https://isarder.org/index.php/isarder/issue/feedİşletme Araştırmaları Dergisi2026-09-22T08:28:06+00:00Yrd. Doç. Dr. Melih Topaloğlueditor@isarder.orgOpen Journal Systemsİşletme Araştırmaları Dergisi’nin yayın kapsamında; Stratejik Yönetim ve Örgütsel Davranış, Pazarlama ve Girişimcilik, Muhasebe, Finansman, Bankacılık, Uluslararası İşletmecilik, İşletmecilikte Araştırma Yöntemleri çalışmaları yer almaktadır.https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2648The Impact of Domestic and Global Financial Indicators on the BIST Tourism Index2026-09-19T20:12:36+00:00Umut KEMEÇumutkemec@aku.edu.trAykut GÜRYELaguryel@aku.edu.tr<p>Purpose – This study analyzes the dynamics of the BIST Tourism Index (XTRZM), which represents the tourism sector as a key component of Türkiye’s service sector and economy, in Borsa Istanbul. It examines the effects of domestic indicators (tourism income, the exchange rate, and credit default swaps (CDS)) and global indicators (DJUSTT and VIX) on XTRZM using monthly data from May 2019 to June 2025. The study aims to jointly model these five domestic and global drivers within a single ARDL framework over a period encompassing the COVID-19 shock, the 2023 Kahramanmaraş earthquake, and two election episodes, whereas previous studies have largely examined these determinants in isolation.<br>Design/methodology/approach – The ARDL bounds testing approach is employed to test for long-run cointegration between XTRZM and the selected domestic and global variables. An error correction model (ECM) is then estimated to capture short-run dynamics and the speed of adjustment toward the long-run equilibrium.<br>Findings – The results indicate that tourism income has a negative long-run effect on XTRZM, whereas the exchange rate, DJUSTT, and CDS have positive long-run effects. The ECM coefficient suggests that approximately 58% of deviations from the long-run equilibrium are corrected within one period.<br>Discussion – The findings imply that both domestic and global indicators should be considered when evaluating tourism index investments. Although tourism income is generally viewed as a positive signal, the negative association may reflect increased operating costs during peak seasons that reduce valuations of tourism-related stocks. In addition, CDS, through its link with exchange rate dynamics, may be associated with stronger performance of tourism-related stocks. The positive relationship between XTRZM and DJUSTT also points to stronger global integration of the sector. The findings suggest that exchange-rate dynamics, sovereign risk, and firm-level profitability should be considered by investors when evaluating XTRZM, while policymakers should prioritize exchange-rate stability and the management of sovereign risk premia to support the resilience of the tourism sector.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2649Örgütler Arası Ağlar, Örgütsel Öğrenme Yeteneği ve Örgütsel Yenilikçilik İlişkisi: Ankara'daki 5 Yıldızlı Otel İşletmeleri Örneği2026-09-19T20:17:35+00:00Buse ÇETİbuseceti@comu.edu.trKurban ÜNLÜÖNENkurban.unluonen@hbv.edu.tr<p>Amaç – Araştırmada; örgütler arası ağlar, örgütsel öğrenme yeteneği ve örgütsel yenilikçilik arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmaktadır.<br>Yöntem – Veriler Ankara'da bulunan turizm işletmesi belgeli 5 yıldızlı otel işletmelerinden edinilmiştir. Örgütler arası ağlar kapsamında işletmeler arasındaki tavsiye ağı incelenmiştir. Otel işletmelerinin; tavsiye ağı içerisindeki konumlarına ilişkin merkezilik düzeyleri ile örgütsel öğrenme yeteneği ve örgütsel yenilikçilik düzeyleri belirlenmiştir. İşletmelerin merkezilik düzeylerinin belirlenebilmesi için sosyal ağ analizi, değişkenler arasındaki ilişkilerin tespiti için ise korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir.<br>Bulgular – Analiz sonuçlarına göre örgütsel öğrenme yeteneği ve örgütsel yenilikçilik arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyde ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak otel işletmelerinin merkezilikleri ile öğrenme yetenekleri ve yenilikçilikleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmadığı görülmüştür.<br>Tartışma – İşletmelerin içinde bulunduğu rekabet ortamının kurdukları ilişkileri şekillendirdiği düşünülmektedir. Bununla birlikte literatür; ağın genel yapısına, aktörlere ve ilişkilere yönelik çeşitli faktörlerin yenilikçilik ve örgütlerin çeşitli davranışları veya çıktılarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Literatürde turizm sektörü bağlamında ağ içinde bulunulan konum ile örgütsel öğrenme yeteneği arasındaki ilişkileri ele alan bir çalışmaya rastlanmazken konum ile örgütsel yenilikçilik arasındaki ilişkileri inceleyen yalnızca bir çalışmaya rastlanmıştır. Buna göre turizm sektörü bağlamında ağ içinde bulunulan konum ile örgütsel öğrenme yeteneği ve örgütsel yenilikçilik arasındaki ilişkilere yönelik farklı aktörleri ve ilişkileri içeren, farklı yapılara sahip olan ağlar kapsamında çeşitli araştırmalar gerçekleştirilebilir. Benzer biçimde turizm sektörü bağlamında örgütsel öğrenme yeteneği ve örgütsel yenilikçilik arasındaki ilişkinin farklı örneklemler kapsamında incelenerek gerçekleştirilen çalışmaların arttırılması faydalı olacaktır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2650Tedarik Zinciri Yönetiminde Taşıma Maliyetlerinin Optimize Edilmesi: Gıda Sektöründe Bir Uygulama2026-09-19T20:28:13+00:00Erkan TURHANeturhan@mu.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, gıda sektöründe faaliyet gösteren bir üretici firma ile bir perakende firması arasındaki ulaştırma maliyetlerini optimize ederek tedarik zinciri yönetimini verimli hale getirmektir. İzmir merkezli 4 fabrikası bulunan üretici firmanın, Türkiye genelinde 49 deposu olan İstanbul merkezli perakende firmasıyla olan sevkiyat süreçleri incelenmiştir.</p> <p>Yöntem – Problemin çözümü için öncelikle MATLAB programında Vogel Yaklaşım Yöntemi (VAM) ile başlangıç çözümü elde edilmiştir. Daha sonra, bu çözüm yine MATLAB dilinde kodlanan Çoğaltan Yöntemi (MODI) ile geliştirilmiştir. Son olarak, problem General Algebraic Modeling System (GAMS) dilinde yazılmış doğrusal programlama modeli ile çözülerek optimal sonuçlar elde edilmiştir.</p> <p>Bulgular – Uygulanan yöntemler sonucunda, üretici ve perakende firmaları için en düşük maliyetli taşıma planı belirlenmiş ve optimal çözüm elde edilmiştir. VAM ile başlangıç çözümü sağlanmış, MODI Yöntemi ile maliyet daha da minimize edilmiş ve GAMS ile doğrulanan sonuçlar en uygun dağıtım planını sunmuştur. Önerilen iki çözüm aşamasında da mevcut duruma göre toplam maliyette %3,67 oranında azalma sağlanmıştır.</p> <p>Tartışma – Çalışma, tedarik zinciri yönetiminde ulaştırma maliyetlerini azaltmanın önemini vurgulamaktadır. Kullanılan yöntemlerin etkinliği karşılaştırılmış ve her birinin avantajları değerlendirilmiştir. Bu çalışma, benzer lojistik süreçlere sahip firmalara rehberlik edebilecek bir optimizasyon modeli sunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/26512023 Kahramanmaraş Depremleri Sonrası Bir Kamu Hastanesinde Çalışan Hemşirelerde İçsel Motivasyon ve Örgütsel Özdeşleşme Arasındaki İlişkinin İncelenmesi2026-09-19T20:50:14+00:00Nihal ALOĞLUnihalaloglu@ksu.edu.tr<p>Amaç – Bu araştırma, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında bir kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin içsel motivasyon düzeyleri ile örgütsel özdeşleşme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.</p> <p>Yöntem – Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda planlanmıştır. Çalışmanın evrenini ilgili kamu hastanesinde görev yapan hemşireler oluşturmuş, kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılan 210 hemşire araştırmaya dahil edilmiştir. Veriler Kişisel Bilgi Formu, İçsel Motivasyon Ölçeği ve Örgütsel Özdeşleşme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır.</p> <p>Bulgular – Hemşirelerin içsel motivasyon düzeylerinin (X̄ = 3.55) ve örgütsel özdeşleşme düzeylerinin (X̄ = 3.47) orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. İçsel motivasyon ile örgütsel özdeşleşme arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r = 0.199, p < .01). Regresyon analizi sonucunda örgütsel özdeşleşmenin içsel motivasyonu anlamlı düzeyde yordadığı, ancak açıklanan varyansın sınırlı olduğu görülmüştür (R² = .04).</p> <p>Tartışma – Afet sonrası hemşirelerin örgütsel özdeşleşme düzeyleri ile içsel motivasyonları arasında düşük düzeyde ancak istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bulgular, örgütsel özdeşleşme duygusunun içsel motivasyonla ilişkili olabileceğini göstermekte; ancak kesitsel tasarım nedeniyle nedensel çıkarım yapılamamaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2652Kurumsal Sosyal Sorumluluk Perspektifinde Sosyal Reklamlar: Dünya Su Günü Reklamları Üzerine Bir İnceleme2026-09-19T21:25:27+00:00Sayinur ŞAKIsayinursaki@trabzon.edu.tr<p>Amaç – Küresel ısınma ve buna bağlı olarak yaşanan iklim değişiklikleri, dünya genelinde kuraklıkların artmasına ve su kaynaklarının azalmasına neden olmuştur. Bu yaşanan olumsuzluklar, suyu korumaya yönelik yapılan kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerini yaygınlaştırmıştır. Bunlardan birisi ise beyaz eşya sektöründeki markaların gerçekleştirdikleri kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleridir. Beyaz eşya sektöründeki markalar, kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerini sosyal reklamlar aracılığıyla yayınlayarak hedef kitlelerinde sosyal bir farkındalık oluşturmayı ve belirli bir davranış değişikliği meydana getirmeyi hedeflemektedirler. Bu bağlamda çalışma; Arçelik ve Vestel markasının "22 Mart Dünya Su Günü" kapsamında yayınladıkları sosyal reklamlarda, suyu korumak adına nasıl bir farkındalık oluşturduklarını tespit etmeyi amaçlamaktadır.</p> <p>Yöntem – Çalışmada, markalara ait sosyal reklamlar göstergebilimsel yöntemle incelenmiştir. Bu doğrultuda; Arçelik markasının 47 saniyelik reklamı ile Vestel markasının 2 dakika 52 saniyelik reklamı çözümlemeye tabi tutulmuştur.</p> <p>Bulgular – Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; yayınlanan sosyal reklamlarda her evin suyu korumak için önemli bir potansiyele sahip olduğu vurgulanarak, hedef kitlelerin teşvik edildiği ve sosyal bir farkındalık oluşturulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadaki bir diğer bulguda ise reklamlarda kullanılan göstergeler üzerinden önemli mesajların verildiği tespit edilmiştir.</p> <p>Tartışma – Küresel ısınmanın etkilerinin şiddetli bir biçimde hissedildiği şu günlerde, suyu korumak adına bütün kuruluşların kurumsal sosyal sorumluluk kampanyaları gerçekleştirmeleri ve bu kampanyaları sosyal reklamlar yoluyla hedef kitleleriyle paylaşmaları büyük bir önem taşımaktadır. Çalışmada beyaz eşya sektöründeki markaların kurumsal sosyal sorumluluk anlayışları doğrultusunda suyu korumak için yaptıkları faaliyetler, sosyal reklamlar aracılığıyla incelenmiştir. Bu konuya ilişkin yapılacak başka çalışmalarda farklı sektörlerdeki markaların kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri ve sosyal reklamları ele alınarak, sektörlere yönelik karşılaştırmalı bir analiz yapılabilir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2653The Effect of Dividend Yield on Stock Prices: The BRICS-T Case2026-09-19T21:29:48+00:00Mehmet AKARÇAYahievran.akarcay@gmail.com<p>Purpose – This study aims to investigate the empirical relationship between dividend yield and annual stock price changes (ΔSP) by examining core financial statement data of enterprises domiciled in BRICS economies and Turkey.</p> <p>Design/methodology/approach – To address this objective, a balanced panel dataset comprising annual financial disclosures from 90 prominent firms spanning the 2015–2025 period was constructed. Accounting for cross-sectional dependence among panel units, second-generation panel unit root procedures were implemented. The baseline estimations were conducted utilizing Panel-Corrected Standard Errors (PCSE) regression to effectively rectify group-wise heteroskedasticity and contemporaneous correlation across panels. Furthermore, the validity and robustness of the empirical outcomes were corroborated through winsorization protocols, alternative fixed-effects specifications, Driscoll-Kraay standard errors, and Dumitrescu-Hurlin panel Granger causality evaluations.</p> <p>Findings – The PCSE regression estimations indicate that the price-to-earnings ratio (PE), earnings per share (EPS), revenue growth (RG), and asset size (AS) exert statistically significant and positive impacts on annual stock price fluctuations (ΔSP). Conversely, dividend yield (DY) and return on equity (ROE) remain statistically insignificant within the baseline framework. The Dumitrescu-Hurlin causality checks identify unidirectional predictive flows running from PE, RG, ROA, and AS toward ΔSP, alongside a bidirectional causal feedback loop between EPS, ROE, and ΔSP. Moreover, interactive modeling confirms that the marginal effects of these financial indicators diverge significantly for Turkish corporations relative to their international counterparts.</p> <p>Discussion – The empirical evidence strongly aligns with the Dividend Irrelevance Theory posited by Modigliani and Miller, demonstrating that capital markets prioritize fundamental growth and profitability metrics over cash dividend distributions. While the statistical significance of valuation and performance multiples—such as PE, EPS, and RG—lends robust support to Signaling Theory, the positive contribution of asset size (AS) is rationalized through the lens of Agency Cost Theory. Consequently, market participants and portfolio strategists are advised to prioritize operational earnings and growth signals over dividend yields when forecasting asset price trajectories.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2654Duygusal Zekânın Örgütsel Değişime Açıklık Üzerindeki Etkisinde Çalışan Dayanıklılığının Aracı Rolü2026-09-19T21:32:07+00:00Mehmet Fatih KANOĞLUm.fatih.kanoglu@yobu.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışma, hızla değişen iş ortamlarında duygusal zekâ ve bireysel kaynakların çalışanların örgütsel değişime açıklık düzeyine etkilerini inceleyerek, çalışan dayanıklılığının bu ilişkideki aracı rolünü araştırmayı amaçlamaktadır.</p> <p>Yöntem – Çalışma nicel yöntemle yürütülmüş; veri toplama için Ankara'daki teknoloji geliştirme bölgelerinde (teknopark) görev yapan 412 çalışan anketle örneklenmiştir. Katılımcılar kolayda ve kartopu örnekleme ile seçilmiş, farklı yaş, kıdem ve sektörlerden katılımcıların yer aldığı heterojen bir örneklem oluşturulmuştur. Ölçüm araçları olarak Wong ve Law'ın 16 maddelik duygusal zekâ ölçeği (4 alt boyut), Smith ve ark. (2008) 6 maddelik dayanıklılık ölçeği ve Wanberg & Banas'ın değişime açıklık ölçeğinin Türkçeye uyarlaması (6 madde) kullanılmıştır. Tüm ölçeklerin Cronbach α güvenilirlik katsayıları .85–.95 aralığında bulunmuştur. Veriler SPSS 26.0 ve AMOS 23.0 ile analiz edilmiş; doğrulayıcı faktör analizi ile ölçüm modeli test edilip, Hayes (2018) sürecini içeren yapısal eşitlik modellemesi ile aracılık analizleri gerçekleştirilmiştir.</p> <p>Bulgular – Yapısal model sonuçları, duygusal zekânın tüm alt boyutlarının örgütsel değişime açıklık üzerinde pozitif etkileri olduğunu ve bu ilişkilerde çalışan dayanıklılığının kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermiştir. Özellikle "duyguları düzenleme" alt boyutunun dolaylı etkisi (β=.24) en yüksek düzeyde bulunmuş, bu alt boyut toplam etkiyi en güçlü biçimde etkilemiştir. Modelin açıklayıcılık gücü R²=.44–.55 aralığında gerçekleşmiş ve tüm hipotezler desteklenmiştir.</p> <p>Tartışma – Elde edilen bulgular, duygusal zekânın özellikle duygu yönetimi becerilerinin, bireylerin psikolojik dayanıklılığını güçlendirerek değişime açıklıklarını artırdığını göstermektedir. Bu sonuçlar, duygusal zekâ ile güçlenen içsel kaynakların (dayanıklılık gibi) değişim sürecinde bireylere koruyucu rol oynadığı yönündeki literatür bulgularını desteklemektedir. Sonuç olarak, örgütlerde çalışanların duygusal zekâ ve dayanıklılık becerilerinin stratejik olarak geliştirilmesi, değişim yönetiminde çalışan uyumunu artırmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2655Borsa İstanbul Bilişim Şirketlerinde Finansal Performansın AHP Temelli TOPSIS ile Değerlendirilmesi2026-09-19T21:34:40+00:00Saniye AYAZ KAYANayazsaniye623@gmail.comEmine KARAÇAYIReminekalayci@kmu.edu.tr<p>Amaç – Bilişim sektörünün dijitalleşme sürecindeki rolü giderek önem kazanmakta ve bu durum firmaların finansal performanslarının detaylı analizini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren bilişim firmalarının 2020–2024 yılları arasındaki finansal performanslarını değerlendirmek ve sektörel başarıya katkı sağlayan temel finansal göstergeleri belirlemektir.</p> <p>Yöntem – Araştırmaya, analiz döneminde kesintisiz faaliyet gösteren ve ilgili finansal oranlara ilişkin eksiksiz veri sunan 23 bilişim firması dahil edilmiştir. Analizde, literatürde yaygın olarak kullanılan ve düzenli temin edilebilen 10 temel finansal oran esas alınmıştır. Söz konusu oranlara AHP yöntemi ile ağırlıklar atanmış, ardından TOPSIS yöntemi ile firmalar yıllar itibarıyla performanslarına göre sıralanmıştır.</p> <p>Bulgular – Analiz sonuçlarına göre, MIATK, LINK, ARDYZ, MTRKS ve FONET firmaları dönem boyunca yüksek finansal performans sergilemiştir. Buna karşılık, MANAS, REEDR, ARENA ve DGATE firmaları analiz döneminde daha düşük skorlar elde etmiştir. Performans sıralamaları yıllar itibarıyla değişkenlik göstermiştir.</p> <p>Tartışma – Elde edilen bulgular, bilişim firmalarının rekabet avantajı elde etmelerinde finansal esneklik, kaynak kullanım etkinliği ve stratejik uyumun belirleyici olduğunu göstermektedir. AHP ve TOPSIS yöntemlerinin birlikte kullanımı, firmaların finansal performanslarının karşılaştırmalı biçimde değerlendirilmesine olanak tanımakta ve stratejik yönetim süreçlerine analitik katkı sunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2656Changes in Balanced Scorecard Performance Following Digital Hospital Transformation: A Before and After HIMSS Level 7 Analysis2026-09-19T21:38:02+00:00Mehmet YORULMAZmtyorulmaz@hotmail.comAdil AYDOĞDUadil.aydogdu@selcuk.edu.trŞengül SAĞLAMsengulsaglammm61@gmail.comSebahat ÖRNEK ÜNALsebahathemsire@hotmail.comEcem HORATA ÇEÇENecemhorata@hotmail.com<p>Purpose – The aim of this study is to examine changes in Balanced Scorecard dimensions by comparing institutional performance indicators from 2019 (pre-HIMSS Level 7) and 2023 (post-HIMSS Level 7). Furthermore, the study aims to present an adapted performance assessment framework that integrates the Balanced Scorecard approach with Health Quality Standards (HQS).</p> <p>Design/methodology/approach – This study is a descriptive comparative case study based on secondary data from 2019 and 2023 from a single hospital in Türkiye that attained HIMSS Level 7. The Balanced Scorecard framework was expanded to include a sustainability dimension to provide a more holistic assessment. The measurement framework was structured based on adapted HQS indicators, and performance was evaluated using a weighted and standardized scoring system. Rather than developing a new, independently validated measurement instrument, this study applies an adapted performance assessment framework derived directly from official HQS criteria.</p> <p>Findings – The findings indicate notable changes in the total performance score and across several Balanced Scorecard dimensions between 2019 and 2023. The total performance score increased from 80.8 to 93.4, with particularly notable increases in financial performance, sustainability, and internal process efficiency. However, these findings are based on descriptive comparisons and do not establish a direct causal relationship between digital transformation and performance outcomes.</p> <p>Discussion – The findings suggest that positive co-changes may occur between digital hospital transformation and selected performance indicators. Advancements in technological infrastructure and employee training activities may be associated with operational efficiency and service quality; however, these relationships were not directly tested in the present study. Human-centered factors, including employee satisfaction, should also be considered when assessing the sustainability of organizational improvements. The study contributes to the literature by demonstrating a multidimensional framework for descriptively assessing changes in hospital performance in the context of digital transformation.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2659Örgütsel Çevikliğin Çalışanların Gelişim Kültürü Algısına Etkisi: Antalya'daki 4 ve 5 Yıldızlı Otel İşletmeleri Çalışanları Üzerine Bir Araştırma2026-09-19T21:53:22+00:00Adil KARASUkarasu_adil@hotmail.comÖznur BOZKURToznurbozkurt@duzce.edu.trNeşe YILDIZneseyildiz@karabuk.edu.tr<p>Amaç – Çalışmanın amacı, örgütsel çevikliğin çalışanların gelişim kültürü algısına etkisini incelemektir. Öncelikli olarak, otel işletmesi çalışanlarının örgütsel çeviklik algısı ve gelişim kültürü algıları incelenmiştir. Daha sonra bağımlı değişken olan gelişim kültürü algısının örgütsel çeviklik ile olan ilişkisi ele alınarak, bu değişkenin gelişim kültürü üzerindeki etkileri incelenmiştir. Ayrıca, gelişim kültürü ve örgütsel çeviklik algısı değişkenlerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır.</p> <p>Yöntem – Araştırmada veri toplamak amacıyla anket tekniği kullanılmıştır. Anketler yüz yüze ve online olmak üzere iki farklı şekilde toplanmıştır. Bu kapsamda, kolayda örnekleme tekniğiyle 505 kişiye ulaşılmıştır. Anketlerdeki veriler incelendiğinde anket formunu tam doldurmayan, rastgele dolduran vb. gibi değerlere sahip olan 100 anket veri setinden çıkartılmıştır. Dolayısıyla analize tabi tutulan anket sayısı 405 adet olmuştur. Anket yoluyla toplanan veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir.</p> <p>Bulgular – Araştırmaya katılanların örgütsel çeviklik ve gelişim kültürü algısı orta dereceli olarak ortaya çıkmıştır. Araştırmada, örgütsel çevikliğin gelişim kültürü üzerinde anlamlı pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca demografik değişkenler açısından farklılık olup olmadığı da test edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda katılımcıların algılarının cinsiyet, eğitim durumu ve işletmede çalıştığı süre açısından farklılık göstermediği; yaş, medeni durum ve çalıştığı pozisyon açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İlgili gruplardaki fark ise şu şekilde ortaya çıkmıştır; evliler, 40 yaş ve üstü olanlar ve de servis elemanı olarak çalışanların algıları diğer gruplardan daha yüksektir.</p> <p>Tartışma – Örgütsel çevikliğin çalışanların gelişim kültürü algısına etkisini belirlemeye yönelik olan çalışma neticesinde, örgütsel çeviklik ve gelişim kültürü uygulamalarının otel işletmeleri açısından önemi düşünüldüğünde bu uygulamaların istenilen düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, işletmeler çalışanlarına aşılayacak şekilde örgütsel çeviklik ve gelişim kültürü uygulamalarını daha fazla hayata geçirmeleri gerektiği düşünülmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2660Dark Triad and Burnout: A Moderated Mediation Model of Psychological Resilience and Organizational Commitment2026-09-19T21:58:27+00:00Semra KÖSEkose.semra@gmail.com<p>Purpose – The negative effects of the Dark Triad on employee and organizational outcomes are well known. Interest in the literature, particularly regarding the relationship between the Dark Triad and burnout levels, is steadily increasing. However, the specific psychological processes through which this relationship arises and the organizational conditions under which it differs have been addressed to a limited extent. The present study aims to investigate this relationship within the framework of a mediation model structured in the context of psychological resilience and organizational commitment.</p> <p>Design/methodology/approach – The study was designed quantitatively, and data were collected from 482 healthcare workers employed in public hospitals in Istanbul using a convenience sampling method. SPSS and AMOS programs were used to identify the relationships and effects between dependent and independent variables. The designed moderated mediation model was tested with the Hayes PROCESS (Model 14).</p> <p>Findings – The analysis results show a positive relationship between the Dark Triad and burnout. Within the model, it was determined that the effect of the Dark Triad on burnout exhibits a significant indirect structure through psychological resilience. Furthermore, the conditional indirect effect varied across levels of organizational commitment, and the index of moderated mediation was statistically significant.</p> <p>Discussion – The results emphasize the need to consider both individual psychological resources and organizational conditions when explaining burnout. Especially in high-stress work environments, taking into account levels of psychological resilience and organizational commitment will contribute to a better understanding of the effects of negative personality traits.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2661Örgütsel Dışlanmanın Sessiz İstifa Üzerindeki Etkisi: Konaklama İşletmeleri Personeli Üzerine Bir Araştırma2026-09-19T22:00:45+00:00Fatih ÇAVUŞOĞLUfatihcavusoglu@hotmail.com.tr<p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, konaklama işletmelerinde çalışan bireylerin örgütsel dışlanmalarının sessiz istifa eğilimleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır.</p> <p>Yöntem – Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılarak konaklama işletmeleri çalışanlarından çevrimiçi anket aracılığıyla veriler toplanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kapsamında ilişkisel ve nedensel-karşılaştırma modelleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Muğla'da konaklama işletmelerinde çalışan personel oluşturmaktadır. Bu kapsamda, Muğla ilinde çeşitli konaklama işletmelerinde görev yapan 210 personel üzerinden veriler elde edilmiştir. Araştırma kapsamında olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır.</p> <p>Bulgular – Araştırma sonuçlarına göre, örgütsel dışlanma algısının sessiz istifa eğiliminin her iki alt boyutunu da pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediği görülmüştür. Örgütsel dışlanmanın "işe ilişkin performans göstermeme ve duyarsızlık" üzerindeki etkisi (β = ,421; p < ,001) iken, "işletmeye karşı ilgisizlik" üzerindeki etkisinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir (β = ,730; p < ,001). Ayrıca katılımcıların bazı demografik özellikleri ile örgütsel dışlanma algısı ve sessiz istifa eğilimleri arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.</p> <p>Tartışma – Ürünle farklılaşmanın oldukça zor olduğu günümüz turizm sektöründe, rekabet avantajı yakalamak isteyen turizm işletmeleri daha çok hizmette farklılaşmaya odaklanmaktadır. Bu noktada, hizmeti ortaya koyan kilit unsur olarak çalışanların hizmet performansı oldukça önemlidir. Örgütsel dışlanma ve sessiz istifa eğilimleri gibi durumlar ise çalışanların hizmet performansını düşürebilecek nitelikte, turizm işletmeleri tarafından istenmeyen ve önlenmesi gereken durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, konaklama işletmelerinde görev yapan üst ve orta düzey yöneticilere birçok önemli görev düşmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2662Financial Resilience of Tourism-Dependent Economies under Global Uncertainty: A Panel Explainable Machine Learning Approach2026-09-19T22:07:24+00:00Tutku ÜNKARACALARtutkunkar@gmail.comYalçın ARSLANTÜRKyalcin.arslanturk@hbv.edu.tr<p>Purpose – Tourism-dependent economies are particularly exposed to persistent global uncertainty, yet tourism resilience and macro-financial resilience have largely been examined as separate phenomena. This study develops a Tourism Financial Resilience Index (TFRI) and investigates how tourism dependency, financial robustness, and global uncertainty are associated with tourism financial resilience across countries.</p> <p>Design/methodology/approach – The study employs an unbalanced panel of 144 tourism-dependent countries over the 2010–2020 period, comprising 1,533 country-year observations. The Tourism Financial Resilience Index and Financial Robustness Index are constructed using Principal Component Analysis (PCA). Country fixed-effects estimation with Driscoll–Kraay robust standard errors is combined with Panel Quantile Regression to examine conditional-mean and distributional associations. Random Forest, XGBoost, and LightGBM models, interpreted using SHapley Additive exPlanations (SHAP), are further employed to explore nonlinear predictive patterns and model-based predictor importance.</p> <p>Findings – Global uncertainty exhibits a negative and statistically significant association with Tourism Financial Resilience in the fixed-effects model and across all estimated conditional quantiles. Tourism dependency and financial robustness are not statistically significant in the baseline fixed-effects specification but become positive and significant across the 25th, 50th, and 75th quantiles, indicating that their relationships with resilience are specification-dependent. The interaction between global uncertainty and financial robustness is negative and significant in the fixed-effects model; however, its sign does not support the hypothesized buffering effect of financial robustness, and neither moderation effect is significant in the quantile regressions. The machine-learning models exhibit limited out-of-sample generalization, with negative test R² values, and are therefore interpreted primarily as complementary tools for examining nonlinear predictive structure. Within the LightGBM model, SHAP identifies global uncertainty as the most influential predictor, followed by GDP per capita and tourist-arrival intensity.</p> <p>Discussion – The findings demonstrate that Tourism Financial Resilience is shaped by the interaction of tourism exposure, macro-financial conditions, and persistent global uncertainty rather than by tourism specialization alone. The study contributes to the tourism-resilience literature by integrating tourism and financial resilience within a multidimensional framework and by combining panel econometric inference with explainable machine learning while maintaining a clear distinction between statistical association, predictive performance, and model-based variable importance.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2663Sosyal Medyada Bilgi Motivasyonu ve Satın Alma Niyeti: Yakın ve Geniş Çevre Elektronik Ağızdan Ağıza İletişimin Aracılık Rolleri2026-09-19T22:09:40+00:00Aysun ŞAHİNaysunsahin@duzce.edu.trAzize ŞAHİNazize.sahin@istanbul.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışma, sosyal medya kullanıcılarının bilgi motivasyonu ile satın alma niyeti arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide yakın ve geniş çevre elektronik ağızdan ağıza iletişimin (E-AAİ) aracılık rollerini incelemektedir. E-AAİ'yi tek bir yapı olarak ele alan önceki çalışmalardan farklı olarak bu araştırma, bilginin kaynağını yakın sosyal bağlar (arkadaşlar ve akrabalar) ile daha geniş kullanıcılı sosyal ağlar (yakın çevre dışındaki kullanıcılar) olarak ayrıştırmaktadır.</p> <p>Yöntem – Araştırma nicel, kesitsel ve ilişkisel bir tasarıma sahiptir. Veriler, İstanbul'da yaşayan, Instagram veya Facebook kullanan 18-45 yaş aralığındaki tüketicilerden kolayda örnekleme yöntemiyle çevrim içi anket aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen 533 geçerli anket üzerinden ölçüm modelinin geçerlik ve güvenirliği değerlendirilmiş; değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler kısmi en küçük kareler yapısal eşitlik modellemesi (PLS-YEM) ve yeniden örnekleme temelli bootstrap yöntemiyle incelenmiştir.</p> <p>Bulgular – Bilgi motivasyonu, yakın çevre E-AAİ, geniş çevre E-AAİ ve satın alma niyeti ile pozitif yönde ilişkilidir. Her iki E-AAİ türü de satın alma niyetiyle pozitif ilişki göstermektedir. Dolaylı ilişki sonuçları, bilgi motivasyonu ile satın alma niyeti arasındaki ilişkide her iki E-AAİ kanalının da tamamlayıcı kısmi aracılık rolü üstlendiğine işaret etmektedir. İki dolaylı ilişkinin büyüklükleri arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır.</p> <p>Tartışma – Bulgular, bilgi motivasyonunun tüketicilerin satın alma niyeti oluşturma sürecinde hem yakın sosyal çevrelerinden hem de daha geniş kullanıcı ağlarından edinilen bilgiye dayalı etkileşimlerle ilişkili olduğunu göstermektedir. Çalışma, bilgi motivasyonu ile satın alma niyeti arasındaki ilişkide yakın ve geniş çevre E-AAİ kanallarını birlikte inceleyerek E-AAİ literatüründe sosyal bilgi kaynaklarının farklı rollerine ilişkin kavramsal anlayışı geliştirmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2664Müşterinin Değeri Birlikte Yaratma Davranışı Ölçeği'nin Türkçeye Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması2026-09-19T22:14:21+00:00Cemal GÜMÜŞcemalgumus@beun.edu.tr<p>Amaç – Yi ve Gong'un (2013) geliştirdiği Müşterinin Değeri Birlikte Yaratma Davranışı Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin self-servis kahve işletmeleri bağlamında doğrulanması amaçlanmaktadır.</p> <p>Yöntem – İleri-geri çeviri ve uzman değerlendirmesi sonrasında pilot uygulama (n=60) gerçekleştirilmiştir. Ana çalışma Zonguldak ilinde yüz yüze anketle yürütülmüş (n=388) olup açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Yapı geçerliği yakınsak ve ayırt edici geçerlik göstergeleriyle; güvenirlik Cronbach alfa ve birleşik güvenirlikle incelenmiştir.</p> <p>Bulgular – Ölçeğin Bilgi Arama, Bilgi Paylaşma, Sorumlu Davranış, Kişisel Etkileşim, Geri Bildirim, Savunuculuk, Yardımcı Olma ve Hoşgörüden oluşan sekiz faktörlü yapısı doğrulanmıştır. Model uyumu kabul edilebilir düzeydedir (χ²/sd=2,60; CFI=0,939; SRMR=0,067; RMSEA=0,064). Güvenirlik ve geçerlik göstergeleri eşiklerin üzerindedir. Betimsel olarak en yüksek ortalama Kişisel Etkileşimde, en düşük ortalama Hoşgörüde gözlenmektedir.</p> <p>Tartışma – Ölçeğin Türkçe formu geçerli ve güvenilir görünmektedir; bulgular, hizmet-baskın mantık çerçevesinde self-servis kahve bağlamında müşteri katılımı ve vatandaşlığının ölçülmesine olanak tanımaktadır. Çalışmanın sınırlılıkları tek ilde kolayda örnekleme kullanılması ve tek zamanlı öz-bildirim verilerinden kaynaklanabilecek ortak yöntem yanlılığıyla ilgilidir. Gelecek çalışmaların farklı sektör ve kentlerde ölçüm değişmezliğini sınaması önerilmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2665Multi-Horizon Causality Dynamics Among Gold, Currency, and Equity Markets: Evidence from Türkiye2026-09-19T22:17:37+00:00Ahmet Furkan SAKafsak@mehmetakif.edu.tr<p>Purpose – This study examines the dynamic linkages among global gold prices (XAUUSD), the Turkish lira-U.S. dollar exchange rate (USDTRY), and the Borsa İstanbul 100 index (XU100) over the period 2015-2025, providing a comprehensive understanding of their interconnected behaviors across different time horizons.</p> <p>Design/methodology/approach – Daily data from January 2015 to July 2025 are analyzed using a multi-method framework: Toda-Yamamoto causality for level relationships, Granger causality for return-based short-term dynamics, and Breitung-Candelon frequency-domain causality to capture horizon-specific effects. This integrated approach identifies both short- and long-run interactions among the three markets.</p> <p>Findings – The study reveals a clear hierarchy of causality. Global gold prices strongly and persistently precede exchange rate movements across all horizons, a pattern consistent with gold reflecting global risk and liquidity conditions relevant for Türkiye. Equity shocks influence the exchange rate at short horizons, whereas the reverse channel from the currency to equities is limited to weak evidence at the very shortest cycles. Feedback from the currency to gold is weaker than the dominant gold-to-currency channel but is present at medium and long horizons. The equity-gold link is weak, appearing only as temporary, short-term portfolio adjustments.</p> <p>Discussion – Monitoring equity volatility and global gold movements can signal near-term FX pressures, while the limited feedback from the currency to equities underscores how strongly external forces, rather than domestic feedback loops, shape Türkiye's financial system.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2666Dönüşümcü Liderliğin Performans Algısına Etkisinde Yapay Zekaya Yönelik Tutumun Aracı Rolü2026-09-19T22:19:50+00:00Özlem GEDİKozlem.gedik@afsu.edu.trSena Nur AKTAŞsenaaktas126313@gmail.com<p>Amaç – Bu araştırma, yapay zekâya yönelik tutumun dönüşümcü liderlik ve performans algısı arasındaki ilişkide aracılık etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde, liderlik tarzlarının çalışanların teknolojik yeniliklere karşı tutumları ve iş performansları üzerindeki rolü giderek daha belirleyici hale gelmektedir. Bu bağlamda, çalışmada dönüşümcü liderliğin, çalışanların yapay zekâ teknolojilerine yönelik nasıl bir tutum geliştirmelerini sağladığı ve performans algılarını nasıl etkilediği ortaya konulmak istenmiştir.</p> <p>Yöntem – Araştırma, Afyonkarahisar ilinde bulunan bir devlet hastanesinde görev yapan 340 sağlık çalışanı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup "Dönüşümcü Liderlik Ölçeği", "Yapay Zekâya Yönelik Genel Tutum Ölçeği" ve "İşgören Performansı Ölçeği" olmak üzere 3 ölçek kullanılmıştır. Çalışmada aracılığın test edilmesinde Hayes (2013)'in geliştirdiği ve SPSS 25.0 alt yapısı ile çalışan "Process Macro Programı" kullanılmıştır.</p> <p>Bulgular – Elde edilen bulgular, yapay zekâya yönelik hem negatif hem de pozitif tutumun, dönüşümcü liderlik ile işgören performansı algısı arasındaki ilişkide kısmi aracılığa sahip olduğunu göstermiştir. Yapay zekâya yönelik pozitif tutumun dolaylı etkisinin (β=0,1733; %95 GA [0,0835; 0,3062]) negatif tutuma göre daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yapay zekâya yönelik negatif tutumun da anlamlı bir kısmi aracılık etkisi gösterdiği (β=0,0694; %95 GA [0,0106; 0,1667]) tespit edilmiştir.</p> <p>Tartışma – Bu çalışma, sağlık sektöründeki teknolojik dönüşümün yalnızca teknik bir süreçle sınırlı kalmadığını; aynı zamanda psikolojik ve kültürel boyutlar içerdiğini ortaya koymaktadır. Yapay zekâ teknolojilerinin sağlık hizmet sunumuna entegrasyonunun başarıya ulaşabilmesi, çalışanların bu sistemlere ilişkin algılarının dönüştürülmesini ve yönetsel liderlik yaklaşımlarının söz konusu dönüşümle stratejik uyum içinde şekillendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, yöneticilerin çalışanlara yönelik güven temelli, katılımcı ve destekleyici uygulamaları kurumsal yapıya entegre etmeleri kritik öneme sahiptir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2667İşgücü Çevikliğinin Örgütsel Çeviklik Üzerindeki Etkisi: Psikolojik Güvenlik İkliminin Moderatör Rolü2026-09-19T22:22:04+00:00Arzu SERT ÖZENarsert@gelisim.edu.trTuğçe TOPÇUttopcu@gelisim.edu.tr<p>Amaç – Kesitsel (cross-sectional) olarak gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı işgücü çevikliğinin örgütsel çeviklik üzerindeki etkisini incelemek ve psikolojik güvenlik ikliminin moderatör rolünün bulunup bulunmadığını test etmektir.</p> <p>Yöntem – Araştırma, İstanbul'da faaliyet gösteren teknoloji firmalarında görev yapan iş görenler ve yöneticiler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında 74 firmadan toplam 467 iş gören ve 74 yöneticiden (her firmadan bir yönetici) anket yoluyla veri toplanmıştır. Toplanan veriler örgütsel düzeyde bir araya getirilmiş ve daha sonraki analizler bu kümelenmiş veri seti üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler, Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS-SEM) yöntemi kullanılarak SmartPLS yazılımında analiz edilmiştir.</p> <p>Bulgular – Analiz sonuçları işgücü çevikliğinin örgütsel çevikliğin alt boyutları olan cevap verebilirlik, esneklik ve hızlılık ile istatistiksel olarak ilişkili olmadığını, buna karşın işgücü çevikliğinin yetkinlik boyutu ile pozitif olarak ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca, psikolojik güvenlik ikliminin varlığında işgücü çevikliği ile cevap verebilirlik, esneklik ve hızlılık arasındaki ilişkilerin anlamlı biçimde güçlendiği tespit edilmiştir. Yetkinlik boyutunda ise düzenleyici etki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.</p> <p>Tartışma – Elde edilen bulgular, işgücü çevikliğinin örgütlerin yetkinlik düzeylerini artırmada kritik bir rol oynadığını, ancak diğer örgütsel çeviklik boyutlarında etkisinin psikolojik güvenlik iklimine bağlı olarak ortaya çıktığını göstermektedir. Çalışma, çalışanların kendilerini güvenli hissettikleri bir örgütsel ortamda işgücü çevikliğinin örgütsel çevikliğe daha güçlü yansıdığını ortaya koymakta ve psikolojik güvenlik ikliminin örgütsel çeviklik için önemli bir bağlamsal faktör olduğunu vurgulamaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2668Avrupa Tescilli Havayollarında Business Class Hizmet Kalitesinin Entropi Tabanlı TOPSIS ile Değerlendirilmesi2026-09-19T22:24:16+00:00Elif Nur DOĞANelifnur.dogan@kapadokya.edu.trHakan RODOPLUhakan.rodoplu@kocaeli.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışmanın temel amacı, Avrupa tescilli havayolu işletmelerinin business class hizmet kalitesini ölçmek ve karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Çalışma ile, business class hizmetlerinde yolcu memnuniyetini en fazla etkileyen kriterlerin ortaya çıkarılması, havayolu işletmelerinin güçlü ve zayıf yönlerinin belirlenmesi ve sektörde rekabet avantajı sağlayacak stratejilere katkı sunulması hedeflenmektedir.</p> <p>Yöntem – Bu çalışmada, Avrupa'da tam hizmet faaliyet gösteren ve business class hizmet imkanı sunan, Skytrax veri tabanındaki değerlendirmeler sonucunda 2024 yılında hizmet kalitesi açısından en başarılı olan 15 havayolu firmasının hizmet kaliteleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Değerlendirme, Skytrax veritabanından alınan müşteri değerlendirmelerine dayanmaktadır. Avrupa tescilli havayolu işletmelerinin hizmet kalitesi, üç temel boyutta incelenmiştir: havalimanı hizmetleri (check-in personeli ve bagaj teslimi), uçak içi hizmetler (koltuk konforu ve temizlik), ve kabin personeli performansı (iletişim becerileri ve servis hızı). Analiz sürecinde, ilk olarak kriterlerin göreli önem düzeyleri entropi yöntemi ile hesaplanmış, ardından bu ağırlıklar TOPSIS yöntemine entegre edilerek havayollarının göreli performans sıralamaları yapılmıştır.</p> <p>Bulgular – Analizde entropi yöntemiyle hesaplanan kriter ağırlıkları, öncelikli bagaj hizmeti (0,3572) ve müşteriyle iletişim (0,2235) gibi kriterlerin hizmet kalitesinin belirlenmesinde daha yüksek etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Yapılan analiz sonucunda, Lufthansa en yüksek göreli hizmet kalitesi puanına sahip havayolu olarak ilk sırada yer alırken, onu Austrian Airlines, KLM Royal Dutch Airlines ve Swiss International Air Lines takip etmiştir.</p> <p>Tartışma – Elde edilen bulgular, havayolu işletmeleri için yalnızca mevcut durumu değil, geliştirilmesi gereken hizmet alanlarını da ortaya koyarak stratejik iyileştirme fırsatları sunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2669Digital Competitiveness and Renewable Energy Investment Attractiveness: A Cross-Country Analysis2026-09-19T22:26:38+00:00Dilek ŞAHİN YOMRALIOĞLUdilek.yomralioglu@medipol.edu.tr<p>Purpose – This research investigates the interplay between digital competitiveness and the attractiveness of countries for renewable energy, utilizing the "World Digital Competitiveness" scores (DCI) and "Renewable Energy Country Attractiveness" (RECAI) rankings.</p> <p>Design/methodology/approach – This study examines the relationships between the RECAI rankings and the dimensions of digital competitiveness indicated by the DCI scores, which are Technology, Knowledge and Future Readiness. The analyses are conducted separately for the years 2023 and 2024 by using correlation and regression analysis. The data set is limited to 32 countries in 2023 and 36 countries in 2024.</p> <p>Findings – The correlation results show that Technology is significantly associated with RECAI ranking in 2023, whereas Knowledge and Future Readiness in 2024. In the 2023 regression model, although the overall model is significant, DCI dimensions have no statistically significant effect on RECAI ranking. In 2024, Future Readiness emerged as the only significant predictor, with higher scores associated with better RECAI positions, and the analysis of 2023-2024 differences shows that differences in DCI scores cannot significantly explain differences in RECAI rankings.</p> <p>Discussion – The data set is limited and some statistical results which are in the borderline may change with a larger data set. Additional independent variables may help to increase the explanatory power of the model.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2670Türkiye'de Mevduat Bankalarının Kârlılığını Etkileyen Bankaya Özgü Faktörler: Panel Veri Analizi (2002-2023)2026-09-19T22:28:41+00:00Ali Sait ALBAYRAKalisait.albayrak@erdogan.edu.trFiliz SAVAŞfiliz.savas@erdogan.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışma, Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat bankalarının kârlılığını etkileyen bankaya özgü faktörleri incelemeyi amaçlamaktadır. Bağımlı değişkenler olarak aktif kârlılığı, öz kaynak kârlılığı ve ödenmiş sermaye kârlılığı olmak üzere üç farklı kârlılık göstergesi kullanılmıştır. Açıklayıcı değişkenler sermaye yeterliliği, bilanço yapısı, aktif kalitesi, likidite ve gelir-gider yapısı başlıkları altında gruplandırılmıştır.</p> <p>Yöntem – Araştırmada, 2002-2023 dönemine ait 27 mevduat bankasının 22 yıllık verileri kullanılmıştır. Panel veri analizi kapsamında sabit etkiler modelleri, Driscoll-Kraay standart hataları ile tahmin edilmiştir.</p> <p>Bulgular – Elde edilen bulgular, banka kârlılığının belirleyicileri arasında belirgin bir etki hiyerarşisi bulunduğunu göstermektedir. Özellikle aktif kalitesini temsil eden krediler/toplam varlıklar oranı tüm modellerde güçlü ve tutarlı bir belirleyici olarak öne çıkarken, faiz dışı gelirlerin yüksek etkisi gelir çeşitlendirmesinin kârlılık açısından kritik rolünü ortaya koymaktadır. Faiz gelirlerinin de anlamlı etkisi, geleneksel bankacılık faaliyetlerinin önemini koruduğunu göstermektedir. Buna karşılık, sermaye yeterliliği, bilanço yapısı ve likidite değişkenlerinin etkilerinin görece sınırlı olduğu ve daha çok destekleyici rol üstlendikleri tespit edilmiştir.</p> <p>Tartışma – Analiz bulguları, banka kârlılığının artırılmasında aktif kalitesinin güçlendirilmesi, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve etkin risk yönetimi uygulamalarının önemli unsurlar olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda bankaların kredi tahsis ve izleme süreçlerini iyileştirmeleri, aktiflerini daha verimli alanlara yönlendirmeleri ve özellikle faiz dışı gelir kaynaklarını geliştirerek gelir yapılarını çeşitlendirmeleri önerilmektedir. Bununla birlikte, sermaye yeterliliği, bilanço yapısı ve likidite göstergelerinin kârlılık üzerindeki etkileri görece sınırlı görünse de, bu unsurların etkin yönetimi sürdürülebilir banka kârlılığı ve finansal dayanıklılığın desteklenmesi açısından önemini korumaktadır. Bu kapsamda çalışma, bankacılık sektöründe finansal performansın artırılmasına yönelik olarak düzenleyici otoriteler, uygulayıcılar ve banka yöneticileri için önemli politika ve uygulama çıkarımları sunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2671Tekstil İmalat Sektöründe İşletme Ölçeklerine Göre Finansal Performansın Karşılaştırmalı Analizi: TCMB Sektör Bilançoları Üzerine Bir Araştırma2026-09-19T22:30:54+00:00Filiz SİVASLIOĞLUfsivaslioglu@gelisim.edu.tr<p>Amaç – Finansal performans, işletmelerin kaynaklarını etkin kullanma düzeyini, finansal sürdürülebilirliğini ve rekabet gücünü ortaya koyan temel göstergelerden biridir. Bu araştırmanın amacı, tekstil imalat sektöründe faaliyet gösteren büyük, orta ve küçük ölçekli işletmelerin finansal performanslarını karşılaştırmalı olarak analiz etmek ve 2021-2023 dönemindeki değişimini ortaya koymaktır.</p> <p>Yöntem – Araştırmada, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait tekstil imalat sektörü bilanço verileri kullanılmıştır. İşletmelerin finansal performansları; karşılaştırmalı tablolar analizi, oran analizi, trend analizi ve DuPont analizi gibi çok boyutlu analiz yöntemleriyle değerlendirilmiştir.</p> <p>Bulgular – Analiz sonuçları, büyük ölçekli işletmelerin likidite, finansal yapı ve kârlılık göstergeleri bakımından daha güçlü bir performans sergilediğini, orta ve küçük ölçekli işletmelerde ise finansal yapı ve kaynak kullanımına ilişkin yapısal sorunların daha belirgin olduğunu göstermektedir. Ayrıca artan üretim maliyetleri, finansman giderleri, döviz kuru dalgalanmaları ve dış talepteki daralmanın tüm işletme ölçeklerinde finansal performansı olumsuz etkilediği belirlenmiştir.</p> <p>Tartışma – Bulgular, işletme ölçeğinin finansal performans üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Büyük ölçekli işletmelerin finansal açıdan daha dirençli olduğu, orta ve küçük ölçekli işletmelerin ise ekonomik dalgalanmalara karşı daha kırılgan bir yapı sergilediği tespit edilmiştir. Çalışma, TCMB sektör bilançoları kullanılarak tekstil imalat sektöründe işletme ölçeklerine göre gerçekleştirilen karşılaştırmalı finansal performans değerlendirmesiyle literatüre katkı sunmakta ve sektör yöneticileri, yatırımcılar ve politika yapıcılar için yol gösterici bulgular ortaya koymaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2672Ulaştırma ve Depolama Sektörünün Finansal Performansının DuPont Analizi Tekniğiyle İncelenmesi2026-09-19T22:33:24+00:00Nihal YILMAZ UZUNnihalyilmaz7@gmail.com<p>Amaç – Bu çalışmanın temel amacı, ulaştırma ve depolama sektöründe faaliyet gösteren küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin finansal performanslarının DuPont analizi tekniği ile analiz edilmesi ve sektörde yer alan işletmelerin finansal performansının değerlendirilmesidir.</p> <p>Yöntem – Çalışmanın veri seti, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) sektör bilançolarında yer alan işletmelere ilişkin yıllık finansal tablo verilerinden oluşmaktadır. Bu doğrultuda, ulaştırma ve depolama sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin 2020-2024 dönemine ait yıllık finansal verileri incelenmiştir. Analiz kapsamında, sektör bilançolarında yer alan işletmeler mikro, küçük, orta ve büyük ölçekli olarak sınıflandırılmış; her bir ölçek grubunun finansal performansı DuPont analizi tekniğiyle değerlendirilmiştir. Böylece, işletme ölçeğinin finansal oranlar üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak ortaya konmuştur.</p> <p>Bulgular – Beş yıllık dönem genelinde, işletme ölçeğinin finansal performans üzerindeki etkisinin sınırlı olduğu ve orta ölçekli işletmelerin diğer gruplara kıyasla daha istikrarlı ve güçlü sonuçlar elde ettiği belirlenmiştir. Büyük ölçekli işletmeler pandemi sonrası dönemde (2022-2024) kârlılıkta toparlanma eğilimine girerken mikro ve küçük ölçekli işletmelerin sınırlı sermaye ve yüksek finansman maliyetleri nedeniyle zayıf bir performans sergilediği tespit edilmiştir. Genel olarak, orta ölçekli işletmelerin maliyet kontrolü ve kaynak kullanımında daha etkin olduğu belirlenmiştir.</p> <p>Tartışma – Bulgular, literatürle uyumlu olarak, kârlılık, verimlilik ve borçluluk düzeyinin işletme performansında belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu çalışma pandemi dönemi ve sonrasına ait güncel verileri kullanarak işletme ölçekleri arasındaki finansal farklılıkları ortaya koymakta ve bu yönüyle literatüre önemli bir katkı sunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2673Finansal Performansın Entropi Tabanlı TOPSIS ve EDAS Yöntemleriyle Analizi: BIST Lojistik Sektörü Örneği2026-09-19T22:35:36+00:00Özkan İMAMOĞLUozkan.imamoglu@amasya.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, BIST Lojistik sektöründe işlem gören işletmelerin finansal performansını Entropi tabanlı TOPSIS ve EDAS yöntemleriyle karşılaştırmalı olarak analiz etmek, kriter ağırlıklarının firma sıralamaları üzerindeki etkisini ortaya koymak ve ulaştırma-lojistik sektöründe karar vericilere çok boyutlu bir performans değerlendirme çerçevesi sunmaktır. Çalışma, yalnızca işletmeleri sıralamayı değil, sıralama farklılıklarının hangi finansal göstergelerden ve hangi yöntemsel varsayımlardan kaynaklandığını tartışmayı hedeflemektedir.</p> <p>Yöntem – Analizde BIST lojistik/ulaştırma alanında işlem gören 13 işletmenin 2024 ve 2025 dönemlerine ait kamuya açık finansal verileri kullanılmıştır. Veriler KAP, Matriks ve İş Yatırım platformlarından derlenmiş; cari oran, likidite oranı, özsermaye kârlılığı, özsermaye değişimi, F/K, PD/DD, kısa vadeli borç/toplam borç ve toplam borç/özsermaye olmak üzere sekiz kriter esas alınmıştır. Kriterlerin fayda/maliyet yönleri açık biçimde sınıflandırılmış; negatif finansal değerlerin özellikle kârlılık ve piyasa çarpanları bakımından yorumlanmasında zarar veya aşırı oynaklık sinyali dikkate alınmıştır. Kriter ağırlıkları Entropi yöntemiyle belirlenmiş, işletmeler TOPSIS ve EDAS yöntemleriyle sıralanmıştır. Yöntemler arası uyum Spearman sıra korelasyonu ve Kendall Tau katsayısı ile ayrıca değerlendirilmiştir.</p> <p>Bulgular – Entropi tabanlı TOPSIS sonuçlarına göre 2024 yılında TUREX, GRSEL ve TLMAN; 2025 yılında ise GRSEL, PGSUS ve CLEBI ilk üç sırada yer almıştır. EDAS sonuçlarında 2024 için TUREX, TLMAN ve GRSEL; 2025 için TUREX, TLMAN ve GRSEL öne çıkmıştır. Bulgular, performans sıralamalarının seçilen ÇKKV yöntemine duyarlı olduğunu ve özellikle F/K, PD/DD ve borçluluk göstergelerindeki uç değerlerin sıralama üzerinde belirgin etki yaratabildiğini göstermektedir.</p> <p>Tartışma – Çalışma, BIST lojistik sektöründe finansal performansın yalnızca ölçek büyüklüğüyle açıklanamayacağını; likidite, kârlılık, piyasa çarpanları ve borçluluk bileşiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. TOPSIS ve EDAS sıralamaları arasındaki farklılıklar, ideal çözüme uzaklık ile ortalama çözüme uzaklık mantığının farklı karar sonuçları üretebildiğini göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, yatırımcılar, analistler ve işletme yöneticileri için yöntem duyarlılığını dikkate alan bir karar destek perspektifi sunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2674Sağlık Turizmi İşletmelerine Yönelik E-Şikayetlerin İncelenmesi2026-09-19T22:38:01+00:00Ahu YAZICI AYYILDIZayazici@adu.edu.trSezer DUMANdumansezer23@gmail.com<p>Amaç – Sağlık turizmi işletmelerine yönelik elektronik şikayetlerin analizi, hizmet kalitesi sorunlarının belirlenmesi ve hasta memnuniyetinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Kuşadası'ndaki sağlık turizmi işletmelerine ait hasta şikayetlerini tematik olarak analiz ederek en yaygın memnuniyetsizlik alanlarını ortaya koymak ve sektördeki iyileştirme potansiyellerini belirlemektir. Araştırma ayrıca, uluslararası literatürdeki destinasyon bazlı, nitel metodolojili ve kültürlerarası karşılaştırmalı e-şikayet analizi eksikliğini doldurmayı ve SERVQUAL modelinin sağlık turizmi bağlamında yeniden yorumlanmasına teorik katkı sağlamayı hedeflemektedir.</p> <p>Yöntem – Sağlık Bakanlığı'nın en güncel yetki belgeli 46 sağlık turizmi işletmesine ait Google yorum platformundaki 302 adet 1-3 yıldızlı şikayet yorumu incelenmiştir. Veriler, MAXQDA 24 programı kullanılarak Braun ve Clarke'ın altı aşamalı tematik analiz yaklaşımıyla nitel içerik analizine tabi tutulmuştur. Kodlama sürecinde iki bağımsız kodlayıcı görev almış, kodlayıcılar arası uyum Krippendorff's Alpha katsayısı ile α=0,85 olarak hesaplanmıştır. Analiz sonucunda 1102 kod oluşturulmuş, kodlar benzer özelliklerine göre 12 ana tema ve 41 alt tema altında sınıflandırılmıştır.</p> <p>Bulgular – Analizler sonucunda hasta şikayetlerinin en yoğun olarak üç ana tema etrafında toplandığı tespit edilmiştir: (1) Kurum Personel Davranışları ve İletişim Sorunları, (2) Fiyatlandırma Politikaları ve Şeffaflık Eksikliği ve (3) Hizmet Kalitesindeki Yetersizlikler. Bulgular, sağlık turizminde empati boyutunun beklenenden baskın olduğunu, fiyat şeffaflığının bağımsız bir memnuniyet belirleyicisi olarak öne çıktığını ve iletişim şikayetlerinin dilsel ve davranışsal olarak iki ayrı kategoride yoğunlaştığını göstermektedir.</p> <p>Tartışma ve Sonuç – Bu çalışma, sağlık turizmi işletmelerinde hasta memnuniyetsizliğinin temel nedenlerini sistematik bir şekilde ortaya koymuştur. Araştırmanın literatüre üç temel teorik katkısı bulunmaktadır: (1) SERVQUAL boyutlarının sağlık turizmi bağlamında yeniden ağırlıklandırılması gerektiğine işaret eden ampirik kanıt, (2) “fiyat şeffaflığı” kavramının bağımsız bir hizmet kalitesi boyutu olarak tanımlanması, (3) iletişim şikayetlerinin “dilsel” ve “davranışsal” olarak iki alt boyuta ayrılması gerektiğine dair öneri. Araştırma sonuçları, sağlık turizmi sektöründeki paydaşlar için veriye dayalı iyileştirme stratejileri geliştirmede rehber niteliği taşımaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2675İşe Yeni Başlayan Çalışanların Gözünden Kurumsal Kültür2026-09-19T22:40:39+00:00Yusuf Taha OKANytokan@harran.edu.trKasım KAYAkkaya@harran.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışmada amaç, işe yeni başlayan çalışanların bakış açısından kurumsal kültürü anlamak ve bu kültürün onların uyum süreçlerine nasıl yansıdığını ortaya koymaktır. Günümüzün rekabetçi iş dünyasında kurumsal kültür, şirketin dış imajını şekillendiren temel bir unsur olmanın yanı sıra çalışanların bağlılığını, motivasyonunu ve performansını da belirleyen bir faktör haline gelmiştir.</p> <p>Yöntem – Araştırma, Şanlıurfa ilinde özel sektördeki farklı firmalarda son bir yıldır çalışan 37 katılımcıyla, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve MAXQDA 20 paket programı yardımıyla içerik analizine tabi tutularak elde edilmiştir.</p> <p>Bulgular – Elde edilen verilere göre, katılımcıların ilk izlenimlerinde kurumsal yapı ve iletişim biçimlerinin belirleyici olduğunu göstermektedir. Olumlu izlenimler arasında düzenli oryantasyon süreci, samimi ekip ilişkileri ve açık iletişim yer alırken, olumsuz izlenimlere bakıldığında yoğun iş temposu, bilgi eksikliği ve bürokratik karışıklık yer almaktadır. Katılımcılar ayrıca, örgütsel değerlerin motivasyon üzerindeki etkisini, değerlerin pratikte ne ölçüde yaşandığını ve yöneticilerin sosyal destek rollerini vurgulamışlardır. Yeni çalışanların ekipleri ve yöneticileriyle kurdukları etkileşimler, uyum sürecinin hızını ve aidiyet duygularını doğrudan etkilemiştir. Buna ek olarak, bazı katılımcılar kurum kültürünü anlamalarını kolaylaştıran veya zorlaştıran örnek olaylar ve deneyimler paylaştılar.</p> <p>Tartışma ve Sonuç – Araştırma, işe yeni başlayan çalışanların deneyimleri, kurumsal kültürün sadece yönetim tarafından tanımlanan bir yapı olmadığını, aynı zamanda çalışanlar arasındaki etkileşimler yoluyla sürekli olarak yeniden üretildiğini göstermektedir. Bu bulgular, kurumların oryantasyon programlarını güçlendirmeleri, açık iletişim kanallarını artırmaları ve değerleri günlük uygulamalarda görünür kılmaları için önemli içgörüler sunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2676Türkiye Katılım Bankacılığı Sektöründe Varlık Karlılığının (ROA) Makroekonomik Değişkenlere ve Sektörel Yoğunlaşmaya (HHI) Tepkisi – Bir ARDL Eşbütünleşme Analizi2026-09-19T22:42:57+00:00Turgay YAVUZARSLANturgay.yavuzarslan@omu.edu.trBülent ÇELEBİbcelebi@omu.edu.tr<p>Amaç – Bu ampirik çalışmada, Türkiye Katılım Bankacılığı sektörünün gelişiminde temel finansal performans göstergelerinden olan Varlık Karlılığı (ROA) üzerinde, Enflasyon, Faiz Oranları ve Sektörel Yoğunlaşma (HHI) değişkenlerinin potansiyel uzun ve kısa dönemli etkileri incelenmiştir. Çalışma, özellikle kamu bankalarının sektöre dahil olmasıyla artan rekabet dinamiği bağlamında, HHI'nın kârlılık üzerindeki yapısal etkisine odaklanmaktadır.</p> <p>Yöntem – Çalışma, 2013Q4 ile 2024Q4 dönemini kapsayan 45 çeyreklik zaman serisi verisini kapsamaktadır. Değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin varlığını ve kısa dönemli dinamikleri tespit etmek amacıyla Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model (ARDL) Sınır Testi uygulanmıştır.</p> <p>Bulgular – Elde edilen ampirik bulgular, ROA ile bağımsız değişkenler arasında %1 anlamlılık düzeyinde uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisinin var olduğunu göstermiştir. Uzun dönem katsayıları, incelenen tüm değişkenlerin ROA üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle, sektör yoğunlaşmasını ifade eden HHI'nın pozitif katsayısı (0.000483), yoğunlaşmanın artmasının (rekabetin azalmasının) uzun dönemde kârlılığı desteklediği yönündeki görüşü teyit etmektedir. Makroekonomik değişkenlerden enflasyondaki %1'lik bir artışın ROA'yı yaklaşık %0.0447, faiz oranlarındaki artışın ise %0.0313 oranında pozitif etkilediği belirlenmiştir.</p> <p>Tartışma – Kısa dönem analizleri sonucunda ise, Hata Düzeltme Katsayısı (ECM) -0.5552 olarak bulunmuştur. Bu güçlü katsayı, sektörün uzun dönemli dengeden sapmaların %55.5'ini bir sonraki çeyrekte hızla düzelterek dengeye ulaşmada yüksek bir uyum yeteneği sergilediğini kanıtlamaktadır. Sonuçlar, Katılım Bankacılığı sektörünün finansal performansının hem makroekonomik istikrarsızlığa hem de yapısal rekabet değişimlerine güçlü bir geri dönüş mekanizmasıyla tepki verdiğini göstermektedir. ARDL analizinden elde edilen bulgular ise rekabetin azalmasının kârlılığı artırdığını ve özel katılım bankalarının pazar paylarını koruyabilmeleri için verimlilik odaklı stratejilere yönelmeleri gerektiğini göstermektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2677Borsa İstanbul Ulaştırma Sektörü Şirketlerinin Finansal Performans Analizi: VIKOR Yaklaşımı2026-09-19T22:45:20+00:00Namıka BOYACIOĞLUnboyacioglu@mehmetakif.edu.tr<p>Amaç – Ulaştırma sektörü, ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınmasında stratejik bir öneme sahiptir. Küreselleşme ve uluslararası artan rekabet ortamında işletmelerin sürdürülebilirliği, finansal başarılarının doğru analiz edilmesine bağlıdır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Borsa İstanbul (BIST) Ulaştırma sektöründe işlem gören şirketlerin finansal performanslarını değerlendirmektir.</p> <p>Yöntem – Çalışmada, BIST Ulaştırma Sektörü'nde işlem gören sekiz ulaştırma şirketinin (Beyaz Filo, Çelebi Hava Servisi, GSD Denizcilik, Pegasus, Reysaş, Trabzon Liman, Turex ve Türk Hava Yolları) finansal performansları incelenmiştir. Şirketlerin 2020-2024 dönemine ait; cari, nakit, finansal kaldıraç ve borç oranları ile aktif devir hızı, özkaynak devir hızı, aktif kârlılık, özkaynak kârlılık ve net kâr marjı oranları dikkate alınarak çok kriterli karar verme yöntemlerinden VIKOR uygulanmıştır.</p> <p>Bulgular – Analiz sonucunda; 2020, 2022 ve 2023 yıllarında Trabzon Liman, 2021'de GSD Denizcilik, 2024'te ise Çelebi Hava Servisi en yüksek performansa sahip şirketler olmuştur. Pegasus ve Reysaş'ın performanslarının ise 2020-2024 yılları arasında genellikle son üç sırada yer aldığı saptanmıştır. Ayrıca VIKOR yönteminin kabul edilebilir istikrar koşulunun tüm yıllarda sağlandığı tespit edilerek analizin geçerliliği doğrulanmıştır.</p> <p>Tartışma – Sonuçlar, Trabzon Liman'ın incelenen dönemde en istikrarlı finansal performansa sahip olduğunu göstermektedir. 2020'de Covid-19 pandemisinin etkisiyle havayolu şirketlerinde düşüş yaşanmış, ancak 2023'ten sonra bu şirketlerde güçlü bir toparlanma gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, yöneticilere stratejik kıyaslama yapmalarında, yatırımcılara ise finansal kararlar almalarında rehberlik edebilir. Gelecek çalışmalarda literatüre katkı sağlamak amacıyla farklı veya bütünleşik yöntemler uygulanabilir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2678Restoran İşletmelerinde Kriz Yönetimi: COVID-19 Pandemisi ve 6 Şubat Depremleri Üzerine Nitel Bir Araştırma2026-09-19T22:47:34+00:00Sait DOĞANsait.dogan@iste.edu.tr<p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, COVID-19 pandemisi ve özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerden yoğun biçimde etkilenen Hatay'ın Antakya ilçesindeki restoran işletmelerinin bu süreçlerden nasıl etkilendiğini analiz etmek ve işletmecilerin kriz yönetimine yönelik benimsedikleri yaklaşım ve uygulamaları tespit etmektir.</p> <p>Yöntem – Araştırmada nitel araştırma yöntemi kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Veriler Antakya'da en az 10 yıldır faaliyet gösteren 8 restoran işletmecisi ile Mart-Nisan 2025 döneminde gerçekleştirilen yüz yüze görüşmelerle toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir.</p> <p>Bulgular – İşletmelerin pandemi ve deprem krizlerine büyük ölçüde hazırlıksız yakalandığını, uzun süreli kapanmalar ile istihdam ve satış kayıpları yaşadıkları görülmüştür. Pandemi sürecinde paket servis, temassız satış ve hijyen uygulamaları öne çıkarken, deprem sonrasında işletmelerin büyük kısmı ancak devlet desteği ile yeniden faaliyete geçebilmiştir.</p> <p>Tartışma – Bu çalışmanın bulguları, restoran işletmelerinin pandemi ve deprem gibi farklı nitelikteki krizlere karşı yeterli hazırlık düzeyine sahip olmadıklarını ve kriz yönetimi süreçlerinde daha çok reaktif yaklaşımlar sergilediklerini göstermektedir. Bu durum, yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösteren işletmeler açısından finansal planlama, sigorta uygulamaları ve yatırım çeşitliliği gibi unsurların krizlere karşı kurumsal dayanıklılığı artırmada önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2679Yapay Zekâ Teknolojisinin Muhasebe Uygulamaları Üzerindeki Etkisi: Kırşehir İlinde Nitel Bir Araştırma2026-09-19T22:49:49+00:00Zeynep BATIzeynepkaya86@hotmail.comHatice Pınar KAYApkaya@ahievran.edu.tr<p>Amaç – Çalışmanın amacı yapay zekâ teknolojisinin muhasebe uygulamaları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu kapsamda yapay zekâ teknolojisinin muhasebe alanında hangi süreçlerde kullanıldığı, muhasebe uygulamaları açısından avantajları ve dezavantajları, yapay zekâ teknolojisi kullanımının muhasebeci-mükellef ilişkilerine etkisi, yapay zekâ eğitimleri ve muhasebe mesleğinin geleceği konularında muhasebe meslek mensuplarının görüşlerine başvurulmuştur.</p> <p>Yöntem – Nitel araştırma yaklaşımına dayalı gerçekleştirilen bu çalışmanın evrenini Kırşehir'de faaliyet gösteren muhasebe meslek mensupları oluşturmaktadır. Meslek mensupları ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler esnasında elde edilen verilerin analizi MAXQDA 25 nitel analiz programı ile gerçekleştirilmiştir.</p> <p>Bulgular – Analiz bulguları yapay zekâ teknolojisinin muhasebe alanında önemli bir dijital dönüşüm aracı olduğunu ortaya koymuştur. Hata oranlarını azaltması, denetim kolaylığı sağlaması, muhasebe çalışmalarına hız kazandırması, meslek mensuplarının iş yükünü hafifletmesi, kâğıt tasarrufu sağlaması ve ofise bağımlılığı azaltması yapay zekâ teknolojisinin sağladığı en önemli avantajlar olarak tespit edilmiştir. Mükelleflerin yapay zekâ teknolojisini kullanamaması, yapay zekâ teknolojisinin en önemli dezavantajı olarak belirlenmiştir.</p> <p>Tartışma – Araştırma kapsamında muhasebe meslek mensuplarına ve mükelleflere yönelik eğitim ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Ayrıca üniversitelerin muhasebe meslek adayı yetiştiren bölümlerinin müfredatlarına yapay zekâ teknolojisi ile ilgili teorik ve uygulamalı derslerin dahil edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Yapay zekâ teknolojisinin gelecekte muhasebe mesleğini ortadan kaldırmayacağı, mesleğin danışmanlık hizmetine dönüşeceği çalışma kapsamında ulaşılan bir diğer sonuçtur. Yapılan bu araştırmanın muhasebe mesleğinde yapay zekâ teknolojisinin daha etkin kullanımını teşvik etmek açısından literatüre katkı sağlaması beklenmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2680AHP Tabanlı TOPSIS Yöntemiyle Türk Özel Hastane Sektörünün Yurtdışı Yatırımı İçin Yer Seçimi2026-09-19T22:52:04+00:00Burak ÇETİNburak.cetin@hbv.tr<p>Amaç – Bu çalışma, Türk özel hastane işletmelerinin yurt dışında yeni bir hastane kurması amacıyla yapacağı yer seçimi için bir karar destek modelini araştırmayı hedeflemektedir. Temel amaç; Türkiye'de faaliyet gösteren özel hastane işletmelerinin, yurt dışına doğrudan yabancı yatırım kararı kapsamında hastane yatırımı için Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) tabanlı TOPSIS yöntemi ile en uygun yer seçimini yapmasıdır.</p> <p>Yöntem – Araştırmada, çok kriterli karar verme tekniklerinden Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) ve TOPSIS yöntemlerinin entegre edildiği iki aşamalı bir model kullanılmıştır. Bu modelin uygulanması kapsamında, Türkiye'ye sağlık ve tıbbi nedenlerle gelen hastaların milliyetleri incelenmiş; en fazla Almanya, Fransa, İngiltere, Azerbaycan ve Hollanda'dan gelindiği belirlenmiştir. Belirlenen bu ülkeler arasından hastane yatırımı için en uygun alternatifin seçilmesi amacıyla 7 ana ve 32 alt kriter belirlenmiş, bu doğrultuda 20 uzmanın görüşüne başvurulmuştur. Uzman görüşleri doğrultusunda kriterlerin ağırlıkları AHP ile hesaplanmıştır. Son aşamada ise TOPSIS yöntemi kullanılarak kriter ağırlıklarına göre alternatif ülkeler değerlendirilmiş ve en uygun yatırım yerleri sıralanmıştır.</p> <p>Bulgular – Yatırım yeri seçiminde en iyi alternatif Londra olarak belirlenmiştir. Bu alternatifi sırasıyla Paris, Amsterdam, Berlin ve son sırada yer alan Bakü takip etmektedir. Alternatiflerin değerlendirilmesinde rol oynayan kriterler ise önem derecesine göre; sağlık talebi, rakipler, hizmete ulaşılabilirlik, hükümet politikaları, maliyet, çevre şartları ve ilgili endüstrilerdir.</p> <p>Tartışma – Bu çalışmada, yurt dışına yatırım yapacak özel hastanelerin karar verme sürecindeki kriterler belirlenmiş ve bu kriterler çerçevesinde yatırım alternatifleri değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında en uygun yatırım yerinin hangisi olduğu ve bu kararda hangi kriterlerin öne çıktığı araştırılmıştır. Gelecekteki çalışmalarda, daha fazla uzman görüşüne başvurularak kriter ağırlıklarının yeniden belirlenmesi ve modelin geliştirilmesi amacıyla farklı yöntemlerin sürece dahil edilmesi önerilmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2681Rakamlar Yalan Söylemez, Peki Ya Ofis? Muhasebe Çalışanlarının Gözünden Çalışma Ortamı2026-09-19T22:54:35+00:00Fatih İbrahim KURŞUNMADENkursunmaden@selcuk.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, muhasebe meslek mensuplarının çalışma ortamına ilişkin algılarının iş tatmini üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma ortamı; çalışma saatleri, iş güvenliği, çalışan ilişkileri, saygınlık (itibar) ihtiyacı ve üst yönetim uygulamaları boyutları çerçevesinde ele alınmıştır.</p> <p>Yöntem – Araştırma nicel araştırma desenine dayanmaktadır. Veriler, Konya ilinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarından kolayda örnekleme yöntemiyle elde edilen 480 geçerli anket aracılığıyla toplanmıştır. Ölçeğin yapısal geçerliliği açıklayıcı faktör analizi ile test edilmiş; değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile incelenmiş ve çalışma ortamı boyutlarının iş tatmini üzerindeki etkisi çoklu regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Analizler SPSS programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir.</p> <p>Bulgular – Faktör analizi sonucunda ölçeğin dört faktörlü bir yapı sergilediği belirlenmiştir. Korelasyon bulguları, çalışma ortamının tüm boyutları ile iş tatmini arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre model istatistiksel olarak anlamlıdır ve çalışma ortamı boyutları iş tatminindeki varyansın %52'sini açıklamaktadır. En güçlü etki üst yönetim ve saygınlık ihtiyacı boyutunda tespit edilmiştir.</p> <p>Tartışma – Bulgular, muhasebe çalışanlarının iş tatmininin özellikle yönetsel destek ve örgüt içi ilişkilerden güçlü biçimde etkilendiğini göstermektedir. Sonuçlar, teknik niteliği yüksek meslek alanlarında dahi psikososyal unsurların belirleyici rol oynadığını ortaya koymakta ve yönetsel uygulamaların iyileştirilmesinin iş tatmini açısından kritik önem taşıdığını vurgulamaktadır. Bu çalışma, söz konusu ilişkiyi yeniden test etmenin ötesinde, İş Talepleri-Kaynaklar (JD-R) Modeli çerçevesinde ele alarak muhasebe meslek mensupları bağlamındaki teorik boşluğu doldurmayı amaçlamakta ve sektöre özgü yönetsel çıkarımlar sunarak literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2682Kâr Payı Ödemeleri ile Firma Piyasa Değeri Arasındaki İlişki: Düzenli Kâr Payı Ödeyen Borsa İstanbul Şirketleri Üzerine Bir Panel Veri Analizi2026-09-19T22:56:51+00:00Kemal ESMERkemal.esmer@hbv.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da düzenli kâr payı ödeyen firmalarda toplam kâr payı ödemeleri, işletme ölçeği ve ödenmiş sermayenin toplam kaynaklar içindeki payı ile firma piyasa değeri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca yıllık net kâr, kâr payı verimi ve hisse başına kâr payı gibi kontrol değişkenleri ile firma piyasa değeri arasındaki ilişkiyi de incelemektir.</p> <p>Yöntem – Araştırmada 33 BİST firmasının 10 yıllık dönemine ait 330 gözleminden oluşan dengeli panel veri seti kullanılmıştır. Model seçim testleri sonucunda firma ve yıl sabit etkilerini içeren iki yönlü sabit etkiler modeli tercih edilmiştir. Heteroskedastisite, otokorelasyon ve yatay kesit bağımlılığı dikkate alınarak regresyon sonuçları Driscoll–Kraay dirençli standart hatalarıyla tahmin edilmiştir. Modelin test edilmesinde EViews ve Stata paket programlarından yararlanılmıştır.</p> <p>Bulgular – Sonuçlar, toplam kâr payı ödemeleri ile firma piyasa değeri arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. İşletme ölçeği de piyasa değeriyle pozitif ve anlamlı ilişkiliyken, ödenmiş sermayenin toplam kaynaklar içindeki payı için anlamlı bir ilişki belirlenememiştir. Kontrol değişkenlerinden yıllık net kâr ve hisse başına kâr payı pozitif, kâr payı verimi ise negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.</p> <p>Tartışma – İncelenen finansal değişkenlerin firma piyasa değeriyle farklı yön ve büyüklüklerde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bulgular, düzenli kâr payı ödeyen BİST firmalarında kâr payı ödemeleri ve işletme ölçeğinin firma piyasa değeriyle pozitif ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın özgün katkısı, düzenli kâr payı ödeyen BİST firmalarında toplam kâr payı ödemelerinin piyasa değeriyle ilişkisini firma ölçeği, sermaye yapısı ve kâr payına ilişkin kontrol değişkenleriyle birlikte ele almasıdır. Ayrıca yatay kesit bağımlılığı, heteroskedastisite ve otokorelasyonu dikkate alan dirençli tahmin yaklaşımının kullanılması, çalışmanın yöntemsel sağlamlığını güçlendirmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2683Kaynak Tüketim Muhasebesi ve Sermaye Öğeleri İlişkisi, Örnek Bir İşletme Uygulaması2026-09-19T22:59:10+00:00Eda ERDEMedaerdem1997@gmail.comGökhan KILIÇgokhankilic@baskent.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışma, stratejik bir yönetim muhasebesi aracı olan Kaynak Tüketim Muhasebesi (KTM) ile sermaye öğeleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi hedeflemektedir. Temel amaç, KTM'nin sağladığı verilerin kurumsal değer yaratma sürecinde finansal ve insan sermayesi üzerindeki etkilerini bir yedek parça üretim işletmesi örneği üzerinden ortaya koymaktır.</p> <p>Tasarım/Yöntem/Yaklaşım – Çalışmada örnek olay yöntemi benimsenmiş ve yedek parça üretimi yapan bir işletme mercek altına alınmıştır. Yaklaşım olarak, geleneksel maliyetleme yöntemlerinin aksine, maliyetleri nedensellik ilkesine dayalı olarak dağıtan ve kapasite kullanımını detaylandıran KTM modeli uygulanmıştır.</p> <p>Bulgular – Geleneksel yöntemlerde ürün maliyetleri içinde gizlenen yaklaşık %22 oranındaki âtıl kapasite, KTM uygulaması sayesinde ayrıştırılarak görünür hale getirilmiştir. Sermaye korunmasında maliyetlerin doğru dağıtımıyla gereksiz yatırımların önlendiği, bu sayede finansal sermayenin korunduğu ve kârlılığın artığı tespit edilmiştir. İnsan kaynağı dönüşümünde işgücünün sadece bir gider kalemi değil, yönetilebilir bir kaynak havuzu olduğu ve verimli bir şekilde planlanabildiği görülmüştür.</p> <p>Tartışma – Elde edilen bulgular, KTM'nin sadece bir maliyet hesaplama aracı olmadığını, aynı zamanda Entegre Raporlama'nın temel bileşenleri olan finansal ve insan sermayesinin etkin yönetimi için stratejik bir zemin hazırladığını göstermektedir. Âtıl kapasitenin görünür kılınması, yönetime kaynak israfını önleme ve kurumsal değer yaratma sürecini destekleme noktasında kritik bir karar destek mekanizması sunar.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2684Examination of Accounting Professionals' Perceptions and Attitudes Toward Artificial Intelligence2026-09-19T23:01:30+00:00Adalet ZOZİKaacar@bayburt.edu.trZeki DOĞANzekidogan7@hotmail.com<p>Purpose – This paper is intended to identify the perceptions and attitudes towards artificial intelligence (AI) held by the accounting profession. In particular, the purpose is to determine the magnitude of the use of AI technologies and the attitudes towards such technologies.</p> <p>Design/Methodology/Approach – Data were collected through an electronic mail survey administered to 143 accounting professionals operating in various provinces. Descriptive statistics and correlation analysis were performed to analyze the dataset using IBM SPSS Statistics Version 23.</p> <p>Findings – The findings indicated a positive relationship between the extent of AI adoption and perceived benefits. There was also a positive relationship between AI adoption and the perceived impact of AI on the profession of accountancy. Positive relationships existed between the perceived benefits and perceived risks, and between the perceived benefits and anxiety. In addition, there was a positive relationship between the perceived benefits and the perceived impact of AI on the profession of accountancy. As for the demographic variables, the findings suggested that aging was related to a reduction in both perceived benefits and perceived risks associated with the adoption of AI. Professional experience was also linked to a reduction in the perceived risks.</p> <p>Discussion – The study highlights the fact that accountants perceive AI as an opportunity rather than a risk for the profession and see it as technology capable of bringing about transformation of the profession of accountancy. For this reason, it is important for educational institutions to include AI courses in accounting curriculum. It is also important for professional accounting associations to organize continuing education programs related to AI. At the individual level, accounting professionals should continuously enhance their knowledge and competencies in AI to remain relevant and competitive in the evolving profession.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2685Muhasebe Öğrencilerinin Sürdürülebilirlik Farkındalığı ve Muhasebe Mesleğine Yönelik Algıları: Yozgat Bozok Üniversitesi Örneği2026-09-19T23:03:41+00:00Nurettin ÖZDEMİRnurettin.ozdemir@bozok.edu.trSerkan YÜCELserkanyucel@duzce.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışmada, muhasebe öğrencilerinin çevresel duyarlılık düzeylerinin (sürdürülebilirlik farkındalığı), sürdürülebilirlik raporlamasına ilişkin farkındalıklarının ve muhasebe– sürdürülebilirlik ilişkisine yönelik algılarının belirlenmesi amaçlanmıştır.</p> <p>Yöntem – Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış; verilerin toplanması için kolayda örnekleme tekniğiyle Yozgat Bozok Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerine çevrimiçi anket uygulanmıştır. 2025 yılında toplam 406 öğrenciye uygulanan anket formu; çevreye duyarlılık, sürdürülebilirlik raporlaması farkındalığı ve muhasebe mesleğine bakış olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon, çoklu regresyon ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır.</p> <p>Bulgular – Bu çalışma, çevresel duyarlılık ile sürdürülebilirlik raporlaması farkındalığı arasında güçlü bir pozitif ilişki olduğunu göstermiştir. Çevresel duyarlılık hem sürdürülebilirlik raporlaması farkındalığını hem de muhasebe–sürdürülebilirlik algısını anlamlı biçimde açıklamaktadır. Ayrıca sürdürülebilirlik raporlaması farkındalığının da bu algı üzerinde pozitif ve güçlü bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Cinsiyete göre kadın öğrencilerin çevreye duyarlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu ancak yaş, sınıf ve kariyer planına göre anlamlı bir fark bulunmadığı belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin sürdürülebilirlik farkındalıklarının, muhasebe mesleğine ilişkin algılarını anlamlı biçimde etkilediği; özellikle çevresel duyarlılık ve sürdürülebilirlik raporlaması farkındalığının bu algının temel belirleyicileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</p> <p>Tartışma – Muhasebe eğitiminde sürdürülebilirlik temelli içeriklerin güçlendirilmesinin, öğrencilerin çevresel ve mesleki farkındalıklarını artırarak daha etik ve sürdürülebilir muhasebe uygulamalarının gelişimine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2686Dijital Olgunluk Seviyesi Ölçeğinin Türkçe Kısa Formu: Kalkınma Ajansı Yöneticileri Üzerinde Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması2026-09-19T23:06:02+00:00Ahmet ALICIahmetalici42@gmail.comNeşe SONGÜRnesesongur@gmail.com<p>Amaç – 18. Yüzyılda Britanya'da başlayan Sanayi Devrimleri 2011 yılında Almanya'da 4. Sanayi Devriminin ortaya çıkmasıyla birlikte dijital dönüşümde yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Yaşanan dönüşüm süreci; insan kaynağı, teknolojik altyapı, üretim süreçleri ve kurumsal kültür alanlarında örgütleri değişime mecbur bırakmaktadır. Örgütlerin dijital dönüşüme uyum seviyesini ölçmek amacıyla dijital olgunluk seviyesi gösterge olarak kullanılmaktadır. Literatürde örgütlerin dijital olgunluk seviyesini ölçen birçok ölçek geliştirilmiş veya uyarlanmış olmasına rağmen kamu kurumları özelinde dijital olgunluk seviyesini ölçen kısıtlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, Cramner (2021) tarafından kamu kurumları için geliştirilen Dijital Olgunluk Seviyesi Ölçeğinin Türkçe kısa formunun oluşturulmasını ve psikometrik özelliklerinin değerlendirilmesini amaçlamaktadır.</p> <p>Yöntem – Türkçe kısa formun oluşturulması amacıyla gerçekleştirilen uyarlama çalışması kapsamında öncelikle ölçeği geliştiren Cramner'den izin alınmıştır. Ölçeğin orijinali İngilizce olduğundan Türkçeye uyarlanmasında tersine çeviri yöntemi kullanılmıştır. Ölçek, alan uzmanı ve dil uzmanı tarafından İngilizceden Türkçeye çevrilmiş, ardından başka alan uzmanı ve dil uzmanı tarafından yeniden İngilizceye çevrilerek dil eşdeğerliği değerlendirilmiştir. Tersine çeviri sürecinin doğruluğunu test etmek amacıyla orijinal ve yeniden çevrilen İngilizce formlar 10 kişiye uygulanmış ve madde eşdeğerlikleri incelenmiştir. Ardından, anket maddeleri Davis Tekniği kullanılarak içerik geçerliği açısından değerlendirilmiş ve kabul ölçütünün altında kalan yedi madde ölçekten çıkarılmıştır. Dil geçerliği aşamasının ardından, Türkçe kısa formun psikometrik özelliklerini değerlendirmek amacıyla Kalkınma Ajanslarında görev yapan 142 yöneticiden veri toplanmıştır. Elde edilen verilere Kaiser–Meyer–Olkin (KMO) Testi, Bartlett Küresellik Testi, Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), Cronbach Alfa güvenirlik analizi ile yakınsak, ayrışma ve ölçüt bağıntılı geçerlik analizleri uygulanmıştır.</p> <p>Bulgular – Uzman değerlendirmeleri ve psikometrik analizler sonucunda oluşturulan Türkçe kısa formun, Kalkınma Ajanslarında görev yapan 142 yöneticiden elde edilen veriler üzerinde iki boyutlu bir yapı sergilediği belirlenmiştir. Açımlayıcı Faktör Analizinde KMO değeri 0,91 olarak hesaplanmış, ölçek toplam varyansın %62,07'sini açıklamıştır. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda modelin kabul edilebilir uyum gösterdiği belirlenmiştir (χ²/df=2,48; CFI=0,95; TLI=0,94; RMSEA=0,089; SRMR=0,034). Yakınsak geçerlik analizinde, İleri Dijital Teknoloji Yetkinliği boyutu için CR değeri 0,90 ve AVE değeri 0,642; Dijital Strateji ve Dönüşüm Kapasitesi boyutu için ise CR değeri 0,91 ve AVE değeri 0,74 olarak hesaplanmıştır. Bulgular, ölçeğin her biri altışar maddeden olmak üzere toplam 12 maddeden oluşan iki boyutlu yapısının bu örneklemde ön destek bulduğunu göstermektedir.</p> <p>Tartışma – Çalışmanın, özellikle Kalkınma Ajansları ve benzer kurumsal özelliklere sahip kamu kurumlarının dijitalleşme sürecindeki mevcut durumunun değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi gereken alanların belirlenmesi bakımından önemli bir referans olacağı değerlendirilmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2687Kullanımdan Bağımlılığa: Dijital İş Ortamlarında Algoritmik Bağımlılık Çerçevesi2026-09-19T23:08:30+00:00Rana ÖZYURT KAPTANOĞLUranaozyurt@topkapi.edu.tr<p>Amaç – Dijital iş ortamlarında yapay zekâ sistemleriyle kurulan ilişkinin araçsal kullanımın ötesine geçerek bilişsel, epistemik ve duygusal boyutlar kazandığı görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, insan–yapay zekâ etkileşimini açıklayan Algoritmik Bağımlılık Çerçevesini geliştirmektir.</p> <p>Yöntem – Araştırma, kamuya açık dijital platformlarda kullanıcıların yapay zekâ ile profesyonel kullanım deneyimlerine ilişkin paylaşımlarına dayanan nitel bir tasarıma sahiptir. Veriler Gioia metodolojisi kullanılarak analiz edilmiştir.</p> <p>Bulgular – Bulgular, algoritmik bağımlılığın dört temel boyutta şekillendiğini göstermektedir: bilişsel delege, algoritmik otorite, duygusal dayanma ve algoritmik mahremiyet. Bu boyutlar, kullanıcıların bilişsel görevlerini yapay zekâya devretme, algoritmik çıktıları sorgulamadan kabul etme, yapay zekâ sistemlerine duygusal yönelim geliştirme ve kişisel bilgilerini bu sistemlerle paylaşma eğilimlerini ortaya koymaktadır.</p> <p>Tartışma – Araştırmada geliştirilen Algoritmik Bağımlılık Çerçevesi, yapay zekâ kullanımını yalnızca teknoloji benimseme perspektifiyle açıklayan yaklaşımların ötesine geçmektedir. Bulgular, yapay zekâ sistemlerinin dijital iş ortamlarında karar destek aracından gayriresmî karar ortağına dönüşmeye başladığını göstermekte; bu dönüşümün çalışan özerkliği, eleştirel düşünme, veri yönetişimi ve örgütsel karar süreçleri açısından önemli yönetsel ve kuramsal sonuçlar doğurabileceğine işaret etmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2688Türk Savunma Sanayiinin İstihdam Yaratma Potansiyeli: Girdi-Çıktı Modeliyle Bir Analiz2026-09-19T23:10:43+00:00Bilal ÖZDENbilalozdencbu@gmail.com<p>Amaç – Bu çalışma, Türk savunma sanayiinin üretim ve istihdam üzerindeki etkilerini girdi-çıktı analizi çerçevesinde ampirik olarak incelemeyi amaçlamaktadır.</p> <p>Yöntem – Çalışmada, 2023 yılı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) girdi-çıktı tabloları ile istihdam verileri kullanılmıştır. Savunma sanayiini temsil etmek amacıyla C25, C26, C27, C28 ve C30 sektörleri esas alınarak dar ve geniş tanımlı vekil (proxy) sektör yapıları oluşturulmuştur. Analiz kapsamında 1 milyar TL'lik nihai talep şoku uygulanmış, Leontief ters matrisi yardımıyla üretim ve istihdam çarpanları hesaplanmıştır.</p> <p>Bulgular – Elde edilen sonuçlara göre, geniş tanımlı savunma sanayii 1 milyar TL'lik nihai talep artışı karşısında toplam 1.047 kişilik istihdam yaratmaktadır. Bu etkinin yaklaşık %58'i dolaylı kanallardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca sektörün üretim çarpanı 2,80 olarak hesaplanmış olup, bu durum savunma sanayiinin ekonomi genelinde yüksek üretim çarpanına sahip olduğunu göstermektedir.</p> <p>Tartışma – Bulgular, Türk savunma sanayiinin yalnızca doğrudan üretim yapan bir sektör olmadığını, aynı zamanda tedarikçi sektörlerle kurduğu güçlü bağlantılar sayesinde önemli bir istihdam motoru işlevi gördüğünü ortaya koymaktadır. Dolaylı istihdam etkisinin yüksekliği, yerli ara malı üretimi ve tedarik zinciri entegrasyonunun stratejik önemini göstermektedir. Bu çerçevede savunma sanayiine yönelik yerlileşme, teknolojik dönüşüm ve kümelenme politikalarının desteklenmesi; sürdürülebilir büyüme, sanayileşme ve nitelikli istihdam artışı açısından önemli katkılar sağlayabilir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2689Verimlilik ve Yenilik Performansı Arasındaki İlişki: Kavramsal Bir Çerçeve Model Önerisi2026-09-19T23:12:59+00:00Orkun YILDIZorkun.yildiz@idu.edu.tr<p>Amaç – Bu çalışma, işletme verimliliği ve inovasyon performansını etkileyen faktörleri odaklanır. Temel amacı, işletme büyüklüğü, yaş ve teknoloji yatırımlarının inovasyon performansı ve işletme verimliliği üzerindeki etkilerini anlamak ve analiz etmektir.</p> <p>Tasarım/metodoloji/yaklaşım – Araştırma, işletmelerin verimlilik ve inovasyon performansını etkileyen faktörleri içeren bir matematiksel teorik model önerir. Bu model, işletme büyüklüğünün, yaşının ve teknoloji yatırımlarının inovasyon performansı ve işletme verimliliği üzerindeki etkilerini anlamak ve analiz etmek için teorik bir temel sunmayı amaçlar.</p> <p>Bulgular – Yapılan literatür incelemesi sonuçlarına göre, işletme büyüklüğü, yaş ve teknoloji yatırımlarının hem inovasyon performansını hem de işletme verimliliğini etkilediği görülmüştür. Büyüklük ve yaşın artması, inovasyon kapasitesini ve işletme verimliliğini artırma eğilimindedir. Daha yüksek teknoloji yatırımları, inovasyon performansını etkileyerek işletme verimliliğini olumlu yönde etkileyebilir. Bu bulgulara dayanarak, bu çalışma bir matematiksel model önermektedir. Çalışmanın sonuçları, işletme verimliliği ile inovasyon performansı arasındaki ilişkiyi anlamak ve analiz etmek için kapsamlı bir teorik çerçeve sunar.</p> <p>Tartışma – Bu çalışmanın matematiksel modeli, işletme büyüklüğü, yaş ve teknoloji yatırımlarının inovasyon ve işletme verimliliği üzerindeki etkilerini keşfeder. Büyük ve deneyimli işletmelerin inovasyon ve verimliliği artırma eğiliminde olduğu gözlemlenirken, teknoloji yatırımları inovasyonu doğrudan destekler ve böylece verimliliği artırır. Bu model, karmaşık ilişkileri daha iyi anlamamıza yardımcı olurken işletmeler ve politika yapıcıları için pratik içgörüler sunar. İnovasyon ve verimliliğin olumlu ekonomik, toplumsal ve politika sonuçlarını göz önünde bulundurarak, bu çalışma iş liderleri, politika yapıcıları ve gelecekteki araştırmalara kaynak sağlayacaktır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2690Uluslararası Havayolu Şirketlerinde Yolcu Doluluk Oranı ve Finansal Performans İlişkisi: COVID-19 Şok Etkisi2026-09-19T23:15:22+00:00Ebru YAMANebru.yaman@hbv.edu.trCihan TANRIÖVENc.tanrioven@hbv.edu.tr<p>Amaç – Bu araştırma, COVID-19 salgınının uluslararası havayolu şirketlerinde yolcu doluluk oranı ve finansal performans ilişkisi üzerindeki etkisini ampirik olarak incelemektedir.</p> <p>Yöntem – Bu çalışmada 2019Q1-2024Q4 dönem aralığındaki 14 uluslararası havayolu şirketine ait çeyreklik verilerden oluşturulan panel veri modeli kullanılmıştır. F testi ve Hausman (1978) tanımlama testi sonuçları, sabit etkiler tahmincisinin tutarlı parametre tahminleri ürettiğine birlikte işaret etmektedir. Yatay kesit bağımlılığı, değişen varyans ve otokorelasyona karşı dirençli standart hatalar elde etmek amacıyla Driscoll-Kraay (1998) parametrik olmayan kovaryans matrisi tahmincisi kullanılmıştır.</p> <p>Bulgular – Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre yolcu doluluk oranı katsayısı referans dönemlerde aktif karlılık oranı üzerinde istatistiksel olarak pozitif ve anlamlıdır. Uluslararası havayolu şirketlerinin yüksek yolcu doluluk oranlarına sahip olmaları aktif karlılıkları üzerinde olumlu katkı sunmaktadır. Kaldıraç oranı ve yakıt gideri payı aktif karlılığı negatif yönde etkilerken, yolcu başına gelir değişkeni katsayısı pozitif ve anlamlı olup, birim maliyet ve filo büyüklüğü değişkenlerinin aktif karlılık üzerinde etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. COVID-19 salgın şok dönemi kukla değişkeninin katsayısı pozitif ve anlamlıdır. Bu bulgu doğrudan aktif karlılık üzerindeki etkisi dikkate alınmadan etkileşim terimi ile birlikte yorumlanmaktadır. Etkileşim terimi katsayısı negatif ve anlamlı bulunmuştur. Salgın döneminde yolcu doluluk oranı ile aktif karlılık arasındaki ilişkinin anlamlı biçimde zayıfladığını ve yön değiştirdiğini göstermektedir. Referans dönemlerde yolcu doluluk oranındaki bir birimlik artış aktif karlılığı 0.297 birim artırırken, COVID-19 şok döneminde bu net etki yaklaşık -0.221 düzeyine gerilemektedir.</p> <p>Tartışma – Referans dönemler incelendiğinde yolcu doluluk oranlarının aktif karlılık üzerinde olumlu etki oluşturduğu görülürken, COVID-19 salgın döneminde aktif karlılık üzerindeki bu etkiyi zayıflatmıştır. Etkileşim terimi bulgusu, COVID-19 salgın döneminin yolcu doluluk oranı ve aktif karlılık mekanizması üzerinde yapısal bir dönüşüm yarattığını ortaya koymaktadır. Referans dönemde yolcu doluluk oranında görülen bir birimlik artış, aktif karlılığı 0.297 birim artırırken, şok döneminde bu etki - 0.518 olarak negatife dönmektedir. Seyahat kısıtlamaları ve sosyal mesafe tedbirleri ile mevcut kapasitenin büyük bir kısmının kullanılamadığı şirketlerde sabit maliyetlerin karşılanamaz hale geldiği ve doluluk oranlarındaki her bir birimlik artışın aktif karlılık üzerindeki etkisinin operasyonel maliyetlerin de gerisinde kaldığı görülmektedir. Bu durum, COVID-19 salgınının yalnızca salt bir talep şoku olmasının da ötesinde, havayolu şirketlerinde maliyet yapısı ve kapasite kullanımı arasındaki temel ilişkiyi de etkilediğini işaret etmektedir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2691Enflasyon Muhasebesi Uygulamasına Piyasa Tepkisi: Olay Çalışması2026-09-19T23:17:53+00:00Mustafa GENÇmustafa.genc@erdogan.edu.tr<p>Amaç – Enflasyonist ortamda finansal raporların tarihi maliyet esasına göre hazırlanması, raporların gerçeğe uygun sunum niteliğini sınırlamakta ve yatırımcıların karar alma süreçlerinde bilgi eksikliğine yol açmaktadır. Bu durum, finansal raporların enflasyon etkilerinden arındırılarak gerçeğe daha yakın biçimde sunulmasını sağlayan enflasyon muhasebesi uygulamasını önemli hale getirmektedir. Bu doğrultuda Türkiye'de 2023 yılında yeniden uygulanmaya başlanan enflasyon muhasebesi uygulamasının Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören BİST30 işletmelerinin hisse senedi fiyatları üzerindeki etkilerinin incelenmesi, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır.</p> <p>Yöntem – Çalışma kapsamında 01.2023–06.2024 döneminde BİST30'da sürekli faaliyet gösteren 26 işletmenin enflasyona göre düzeltilmiş finansal raporlarını açıkladıkları tarihlerdeki piyasa tepkileri, olay çalışması (Event Study) yöntemi kullanılarak ölçülmüştür. Enflasyon muhasebesi uygulamasına yönelik piyasa tepkilerinin farklı endeks yapılarına göre nasıl şekillendiğini incelemek amacıyla BİST100 ve MSCI Turkey endeksleri alternatif piyasa portföyleri olarak analize dahil edilmiştir.</p> <p>Bulgular – BİST 100 endeksinin esas alındığı piyasa modelinde olay sonrası kısa vadede istatistiksel olarak anlamlı negatif anormal getirilerin oluştuğu; MSCI Turkey endeksinin esas alındığı modelde ise, piyasa tepkisinin daha sınırlı kaldığı belirlenmiştir. Ayrıca sektörel analizler, imalat sektöründeki negatif piyasa tepkisinin diğer sektörlere kıyasla daha belirgin olduğuna işaret etmektedir.</p> <p>Tartışma – Sonuç olarak enflasyon muhasebesi uygulamasının BİST'te hem işletme hem de sektör düzeyinde heterojen fiyatlama etkileri oluşturduğu belirlenmiştir.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2692Muhasebe Meslek Etiği ve Vergi Ahlakının Vergi Uyumu Üzerindeki Etkileri: Türkiye Örneği2026-09-19T23:20:06+00:00Mehmet GÜNLÜKmehmetgunluk@mu.edu.trMurat ÖZCANmozcank@ibu.edu.trAbdullah Kürşat MERTERakmerter@gtu.edu.trSeyfettin SULUseysulu@yahoo.com<p>Amaç: Bu çalışma, muhasebe meslek etiği ve vergi ahlakının vergi uyumu üzerindeki etkilerini ve vergi ahlakının muhasebe meslek etiği ile vergi uyumu arasındaki ilişkide üstlendiği düzenleyici rolü incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: 320 muhasebe meslek mensubundan anket yöntemiyle toplanan veriler PLS-SEM ve hiyerarşik regresyon analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Bulgular: Muhasebe meslek etiği (β=0.319; p<0.001) ve vergi ahlakının (β=0.156; p<0.01) vergi uyumunu pozitif yönde etkilediği saptanmıştır. Vergi ahlakının meslek etiği ile vergi uyumu arasındaki ilişkide negatif yönlü anlamlı bir düzenleyici role sahip olduğu (β=-0.347; p<0.001); başka bir deyişle vergi ahlakı yükseldikçe meslek etiğinin vergi uyumuna katkısının azaldığı ortaya konulmuştur. Tartışma: Bulgular, Planlı Davranış Teorisi ve Kaygan Zemin Çerçevesi ile örtüşmekte; vergi ahlakı yüksek bireylerde içsel motivasyonun dışsal etik normların marjinal katkısını azalttığını (ikame etkisi) göstermektedir. Sonuçlar, meslek örgütleri ve vergi idaresi için hedefli politika önerileri sunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2693Domestic Public Borrowing and Private Credit Dynamics in Türkiye: Evidence from an ARDL Approach2026-09-19T23:23:23+00:00Tuna Can GÜLEÇtunacan.gulec@cbu.edu.trAbdullah MARUFOĞLUmarufogluabdullah@gmail.comSezen DURAMAZsezen.duramaz@cbu.edu.tr<p>Purpose: This study examines whether domestic public borrowing is associated with the displacement of private credit in Türkiye and distinguishes a conventional quantity-based crowding-out mechanism from public-borrowing flows, bank sovereign exposure, and broader macro-financial conditions. Design/Methodology/Approach: Monthly data from January 2010 to November 2023 are analysed using an ARDL/UECM reference specification, short-run OLS models with HAC standard errors, alternative credit outcomes and monetary controls, structural-break diagnostics, and Toda-Yamamoto directionality tests. The commercial-credit series is constructed consistently for all 167 months as total loans minus consumer loans and credit-card balances.</p> <p>Findings: The bounds test supports a long-run level relationship, but adjustment is very slow. The normalized long-run coefficient on real domestic debt is negative and statistically insignificant, while borrowing cost and exchange-rate depreciation are negatively associated with credit and real activity is positively associated with credit. Official net domestic borrowing does not display a negative short-run association with commercial-credit growth. By contrast, increases in banks' government-securities exposure are associated with weaker commercial-credit growth, and this result remains significant under alternative financing-condition controls. Directionality tests do not establish a one-way causal relationship, and break analysis indicates regime sensitivity. Discussion: The evidence does not support a stable, mechanical full-sample crowding-out relationship based on the quantity of domestic public debt. It instead points to a narrower portfolio-allocation association within the sovereign-bank nexus and to a debt-credit relationship that depends on financing conditions and macro-financial regimes. The results are therefore interpreted as associations rather than structural causal effects.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2694Marka Deneyiminin Marka Savunuculuğuna Etkisi: Havayolu Sektöründe Hizmet Tutsaklığının Aracılık Rolünün İncelenmesi2026-09-19T23:25:37+00:00İpek Cansev TAVUKÇUOĞLU TETİKipektavukcuoglu@gmail.comSelay Ilgaz SÜMERsilgaz@baskent.edu.tr<p>Amaç– Bu çalışma, havayolu ve hizmet pazarlaması literatürüne üç şekilde katkıda bulunmaktadır. İlk olarak, marka savunuculuğunu memnuniyet, ağızdan ağıza iletişim ve tekrar satın alma davranışından farklı, proaktif bir ilişkisel sonuç olarak kavramsallaştırmaktadır. İkinci olarak, yapısal değiştirme engellerinin sıklıkla belirgin olduğu bir bağlamda, marka deneyiminin algılanan hizmet tutsaklığını azaltıp azaltmadığını incelemektedir. Üçüncü olarak, hizmet tutsaklığının marka deneyimi ile marka savunuculuğu arasında bir aracılık mekanizması olarak işlev görüp görmediğini değerlendirmekte; böylece bir hizmet sağlayıcıda zorunluluktan dolayı kalmak ile bir markayı gönüllü bir istekle savunmak arasındaki ayrımı ortaya koymaktadır.</p> <p>Tasarım/Yöntem/Yaklaşım– Türkiye'deki havayolu yolcularından (N = 427) toplanan anket verileri kullanılarak, marka deneyiminin marka savunuculuğu ile doğrudan ve dolaylı ilişkilerini değerlendirmek amacıyla marka deneyimi çok boyutlu bir yapı olarak modellenmiştir. Hipotezleri test etmek için veriler, 20 Aralık 2025 ile 14 Ocak 2026 tarihleri arasında paylaşılan çevrimiçi bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Yapı geçerliliğini değerlendirmek ve hipotez edilen ilişkileri test etmek için nicel veriler, SmartPLS 4'teki Kovaryans Temelli YEM (CB-SEM) modülü kullanılarak analiz edilmiştir.</p> <p>Bulgular– Yapısal model sonuçları, marka deneyiminin marka savunuculuğunu pozitif yönde (β = 0.341, p < .001) ve hizmet tutsaklığını negatif yönde (β = -0.341, p < .001) yordadığını göstermektedir. Ancak, hizmet tutsaklığı marka savunuculuğunu anlamlı bir şekilde yordamamaktadır (β = -0.025, p = .497) ve dolaylı etki desteklenmemiştir (β = 0.009, p = .513).</p> <p>Tartışma– Bu bulgular, olumlu marka deneyimlerinin daha güçlü bir savunuculuk ve daha düşük tutsaklık algısıyla ilişkili olduğunu, ancak savunuculuğun kısıtlamalara dayalı ilişki mekanizmalarından ziyade, esas olarak gönüllü psikolojik katılımdan ortaya çıktığını göstermektedir. Bu çalışma, bir sağlayıcıda zorunluluktan dolayı kalmak ile bir markayı gönüllü bir istekle savunmak arasındaki ayrımı belirginleştirerek hizmet pazarlaması araştırmalarına katkıda bulunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2695Borsa İstanbul'da Olağan Dışı İşlem Hacmi Artışları Sonrasında Kısa Vadeli Fiyat Davranışı2026-09-19T23:28:00+00:00Kemal ÖZDEMİRkemal.ozdemir@adu.edu.tr<p>Amaç– Bu çalışma, BİST (Borsa İstanbul) 100 endeksinde yer alan pay senetlerinde gözlenen olağan dışı işlem hacmi artışları sonrasındaki kısa vadeli fiyat davranışını incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle hacim şoklarının ardından gece ve gün içi getiri bileşenlerinin nasıl farklılaştığı ve şok günündeki getiri yönüne göre asimetrik bir örüntü oluşup oluşmadığı araştırılmaktadır.</p> <p>Yöntem– Temmuz 2017-Aralık 2025 dönemine ait günlük açılış, en yüksek, en düşük, kapanış fiyatı ve işlem hacmi verileri kullanılmıştır. Hacim z-skoru, olay günü dışlanarak önceki 120 gözlem üzerinden hesaplanmış ve z ≥ 2,0 ile olaylar arasında en az 11 işlem günü koşullarıyla 3.233 olay belirlenmiştir. Çıkarımda firma ve olay tarihi boyutlarında iki yönlü kümelenmiş standart hatalar, Holm düzeltmesi, Wilcoxon testi ve olay tarihi kümeleri üzerinden 10.000 tekrarlı %95 bootstrap güven aralıkları kullanılmıştır.</p> <p>Bulgular– Tüm örneklemde ortalama kümülatif anormal getiri, Holm düzeltmesi sonrasında %5 düzeyinde anlamlı değildir. Buna karşılık, negatif getirili şokların ardından t+1 ile t+10 arasında anlamlı negatif CAR görülürken pozitif ve negatif şok grupları arasındaki fark tüm pencerelerde anlamlıdır. On günlük hisse ortalamasına göre düzeltilmiş fazla gece getirisi %1,227, fazla gün içi getiri %−0,293 ve aralarındaki fark %1,520'dir. Son fark Holm düzeltmesi sonrasında anlamlıdır.</p> <p>Tartışma– Bulgular, hacim şoku sonrasındaki fiyat davranışının şok günündeki getiri yönüne ve getirinin seans dışı ya da seans içi bileşenine göre ayrıştığını göstermektedir. Ancak sonuçların piyasa düzeltmesi seçimine duyarlılığı, sabit BİST 100 örneklemi ve gözlenmeyen yatırımcı türleri nedeniyle bulgular, nedensel bir yatırımcı davranışı mekanizması olarak değil, piyasa mikro yapısı ve dikkat temelli açıklamalarla ilişkili bir örüntü olarak yorumlanmalıdır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2696Borsa İstanbul'da Sahiplik–Kontrol Ayrışmasının Firma Değeri Üzerindeki Etkisi: Yönetim Kurulu Atama İmtiyazının Düzenleyici Rolü2026-09-19T23:30:17+00:00Cihan TANRIÖVENc.tanrioven@hbv.edu.trSavaş GAYAKERsavas.gayaker@hbv.edu.trBilge GÜNDOĞDUbilge.gundogdu@hbv.edu.tr<p>Amaç– Bu çalışma, Borsa İstanbul'da işlem gören firmalarda sahiplik–kontrol ayrışması ile firma değeri arasındaki ilişkiyi incelemekte ve yönetim kurulu atama imtiyazının bu ilişkideki düzenleyici rolünü değerlendirmektedir. Kontrol haklarının ekonomik haklardan yalnızca oy mekanizmalarıyla değil, yönetim kurulu kompozisyonu üzerindeki imtiyazlarla da ayrışabileceği varsayımından hareket edilmektedir.</p> <p>Tasarım/Yöntem/Yaklaşım– Araştırma, 2020–2024 döneminde BIST Ana Pazar ve Yıldız Pazar'da işlem gören 178 finansal olmayan şirketten oluşan dengeli panel veri setine (890 firma-yıl gözlemi) dayanmaktadır. Firma değeri Tobin's Q ile ölçülmüş; C/V, V/O ve C/O ayrışma göstergeleri nihai sahiplik yaklaşımıyla hesaplanmıştır. Yönetim kurulu atama imtiyazı esas sözleşmelere dayalı BOARD_PRIV kukla değişkeniyle temsil edilmiştir. Ana tahminler rassal etkiler modeli ve Driscoll– Kraay dirençli standart hatalarıyla gerçekleştirilmiştir.</p> <p>Bulgular– Oy hakkı kaynaklı ayrışma (V/O) Tobin's Q ile negatif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkilidir (β = −0,4572; p < 0,01). Toplam ayrışma (C/O) için %10 düzeyinde zayıf/marjinal negatif kanıt bulunurken, piramidal ayrışmanın (C/V) bağımsız ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı değildir. V/O × BOARD_PRIV ve C/O × BOARD_PRIV etkileşimleri negatif ve anlamlı; C/V × BOARD_PRIV etkileşimi ise anlamsızdır.</p> <p>Tartışma– Bulgular, sahiplik–kontrol ayrışmasının firma değeriyle ilişkisinin ayrışmayı üreten kurumsal mekanizmaya göre farklılaşabileceğine işaret etmektedir. Özellikle oy hakkı kaynaklı ayrışma ile yönetim kurulu atama haklarının birlikte bulunduğu yapılarda azınlık pay sahipleri açısından yönetişim risklerinin daha belirgin olabileceği yorumu bulgularla uyumludur. Sonuçlar, imtiyazlı pay yapılarının şeffaflığı ve yönetim kurulu bağımsızlığına ilişkin düzenleyici tartışmalar açısından önem taşımaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2697Cultural Capital and Digital Search Interest in Flagship Premium Smartphones: Ecological Evidence from Türkiye2026-09-19T23:32:43+00:00Esat SAYGINesat.saygin@yuksekihtisas.edu.tr<p>Purpose – This study considers the ecological relationship between provincial-level digital search interest for flagship premium smartphones (iPhone Pro Max and Samsung Ultra) and indicators of cultural capital, economic capital, demographic-urban structure, and mobile digital access in 81 provinces of Turkey.</p> <p>Design/Methodology/Approach – The study is a quantitative ecological marketing analysis based on publicly available secondary data. Google Trends sub-region scores make up the dependent variables; The data of the Turkish Institute of Statistics on education, culture, population, libraries, cinema, theater and GDP constitute independent variables; and the Information and Communications Technology Authority's annual state statistics provide mobile broadband penetration control. Analyses include Spearman correlations, HC3 robust OLS regressions, brand-× capital engagement testing, coupled and cross-effects panel models, outlier checks, and K-mean clustering.</p> <p>Findings – Artistic engagement is a strong and negative predictor of digital search interest for both brands, and this relationship remains significant after demographic, urban, and mobile broadband access controls. Mobile broadband penetration is not an additional significant predictor; The median age is negative and significant for both brands. The formal brand × capital engagement test shows that there is no statistically significant brand-level differentiation between iPhone Pro Max and Samsung Ultra. Cluster analysis, on the other hand, divides provinces into four marketing segments.</p> <p>Discussion– The findings should be interpreted as patterns of digital search interest at the provincial level, not as motivation for individual purchase, ownership, or status. The results are of practical importance for responsible targeting, consumer well-being, and critical marketing discussions in the premium technology market.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2698Mali Saydamlık ile Vergi Performansı Arasındaki İlişki: 2021, 2023 ve 2024 Yıllarına İlişkin Ülkeler Arası Kesitsel Kanıtlar2026-09-19T23:36:19+00:00Burcu NAZLIOĞLUburcu.nazlioglu@hbv.edu.tr<p>Amaç– Bu araştırmanın amacı, mali saydamlığın kamu mali yönetiminde mali raporlama kalitesinin bir göstergesi olarak vergi performansı ile ilişkisini incelemektir. Bu kapsamda, mali saydamlığın vergi gelirlerinin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı ile ilişkisi, 2021, 2023 ve 2024 yıllarına ait ülkeler arası kesitsel karşılaştırmalarla değerlendirilmiştir.</p> <p>Tasarım/Yöntem/Yaklaşım– Araştırmada 2021, 2023 ve 2024 yıllarına ait ülkeler arası kesitsel veriler kullanılmıştır. Mali saydamlık ile vergi performansı arasındaki ilişki, hükümet etkinliği, istatistiksel performans göstergesi ve seçilmiş makroekonomik kontrol değişkenlerinin dâhil edildiği en küçük kareler (OLS) regresyon modelleri aracılığıyla analiz edilmiştir. Bulguların sağlamlığını değerlendirmek amacıyla alternatif bağımlı değişken kullanılarak ek analizler gerçekleştirilmiştir. Kesitsel tasarımın doğası gereği bulgular nedensel değil ilişkisel bir çerçevede yorumlanmıştır.</p> <p>Bulgular– Analiz sonuçları, mali saydamlık ile vergi performansı arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunduğunu, ancak bu ilişkinin çok değişkenli regresyon modellerinde istatistiksel olarak anlamlı bir düzeye ulaşmadığını göstermektedir. Hükümet etkinliği 2021 yılı kesitsel modellerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş; 2023 yılı vergi gelirleri modelindeki sonuç klasik standart hatalarla anlamlı olmakla birlikte HC3 dayanıklı standart hatalar kullanıldığında anlamlılığını kaybetmiş, 2024 döneminde ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. İstatistiksel performans göstergesinin incelenen yıllara ait çok değişkenli modellerde bağımsız katkısı istatistiksel olarak anlamlı değildir.</p> <p>Tartışma– Bulgular, mali saydamlık ile vergi performansı arasındaki pozitif ilişkinin hükümet etkinliği ve diğer kurumsal değişkenler dikkate alındığında zayıfladığını göstermektedir. Mali saydamlığın kurumsal kapasite ve yönetişim mekanizmaları üzerinden dolaylı biçimde işleyebileceği yönündeki değerlendirme çalışmada doğrudan bir aracılık analiziyle sınanmadığından teorik bir yorum olarak ele alınmalıdır. Bu yönüyle araştırma, mali saydamlığın kamu mali yönetimindeki rolünü farklı yıllara ait karşılaştırmalı kesitsel kanıtlarla değerlendirerek vergi performansının kurumsal belirleyicilerine ilişkin literatüre ampirik katkı sunmaktadır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2699Millet Bahçelerinde Planlama, Politika ve Uygulama Süreçleri: Yönetim Bilimi Çerçevesinde Karar Verici Perspektifiyle Üç Büyükşehir Analizi2026-09-19T23:40:24+00:00Esra ERŞAHİNesraersahin@subu.edu.trRamazan Pars ŞAHBAZpars.sahbaz@hbv.edu.tr<p>Amaç –Ankara, Kocaeli ve Trabzon illerinde bulunan millet bahçelerinin tasarım, planlama ve uygulama aşamalarında etkin rol üstlenen karar verici konumdaki kamu görevlilerin görüşlerinin analiz edilerek, millet bahçelerinin sürdürülebilirliği ve işlevselliğine yönelik değerlendirmeleri ortaya koymak amaçlanmıştır.</p> <p>Yöntem –Araştırma nitel araştırma yöntemleri ve tekniklerinden görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen bu araştırmada çoklu durum çalışması deseni kullanılmıştır. Örneklem grubu amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiş ve toplam 14 karar verici araştırmaya dahil edilmiştir. Toplanan veriler tematik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgular karar vericiler ile yapılan görüşmeler ile sınırlandırılmıştır.</p> <p>Bulgular –Bulgular, karar vericilerin algılarına göre fiziki ve beşerî faktörlerin millet bahçelerinin planlama, tasarım ve uygulama süreçlerinde etkili olduğunu göstermektedir. Karar vericiler, millet bahçelerinin ağırlıklı olarak sosyal ve rekreasyonel amaçlarla kullanıldığını, kullanımın yaz aylarında yoğunlaştığını, ancak yıl boyunca sürdürülebildiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca erişim olanaklarının yeterli olduğu, yönetim süreçlerinde ihtiyaç analizleri ve geri bildirim mekanizmalarının kullanıldığı ve alanların farklı kullanıcı gruplarına yönelik tasarlandığı belirtilmiştir. Millet bahçelerinin yer seçiminde nüfus yoğunluğu, arazi koşulları ve fiziki coğrafyanın dikkate alındığı; afet sonrası kullanım açısından ise toplanma alanı işlevi görebilecek kapasiteye sahip olduğu yönünde değerlendirmeler ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, bu bulgular millet bahçelerinin nesnel durumunu değil, araştırmaya katılan karar vericilerin değerlendirme ve algılarını yansıtmaktadır.</p> <p>Tartışma –Millet bahçeleri planlanırken genellikle Millet Bahçesi Rehberi’nde yer alan tasarım kriterlerinin dikkate alındığı fakat coğrafi faktörlerin etkisiyle bu kriterlerde değişiklik olabileceği katılımcı ifadeleri sonucunda anlaşılmıştır.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2700Participation in manipulative online sales tactics (PMOST): Development and its relationship with cynicism, regret, impulsive buying, and self-control2026-09-19T23:42:51+00:00İhsan AKERENaydostdeyince@gmail.comBora GÖKTAŞboragoktas@bayburt.edu.tr<p>Purpose –This study develops the Participation in Manipulative Online Sales Tactics (PMOST) scale and examines its associations with consumer cynicism, post-purchase regret, impulsive buying, and self-control. The study distinguishes consumers’ exposure to manipulative online sales tactics from their behavioral participation in those tactics.</p> <p>Design/methodology/approach –PMOST was developed using three independent convenience samples of adult Turkish online shoppers who met the eligibility criteria. Study 1 included 749 participants and produced a 26-item structure. One additional Promotions & Price item was introduced before Study 2, resulting in the final 27-item scale. Study 2 included 1,043 participants, and Study 3 included 1,707 participants. Exploratory and confirmatory factor analyses, reliability analyses, criterion-related analyses, and moderation analysis were conducted.</p> <p>Results –Parallel analysis favored an eight-factor solution at the exploratory stages, whereas the theory-driven nine-factor solution showed small but consistent improvements in the independent CFA samples and retained the theoretical distinction between Trigger-based Tactics and Gamification & Entertainment. The final 27-item, nine-dimensional scale showed satisfactory reliability. The hypothesized mediation model involving consumer cynicism was not supported. A post hoc exploratory model indicated that PMOST was associated with cynicism both directly and indirectly through post-purchase regret. The interaction between impulsive buying and self-control was statistically significant but small and was opposite to the hypothesized direction.</p> <p>Discussion –The findings support PMOST as a multidimensional measure of consumers’ behavioral participation in manipulative online sales tactics. The mediation and moderation findings should be interpreted as cross-sectional associations and require replication using longitudinal or experimental designs.</p>2026-09-22T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026