanmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Akademisyenlerin, örgüt DNA’sı ve kurumsal yönetişim düzeyini orta olarak değerlendirdikleri görülmüştür. Akademisyenlerin yönetişim ile ilgili görüşleri cinsiyete göre farklılaşmazken; yaşa ve mesleki deneyime göre ise farklılaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra akademisyenlerin örgüt DNA’sı ile ilgili görüşlerinin ise cinsiyete ve yaşa göre farklılaşırken; DNA genel ortalamasının mesleki deneyimlerine göre farklılaşmadığı ancak DNA’nın alt boyutlarında farklılaştığı görülmüştür. Araştırmaya konu olan örgüt yapısının genellikle esnek örgüt DNA’sı profilinde olduğu; örgüt DNA’sı ile yönetişim arasında pozitif yönlü doğrusal bir ilişkinin olduğu ve örgüt DNA’sının kurumsal yönetişim alt boyutlarından öz düzenleme üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu ortaya çıkarılmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Örgüt DNA’sı ve yönetişim ilişkisi ile ilgili farklı bir çalışmaya rastlanmasa da ayrı olarak yapılan çalışmaların varlığından söz edilebilmektedir. Benzer çalışmalarda eğitim örgütlerinin esnek DNA profiline sahip olduğu; liderlik tarzlarının DNA’yı etkilediği; örgütün DNA’sının incelenmesi ve anlamlandırılması sayesinde daha başarılı örgütlenmelerin olabileceği ile ilgili çalışmaların mevcut olduğu görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında örgüt DNA’sının, üst yönetime farklı bir bakış açısı kazandırması, kurumsal kimliği ve bütünlüğü tamamlamayı sağlaması beklenmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1455 Covid 19 Pandemisi Gölgesinde Demografik Değişkenler ve Kariyerizm İlişkisi 2021-06-29T17:41:56+00:00 Burcu Üzüm burcugokay@gmail.com Leyla Şenol senolleyla4@gmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Bu araştırmada çalışma hayatının bir parçasını oluşturan kariyer kavramını olumsuz yönüyle ele alan kariyerizm konusuna odaklanılmıştır. Çalışanların demografik özelliklerinin covid-19 pandemisi kariyer ve kariyerizm algılarında farklılık yaratıp yaratmadığı araştırılmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli benimsenerek araştırmaya esas olan veriler anket formu ile toplanmıştır. Anket formunda kariyerizm ve covid-19 kariyer algısı ölçeği kullanılmıştır. Örneklemi, Kocaeli ili Başiskele, Kartepe ve İzmit ilçelerinde bir kuruma bağlı, Covid-19 pandemi süreci içerisinde ankete katılmaya gönüllü olan çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmada 493 katılımcıdan veri toplanmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Elde edilen verilere açıklayıcı faktör analizi, güvenirlik analizi, t-testi, manova analizleri uygulanmıştır. Analizlerin kabul edilebilirliği için kabul edilen anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, gelirin covid-19 kariyer algısında, medeni durumun kariyerizm eğiliminde ve covid-19 kariyer algısında farklılık yarattığı tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Covid-19 kariyer algısının kısa vadeli insan kaynakları planlamasına yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Çalışanların kişisel özellik profilinin çıkarılmasını sağlayan demografik değişkenlerin; kariyerizm ve covid-19 kariyer algısında farklılık yaratıp yaratmadığının belirlenmesinin insan kaynakları ve işletme yönetimine katkı sağlayacağı umulmaktadır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1456 Konaklama İşletmelerinde Akıllı Turizm Teknolojilerinin Kurumsal Kabulü 2021-06-29T17:51:29+00:00 Kurtuluş Karamustafa karamustafa@erciyes.edu.tr Mustafa Yılmaz mustafa.yilmaz@erciyes.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışmanın amacı, konaklama işletmelerinde akıllı turizm teknolojilerinin kurumsal kabulünü etkileyen faktörleri ortaya çıkararak çalışma alanıyla ilgili bilgi birikimine katkıda bulunmaktır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Nitel araştırma yöntemlerinden yapılandırılmış mülakat tekniğine uygun şekilde görüşme soruları belirlenmiş ve Mayıs-Haziran 2020 aylarında farklı türdeki turizm ürünü ile farklı profildeki turistlere hizmet sunan Antalya ve Kapadokya Bölgesini temsilen de Kayseri ve Nevşehir’de faaliyet gösteren dokuz ayrı konaklama işletmesi yöneticisi ile yüz-yüze görüşülerek ve e-posta yoluyla birincil veri toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde tümevarımcı içerik analizi kullanılmış olup, her bir görüşme sorusuna alınan cevaplar kullanılarak değerlendirmede bulunulmuştur.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Verilerin analizi sonucunda; algılanan fayda, uyumluluk, tepe yönetimin desteği, işletmenin büyüklüğü, teknolojik yeterlilik, müşteri ihtiyaçları ve rekabetçi baskı faktörlerinin konaklama işletmelerinde akıllı turizm teknolojilerinin kurumsal kabulünü olumlu yönde etkilediği, karmaşıklık faktörünün ise olumsuz yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yapılan görüşmeler sonucunda yasal düzenlemelerin de çevresel faktör olarak olumlu yönde etki oluşturduğu ortaya çıkmıştır. <p><strong>Tartışma</strong> – Turizm sektöründe yeni teknolojilerin kurumsal kabulüne yönelik literatürde çalışmalar bulunsa da (Wang ve Qualls, 2007; Fux ve Myrach, 2009; Ozturk vd., 2012; Leung vd., 2015; Nurhadi ve Purnomo, 2018) akıllı turizm teknolojilerinin kurumsal kabulüne yönelik çalışmalara rastlanmamaktadır. Araştırma sonucunda akıllı turizm teknolojilerini benimsemede olumlu etkisinin olduğu ileri sürülen uyumluluk faktörünü Ozturk vd. (2012), işletmenin büyüklüğü ve teknolojik yeterlilik faktörünü Wang vd. (2016), müşteri ihtiyaçları faktörünü Lin (2017) ve rekabetçi baskı faktörünü Yan Xin vd. (2014) destekleyen çalışmalar bulunmaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda akademiye, uygulayıcılara ve gelecek çalışmalara önerilerde bulunulmuştur.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1457 Sağlık Hizmetlerinde Yönetim Muhasebesi Alanında Bibliyometrik Bir Analiz 2021-06-29T17:54:30+00:00 Seyhan Çil Koçyiğit seyhan.cil@hbv.ed.tr Semra Altsoy semraksoy@hotmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Günümüzde hastaneler, sağlık hizmeti sunmalarıyla birlikte, işletmecilik faaliyetlerinin de gerçekleştiği yerler haline gelmiştir. Bu durum beraberinde yönetim muhasebesinin sağlık kurumlarında daha da mühim hale gelmesine sebebiyet vermiştir. Bu çalışmanın amacı sağlık hizmetlerinde yönetim muhasebesi ile ilgili bilimsel çalışmaların sayısal veri açısından incelenerek alanla ilgili bilimsel çalışmaların durumunun gözler önüne serilmesi ve eksiklerin belirlenerek önerilerde bulunulmasıdır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Çalışmada Web of Science veri tabanında 1975-2020 yılları arasında yayımlanan sağlık hizmetlerinde yönetim muhasebesi ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. Çalışmalar belirlenirken topic’te “health (sağlık) “management accounting (yönetim muhasebesi)”” ve “hospital (hastane) "management accounting (yönetim muhasebesi)"” ifadesi bulunan çalışmalar değerlendirme kapsamına alınmıştır. Bu bağlamda 152 adet çalışmaya ulaşılmıştır. Bu çalışmalardan 35 tanesinin topic’lerinde ortak kelimelerin olmasından dolayı iki grupta da yer aldığı görüldüğünden dolayı bu 35 çalışmaya tek grupta yer verilerek 117 çalışma analize dahil edilmiştir. Çalışma bibliyometrik analiz yöntemiyle yapılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Sağlık hizmetlerinde yönetim muhasebesi ile ilgili çalışmalar en çok “Yönetim” bilim dalında, en fazla “2015” yılında, en fazla “Makale” türünde, en fazla “Baran W”, “Colella Wg”, “Macinati Ms” ve “Pilli Sp” adlı yazarların çalışma yaptığı, en fazla çalışma yapılan ülkenin “ABD” olduğu ve en fazla “İngilizce” dilinde çalışma yapıldığı görülmüştür.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Ulaşılan bulgular sonucunda; sağlık hizmetlerinde ve hastanelerde yönetim muhasebesi ile ilgili çalışma sayılarının yetersiz olduğu görülmüş olup, bu nedenle ilgili alanda daha fazla akademik çalışma yapılması önerilmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1458 İçsel Pazarlama Anlayışının İş Tatminine Etkisi: Akademik Personel Üzerinde Bir Uygulama 2021-06-29T17:56:53+00:00 Ahmet Can ahmetcan@mu.edu.tr Ece Armağan earmagan@adu.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> - Bu çalışmanın amacı kamu üniversitelerinde içsel pazarlama faaliyetlerinin, iş görenlerin iş tatmini üzerindeki etkisini araştırmaktır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> - Bu araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu düzenlenmiştir. Anket formu, içsel pazarlama ve iş tatmini olmak üzere iki adet ölçek içermektedir. Bu araştırmanın evrenini Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi merkez kampüsünde görev yapan 1024 akademik personel oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler personelden anket tekniği ile toplanmış, toplanan veriler bilgisayar ortamına aktarılmıştır ve SPSS 22.0 paket programı ile verilerin analizi yapılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> - Yapılan analizler sonucunda içsel pazarlamanın iş tatmini üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> - Modern pazarlamanın bir parçası olan içsel pazarlama, örgütün iş görenlerini iç müşteri gibi görerek onlara en az dış müşteriler kadar önem verilmesi olarak ifade edilebilir. Bugün hala birçok işletmenin bu kavram hakkında bilgi sahibi olmadığı ve nasıl uygulanması gerektiği konusunda bilgi sahibi olmadığı ifade edilmektedir. Bunun sebebi olarak içsel pazarlama kavramı üzerine yapılan araştırmaların az ve yetersiz olması söylenebilir. Günümüzde değişen ve gelişen rekabet ortamında işletmelerin pazarlamadan farklı uygulamalara yönelmeleri söz konusu olabilmektedir. Bu farklı uygulamalardan bir tanesi de içsel pazarlamadır. Pazar koşullarının sürekli değiştiği bir ortamda işletmeler, rekabet edip hayatta kalabilmek için mevcut durumlarından çok daha güçlü olmak durumundadırlar. Bunun gerçekleştirilebilmesinin yollarından bir tanesi hiç şüphesiz içsel pazarlama uygulamasından yararlanmak (çalışanların iç müşteri olarak görülüp, istek, ihtiyaç ve taleplerinin tatmin edilmesi) olacaktır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1459 Tedarik Zinciri Risklerinin İşletme Performansına Etkisinde Tedarikçi İlişkilerinin Moderatör (Düzenleyici) Rolü 2021-06-29T18:17:26+00:00 Mert Özgüner mertozguner@gmail.com Mehmet Aytekin aytekin27@gmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Yoğun rekabet ortamının beraberinde getirdiği artan ağ faaliyetleri, yaşanan ekonomik gelişmeler, iş yaşamında ve pazar şartlarında ortaya çıkan değişim ile birlikte işletmeleri belirsizliğin ve risklerin arttığı bir ortama sürüklemektedir. Tedarik zincirlerinde ortaya çıkan bu riskler çoğu zaman işletmelerin performansları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Bu kapsamda tedarik zincirinde karşılaşılan risklerin işletmelerin performansları üzerinde oluşturacağı olumsuz etkileri en aza indirmenin yollarından birisinin tedarikçiler arasındaki ilişkileri geliştirmek olduğu düşüncesiyle gerçekleştirilen bu çalışmada işletmelerin karşılaşabileceği tedarik zinciri risklerinin işletme performansına etkisinde tedarikçi ilişkilerinin moderatör (düzenleyici) rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmada Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılarak tedarik zinciri risklerinin işletme performansına etkisinde tedarikçi ilişkilerinin moderatör (düzenleyici) rolü incelenmiştir. Bu maksatla hazırlanan anket formu TRC1 Bölgesi’nde bulunan Organize Sanayi Bölgeleri’nde faaliyetlerini sürdüren üretim işletmeleri üzerinde test edilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular tedarikçi ilişkilerinin tedarik zinciri risklerinin işletmelerin performansları üzerindeki olumsuz etkileri azalttığı sonucunu ortaya koymaktadır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Yüksek düzeyde tedarikçi ilişkilerinin, tedarik zinciri risklerinin işletme performansı üzerindeki olumsuz etkisini azalttığını söylemek mümkündür. Tedarikçiler arasında kurulacak kaliteli ve uzun süreli bir ilişkinin işletmelerin algıladığı risk ve belirsizlikleri azaltarak işletmelerin verimliliğini ve performansını artıracağını ifade etmek mümkündür.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1490 Daha Fazla Güç Talebi Ölçeği’nin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması 2021-06-29T19:42:22+00:00 Kenan Orçanlı kenanorcanli@gmail.com <p><strong>Amaç</strong> - Yapılan çalışmanın amacı, Warr, Cook ve Wall (1979) tarafından geliştirilen ve İngilizcesi “Higher Order Need Strength Scale” olan “Daha Fazla Güç Talebi Ölçeği” ni Türkçeye uyarlamak ve söz konusu ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> - Ölçeğin Türkçeye tercüme edilmesi ve uyarlanmasında Brislin (1970) tarafından önerilen yöntem, ölçeğin geçerliliğinin sağlanmasında uzman grubunun görüşlerinden yararlanarak ölçek kapsam geçerlik oranı ve indeksi istatistikleri, ölçeğin yapı geçerliğinin kontrol edilmesinde açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri, güvenirlik analizi ile ilgili Cronbach alfa katsayısı ile madde analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlerde ise on kişilik uzmandan elde edilen görüşlerden ve Ankara ve Mersin ili sınırlarında bulunan vakıf üniversitelerinde görevli 296 akademisyene uygulanması sonucunda elde edilen verilerden faydalanılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> - Çalışmanın sonunda; açıklayıcı faktör analizinden elde edilen sonuçlara göre KMO değerinin 0,853 ve ölçeğin tek boyutlu olduğu, faktör yüklerinin 0,379-0,849 arasında bulunduğu, toplam varyansın % 59,853’nün açıklandığı,; doğrulayıcı faktör analizinden elde edilen istatistiklere göre uyum iyiliği değerlerinin Ki-kare:54,774, RMSEA:0,026, CFI:0,95, SRMR:0,035, TLI:0,917 olduğu ve hepsinin referans değerleri arasında bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca güvenirlik analizinden elde edilen Cronbach’s alfa katsayısının değeri ise 0,834 olarak bulunmuştur.</p> <p><strong>Tartışma</strong> - Bulunan değerler ışığında, “Daha Fazla Güç Talebi Ölçeği” nin Türkiye’de sosyal bilimler alanında yapılacak çalışmalar için geçerli olduğu ve güvenilir bir şekilde kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1460 Otomotiv Sektöründe Müşterilerin Atfetme Eğilimlerinin Marka Güveni ve Müşteri Memnuniyeti Perspektifinden İncelenmesi 2021-06-29T18:19:33+00:00 Reyhan Bahar reyhanbahari@gmail.com Gülnil Aydın gaydin@bandirma.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> - Bu çalışmada, otomotiv sektöründe markaya duyulan güven ve satış sonrası hizmetlerden duyulan memnuniyet veya memnuniyetsizliğin tüketicilerin atfetme eğilimlerini nasıl etkilediğini ortaya koymak amaçlanmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong>- Çalışmanın amacı doğrultusunda yetkili servisler tarafından sunulan hizmetlere karşı duyulan memnuniyet ve memnuniyetsizlik durumlarına ilişkin iki model geliştirilmiştir. Çalışmada senaryo tekniğinden ve literatürde kullanılan ölçeklerden yararlanılmıştır. Örneklemi oluşturan 484 binek otomobil kullanıcısından anket formu aracılığıyla toplanan veriler SPSS sürüm 24 ve Lisrel sürüm 8.80 programları kullanılarak frekans analizi, keşfedici faktör analizi ve yol analizi ile incelenmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong>- Marka güveninin tüketicilerin sorumluluk atıflarını etkilediği ve sorumluluk atıflarının da marka güveni değişimlerini etkilediği bulgularına ulaşılmıştır. Yetkili servis hizmetlerinden duyduğu memnuniyeti durağan (sürekli) nedenlere atfeden tüketicilerin otomobil markalarına duydukları güvenin arttığı görülmüştür. Ayrıca, yetkili servislerde yaşanan hizmet hatalarından; yetkili servisi sorumlu tutan kişilerin prosedürel adalet beklentisinin, yetkili servis çalışanını sorumlu tutan kişilerin ise etkileşimsel adalet beklentisinin yüksek olduğu da çalışmanın önemli sonuçları arasındadır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> - Sonuçlara göre, marka güveninin tüketicinin memnuniyetini kime atfettiğini etkilediği ve tüketicinin memnuniyetini atfettiği tarafa olan güveninin arttığı görülmüştür. Ayrıca yetkili servis hizmetlerinden duyduğu güveni durağan faktörlere atfedenlerin otomobil markasına duydukları güvenin de arttığı görülmüştür. Bu kapsamda, otomobil markalarına ve yetkili servislere yönelik öneriler sunulmuştur.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1461 Entelektüel Sermayenin İşletmelerin Verimliliğine Etkilerine Yönelik Bir Araştırma 2021-06-29T18:21:54+00:00 Zekeriya Şahin zekeriyasahin1978@hotmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Bu araştırmanın amacı, entelektüel sermayenin işletmelerin verimliliğine etkilerini incelemektir. Dolayısıyla bu çalışmada; bireylerin demografik farklılıklarının (cinsiyet, yaş, medeni durum ve eğitim) entelektüel sermaye ve işletmelerin verimliliğine etkilerinin neler olabileceği? Uygulamalardaki olumlu yenlerin tespiti, karşılaşılan sorunların neler olduğu ve tespit edilen sorunlarla ilgili önlemlerin neler olabileceği? Konusunda oluşturulan bulgular ve öneriler ilgili tarafların bilgisine sunulmuştur.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden birisi olan ilişkisel tarama modeli esas alınmıştır. Verilerin elde edilmesi için demografik özellikleri ölçen sorularla “Entelektüel Sermaye Ölçeği” ve “İşletme Verimliliği Ölçeği” olmak üzere 2 adet ölçekten yararlanılmıştır. S.S. MASKO İstanbul Mobilya ve Ahşap Eşya İmalatçıları İşletme Kooperatifi İkitelli Organize Sanayi, Başakşehir’de faaliyetlerini sürdüren işletmelerin imalat ve satışta mağazasında çalışan 464 kişiye anket uygulanmıştır. Anket uygulamaları sonucunda katılımcılardan alınan cevaplarla ilgili verilerden yararlanılarak frekans, güvenilirlik, anova ve regresyon analizleri yapılmış ve belirlenen araştırma hipotezleri test edilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Yapılan regresyon analizi sonucunda elde edilen regresyon denklemi incelendiğinde, yapısal sermayenin puanı bir birim arttığı zaman eğitime bağlı verimlilik puanının 0,084 birim artacağı söylenebilir. Başka bir ifade ile yapısal sermaye eğitime bağlı verimliliği pozitif yönde %8,4 oranında etkilemektedir. Ayrıca, müşteri sermayesinin zaman yönetimi verimliliği algısını pozitif yönde %14,0 oranında etkilemekte yani müşteri sermayesinde yapılacak olan iyileştirmeler zaman yönetimi verimliliğini artırmaktadır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – İşletmelerin sahip oldukları insan sermayesini, motive etmesi, yenilikçi pek çok fikirler üretmelerini teşvik etmekte, rekabet başarısını artırmakta ve işletmelerin sürekliliğini sağlayabilmektedir. Bundan dolayı yenilikçi fikre sahip iş davranışları sürecinde işletme yöneticilerinin dikkat etmeleri gereken önemli konulardan biri de stratejik açıdan önemli olan çalışanların korunarak işletme verimliliğinin arıtmaları gerekmektedir. Entelektüel sermayenin işletmelerin verimliliğine etkilerine yönelik alan uygulamalı bilimsel çalışmaların yapılmasının önemli faydalar sağlayabileceği dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla bu araştırmanın analizleri sonucunda elde edilen verilerin analizi aracılığıyla; entelektüel sermayenin işletmelerin verimliliğine etkileri araştırılmış, mevcut sorunlar tespit edilmeye çalışılmış, olumlu uygulamaların artırılması ifade edilmiş, mümkün olduğu kadar yeni öneriler geliştirilmiş ve işletme verimliliğini attıracak uygulamalar önerilmiştir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1489 Meritokrasi ve Örgütsel Adalet İlişkisinin Kamu Çalışanları Açısından İncelenmesi 2021-06-29T19:40:53+00:00 Hanifi Sever drhanifisever@gmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Meritokrasi, hiç kimsenin köken, din, dil gibi doğuştan gelen ya da sonradan elde edilen kazanımlarına bakmaksızın eşitliği temel olan bir teoridir. Fırsat eşitliğinin olduğu, ayrımcılığın olmadığı ve herkesin yetenek ve becerilerine göre değerlendirildiği bir sistemdir. Örgütsel adalet ise, örgüt içerisinde kişinin kendisine ya da diğerlerine yönelik tutum ve davranışlardaki hakkaniyet ve adalete odaklanmaktadır. Bu çalışmada, meritokrasi ve örgütsel adalet arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu bağlamda, kamu çalışanlarının meritokrasi ve örgütsel adalet algılarının tespit edilmesi amaçlanmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Kamu kurum ve kuruluşunda çalışan 447 işgörene kolayda örnekleme yöntemi ile 3 aşamalı anket ve ölçek uygulanmıştır. Örneklem tasvir edilen evrenin %40’ını oluşturmaktadır. Araştırmaya katılanlara demografik durumun tespiti amacıyla anket, meritokrasi ve örgütsel adalet algılarının ölçülmesi için liyakat ilkesi tercihi ve örgütsel adalet ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizi için tanımlayıcı istatistik, tek yönlü ANOVA testi, korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Çalışmanın sonuçlarına göre, çalışanların meritokrasi algısı ortalamanın altında kalmıştır. Kamu çalışanlarının fırsat eşitliği ve liyakat ile ilgili algılarının düşük düzeyde olduğu ifade edilebilir. Buna karşın, örgütsel adalet algısı ortalamanın üzerinde hesaplanmıştır. Meritokrasi algısı yükseldikçe örgütsel adaletin de yükseldiği, elde edilen gelirin meritokrasi algısında farklılık oluşturduğu görülmüştür.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Kadın çalışanların, erkeklere nazaran örgüt içerisinde fırsat eşitliği ve karar vericilerin adaletli davranmadıklarına yönelik haklı eleştirileri göz ardı edilmemelidir. İş yerinde fırsat eşitliği, ödüllendirmede hakkaniyet, terfi imkanı, liyakat gibi kavramlara verilen önem, çalışanların adalet duygusuna da olumlu yönden katkı yapacaktır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1462 Müşterilerin Yaşam Tarzı ve Değerleri ile Gönüllü Sadelik ve Hizmet Kalitesi Algısının Müşteri Memnuniyeti ve Bağlılığına Etkisi 2021-06-29T18:23:21+00:00 Ümit Kara umitkara16@hotmail.com Necmiye Tülin İrge necmiyeirge@aydin.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu araştırmanın amacı, tüketicilerin yaşam tarzı ve değerleri ile gönüllü sadelik ve hizmet kalitesi algılarının memnuniyet ve bağlılıklarına etkilerini belirlemektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Bu çalışmada, örneklem İstanbul’da yaşayan ve hazır giyim alışverişi yapan 722 tüketiciden oluşmaktadır. Bağımlı değişken olarak müşteri memnuniyeti ve bağlılığı, bağımsız değişken olarak tüketicilerin yaşam tarzı ve değerleri ile gönüllü sadelik ve algılanan hizmet kalitesi ele alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, uygulanan Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) sonucunda, faktörler başarılı bir şekilde indirgenmiş, daha sonra yapı geçerliliği için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmış, uyum iyilikleri olumlu sonuç vermiş ve ölçüm modeline göre ilişkilerin belirlenmesi amaçlı Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) tahmin edilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – YEM sonucunda, yaşam tarzı ve değerleri, müşteri memnuniyeti ve müşteri bağlılığını istatistik anlamlı olumlu yönde (pozitif ilişki) etkilemektedir. Yaşam tarzı ve değerleri algısı 1 br. arttığında müşteri memnuniyet algısı 0.192 br. artmakta, müşteri bağlılığı ise, 0.491 br. artış göstermektedir. Yaşam tarzı ve değerleri algısı, katsayı büyüklüğüne bakıldığında müşteri bağlılığını daha fazla etkilemektedir. Gönüllü sadelik algısı, müşteri memnuniyeti ve müşteri bağlılığını istatistik anlamlı olumlu yönde (pozitif ilişki) etkilemektedir. Gönüllü sadelik algısı 1 br. arttığında müşteri memnuniyet algısı 0.763 br. artmakta, müşteri bağlılığı ise, 0.741 br. artış göstermektedir. Gönüllü sadelik algısı, katsayı büyüklüğüne göre, müşteri memnuniyetini daha fazla etkilemektedir. Hizmet kalitesi algısı, müşteri memnuniyeti ve müşteri bağlılığını istatistik anlamlı olumlu yönde (pozitif ilişki) etkilemektedir. Hizmet kalitesi algısı 1 br. arttığında müşteri memnuniyet algısı 0.653 br. artmakta, müşteri bağlılığı ise, 0.640 br. artış göstermektedir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Müşteri memnuniyeti ve bağlılığı üzerinde en yüksek etki gönüllü sadelik algısından gelmektedir. Daha sonra, hizmet kalitesi algısı ve en son yaşam tarzı ve değerleri algısı etkileyicidir. Literatürde, bu değişkenlere yönelik kısıtlı sayıda çalışmaya rastlanılmıştır. Farklı sektörler ve farklı örneklem için çalışma genişletilebilir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1463 Otantik Liderliğin Örgütsel Vatandaşlık ve Örgütsel Adanmışlık Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi: Trabzon Örneği 2021-06-29T18:25:41+00:00 Eren Erkılıç eren.erkilic@erdogan.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> - Bu araştırmanın amacı otel işletmeleri işgörenlerinin otantik liderlik algılarının pozitif örgütsel davranışlar arasında yer alan örgütsel vatandaşlık ve örgütsel adanmışlık davranışları üzerindeki etkisini incelemektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> - Çalışma kapsamında Trabzon’da faaliyet gösteren belediye belgeli otel işletmelerinde alan araştırması gerçekleştirilerek anket tekniği ile veri toplanmıştır. Anket formu, otantik liderlik, örgütsel vatandaşlık ve örgütsel adanmışlık olmak üzere üç adet ölçek ve demografik sorulardan oluşmaktadır. Araştırma örneklemi 303 işgörenden oluşmaktadır. Veriler üzerinde frekans dağılımı, T-testi, varyans analizi, faktör analizi, korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> - Korelasyon analizi sonucunda otantik liderlik, örgütsel vatandaşlık ve örgütsel adanmışlık arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda otantik liderlik algısının örgütsel vatandaşlık davranışı ve örgütsel adanmışlık davranışı sergilenmesinde olumlu etkisinin olduğu belirlenmiştir. Gerçekleştirilen T-testi ve varyans analizi sonucunda medeni durum ve yaş grupları ile örgütsel adanmışlık davranışı arasında, turizm eğitimi alma durumu ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> - Elde edilen bulgulara göre otantik liderlik, örgütsel vatandaşlık ve örgütsel adanmışlık arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bu bağlamda Trabzon’daki belediye belgeli otel işletmelerinde görev yapan işgörenlerin otantik liderlik algı düzeyleri yükseldikçe örgütsel vatandaşlık ve örgütsel adanmışlık davranışı sergileme düzeyleri de yükselmektedir. Nitekim bu araştırmada elde edilen sonuçlar literatürdeki farklı alanlarda gerçekleştirilen araştırmaların bulgularını destekler niteliktedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1464 Yıkıcı Yönetim Algısı: Demografik Değişkenlere Göre Bankacılık Sektöründe Bir Araştırma 2021-06-29T18:27:03+00:00 Seda Güğerçin sedagugercin@gmail.com Mustafa Fedai Çavuş mfcavus@osmaniye.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışmanın amacı; kaynak koruma teorisi, ilişki kesme teorisi ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği yaklaşımı çerçevesinde çalışanlarda yıkıcı yönetim algısının, demografik özelliklerine ve çalışılan bankanın sermaye yapısına göre farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilmesidir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Bu çalışmada Tepper (2000) tarafından geliştirilen yıkıcı yönetim ölçeği kullanılarak, Adana ilinde faaliyet gösteren kamu ve özel sermayeli banka çalışanlarından anket yöntemi ile 317 adet veri toplanmıştır. Araştırmada cinsiyet, tecrübe ve çalışılan bankanın sermaye yapısına göre yıkıcı yönetim algısında farklılık oluşup oluşmadığı bağımsız örneklem t-testi aracılığıyla, yaşa göre yıkıcı yönetim algısında farklılık oluşup oluşmadığı ise tek yönlü ANOVA analizi yapılarak incelenmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Yapılan analizler sonucunda banka çalışanlarının yıkıcı yönetim algılarının demografik değişkenlere ve çalışılan bankanın sermaye yapısına göre farklılık göstermediği, ayrıca çalışanların yıkıcı yönetim uygulamalarına nadiren maruz kaldıkları tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – İşletmeleri oldukça yüksek maliyetler ile karşı karşıya getiren yıkıcı yönetimin engellenmesi için işletmeler çeşitli politikalar uygulamakta ve çeşitli faaliyetler gerçekleştirmektedir. Bu çalışmanın sonuçlarından hareketle, işletmelerde uygulanan ya da uygulanması planlanan politikaların ve eğitim vb. faaliyetlerin; yaş, cinsiyet, tecrübe ve çalışılan bankanın sermaye yapısından bağımsız olarak tüm çalışanları kapsayıcı nitelikte olmasının yerinde olacağı düşünülmektedir. Bu yönden çalışmanın bulgularının, yıkıcı yönetimin kontrol edilmesine yönelik faaliyetlerin nasıl yürütüleceği açısından uygulayıcılara yol gösterici olması beklenmektedir. Yıkıcı yönetim kavramının sebepleri ve olası sonuçlarının en aza indirgenmesi için yıkıcı yönetimin örgüt kaynaklı, yönetici kaynaklı ve/veya çalışan kaynaklı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. İşletmelerin; şirket normlarının oluşturulmasında, yönetici işe alımlarında, yönetici eğitimlerinde, kurum içi iletişimlerinde yıkıcı yönetim kavramını ve olası risklerini göz önünde bulundurarak faaliyetlerini sürdürmeleri önerilmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1488 Demir-Çelik Sektörü Çalışanlarının Örgütsel Bağlılık Düzeylerinin İncelenmesi: Kardemir Örneği 2021-06-29T19:38:05+00:00 Volkan Temizkan vtemizkan@karabuk.edu.tr Kasım Yılmaz kasimyilmaz@karabuk.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> - Bu araştırmanın temel amacı demir çelik sektörü çalışanlarının ünite ve fabrika bazında örgütsel bağlılık nitelik ve seviyeleriyle çeşitli demografik özellikleri arasındaki ilişkileri belirlemek ve anlamaya çalışmaktır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> - Bu çalışmada kesin sonuç araştırmalarından tanımlayıcı kesitsel araştırma türü kullanılmıştır. 2019 yılında İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından Türkiye’nin 23’ncü en başarılı sanayi firması olarak ilan edilen Kardemir A.Ş.’nin toplamda 4.159 kişi olan çalışanları bu araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Fabrika’da düzenlenen hizmet içi eğitimine katılan çalışanlar ile kasti örnekleme yöntemiyle 250 kişiye yüz yüze anket uygulanmış ve 216 anket değerlendirmeye uygun görülmüştür. İşletmede değişik kademelerde çalışan personelin çalıştıkları ünite ve işletmeye yönelik örgütsel bağlılıklarının nitelik ve düzeyinin belirlenmesi için Allen ve Meyer (1990;18) tarafından geliştirilen “Örgütsel Bağlılık Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışanların örgütsel bağlılığının demografik özellikler ve birim türlerine göre farklılık gösterip göstermediği ‘t’ ve ‘ANOVA’ testleriyle, boyutlar arasındaki ilişkiler korelasyon analiziyle incelenmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> - Araştırma sonucunda, çalışanların demografik özelliklerinin bazılarıyla örgütsel bağlılık bileşenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Çalışanların işletme geneline yönelik örgütsel bağlılıkları üniteye duyulan bağlılıklarından daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca çalışanların duygusal bağlılık düzeylerinin diğer bileşenlere göre daha yüksek çıktığı görülmüştür.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – İşletmeler, çalışanlarının duygusal bağlılık düzeylerini daha da güçlendirmek için hem onların çalıştıkları birimleri daha çok sevip benimsemelerini sağlamalı, hem de işletme geneliyle ilgili kanaatlerini olumlu yönde geliştirmeye çalışmalıdırlar.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1487 Bir Tekstil İşletmesinde Yalın Altı Sigma İle Süreç İyileştirmeye Yönelik Bir Örnek Olay Çalışması 2021-06-29T19:35:23+00:00 Gülseren Çelebi Gürsoy gulseren.celebi96@gmail.com Mehmet Selami Yıldız selamiyildiz@duzce.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu araştırmanın temel amacı; yalın altı sigma metodolojisiyle tekstil sektöründe süreç iyileştirmeye yönelik israfların ve meydana gelen hataların tespit edilmesidir. Bunun yanı sıra; ÜretimAkış Zamanı, İşlem Zamanı, Birim Başına Hata Oranı ve Hazırlık Zamanı gibi değerlerde azalma olup olmadığını; İlk Zaman Verimi ile Genel Ekipman Etkinliği değerlerinde ise artma olup olmadığını belirlemektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Tekstil sektöründe uygulanan bu araştırmanın modeli yalın altı sigmanın tanımlama, ölçme, analiz, iyileştirme ve kontrol kriterleri çerçevesinde sunulmuştur. Araştırma verileri bizzat araştırmacıtarafından gözlem tekniği kullanılarak, 2019 Eylül ve 2020 Ağustos ayları arasında toplanmıştır. Araştırmada yalın üretim tekniklerinden; değer akış haritalama, toplam üretken bakım, 6S, tamzamanında üretim, kaizen, takt, standart iş, andon ve görsel yönetim teknikleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde ve yorumlanmasında minitab ve excel programları kullanılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Yalın altı sigmanın Tanımlama-Ölçme-Analiz-Faz Geliştirme-Kontrol döngüsünün başarılı birşekilde uygulanması ile işletme içerisinde bulunan birçok israf ve hatalı ürün azaltılmıştır. Bu bağlamdada Üretim Akış Zamanında %75,13, İşlem Zamanında %32,5, Hazırlık Zamanında %12,6, Birim BaşınaHata Oranında %41,2’lik bir azalmanın olduğu, İlk Zaman Veriminde %4,4 ve Genel Ekipman Etkinliğinde %32,4’lük bir artışın olduğu bulgusuna varılmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Sonuç olarak yalın üretim tekniklerinden tam zamanında üretim, kaizen, standart iş, 6S vetaktın uygulanması ile Üretim Akış Zamanı, İşlem Zamanı ve Hazırlık Zamanının azalması sağlanmıştır. Toplam üretken bakım, andon, görsel yönetim, iş gücü eğitimi, verimlilik yönetim cihazları ve kumaşkontrol makinasının sürece dahil edilmesi ile Birim Başına Hata Oranının azalması sağlanmıştır. Bubağlamda Birim Başına Hata Oranının azalması ise İlk Zaman Veriminin ve Genel Ekipman Etkinliğinin artmasına sebep olmuştur.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1486 Yeşil Dönüştürücü Liderlik, Yeşil İçsel Motivasyon ve Çalışanın Yeşil Davranışı: Ölçek Uyarlama ve İlişki Tespiti 2021-06-29T19:32:54+00:00 Gökhan Kerse gokhankerse@hotmail.com Şeref Maden serefmaden@kmu.edu.tr Evrim Tartan Selçuk evrimtartan@kmu.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışmanın amacı Türkçe uyarlamaları bulunmayan yeşil dönüştürücü liderlik, yeşil içsel motivasyon ve çalışanın yeşil davranışı (rol içi) ölçeklerini Türkçeye uyarlamaktır. Bunun yanında çalışmada yeşil dönüştürücü liderliğin doğrudan ve dolaylı olarak (yeşil içsel motivasyon vasıtasıyla) çalışanın rol-içi yeşil davranışına etkisi de belirlenmeye çalışılmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri için basit tesadüfiörnekleme yöntemi tercih edilmiş ve iki ayrı örnekleme anket iletilmiştir. Araştırmadaki birinci örneklem (n=143) otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin çalışanlarından; ikinci örneklemise (n=174) tekstil sektöründe faaliyetini sürdüren bir işletmenin çalışanlarından oluşmuştur. Araştırmaverileri SPSS, AMOS ve Process Macro aracılığıyla analiz edilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Yapılan analizler sonucunda ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilik kriterlerini sağladığı tespitedilmiştir. Bununla birlikte hipotez testlerine ilişkin analizlerde yeşil dönüştürücü liderliğin hemdoğrudan hem de yeşil içsel motivasyon üzerinden dolaylı olarak çalışanın yeşil davranışını pozitifyönde etkilediği saptanmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Araştırmada kullanılan ölçeklerin Türkiye’de yapılacak olan çalışmalarda kullanılabileceğibelirlenmiştir. Ayrıca çalışanların yeşil davranışlarının artırılmasında yeşil dönüştürücü liderliğin veyeşil içsel motivasyonun önemli değişkenler olduğu gözlenmiştir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1465 Borsa İstanbul’da İşlem Gören Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkların 2010-2020 Arası Borsa Performans Analizi 2021-06-29T18:29:10+00:00 Beyhan Hilal Yaslıdağ beyhanyaslidag@aydin.edu.tr Mehmet Düzen mehmetduzen@stu.aydin.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Şirketleri, ekonomik ve finansal krizlerin sıklıkla yaşandığı günümüzde gayrimenkul ve gayrimenkulle ilişkili sektörlerin maruz kaldığı likidite ve sürdürülebilir büyüme sorunlarına çözüm olarak ortaya çıkmışlardır. Bu şirketlerin borsa performansları ve bu performansları etkileyen faktörlerin analizi bireysel ve kurumsal yatırımcılar açısından bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu ihtiyaca bir nebze katkıda bulunmak amacıyla, BİST’te işlem gören GYO şirketlerin 2010.Ç1-2020.Ç1 dönemindeki likidite, mali yapı, faaliyet ve karlılık oranlarının borsa performans oranları üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla bu çalışma yapılmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong>– Bu çalışmanın örneklem seçimi Borsa İstanbul’da işlem gören Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı şirketlerinden oluşmaktadır. Bu şirketlere ait finansal rasyolar www.finnet.com veri bankasından satın alma yoluyla temin edilmiştir. Elde edilen rasyolar panel veri analiz yöntemlerinden olan STATA programı kullanılarak analize tabi tutulmuş ve çıkan sonuçlar raporlanmıştır.</p> <p><strong>Bulgular </strong>– Yapılan analizler sonucunda; regresyon çıktılarında ele alınan bağımsız değişkenlerin Piyasa Değeri / Defter Değeri (PD/DD) değişkenini yüzde 82,3 olarak açıkladığı tespit edilmiştir. Anlamlı çıkan değişkenlerden en etkileyicisi nakit döngüsü olmuştur. Nakit döngüsü 1 birim arttığında, PD/DD değişkeni yüzde 38 oranında artmıştır. Daha sonra sırasıyla net kar büyüme oranı yüzde 27, net kar marjı oranı yüzde 20 ve faaliyet kar oranı yüzde 19 oranında artış göstermişlerdir. Diğer taraftan, Mali Borçlar/Toplam Borç oranı 1 birim arttığında PD/DD oranı yüzde 9 ve Borç/Özkaynak oranı ise yüzde 5 oranında azalış göstermiştir (negatif yönde azaltıcı ilişki).</p> <p><strong>Tartışma</strong> - Finansal oranlar, BİST’te işlem gören GYO’ların PD/DD oranı üzerinde büyük oranda etkili olmaktadırlar. Özellikle, nakit döngüsü, net kar büyüme, net kar marjı, faaliyet karı büyüme, faaliyet kar marjı, özkaynak büyüme ve likidite oranları PD/DD oranı üzerinde artış sağlarken, mali borçlar/toplam borç ve borç/özkaynak oranları ise azalış göstermektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1466 Makroekonomik ve Kurumsal Faktörlerin Kredi Genişlemesine Etkisi: Dünya Ekonomisi İçin Güncel Bir İnceleme 2021-06-29T18:31:46+00:00 Avni Önder Hanedar onderhanedar@sakarya.edu.tr Elmas Yaldız Hanedar elmasy@subu.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışmanın amacı dünya genelinde yurt içi kredi miktarlarındaki artışın makroekonomik faktörler ve finansal kurumsallaşma seviyeleri ile ilişkisini ortaya koymaktır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Bu çalışmada Dünya Bankası’nın sağlamış olduğu finansal gelişmişlik veri tabanından elde edilen, tüm dünya ülkeleri için 2001-2019 yıllarını kapsayan bir veri seti kullanılmıştır. Sabit etkiler içeren panel veri regresyonlarında bağımlı değişken özel kesime dağıtılan yurt içi kredilerin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı iken; bağımsız değişkenler para arzı, döviz kuru, faiz oranı, fiyat endeksi gibi makro ekonomik faktörlerdir. Finansal kurumsallaşma seviyelerini temsilen iki endeks kullanılmıştır. Endekslerden ilki finansal piyasalarda kanunların borç alan ve veren tarafların ne derece güvence altına aldıklarını göstermekte iken diğer endeks borçlulara ilişkin bilgilerin kredi sicil kurumlarının sağladığı borçlu bilgilerinin etkinliğini göstermektedir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Genişletici para politikaları sayesinde yurt içi kredi miktarlarının da artacağına ilişkin güçlü bulgulara rastlanmıştır. Diğer taraftan tüketici fiyat endeksinde gözlemlenen artışların yurt içi kredi miktarlarını azaltacağına dair bulgular ortaya konmuştur. Finansal kurumsallaşma seviyelerinin yurt içi kredi miktarlarını etkilediğine dair ise herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Kredi miktarlarında meydana gelen artışın olumlu ve olumsuz ekonomik sonuçları üzerine tartışmalar devam ederken dağıtılan kredilerdeki artışın nedenlerini ortaya koyan çalışmaların da önemi artmaktadır. Bu çalışma çoğunlukla makroekonomik faktörlerin önemine yer veren literatüre ülkeler arası finansal kurumsallaşma farklılıklarını da dikkate alarak katkı sağlamaktadır. Çalışmada uygulanan ekonometrik analizler, tüketici fiyat endeksi ve yurt içi krediler arasındaki negatif ilişki ile para arzı ve yurt içi krediler arasındaki pozitif ilişki ortaya koymaktadır. Bu ters yönlü etkiler birlikte değerlendirildiğinde politika yapıcıların dikkatli olmaları gerektiğini ortaya koymaktadır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1467 Bireysel Banka Müşterilerinin Demografik Özellikleri ile Kredi Kartına Yönelik Tutumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi 2021-06-29T18:33:42+00:00 Zekeriya Gül zgul4606@gmail.com Orhan İşcan oiscan@gelisim.edu.tr Hande Ayhan Gökcek hayhan@gelisim.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bankacılık sektörü, müşterilerin demografik özelliklerine göre kredi kartı tutumları açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Rekabetin yoğun olduğu bir dönemde bankaların, müşterilerinin tercihlerinde doğru tespitlerinin yapılması için gerekli araştırma yapması açısından kredi kartı tutumlarının incelenmesi önemlidir. Bu araştırmanın amacı, katılım şubelerindeki bireysel banka müşterilerinin demografik özellikleri ile kredi kartına yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Ankara ilindeki katılım banka şubesinde gerekli çalışmalar yapılmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmanın amacına uygun olarak belirlenmiş olan 2020 yılı birinci ve ikinci dönem ilk altı aydaki kredi kartı kullanan 193 bireysel banka müşterisinin vermiş olduğu cevaplar doğrultusunda inceleme yapılmıştır. G*Power Version 3.1.9.6 programı kullanılarak Ankara ilinde yer alan katılım banka şubelerindeki bireysel banka müşterilerinden kredi kartı kullanan kişiler arasından evreni oluşturan 111782 bireysel banka müşterisi içerisinden örneklemin gücüne göre sayısı belirlenmiştir. Kolayda örnekleme yöntemi ile anket uygulaması yapılmıştır. Analizler SPSS istatistik programı ile yapılmıştır. Frekans analizi, t-test ve ANOVA analizleri ile sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında Kuşçuoğlu (2018) tarafından oluşturulan tutum ölçeğindeki ifadelerden yararlanılmıştır. Çalışma, tarama modeli niteliğini taşımaktadır. Çalışmada tarama yöntemi, değişkenler arasında olan ilişkilerin ortaya çıkması ayrıca çıkan sonuçların da doğru tahmin edilmesinde oldukça önem taşımıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Müşterilerin cinsiyet ve eğitim düzeyi ile kredi kartı tutumları ölçeklerinden elde edilen puanlar arasında anlamlı farklılıkların olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bireysel banka müşterilerinin medeni durumlarına, kredi kartı türüne, ödeme aracı olarak önceliğine, yaşlarına, mesleklerine, aylık bireysel ve hane halkı gelirine, yapılan harcama miktarına, kredi kartı sayısına ve ödeme şekline göre kredi kartı tutumları arasında her bir değişken açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Özkan (2015)’ın araştırmasında bireysel banka müşterilerinin cinsiyetleri kredi kartı kullanım tercihlerini etkileyen faktörleri etkilememektedir. Bu araştırmada cinsiyet arası farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca Özkan’ın yaptığı çalışmada bekâr müşterilerin demografik özelliklerine bağlı olarak kredi kartı kullanım tutumunun daha çok etkilendiği sonucuna ulaşılmış fakat bu çalışmada bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1468 Tüketicilerin İndirim Mağazalarına Karşı Tutumlarına Yönelik Bir Yapısal Model Önerisi 2021-06-29T18:35:51+00:00 Tamer Baran tbaran@pau.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> - Bu çalışmanın nihai amacı, indirim mağazalarının uyguladığı fiyatlandırma stratejisinin bu mağazaların ürünlerine karşı algılanan risk ve kaliteye etkisi bağlamında, tüketicilerin indirim mağazalarına karşı tutumlarına yönelik bir model oluşturmak ve modeli test etmektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Çalışmada önceki çalışmaların bulgularından faydalanılarak oluşturulmuş yapısal model test edilmiştir. Modelde indirim mağazalarının fiyatlandırma stratejisinin tüketicilerin indirim mağazalarının ürünlerine karşı algıladıkları risk ve kaliteye etkisi test edilmiştir. Bununla birlikte algılanan tüketicilerin risk ve kalite algılarının modelin bağımlı değişkeni olan indirim mağazalarına karşı tutumlarına etkisi test edilmiştir. Çalışmanın verileri kolayda örnekleme yöntemiyle 247 kişiden anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Anket formu Zielke’nin (2006) 3 ifadeli fiyat ölçeği, Laroche vd’nin 4 ifadeli algılanan risk ölçeği, (2005), Grewal vd’nin (1998) 3 ifadeli algılanan kalite ölçeği ve Mathwick ve Rigdon’ın (2004) 4 ifadeli tutum ölçeğinden oluşturulmuştur. İfadeler 5 cevap alternatifli Likert ölçeği şeklinde cevaplayıcılara sunulmuştur. Çalışmada betimleyici analizlerin yanı sıra korelasyon analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Analizler SPSS ve AMOS analiz programları ile gerçekleştirilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> - Çalışmanın bulguları, indirim mağazalarının fiyatlandırma stratejisinin tüketicilerin kalite algılarını etkilediğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, bulgular tüketicilerin indirim mağazalarının ürünlerine karşı algıladıkları kalitenin risk algılarını etkilediğini göstermektedir. Dahası, tüketicilerin indirim mağazalarının ürünlerine karşı algıladıkları risk, bu mağazalara karşı tutumlarını etkilediğini gösteren bulgulara ulaşılmıştır. Bunların yanı sıra yol analizi sonuçları çalışmanın teorik modelinin indirim mağazaları için uygun bir model olduğunu ortaya koymaktadır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Bulgular, indirim mağazalarının fiyatlarının maliyet temelli olması dolayısıyla düşük olduğu ve düşük kaliteli ürün sunduğu düşüncesinin bir yanılgı olduğu iddialarının aksine tüketicilerin fiyatı kalitenin bir göstergesi olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Bunun yanı sıra, önceki bazı çalışmaların da ortaya koyduğu üzere tüketicilerin kalite algıları risk algılarını etkilemekte ve kalite algısı yükseldikçe tüketicilerin risk algıları düşmektedir. Dahası, tüketicilerin indirim mağazalarının ürünlerine karşı algıladıkları risk, bu mağazalara karşı tutumlarını etkilemekte ve risk algısı düştükçe indirim mağazalarına karşı tüketiciler daha olumlu bit tutum sergilemektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1469 İş Becerikliliği, Duygusal Bağlılık ve Örgüt Temelli Öz Saygının Lider-Üye Etkileşimi Kapsamında İncelenmesi 2021-06-29T18:37:22+00:00 Osman Yalap osman.yalap@artvin.edu.tr Fatih Sobacı fatih.sobaci@gop.edu.tr Elif Baygın elif008@windowslive.com Hande Ünüvar hande_unuvar@hotmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Bu araştırmanın temel amacı, liderlik ile çalışanların iş becerikliliği ve duygusal bağlılıkları arasında herhangi bir ilişkinin olup olmadığını ortaya koymak, ayrıca örgüt temelli öz saygının liderlik algısı ile söz konusu değişkenler arasında aracı rolünün olup olmadığını tespit etmektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Tokat iline bağlı bir kamu kurumunda toplam 205 çalışanından anket yöntemi ile toplanan veriler, Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) ile yol analizine tabi tutulmuştur.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Analiz sonuçları lider-üye etkileşiminin iş becerikliliği, örgüt temelli öz saygı ve duygusal bağlılığı; ayrıca örgüt temelli öz saygının duygusal bağlılık ve iş becerikliliğini pozitif yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Araştırmada ulaşılan özgün sonuç ise örgüt temelli öz saygının, lider-üye etkileşiminin iş becerikliliği üzerindeki etkisinde tam aracı, duygusal bağlılık üzerindeki etkisinde ise kısmi aracı rol oynadığını ortaya koymaktadır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Bu sonuçlar ışığında daha etkili bir liderlik açısından örgüt temelli öz saygıyı artırıcı uygulamaların sergilenmesi, bu kapsamda çalışanın kendini yeterli ve ihtiyaçları giderilmiş hissetmesi, ayrıca kendine güvenmesi ve inanması için çeşitli aksiyonlar alınması önerilebilir. Bu kapsamda yöneticilere önerilebilecek bazı yöntemler; pozitif geribildirimlerle çalışanı desteklemek, iş dizaynında çalışanın öz saygısını güçlendirici faktörleri göz önünde bulundurmak, çalışana işinde başarıyı kişiselleştirebileceği özerk alanlar açmak ya da çalışanı başarılı kişilerle birlikte koordineli çalıştırarak kişisel başarıya ulaşmasını kolaylaştırıp yeni başarılar üzerinden öz saygı artışının yolunu açmak şeklinde sıralanabilir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1470 İmalat İşletmelerinde Maliyet ve Performans Planlamasına İlişkin Bir Uygulama 2021-06-29T18:47:04+00:00 Osman Yılmazcan osman.yilmazcan@gedik.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Endüstriyel üretim işletmelerinde , “yüksek performans, minimum maliyet ve iş barışı korunarak” imalatın yapılmasını sağlayacak optimal bir çözüm modeli bu çalışmanın amacıdır. Bu optimal çözüm modeli önerisi ile işletmelerin ana finansal hedefi olan şirket değerinin maksimizasyonu veya ortakların çıkarının maksimize edilmesinin ön koşullarından önemli bir bölümü sağlanmış olacaktır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Uygulamalı araştırmalar kapsamında yapılan bu çalışmada, çalışma evreni olarak üretim işletmeleri, örneklem olarak çok bölümlü (departmanlı) imalat işletmeleri esas alınmaktadır. Çalışmada açıklanan model, özellikle çok sayıda imalat ve hizmet departmanlarıyla, parça imalatı, montaj ve mühendislik çalışmalarının yapıldığı endüstriyel işletmelere uygundur. Bu çalışmada, modelin bir bölümü ele alınmaktadır. Üretim departmanının işgücü kapasitesini belirlemeye yönelik metodolojik yaklaşım açıklanmaktadır. Değişkenler arasındaki bağıntısal ilişki ve işçilik maliyetlerine yansıması, bu kapsamda yapılacak diğer çalışmalar arasındadır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Modelin ilk bulguları, birim çalışanları için çalışma takvimi ile belirlenen aylık ve yıllık brüt ve net çalışma saatleridir. Üretim biriminde görev yapacak işçilerin standart performansları ikinci bulgu olarak belirlenmektedir. Bu iki bilgi ile üretim bütçesi hedeflerinin ilişkilendirilmesi sonucu, üretim biriminin direkt ve endirekt işçilik saatlerinin belirlenmesi, üretim birimi toplam işçi sayısının belirlenmesi ve bunun optimize edilmesine ilişkin hesaplamalar modelin diğer bulgularındandır. Üretim birimi için toplam işçilik kapasitesi ile toplam işçilik saatleri arasındaki aylık işçilik kapasite açığının fazla mesai yoluyla çözümü diğer bir ana bulgu olarak ortaya konmaktadır. Tartışma – Model, büyük imalat işletmelerinde, üretim bütçesi aylık hedef farklılıklarının yaratacağı işçi çıkarılması ve alınması döngüsünün yol açacağı insancıl olmayan ve iş barışını tehdit eden nedenleri ve maliyetlerini engellemektedir. İşletmenin üretim faaliyetlerinin; iş barışı, yasal ve etik değerler korunarak, nasıl minimum maliyetle ve yüksek performansla gerçekleştirilebilir olabileceğinin metodolojisi modelle ortaya konmaktadır. Model, ayrıca bir maliyet muhasebesi uygulaması ve bütçeleme tekniği olarak da analitik bir yapıdadır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1471 Akıllı Telefon Bağımlılığının Çalışanların İş Tatminleri Üzerine Etkisi 2021-06-29T18:52:43+00:00 Mahmut Özdemir mahmudozdemir@hotmail.com Nurcan Çetiner nurcancetiner@kmu.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Teknoloji ile iletişim araçlarında yaşanan değişimler insan yaşamında birçok kolaylığı beraberinde getirmekte olup, bu gelişmeler iletişim aracı olarak kullandığımız telefon teknolojisinde de ilerlemelere yardımcı olmuştur. Bu araştırmada çalışanların, akıllı telefon bağımlılık düzeylerinin, iş tatminleri üzerine etkisi incelenmiş olup, çalışanların demografik özelliklerine göre akıllı telefon bağımlılık düzeylerinin ve iş tatmin düzeylerinin değişiklik gösterip göstermediği incelenmiştir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> - Görgül bir çalışma olan araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılabilen Türkiye’de özel sektör ve kamu sektöründe faaliyet gösteren kurumlarda çalışan, 18 yaş üstü 483 çalışandan elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Google form aracılığıyla oluşturulan demografik bilgi formu, iş tatmini ölçeği ve akıllı telefon bağımlılığı ölçeğinden oluşan anket kullanılmıştır. Veriler üzerinde normallik analizi, geçerlilik ve güvenirlik testleri, keşfedici faktör analizi, betimleyici istatistikler, korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Analiz sonucunda çalışanların akıllı telefon bağımlılık düzeyleri ile iş tatmin düzeyleri arasında ilişkinin anlamlı, orta düzeyde ve olumlu olduğu, yüksek düzeyde akıllı telefon bağımlılık düzeyine sahip katılımcıların iş tatmin düzeylerinin yüksek olduğu, çalışanların demografik özelliklerinin her iki değişken üzerinde de etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Gelecekteki çalışmalar ile örnek genişletilerek ve farklı sektörlerde konunun incelenmesi, analiz sonucu elde edilen verilerin genellenebilmesi ve literatüre katkıda bulunması açısından fayda sağlayabilecektir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1472 Raporlama Sisteminde Yükselen Trend Entegre Raporlama: Çimento ve Bankacılık Sektöründe Bir Araştırma 2021-06-29T18:54:45+00:00 Burçak Kızıltan bkiziltan@baskent.edu.tr Deniz Umut Doğan duerhan@baskent.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Çalışmada, sosyal, çevresel ve ekonomik bilgilerin tümünü tek bir raporda toparlayan entegre raporun, işletmelere finansal açıdan değer katıp katmayacağına cevap aranmış ve tespit edilecek etkilerin işletmelerin hem kendi performanslarında hem de sektörel bazda irdelenmesi amaçlanmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmanın evrenini BİST endeksinde yer alan 475 işletme oluşturmuştur. Bu işletmelerden son üç yıl üst üste entegre rapor yayımlayan ikisi çimento ikisi bankacılık sektörü olmak üzere dört işletme araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu sektörlerin öncülüğünde işletmelerin ülke menşeilerine göre farklarını araştırmak için yurtdışından yine aynı sektörlerde faaliyet gösteren ve son üç yıldır entegre rapor hazırlayan ikişer işletme seçilerek işletmelerin son üç yıllık entegre raporlarından alınan finansal tabloları ile entegre rapor uygulamasına başlamadan önceki üç yıllık finansal tablolarına oran analizi yöntemi uygulanmış ve gerçekleşen oranlar arasındaki farklar araştırılmıştır. Aynı zamanda, yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak, entegre raporlama ve önceki döneme ait finansal raporların kârlılık üzerindeki etkileri araştırılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Çimento sektörünün analiz sonuçlarına göre; Türk işletmeleri her iki raporlama döneminde yabancı işletmelerden daha başarılı sonuçlara sahipken işletmeler menşeileri fark etmeksizin entegre rapor yayımlamadığı dönemlerde daha başarılı finansal sonuçlar elde etmişlerdir. Bankacılık sektöründe ise Türk bankaları finansal yapı oranlarında başarılı iken yabancı menşe ili bankalar kârlılık oranları analizlerinin sonuçlarında daha başarılı olmuştur. Bütün işletmelerde entegre rapor yayımladıkları dönemde hisse başı kârlarının arttığı sonucuna varılmış ve bankacılık sektöründe entegre rapor dönemlerinde finansman oranının sermaye yeterlilik oranı üzerinde anlamlı etkisinin olduğu belirlenmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Araştırma sonucuna göre, entegre raporun işletmelerin finansal verileri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı finansal göstergelerin makroekonomik değişkenler, zaman, sosyal ve çevresel etkiler ile birlikte değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1473 Banka, Kredi, Sigorta ve Risk Kavramlarına İlişkin Bankacılık ve Sigortacılık Öğrencilerinin Metaforik Algılarının Değerlendirilmesi (Sakarya İli Örneği) 2021-06-29T18:56:33+00:00 Erdinç Cesur ecesur@subu.edu.tr Tuncay Yılmaz tyilmaz@sakarya.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışmanın temel amacı, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Bankacılık ve Sigortacılık programında öğrenim gören ve bu programdan mezun olmuş olan öğrencilerin “banka, kredi, sigorta ve risk” kavramlarına yönelik sahip oldukları algıları metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarmaktır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) modeli kullanılmıştır. Araştırma, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Bankacılık ve Sigortacılık programında halen öğrenci olan ve daha önce bu programdan mezun olan kişilerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya 178'i kadın 85'i erkek olmak üzere toplam 263 öğrenci katılmıştır. Elde edilen veriler, içerik ve betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Araştırma sonucunda araştırmaya katılan öğrenciler tarafından “banka” kavramına yönelik 127, “kredi” kavramına yönelik 132, “risk” kavramına yönelik 112, “sigorta” kavramına yönelik 74 farklı metafor tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ortaya çıkan metaforlar kategorilere ayrılmış ve değerlendirilmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Banka kavramı için “tefeci”, kredi kavramı için “ihtiyaç”, risk kavramı için “hayat” ve sigorta kavramı için “güvence” en fazla tekrar edilen metaforlar olarak belirlenmiştir. Risk ve Sigorta kavramlarına ilişkin katılımcıların üretmiş oldukları metaforlar olumlu olarak değerlendirilebilir. Diğer yandan ise katılımcıların %15,6’sı bankanın insanları sömüren bir sistem olduğuna atfen metaforlar kullanmıştır. Kredinin sıkıntı kaynağı ve borç batağı olarak toplamda %47,5 oranında olumsuz olarak değerlendirilmiş olması dikkat çekici olarak görülmektedir. Bu açıdan bakıldığından katılımcıların bir kısmının neden ve hangi gerekçelerle bankaları, insanları sömüren bir sistem olarak gördükleri ve kredinin de sıkıntı kaynağı olarak görülmesinin ayrı bir çalışmada ele alınmasının yararlı olabileceği düşünülmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1474 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Covid-19 Salgınında Sergilediği Dijital Liderliğin Analitik Hiyerarşi Süreciyle İncelenmesi (Twitter Vaka Çalışması) 2021-06-29T18:58:21+00:00 Sefer Aydoğan saydogan@hho.msu.edu.tr Fatma Kutlu kgundugdu@hho.msu.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Twitter paylaşımları ile etkileşim halinde olduğu takipçilerinin davranışlarına yön vermek için sergilediği dijital liderliğin önem derecelerini beğeni, yorum ve retweet unsurlarını gözeterek ortaya koymaktır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Bu çalışmada Fahrettin Koca'nın paylaştığı 1182 tweet ve bu tweetlere ait beğeni, yorum ve retweet sayılarından bir veri tabanı oluşturulmuştur. Çalışmada içerik analizi ve sezgisel bulanık analitik hiyerarşi süreci bu veri tabanına entegre bir biçimde uygulanmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Fahrettin Koca’nın salgın ile mücadelede sergilediği liderlik boyutları ile ilişkilendirilen tweetlerin beğeni, yorum ve retweet sayıları gözetildiğinde en önemli liderlik boyutu vizyon liderlik boyutudur. Bunu sırasıyla amaç, eğitim, öykünme ve eylem boyutu izlemektedir. Fahrettin Koca’nın Twitter paylaşımlarına ilişkin retweetlerin önem derecesi beğeni ve yoruma göre daha fazladır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Fahrettin Koca, salgınla mücadeleye ilişkin Twitter üzerinden sergilediği liderlikte takipçileri tarafından sağlıklı bir gelecek örüntüsü edinilmesine önem vermektedir. Toplum sağlığının elde edilmesine katkı sağlamak maksadıyla takipçiler ile etkileşiminde retweet önem arz etmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1485 Yıldız Gücü (Star Power): Yıldız Sporcular Y Kuşağı Tüketicilerinin Tüketim Kararlarını Etkiler Mi? 2021-06-29T19:29:44+00:00 Handan Özdemir h_ozdemir@cankaya.edu.tr Elif Akagün Ergin elifrutgers@yahoo.com Mustafa Serhat Avcı serhatavci13@hotmail.com <p><strong>Amaç</strong> – Bu araştırmanın amacı, “yıldız gücü faktörleri” olarak bilinen; profesyonel güvenilirlik, sempatik kişilik, atletik uzmanlık, sosyal çekicilik ve karakteristik tarz faktörlerinin Y kuşağı tüketicilerin genel ve spesifik tüketimleri üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve yıldız gücü etkisinin cinsiyet ve yaş demografik değişkenleri ile ilişkilerini incelemektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Nicel araştırma yönteminin tercih edildiği bu araştırmada, Braunstein ve Zhang’ın (2005) atletik yıldız gücü üzerine yaptıkları çalışmada geliştirdikleri Athletic Star Power (SASP) ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Y kuşağı 450 katılımcıdan anket yöntemi ile toplanan veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak tasnif edilmiş, araştırmanın hipotezleri, çoklu doğrusal regresyon analizi, bağımsız örneklemler için T- testi ve ANOVA analizi yöntemleri ile test edilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Araştırma sonucunda, Y kuşağı tüketicilerin tüketim kararlarında yıldız gücü faktörlerinden etkilendikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, yıldız gücü etkisinin kadın ve erkek bireyler üzerinde anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüş ve erkek tüketicilerin kadın tüketicilere göre atletik yıldız gücünden daha fazla etkilendikleri belirlenmiştir. Buna ek olarak, atletik yıldız gücü etkisinin katılımcıların yaşlarına göre farklılaşmadığı sonucuna da varılmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Ünlü sporcuların reklamlarda kullanılması üzerine yapılan çalışmalar, ağırlıklı olarak reklam yöneticilerinin görüşlerine odaklanmış, tüketicilerin bakış açılarının önemini göz ardı etmiştir. Buna ek olarak, çeşitli çalışmalarda ise, ünlü sporcuların tüketiciler üzerindeki etkilerine dair bileşenlerin birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bu noktadan hareketle bu araştırmada, yıldız gücü etkisinin tüketici açısından ele alınması hedeflenmiş ve yıldız gücü faktörleri olarak kabul edilen tüm faktörlerin, dünyanın en büyük ikinci tüketici topluluğu olarak kabul edilen Y kuşağı tüketicilerin tüketim kararları üzerindeki olası etkileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, markaların ve firmaların dünya nüfusunun yaklaşık %27’sini oluşturan ve Türkiye’de ise halen 18 milyonun üzerinde tüketiciyi kapsayan Y kuşağının, yıldız sporculardan ne derece etkilendiklerini görmeleri ve “yıldız gücü” etkisinden faydalanabilmeleri oldukça önemlidir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1475 An Investigation of the Effect of Moral Maturity on Consumer Ethics 2021-06-29T19:00:22+00:00 Sinem Sargın ssargin@nny.edu.tr Leyla Leblebici Koçer leyla@erciyes.edu.tr <p><strong>Purpose</strong> – The purpose of this research is to examine the impact of consumers’ levels of moral maturity on their unethical behavior.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – The research model of this study examines the effect of moral maturity on consumer ethics dimensions (“actively benefiting from an illegal situation” and “benefiting from actions perceived as harmless”). The universe of this descriptive research consists of consumers living in Turkey. The online survey method was applied to 457 consumers selected by convenience sampling method. While creating the questionnaire, moral maturity statements were prepared by using the scales developed by Şengün and Kaya (2007), and the consumer ethics statements were prepared by the help of the scale developed by Muncy and Vitell (1992). The results have been analyzed with SPSS and AMOS statistics programs. Frequency analysis, reliability analysis, explanatory factor analysis, confirmatory factor analysis and structural equation model analyses have been used.</p> <p><strong>Findings</strong> – The findings suggest that the level of moral maturity has a significant and negative effect on both unethical consumer behavior dimensions: “actively benefiting from an illegal situation” and “benefiting from actions perceived as harmless”.</p> <p><strong>Discussion</strong> – Moral maturity refers to the assimilation of moral principles, the evaluation of moral rules by the conscience, and the realization of actions in this direction. People who have reached the level of moral maturity are expected to display ethical behaviors in the society in daily life. According to the findings of the research, as the moral maturity of the individual increases, the possibility of exhibiting unethical behavior decreases; as the moral maturity decreases, the possibility of unethical behavior increases. The results obtained show how effective the concept of morality on ethical consumer behavior is. Marketing managers should consider the moral maturity of consumers in order to understand their unethical behaviors. In this direction, activities (such as training, seminars, public spots, education for children) can be carried out to increase the level of moral maturity of consumers. Besides this, marketing managers can prevent unethical consumer behaviors by applying different marketing strategies (in the conclusion section, the recommendations are mentioned in detail) to consumers with low/high moral maturity level.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1476 Türk Gıda Sektöründe Marka Mirası Kavramı: İşletmeler Açısından Önemi 2021-06-29T19:03:02+00:00 Hilal Doğruöz Özer c1676603@student.cankaya.edu.tr Elif Akagün Ergin akagün@cankaya.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Marka mirası, marka araştırmalarında gelecekteki önceliklerden biri olarak kabul edilmektedir. Mirası olan markalar, ürünlerinin temel değerlerinin ve performansının güvenilir olduğunun kanıtı olarak, uzun ömürlülük ve sürdürülebilirlik sahibidir. Gıda sektörüne odaklanan bu makalede, marka mirasının oluşturulması ve sürekliliğinin sağlanması konusunda işletmelerin önem verdikleri faktörlerin ve izledikleri yöntemlerin araştırılması amaçlanmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Çalışma, nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması (örnek olay) ile yürütülmüştür. Gıda sektöründe marka mirasına sahip işletmelerin temsilcileri ile derinlemesine görüşmeler yapılarak marka mirasını oluşturma ve sürdürülebilirliğini sağlama stratejileri konusunda sorular sorulmuştur. Toplam 12 firmanın temsilcisi ile görüşme gerçekleştirilmiş ve görüşme soruları, literatürde Mats Urde’nin marka mirası konusunda ortaya koyduğu beş temel bileşenden yararlanarak hazırlanmıştır. Verilen yanıtlar nitel veri analizi yöntemi olan içerik analizi ile MAXQDA 2018 programı kullanarak çözümlenmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Marka mirasına sahip firma temsilcilerinin, markalarını bir yaşam biçimi haline getirdiği ve marka mirası kavramını Urde’nin belirttiği beş temel bileşen ile oluşturdukları ortaya çıkan temel bulgular arasındadır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Marka mirası kavramı özellikle ülkemizde literatürde yeni yer bulmaya başlamış bir kavramdır. Yapılan çalışmalar incelendiğinde marka mirası alanında, tüketici değil de, yönetim bakış açısı ile hazırlanmış çok az sayıda araştırmanın var olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, gerçekleştirdiğimiz çalışmanın ülkemizde stratejik marka yönetimi alanındaki literatüre önemli bir katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1477 Evaluations of Chinese Travel Agencies on Mesopotamia Destination from the Marketing and Branding Perspective 2021-06-29T19:05:01+00:00 Burhan Akyılmaz burhanakyilmaz@gmail.com <p><strong>Purpose</strong> – The purpose of this study is to analyze the evaluations of Chinese travel agencies on Mesopotamia destination from the marketing and branding perspective.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – In this study, a case study pattern that is one of the qualitative research patterns, has been used. During the study, 5 questions were asked to learn the demographic information of the interviewers, and also 11 semi-structured interview forms including 10 questions were prepared to receive their opinions about Mesopotamia destination marketing. Content analysis has been done for the obtained data by using MAXQDA Qualitative Data Analysis Programme.</p> <p><strong>Findings</strong> – According to the findings of the study, it has been determined that the representatives of 11 travel agencies coming from China think mostly that the local community in the region have great hospitality and also that local dishes have a wide variety and great taste. Additionally, they have described the existing culture of religious tolerance, which has been one of the dominant characteristics of the region, as another important cultural value. On the other hand; the qualification of the tourist guides serving in the region in Chinese and increasing the institutional capacities of the travel agencies serving in the region are listed among the aspects of the Mesopotamia destination that need to be developed.</p> <p><strong>Discussion</strong> – Mesopotamia destination is one of the most important regions of Turkey that can attract the attention of Chinese tourists, in this sense, it is appropriate to consider China as a significant target market to be used in tourism destination marketing.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1478 The Impact of Corporate Governance on Financial Performance of Companies in Southern Africa 2021-06-29T19:06:23+00:00 Abubakar Balarabe Karaye abkaraye501@yahoo.com Göknur Büyükkara goknur@hacettepe.edu.tr <p><strong>Purpose</strong> – The aim of this study is to investigate the relationship between corporate governance and financial performance of companies, by looking at the magnitude to which publicly listed companies across Southern African countries have implemented corporate governance “best” practices.</p> <p><strong>Design/methodology/approach</strong> – Corporate governance index was created by collecting both corporate governance related data and financial data from annual reports of companies from 2013- 2019. Panel data was used with a set of 504 company-year observations. The corporate governance index and sub-indexes were used as independent variables in order to test their effect on company’s financial performance measured by Return on Asset (ROA) and Return on Equity (ROE). The data was analyzed using Panel data Ordinary Least Squared (POLS) regression and dynamic GMM.</p> <p><strong>Findings</strong> – The findings show that companies in Southern African countries generally comply with the recommended corporate governance “best” practices that are included in the index. The results from both the POLS and the dynamic GMM show that; the corporate governance index has a positive and significant relationship with the companies’ financial performance measures (ROA and ROE) . The results also shows that board committees’ sub-index, Shareholders right sub-index and Disclosure sub-index are positively and significantly related to financial performance as measured by ROA and ROE.</p> <p><strong>Discussion</strong> – Regulators and companies in Southern Africa should put more emphasis on issues regarding Shareholders rights, Board committees and disclosure requirements.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1479 Ekonomik Özgürlüğün Girişimcilik Boyutunu Etkilemesine Yönelik Yapısal Eşitlik Modeli Uygulaması 2021-06-29T19:08:00+00:00 Furkan Fahri Altıntaş furkanfahrialtintas@gmail.com <p><strong>Amaç</strong> - Ekonomik özgürlüğün girişimciliği etkilemesindeki faktörlerin hassasiyet değerlerini, ekonomik özgürlüğün girişimciliği etkilemesinde ilişkisel yapıya katkı sağlayan faktörlerin değerlerini ve ekonomik özgürlüğün girişimcilik boyutuna olan etkisini ölçmektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> - 2019 yılı için 115 ülkenin Ekonomik Özgürlük Endeksi’ni ve Küresel Girişimcilik Endeksi’ni oluşturan faktörlere ait değerler üzerinden yapısal eşitlik modellemesi ile ekonomik özgürlük boyutunun, girişimcilik boyutuna olan etkisi ölçülmüştür.</p> <p><strong>Bulgular</strong> - Araştırmada, ekonomik özgürlüğün girişimciliği anlamlı, pozitif yönde ve çok yüksek seviyede etkilediği veya sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma devamında, ekonomik özgürlük boyutunun girişimcilik boyutunu etkilemesinde en hassas ve en fazla ilişkisel yapıya katkı sağlayan faktörün ekonomik özgürlük boyutu açısından hukukun üstünlüğü, girişimcilik boyutu açısından ise girişimsel yetenekler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik özgürlüğün girişimcilik boyutunu etkilemesine yönelik ilişkisel yapıya en az katkı sağlayan sınırlı devlet faktörü olduğu belirlenmiştir. Ekonomik özgürlük ile girişimcilik boyutları arasındaki ilişkisel yapıya girişimciliğin ekonomik özgürlüğe göre daha çok katkı sağladığı bulgusuna ulaşılmıştır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> - Ekonomik özgürlük faaliyetlerinin hukuksal bir temelde yapılanmasıyla ve girişimsel yeteneklerin daha çok belirginleşmesiyle küresel anlamda ekonomik özgürlük girişimciliği oluşturmasında daha işlevsel bir rol oynamaktadır. Ekonomik özgürlük kapsamında sınırlı devlet faktörünün girişimciliği az etkilemesi çerçevesinde dünya üzerinde ülkelerin sınırlı devlet uygulamaların girişimciliği kısıtladığı ve ayrıca ilişkisel yapıya, girişimciliğin ekonomik özgürlüğe göre daha çok katkı sağlaması çerçevesinde girişimciliğin sağlanması için ekonomik özgürlüğe ihtiyaç duyulduğu değerlendirilmiştir. Bunların dışında bu çalışma, girişimciliğin sağlanması için ekonomik özgürlüğün oluşturulmasının öneminin açıklanması kapsamında literatüre katkı sağladığı düşünülmüştür.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1480 Bankacılıkta Müşteri Deneyimine Yönelik Bibliyometrik Analiz: 1991-2020 Dönemine Ait Temaların ve İlişki Ağlarının Belirlenmesi 2021-06-29T19:09:50+00:00 Gülsen Alkaç Özdemir gulsenozdemir@uludag.edu.tr Murat Hakan Altıntaş mhakan@uludag.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Bu çalışmanın amacı, bankacılıkta müşteri deneyimi konusunda son 30 yıl içerisinde yapılan çalışmaları bibliyometrik analiz yöntemiyle inceleyerek, bankacılıkta müşteri deneyimine ilişkin kelime bazlı kümeleri ve bu kümelerin alt unsurlarını, ele alınan ana temaları ve oluşan ilişki ağlarını belirlemektir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Bibliyometrik analiz için gerekli veriler, 29-30 Mart 2021 tarihlerinde WOS veri tabanından “customer experience - banking” anahtar kelimesi seçilerek elde edilmiştir. Bibliyometrik analiz, 1991- 2020 yıllarını kapsayan dönemde WOS veri tabanında yer alan ve ilgili anahtar kelimeler girilerek elde edilen 293 makale üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bibliyometrik analiz eş-oluşum yöntemiyle gerçekleştirilmiş ve analiz için çalışmada Vosviewer programı kullanılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – Gerçekleştirilen bibliyometrik analiz sonucunda, makale sayısının özellikle 2016 yılı ve sonrasında dramatik olarak arttığı, makalelerin yayınlandığı dergilerin ağırlıklı olarak işletme ve ekonomi alanında yoğunlaştığı bulunmuştur. Ayrıca ilgili anahtar kelime kapsamında 40 alt unsura sahip 8 küme ve kelime bazlı ilişki ağları tespit edilmiştir. Bulunan kümeler sırasıyla; müşteri adaleti ve koruma, teknoloji adaptasyonu, değer odaklı bağlılık, deneyimi hissetme, hizmeti algılama, marka odaklılık, hizmet iklimi ve müşteri yapısı olarak isimlendirilmiştir. Müşteri deneyimi odaklı olarak ağ ilişkileri analiz edildiğinde ise, bankacılık sektörü, müşteri sayısını koruma, müşteri memnuniyeti, ilişki kalitesi, hizmet kalitesi, müşteri değeri, WOM gibi konuların ilişki ağında öne çıkan konular olduğu bulunmuştur.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Günümüzün yoğun rekabet ortamında, müşteri kazanmak ve uzun vadede elde tutmak her banka için önemlidir. Sürdürülebilir rekabetçi avantaja sahip olmak için bankalar, müşteri deneyimini yönetmek ve bu noktada farklılaşarak öne çıkmak zorundadırlar. Bu çalışma teorik açıdan bankacılık sektöründe müşteri deneyiminin gelişim yönünü, pratik açıdan ise bankaların yönelmesi gereken konuları ortaya koyması açısından önemli sonuçlara sahiptir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1481 Türkiye’de Bireysel Emeklilik Sisteminin Yapısal Kırılma Testi İle Değerlendirilmesi 2021-06-29T19:12:32+00:00 Özgül Yalçın ozyalcin@gantep.edu.tr Beyhan Marşap beyhan.marsap@hbv.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Ülkemizde uygulanmakta olan bireysel emeklilik sisteminin gelişimine yönelik yapılan reformlardan birisi olan devlet katkısı uygulamasının genel olarak sistem bileşenleri üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlayan bu çalışmada, devlet katkısı uygulaması öncesi ve devlet katkısı uygulaması sonrası dönemlerde bireysel emeklilik sisteminin gelişim yönündeki değişiminin ortaya konulması temel amaç olarak görülmüştür.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Araştırmanın evrenini oluşturan ve Türkiye’de faaliyet gösteren 18 emeklilik şirketinin Emeklilik Gözetim Merkezi’ne aktarmış oldukları veriler IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) ortamında analiz öncesi yeniden tasarlanarak çalışmada kullanılmıştır. Devlet katkısı öncesi ve sonrası yapısal farklılığı ortaya koymak üzere araştırma modeli tasarlanmış ve devlet katkısı fon tutarının gelişim modeli oluşturulmuştur. Bu doğrultuda sistem bileşenleri zaman serile ri analizlerinden trend analizi, yapısal kırılma testlerinden chow sınaması ile incelenmiştir. Yapısal farklılığın kaynağının tespiti açısından da yapay değişken etkisine bakılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> – İstatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak sistem bileşenlerinin çözümlemesi yapılmış olup yapılan çözümleme neticesinde devlet katkısı uygulaması ile sistemde yapısal farklılık meydana geldiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda elde edilen bulgulardan hareketle sistemin gelişim yönündeki eğiliminin devlet katkısı uygulamasından sonra daha güçlü olduğu görülmektedir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Bu araştırma ile sistemin gelişimi açısından devlet katkısı uygulamasının etkinliği ortaya konulmuştur. Devlet katkısı uygulamasının sürdürülebilirliği ve geliştirilebilirliği yönündeki yönelimler açısından araştırmanın önem arz ettiği düşünülmektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1482 Risk ve Getiri Arasındaki İlişkinin Analizi: Borsa İstanbul’da İşlem Gören Türk Futbol Takımları Üzerine Bir Araştırma 2021-06-29T19:14:51+00:00 Pınar Koç pinartorun@gumushane.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> - Finansal piyasalarda artan belirsizlikler, risk algısını artırmakta ve hisse getirilerini etkilemektedir. Bu bağlamda bu çalışmada modern portföy teorisi bağlamında finansal piyasalarda işlem gören Türk futbol takımları için risk ve getiri arasındaki ilişki analiz edilmiştir.</p> <p><strong>Yöntem</strong> - Çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda tahmin edilen getiri serileri kullanılarak her bir seri için en uygun GARCH modeli tahmin edilmiştir. İkinci kısımda GARCH değerleri risk göstergesi olarak kullanılmış ve risk ve getiri arasındaki ilişki Fourier Granger nedesellik testi ile test edilmiştir. Getiri serileri Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor’a ait günlük borsa kapanış fiyatları kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma 04.05.2005-10.03.2021 dönemini kapsamaktadır.</p> <p><strong>Bulgular</strong> - Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, Fenerbahçe için en uygun model ACGARH (1,1,1) modeli, Galatasaray için en uygun GARCH modeli EGARCH modeli ve Trabzon spor için en uygun GARCH modeli APGARCH (1,1,1) modelidir. Nedensellik sonuçlarına göre, riskten getiriye doğru tek yönlü nedensellik bulunmaktadır.</p> <p><strong>Tartışma</strong> - Elde edilen sonuçlar, risk algısında meydana gelen değişmelerin futbol takımlarının hisse getirileri için öncü bir gösterge olarak kullanılabileceğini göstermektedir.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1483 İş Güvencesizliğinin Tükenmişliğe Etkisinde İş Yükü Algısının Rolü 2021-06-29T19:16:30+00:00 İnan Kaynak i.kaynak@alparslan.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> – Çalışma yaşamı, artan rekabet ve teknolojik faktörlerden dolayı her geçen gün değişmekte ve gelişmektedir. Bu değişim, çalışanlar açısından bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. İş güvencesizliği ve artan iş yükü bu olumsuzlukların başında gelmektedir. İşiyle ilgili güvencesizlik ve iş yükü algısı olan iş görenlerde tükenmişlik duygusu da gelişebilmektedir. Bu çalışmada kapıya teslim uygulaması yapan firmalarda çalışan moto kuryelerdeki iş güvencesizliği, iş yükü ve tükenmişlik kavramları arasındaki etkileşim tespit edilmeye çalışılmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> – Bu kapsamda İstanbul Şişli’de 151 moto kurye ile anket çalışması yapılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinden önce araştırmada kullanılan ölçeklerin yapısal geçerlilik ve güvenirliliklerini ve uyum indesklerini test etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Bu aşamadan sonra veriler yapısal eşitlik modellemesi yardımıyla analize tabi tutulmuştur.</p> <p><strong>Bulgular</strong> –Araştırma sonucuna göre moto kuryelerdeki iş güvencesizliğinin, tükenmişliği ve iş yükü algısını, iş yükü algısının ise tükenmişliği etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak iş güvencesizliğinin tükenmişliğe etkisinde iş yükü algısının tam aracılık rolü tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Tartışma</strong> – Çalışma yaşamında psikolojik tatmin önemli bir unsurdur. Bundan dolayı iş yükü ve iş güvencesizliği algılarının etkilerinin bilinmesi önem arz etmektedir. İş güvencesizliği ve iş yükü gibi kavramlar çalışanlarda tükenmişliğe neden olabilmektedir. Örgütsel başarı ve çalışan refahı için iş güvencesizliği ve iş yükü algısının azaltılması faydalı olacaktır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/1484 Sağlık Sektörü Çalışanlarının İş Tatmin Düzeylerinin Belirlenmesi 2021-06-29T19:19:06+00:00 Bilal İncedağ bincedag@gmail.com Semra Aksoylu aksoylu@kayseri.edu.tr <p><strong>Amaç</strong> - Tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de çalışan verimliliği işletme karlılığı ve devamlılığı için yadsınamaz bir gerçektir. Çalışan verimliliğinin artırılması için son yüzyılda üzerinde en çok durulankonulardan biride iş tatmini olmuştur. Bu çalışma, sağlık sektörü çalışanlarının iş tatmin düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.</p> <p><strong>Yöntem</strong> - Kayseri ilinde faaliyet gösteren Erciyes, Kızılay, Tekden, Medikal Palace ve System özel hastanelerinde Ocak – Mart 2020 tarihleri arasında yapılan çalışmaya 568 sağlık sektörü çalışanı dahil edilmiştir. Araştırmanın evrenini ilgili hastanelerin çalışanları olan 1250 kişi oluşturmuştur. Araştırmada evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiş, örneklem seçimine gidilmemiştir. Çalışma kapsamında 700 anket dağıtılmış ve dağıtılan bu 700 anketten 568’inden kullanılabilir nitelikte geri dönüş sağlanmıştır. Böylelikle anketlerin geri dönüş oranı %81 olarak gerçekleşmiştir. Çalışmada yer alan sağlık sektörü çalışanlarına sosyo-demografik bilgi amaçlı 7 soruluk Kişisel Bilgi Formu ve 20 sorudan oluşan Minnesotaİş Tatmin Ölçeği (Minnesota Job Satisfaction Questionnaire) uygulanmıştır. Anketlerden elde edilenverilerin istatistiksel analizi için SPSS (statistical Package for the Social Sciences) 25.0 programı kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde Kruskal Wallis testi ve Anova testi uygulanmış, farklılığın hangi gruptan kaynaklandığının tespiti için çoklu karşılaştırma testlerinden (post hoc) Tukey HSD ve LSD testiuygulanmıştır. Değerlendirmelerde anlamlılık düzeyi olarak p&lt;0.05 kabul edilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular</strong> - Araştırmada kullanılan Minnesota İş Tatmin Ölçeğinin Cronbach’s Alpha değeri 0,952 olarak hesaplanmıştır. Araştırma kapsamına alınan sağlık sektörü çalışanlarının iş tatmin düzeylerinde çalışılan kuruma, yaş gruplarına, öğrenim durumlarına ve görevlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur (p&lt;0.05). Cinsiyetlerine, medeni durumlarına ve çalışma sürelerine göre ise sağlık sektörü çalışanlarının iş tatmin düzeylerinde istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunamamıştır (p&gt;0.05).</p> <p><strong>Tartışma</strong> - Sağlık sektörü çalışanlarının verimliliğinin ve hastanenin karlılığının artırılması için çalışanlarıniş tatmin düzeylerinin yüksek tutulması gerekmektedir. Covid 19 salgını sürecinde sağlık sektörüçalışanlarının iş tatmin düzeyini etkileyen faktörler objektif bir şekilde analiz edilerek içinde bulunulansüreçte personel devir hızını ve verimsizliği minimum seviyede tutmaya çalışılmalıdır.</p> 2021-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2021