İşletme Araştırmaları Dergisi
https://isarder.org/index.php/isarder
İşletme Araştırmaları Dergisi’nin yayın kapsamında; Stratejik Yönetim ve Örgütsel Davranış, Pazarlama ve Girişimcilik, Muhasebe, Finansman, Bankacılık, Uluslararası İşletmecilik, İşletmecilikte Araştırma Yöntemleri çalışmaları yer almaktadır.Yrd. Doç. Dr. Melih Topaloğlutr-TRİşletme Araştırmaları Dergisi1309-0712Örgütsel Adaletin İş Doyumu Üzerine Etkisinde Stratejik İnsan Kaynakları Yönetiminin Aracı Rolü: Özel Hastanelerde Bir Uygulama
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2497
<p>Amaç – Bu araştırma, Ankara’daki özel hastanelerde görev yapan sağlık çalışanlarının örgütsel adalet algılarının iş doyumu üzerindeki etkisinde stratejik insan kaynakları yönetiminin aracılık rolünü belirlemek amacı ile gerçekleştirilmiştir.<br>Yöntem – Araştırma modeli betimsel ilişkisel tarama modelidir. Araştırmanın evreni 6563 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Veriler basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle ulaşılan 431 sağlık çalışanından elde edilmiştir. Analiz sürecinde betimleyici istatistikler, frekans dağılımları, normallik testleri, korelasyon analizleri, t-testi, ANOVA ve çoklu regresyon analizleri uygulanmış; ayrıca aracılık etkisi, PROCESS Macro Model 4 üzerinden bootstrap yöntemiyle (n=5000, %95 güven aralığıyla) test edilmiştir.<br>Bulgular – Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre örgütsel adaletin tüm boyutlarının (dağıtımsal, işlemsel ve etkileşimsel) iş doyumu ve stratejik insan kaynakları yönetimi ile anlamlı ve pozitif yönde ilişkili olduğunu göstermektedir. Regresyon analizleri sonucunda dağıtımsal (β = .654, R²=.427) ve etkileşimsel (β = .297, R²=.457) adaletin iş doyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Ayrıca stratejik insan kaynakları yönetiminin, örgütsel adalet ve alt boyutlarının iş doyumu üzerindeki etkisinde kısmi aracılık rolü üstlendiği tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Sağlık kurumlarının Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi uygulamaları çalışanların örgütsel adalet algılarıyla bütünleştirildiğinde iş doyumu düzeyinde daha güçlü etkiler yaratacaktır.</p>Gülşen ÇELİKZekai ÖZTÜRK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118112210.20491/isarder.2026.2167Thematic Analysis of Corporate Social Responsibility Activities: A Study on the Banking Sector in Türkiye
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2498
<p>Purpose – The objective of this study is to highlight the activities of banking institutions, which play a significant role in allocating economic resources and employing individuals within a nation, with regards to corporate social responsibility. Additionally, this study aims to analyze the thematic aspects of the corporate social responsibility practices that these institutions publicly communicate.<br>Design/methodology/approach – The study implemented a qualitative research method, specifically utilizing document and content analysis methodologies. The research obtained the materials for examination and analysis in electronic format through the utilization of computers and the internet. The data was obtained through the retrieval of CSR statements, annual reports, and sustainability reports from the websites of all banks that were thematically investigated.<br>Results – The banks' statements regarding corporate social responsibility has been incorporated into their reports and official websites, encompassing several the themes such as human resources, customers, shareholders, natural environment, state, and society. It has been determined that banks predominantly incorporate the subsequent statements in their documents: engaging in human resource investment, providing training and development opportunities for employees within the context of a learning organization, promoting non-discrimination, ensuring customer satisfaction, safeguarding the environment, addressing climate change, endorsing renewable energy initiatives, and respecting human rights.<br>Discussion – The voluntary sensitivity of banks towards social programs can be attributed to various factors, including stakeholder pressures, societal expectations, and evolving perspectives on bank management. Although corporate social responsibility activities may lead to increased costs in the short term, they can increase the reputation and profits of the business in the long term. To enhance their financial performance, banks should allocate greater resources towards social responsibility initiatives that incorporate social content. Hence, it could prove advantageous for bank management to adopt specific objectives pertaining to corporate social responsibility initiatives. This study, conducted as a systematic thematic analysis of CSR themes among banks in Türkiye, contributes uniquely to the literature by identifying which CSR-related statements are prioritized and emphasized in Turkish banks' corporate websites and activity reports, raising awareness of banks' corporate social responsibility, and emphasizing the importance of all banks in Türkiye preparing integrated activity reports in accordance with international standards. Furthermore, given the lack of prior research on this topic, this research is expected to contribute to the literature.</p>Hasan DAĞLAR
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-21181233810.20491/isarder.2026.2168The Effect of Sectoral Employment on Labor Productivity
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2500
<p>Purpose – The aim of this study is to analyze the relationship between sectoral employment and labor productivity in 32 selected OECD countries covering the years 2005 to 2022.<br>Design/methodology/approach – The relationship between sectoral employment and labor productivity was tested with panel data analysis.<br>Results – After deciding on the selection of the model and the basic problems, a positive relationship was found between labor productivity and agricultural and industrial employment rates as a result of the model established with the Parks-Kment estimator. However, it was concluded that there was a negative relationship between labor productivity and the service sector.<br>Discussion – Since there is a higher effect between labor productivity and agricultural sector employment rates than service and industry employment rates, countries with high agricultural production should follow policies that encourage agriculture and workers in agriculture. Incentives for the industrial sector should also be increased, but service employment should remain in the background in terms of labor productivity.</p>Tuba Esra BASKAK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-21181395110.20491/isarder.2026.2169Dijital Liderliğin Örgütsel İnovasyon İklimine Etkisinde İçsel Motivasyonun Aracı Rolü: İstanbul’da Bir Teknopark Örneği
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2501
<p>Amaç – Bu araştırma ile dijital liderliğin (DL) örgütsel inovasyon iklimine (Öİİ) etkisinde içsel motivasyonun (İM) aracı rolünün İstanbul’un Avrupa yakasında yer alan bir teknoparkın bünyesindeki görevli insan kaynağı üzerinde araştırma yapılması amaçlanmıştır.<br>Yöntem – Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi benimsendi. Veriler, fiziksel ortamda 5’li likert tipinde anketler ile toplandı. Anketler, İstanbul’un Avrupa yakasında yer alan bir teknoparkta görevli olan beyaz yakalı insan kaynağı tarafından dolduruldu. Araştırma modelini ve hipotezlerini test etmek için IBM SPSS 27 ve IBM SPSS AMOS 24.0 istatistik programları kullanılmıştır.<br>Bulgular – Bu çalışma, dijital liderliğin örgütsel inovasyon iklimi üzerinde güçlü bir doğrudan etkiye sahip olduğunu, aynı zamanda içsel motivasyon yoluyla kısmi ve nispeten düşük düzeyde dolaylı bir etki gösterdiğini ve kısmi arabuluculuğun varlığını ortaya koymaktadır.<br>Tartışma – Bu çalışma, dijital liderlik, çalışanların içsel motivasyonu ve örgütsel inovasyon iklimini bir bütün olarak kapsamlı bir şekilde ele alan başka bir çalışmanın bulunmadığını ortaya koymuştur. Farklı sektörlerdeki kuruluşların rekabet avantajı elde etmelerini sağlamak için bu kavramlar üzerine literatürde daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir. Dijital liderin ne olduğu veya ne olmadığına ilişkin insan kaynağına yeterli bilgisi olmadığı da belirtilmiştir.</p>Esra ÖZDEMİRAli AKDEMİR
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-21181527810.20491/isarder.2026.2170İşletmelerin Dijital Olgunluk Düzeyinin Mobil Telefon Yoksunluğu Korkusu (Nomofobi) Üzerine Etkisinde Dijital Bağımlılığın Aracı Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2502
<p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, işletmelerin dijital olgunluk düzeyinin mobil telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi) üzerindeki etkisini ve bu ilişkide dijital bağımlılığın aracılık rolünü incelemektir.<br>Yöntem – Araştırma, nicel araştırma yöntemi ile icra edilmiştir. Toplam dört hipotez belirlenmiştir. Hipotezlerin sınanması maksadıyla, çevrimiçi ortamda anket paylaşılarak veri toplanmıştır. Anket için Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Etik Komisyonundan 05 Mart 2025 tarihli ve 335326 sayılı izin alınmıştır. Paylaşılan ankete 390 kişi katılmış ve tamamının geçerli katılım sağladığı tespit edilmiştir. Elde edilen verilere normallik testi, güvenilirlik testi, faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi ve aracılık etkisi analizi yapılmıştır.<br>Bulgular – İşletmelerin dijital olgunluk düzeyi ile nomofobi arasında zayıf vepozitif yönlü bir ilişki olduğu, işletmelerin dijital olgunluk düzeyi ile dijital bağımlılık arasında zayıf ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu, dijital bağımlılık ile nomofobi arasında orta düzey ve bir pozitif yönlü ilişki olduğu, işletmelerin dijital olgunluk düzeyinin nomofobi üzerindeki etkisinde dijital bağımlılığın kısmi aracı rol üstlendiği tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Bu çalışma işletmelerin dijital olgunluk düzeyi, dijital bağımlılık ve mobil telefon yoksunluğu korkusu arasındaki ilişkilerin karmaşık yapısını ortaya koymaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre modern ve profesyonel iş yaşantısında çalışanlarda nomofobi önemli bir sorun teşkil etmekte, işletme yöneticilerince çalışanların yaşam konforu ve işletme verimliliğinin arttırılması maksadıyla tedbirler alınmasına ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.</p>Semih DENİZMesut Mustafa EVRENSELAhmet ÇEBİŞEnver AYDOĞAN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-21181799710.20491/isarder.2026.2171COVİD 19 Pandemisinin Finansal Tablolar Üzerine Etkilerinin İncelenmesi: BİST Tekstil Sektörü Üzerine Bir Uygulama
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2503
<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisinin Borsa İstanbul’da (BİST) işlem gören tekstil sektöründeki firmaların finansal performansı üzerindeki etkilerini ampirik olarak incelemektir. Pandeminin firma kârlılığı üzerindeki etkilerinin tek bir dönemle sınırlı olmadığı ve zaman içerisinde farklılaştığı varsayımından hareketle, analiz pandemi öncesi (2016–2019), pandemi dönemi (2020–2021) ve pandemi sonrası (2022–2023) olmak üzere üç alt dönem çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışma, pandeminin firma finansal performansı üzerindeki etkilerini dönemsel karşılaştırmalar yoluyla ortaya koyarak literatüre katkı sağlamayı ve kriz dönemlerinde finansal karar alma süreçlerine yönelik çıkarımlar sunmayı amaçlamaktadır.<br>Yöntem – Çalışmada, 2016–2023 dönemini kapsayan ve BİST’te tekstil sektöründe faaliyet gösteren 22 firmadan oluşan bir panel veri seti kullanılmıştır. Firma finansal performansı aktif kârlılığı, özkaynak kârlılığı ve net kâr marjı göstergeleri ile ölçülmüş; finansal kaldıraç, firma büyüklüğü, likidite düzeyi ve alacak devir hızı bağımsız değişkenler olarak modele dâhil edilmiştir. Ekonometrik analizlerde sabit etkiler panel veri modeli kullanılmış; tüm örneklem için Driscoll–Kraay sağlam standart hataları, zaman boyutunun kısa olduğu alt dönem analizlerinde ise klasik sabit etkiler yaklaşımına dayalı dayanıklı standart hatalar tercih edilmiştir.<br>Bulgular – Ampirik analiz sonuçları, COVID-19 pandemisinin tekstil sektöründeki firmaların finansal performansı üzerindeki etkilerinin dönemler itibarıyla anlamlı biçimde farklılaştığını göstermektedir. Finansal kaldıraç, pandemi öncesi ve pandemi sonrası dönemde firma kârlılığı üzerinde negatif etkiye sahipken, pandemi döneminde bazı performans göstergeleri üzerinde geçici olarak pozitif bir etki göstermiştir. Firma büyüklüğünün kârlılık üzerindeki etkisi pandemi sonrası dönemde zayıflamış ve bazı modellerde negatife dönmüştür. Likidite düzeyi özellikle pandemi sonrası dönemde firma performansını desteklemiş; alacak devir hızının etkisi pandemi döneminde negatif, pandemi sonrası dönemde ise pozitif yönde gerçekleşmiştir.<br>Tartışma – Elde edilen bulgular, pandeminin firma finansal performansı üzerindeki etkilerinin tek tip ve geçici olmadığını, aksine dönemsel ve dinamik bir yapı sergilediğini ortaya koymaktadır. Pandemi döneminde borçlanmanın kârlılık üzerindeki geçici olumlu etkisi, firmaların likidite ihtiyacını karşılamaya yönelik uyum stratejileriyle açıklanabilirken, pandemi sonrası dönemde artan finansal riskin kârlılığı baskıladığı görülmektedir. Firma büyüklüğünün kriz sonrası dönemde dezavantaja dönüşmesi, yüksek sabit maliyetler ve sınırlı operasyonel esneklikle ilişkilendirilebilir. Alacak devir hızına ilişkin bulgular ise işletme sermayesi yönetiminin kriz ve kriz sonrası süreçlerde firma performansı açısından kritik bir rol oynadığını göstermektedir.</p>Seval ELDEN ÜRGÜPYunus Emre BAŞCI
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-211819811110.20491/isarder.2026.2172Vicdani Liderliğin Örgütsel Güven ve Örgütsel Bağlılık Üzerindeki Etkisi: Türkiye Havacılık Sektöründen Bulgular
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2504
<p>Amaç – Küreselleşme, teknolojik dönüşüm ve yoğun rekabet koşullarında işletmelerin sürdürülebilirliğini sağlamada yöneticilerin rolü her zamankinden daha belirleyici hale gelmiştir. Kurumu stratejik hedeflerine yönlendiren liderler, yalnızca operasyonel süreçler üzerinde değil, aynı zamanda kurum içinde ve dışında örgüte yönelik tutum ve davranışların şekillenmesinde de kritik bir etkiye sahiptir. Bu bağlamda, yöneticilerin rol model olarak sergilediği vicdani liderlik davranışları, sadece kendilerinin güven ve bağlılık düzeylerini geliştirmekle kalmayıp kurum bütününe de katkılar sağlayacaktır. Çalışmanın temel konusu, vicdani liderlik uygulamalarının örgütsel güven ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, Türkiye’de havacılık sektöründe görev yapan orta ve üst düzey yöneticilerin vicdani liderlik davranışlarının örgütsel güven ve örgütsel bağlılık düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemek ve ampirik olarak ortaya koymaktır.<br>Yöntem – Araştırma nicel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, Google Formlar aracılığıyla çevrim içi ortamda ve yüz yüze uygulanan anket formlarıyla, Türkiye’de havacılık sektöründe görev yapan toplam 391 orta ve üst düzey yöneticiden toplanmıştır. Örneklem kapsamına havayolu şirketleri, havaalanı işletmeleri, yer hizmetleri işletmeleri ve bu yapılara bağlı çeşitli alt sistemlerde görev yapan yöneticiler dâhil edilmiştir. Çalışmanın örneklemi, sektörde farklı birimlerde görev yapan yöneticilerin gönüllü katılımına dayalı olarak kolayda örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde SPSS 24.0 paket programı kullanılmıştır.<br>Bulgular – Araştırmada kullanılan ölçeklerin toplam puanları incelendiğinde, tüm ölçeklerin yüksek iç tutarlılık değerlerine sahip olduğu ve güvenilirlik düzeylerinin yeterli olduğu görülmüştür (Cronbach’s Alpha > 0,70). Ayrıca ölçeklerin faktör yapıları açıklayıcı faktör analizi ile test edilmiş ve analiz sonuçları ölçeklerin geçerli ve güvenilir bir yapı sunduğunu göstermiştir. Korelasyon analizi sonucunda, vicdani liderlik ile örgütsel güven arasında r = 0,240, vicdani liderlik ile örgütsel bağlılık arasında ise r = 0,222 düzeyinde, istatistiksel olarak anlamlı (p < 0,001) ve zayıf düzeyde pozitif ilişkiler tespit edilmiştir. Bu bulgular, yöneticilerin vicdani liderlik düzeyi arttıkça örgütsel güven ve örgütsel bağlılık algılarının da belirli ölçüde yükseldiğini; ancak ilişkinin gücünün sınırlı olduğunu göstermektedir. Regresyon analizleri, vicdani liderliğin hem örgütsel güven hem de örgütsel bağlılık üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunduğunu ortaya koymuştur (p < 0,001). Demografik farklılıkların incelendiği t-testi sonuçlarına göre, vicdani liderlik, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık açısından cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır (p > 0,05). Buna karşın, ANOVA sonuçları, önlisans mezunu yöneticilerin, lisansüstü mezunlarına kıyasla örgütsel bağlılık algılarının anlamlı derecede daha yüksek olduğunu göstermiştir (p < 0,05).<br>Tartışma – Stres düzeyi yüksek, müşteri temasının yoğun olduğu ve emek-yoğun iş süreçleriyle karakterize edilen havacılık sektöründe yöneticilerin sergilediği vicdani liderlik davranışları, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık düzeylerini artırmada önemli bir rol oynayabilir. Çalışma, vicdani liderlik–örgütsel güven–örgütsel bağlılık ilişkisini çalışan algısından ziyade yönetici algısı üzerinden inceleyerek literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmakta ve liderlik kavramının içsel yönelimlerle nasıl şekillendiğine dair yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Bu yönüyle araştırma, teorik açıdan vicdani liderlik yazınına katkı sağlarken; pratik açıdan havacılık sektöründe görev yapan yöneticilere güven inşası, bağlılık geliştirme ve daha kapsayıcı liderlik anlayışları oluşturma konusunda uygulanabilir içgörüler sunarak sektörün liderlik pratiklerine rehberlik etmektedir.</p>Ahmet DENİZ
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118111213410.20491/isarder.2026.2173Çalışanların Yapay Zekâyı Öğrenme Kaygısı Kariyer Tatminlerini Nasıl Etkiler? Algılanan İkame Krizinin Düzenleyici Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2505
<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, çalışanların yapay zekayı öğrenme kaygısı ile kariyer tatminleri ilişkisinde algılanan ikame krizinin biçimlendirici rolünün incelenmesidir.<br>Yöntem – Çalışmaya İstanbul ilinde perakende sektöründeki 18 yaş ve üstü 206 birey katılmıştır. Araştırmada nicel yöntemlerden anket uygulanmıştır. Veriler; demografik değişkenler, yapay zekâ öğrenme kaygısı, kariyer tatmini ve algılanan ikame krizi ölçeklerinden oluşan çevrimiçi soru formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen verilere güvenilirlik testi, tanımlayıcı istatistik testi korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır.<br>Bulgular – Araştırmanın bulgularına göre, çalışanların yapay zekayı öğrenme kaygı düzeyi ile kariyer tatmini düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğrenme kaygısı arttıkça, çalışanların mevcut kariyerlerinden tatmin olmaları da artmaktadır. Yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucuna göre yapay zekayı öğrenme kaygısı ile kariyer tatmini arasındaki ilişkide algılanan ikame krizi biçimlendirici rol üstlenmektedir. Çalışanlar yapay zekayı kendilerinin şu anda bulundukları pozisyonuna bir ikame aracı olarak algıladıklarında bu etki anlamlı olurken, ikame aracı olarak algılamadıklarında bu etki anlamlı olmamaktadır.<br>Tartışma – İkame krizi algısı arttıkça yapay zekayı öğrenme kaygısı ile kariyer tatmini arasındaki ilişki pozitif yönde daha da güçlü olmaktadır ve çalışanların kaygı düzeylerinin artması kariyerlerinden daha da çok tatmin olmalarıyla sonuçlanmaktadır. Bunun tersine algılanan ikame krizi algısı düşükse, bu ilişki de anlamlı olmamaktadır. Elde edilen bu bulgulardan çalışanların kariyer tatminlerinde yapay zekayı öğrenme kaygısının ve ikame krizi yaşamalarının önemine vurgu yapılmaktadır. Çalışma sonuçlarının perakende sektöründeki yöneticilere ve çalışanlara yeni kazanımlar sunacağı ümit edilmektedir.</p>Deka Houssein OMARTolga TÜRKÖZ
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118113515910.20491/isarder.2026.2174Productivity in Remote Work: A Holistic View at Remote Work by Investigating Individual-Level Elements, Interpersonal Dynamics and Organizational Factors
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2506
<p>Purpose – This study aims to examine the factors influencing productivity in remote work environments, a work model that gained prominence during the COVID-19 pandemic. It investigates the interplay of individual, interpersonal, and organizational factors by integrating Self-Efficacy Theory, Social Exchange Theory, and the Job Demand-Control-Support (JDCS) Model.<br>Design/methodology/approach – A mixed-methods approach was adopted within the pragmatic paradigm. Quantitative data were collected via surveys from 255 remote workers in Türkiye, and qualitative insights were obtained from 10 in-depth interviews. To assess construct validity and test the hypothesized relationships, the quantitative data were analyzed using AMOS 26 through Confirmatory Factor Analysis (CFA) and Structural Equation Modeling (SEM). Qualitative data were examined using content analysis to provide contextual depth and complement the quantitative findings.<br>Results – Self-efficacy positively impacts motivation, job satisfaction, and job performance, but does not directly influence productivity. Motivation strongly predicts productivity, whereas job satisfaction has a significant but negative effect, possibly due to a focus on flexibility or work-life balance. Organizational commitment positively influences job performance, motivation, and satisfaction. Unexpectedly, interpersonal relationships have a negative effect on all three, reflecting virtual communication challenges. Technostress and management control & support were found to have no significant direct effects, suggesting adaptation and autonomy in remote work settings. In contrast, the physical work environment was a significant positive contributor to productivity.<br>Discussion – The study reveals complex interdependencies among personal traits, social dynamics, and organizational structures in remote work settings. It challenges some traditional assumptions, particularly around managerial oversight and technostress, while emphasizing the critical role of motivation, work environment, and relational dynamics. These findings contribute to the theoretical refinement of existing frameworks and offer actionable insights for improving remote work strategies.</p>Zekiye ŞAHİNFarid HUSEYNOV
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118116018210.20491/isarder.2026.2175Çevresel Duyguların Sürdürülebilir Satın Alma Niyeti Üzerindeki Etkisi: Çevresel Suçluluk, Utanç, Anksiyete ve Sosyal Faktörlerin Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2507
<p>Amaç – Bu çalışma, sürdürülebilir satın alma niyetini etkileyen psikolojik ve sosyal faktörleri inceleyerek, çevresel suçluluk, çevresel utanç, çevresel anksiyete, yeşil tutum ve öznel normların tüketicilerin sürdürülebilir tüketim kararlarını nasıl şekillendirdiğini araştırmaktadır.<br>Yöntem – Türkiye’de yaşayan 18 yaş ve üzeri tüketicilerden oluşan 474 kişilik bir örneklem üzerinde yürütülen bu çalışmada, yapısal eşitlik modelleme (PLS-SEM) yöntemi kullanılmıştır.<br>Bulgular – Elde edilen bulgular, çevresel suçluluk ve çevresel utancın çevresel anksiyeteyi artırdığını ve çevresel anksiyetenin sürdürülebilir satın alma niyetini doğrudan etkilediğini göstermektedir. Ayrıca, yeşil tutumun ve öznel normların da sürdürülebilir satın alma niyeti üzerinde etkili olduğu, bununla birlikte yeşil tutumun sürdürülebilir satın alma niyetinin en güçlü belirleyicisi olduğu tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Bulgular, çevresel duyguların bireylerin tüketim kararlarını nasıl etkilediğine dair önemli teorik ve pratik çıkarımlar sunmaktadır. İşletmelerin sürdürülebilir pazarlama stratejileri oluştururken tüketicilerin psikolojik faktörlerini dikkate alması gerektiği vurgulanmaktadır. Çalışma, literatüre çevresel duyguların sürdürülebilir satın alma niyeti üzerindeki etkisini ele alan bütüncül bir model sunarak katkı sağlamaktadır.</p>Sinem SARGIN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118118321010.20491/isarder.2026.2176Farklılıkların Yönetiminde Bireysel Yenilikçiliğin Çalışan Sesliliğine Etkisi: Havacılık Sektöründe Bir Araştırma
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2509
<p>Amaç – Bu çalışmada, işletmelerde farklılıkların yönetiminin ve bireysel yenilikçiliğin, son zamanlarda önemli bir olgu olarak ele alınan çalışan sesliliğine etkisi araştırılmaktadır. İşletmelerde farklılıklardan kaynaklanan olumsuzlukları en aza indirebilmek, olumlu sonuçları ise maksimum düzeye çıkarmak için gerek çalışanların bireysel olarak, gerekse işletme yöneticilerinin bir takım düzenlemeler yapmasına ihtiyaç doğmaktadır. Buna ilaveten küresel değişimden en çok etkilenen sektörlerden biri olarak havacılık sektörü; uluslararası bir sektör olarak farklılıkların hızla yaşandığı bir sektördür. Farklı bireylerin çalıştığı sektörde bireysel yenilikçiliği desteklemek ve çalışan sesliliği ile yönetimin sürdürülebilirliğini sağlamak kolay değildir. Bu bağlamda, çalışan sesliliğine etkisine odaklanmak, araştırmanın ana hedefidir.<br>Yöntem – Araştırmada veri toplama ve analiz yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden yararlanılarak kesitsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla, kolayda örneklem belirleme yöntemi ile Türkiye’de faaliyet gösteren havacılık işletmelerinde çalışan 324 beyaz ve mavi yakalı çalışan, çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Anketler aracılığıyla toplanan veriler, SPSS 23.0 istatistik programıyla analiz edilmiştir.<br>Bulgular – Elde edilen bulgular, farklılıkların yönetiminin ve bireysel yenilikçiliğin çalışan sesliliğine etkisi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu vurgulamaktadır. Farklılık yönetiminde yöneticilerin uyguladığı politikalarda yenilikçiliğin teşvik edilmesi ve çalışan sesliliğini arttıracak uygulamalara yer verilmesi önemlidir. Buna ilaveten sosyo-demografik açıdan katılımcıların cinsiyet ve eğitim durumları ile çalışan sesliliği arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Küresel iş dünyasındaki hızlı değişim ile işletmelerin faaliyet alanları, rekabet şekilleri, örgütsel yapıları ve yönetim anlayışları değişmeye devam etmektedir. İşletmelerin her alanında karşılaşılan farklılıklar artmakta, bu farklılıkların anlaşılması ve etkin bir şekilde yönetilmesi zorlaşmaktadır. Çalışanların işleri ve işletmenin işleyişi hakkında söz sahibi olma ve bunları etkileme girişimleriyle, bireyin yeniliği benimseme özelliklerinin ve farklılıklarının yönetiminin ilişkisi, bu amaçla yürütülecek çalışmaların, işletmelerin sürdürülebilirliği için ele alınabileceği ifade edilmektedir.</p>Gülaçtı ŞEN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118121123010.20491/isarder.2026.2177Sağlık Çalışanlarında Veri Kalitesi Algısının İşe Adanmışlığa Etkisinde Teknoloji Yöneliminin Düzenleyici Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2510
<p>Amaç – Son yıllarda sağlık sistemlerinin dönüşümü yalnızca teknolojik altyapılarla sınırlı kalmayıp, insan odaklı ve verimliliği esas alan bir hizmet anlayışıyla yeniden şekillenmektedir. Bilgi sistemleri ve veri temelli karar destek araçları sağlık alanında merkezi bir rol üstlenmiş olsa da, veri kalitesinin sağlık çalışanlarının örgütsel tutumları üzerindeki etkisi literatürde sınırlı biçimde ele alınmıştır. Bu çalışma, veri kalitesi ile teknoloji yöneliminin sağlık çalışanlarının işe adanmışlık düzeyi üzerindeki etkilerini incelemeyi ve teknoloji yöneliminin bu etkileşimdeki düzenleyici rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır.<br>Yöntem – Araştırma, kesitsel ve nedensel nitelikte bir nicel tasarım olarak gerçekleştirilmiş olup, veriler Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görev yapan 143 sağlık çalışanından toplanmıştır. Verilerin analizinde kısmi en küçük kareler yapısal eşitlik modellemesi (PLS-SEM) tekniği kullanılmıştır. Ölçüm aracı olarak AIMQ temelli Veri Kalitesi Ölçeği, Teknolojik Yatkınlık İndeksi 2.0 ve Utrecht İşe Adanmışlık Ölçeği kullanılmıştır.<br>Bulgular – Araştırma bulguları, veri kalitesinin altı boyutunun (hatasızlık, inanırlık ve tamlık; nesnellik ve yorumlanabilirlik; güncellik ve anlaşılabilirlik; ulaşılabilirlik; uygunluk ve güvenlik) işe adanmışlık üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, teknoloji yönelimi yalnızca işe adanmışlığın doğrudan güçlü bir yordayıcısı olmakla kalmamış; aynı zamanda veri kalitesinin güncellik ve anlaşılabilirlik, ulaşılabilirlik ve uygunluk boyutlarının işe adanmışlık üzerindeki etkilerini de anlamlı biçimde güçlendiren bir düzenleyici değişken işlevi görmüştür.<br>Tartışma – Bu çalışma, sağlık alanında veri kalitesinin ve bireysel teknoloji yöneliminin, çalışanların işe adanmışlıklarını şekillendiren tamamlayıcı unsurlar olarak birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Kurumların bilgi altyapılarını sadece teknik performansla değil, çalışanla bilişsel uyumu esas alarak tasarlamaları, dijitalleşmenin insan kaynağına etkisini anlamlı kılacaktır. Bu doğrultuda, veri sistemlerinin niteliğini çalışan profiliyle uyumlandıran bütüncül stratejilere ihtiyaç vardır.</p>Fatma Meltem YURTSEVENİsmail YILDIZMine Afacan FINDIKLI
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118123125510.20491/isarder.2026.2178Hile Denetimi ve Adli Muhasebe Sürecine Etkisi Üzerine Bir Araştırma
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2511
<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, adli muhasebe alanında öngörülen yasal, eğitsel ve teknolojik düzenlemelerin hilelerin önlenmesi ve tespitine katkısına ilişkin serbest muhasebeci mali müşavirlerin algılarını ortaya koymaktır.<br>Yöntem – Araştırmada kesitsel anket yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket formu, demografik sorular ile adli muhasebeye ilişkin yasal, eğitsel ve teknolojik düzenlemelere yönelik algıları ölçen beşli Likert ölçeğinde hazırlanmış 25 ifadeden oluşmaktadır. Elde edilen veriler, normal dağılım göstermemesi nedeniyle Mann–Whitney U ve Spearman Sıra Farkları Korelasyon gibi non-parametrik istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir.<br>Bulgular – Araştırma bulguları, katılımcıların adli muhasebe alanında yapılacak yasal ve eğitsel düzenlemelere ilişkin algılarının genel olarak yüksek olduğunu, teknolojik düzenlemelere ilişkin algıların ise daha seçici bir yapı sergilediğini göstermektedir. Demografik değişkenlere göre bazı algılarda istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmakla birlikte, bu farklılıkların etki büyüklüklerinin küçük–orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Çalışma sonuçları, adli muhasebe düzenlemelerinin hileyle mücadeledeki nesnel etkilerini ortaya koymayı değil; bu düzenlemelerin meslek mensupları tarafından nasıl algılandığını ve ne ölçüde benimsendiğini yansıtmaktadır. Bu yönüyle araştırma, adli muhasebenin kurumsallaştırılmasına yönelik politika geliştirme süreçlerine algı temelli ve yol gösterici bulgular sunmaktadır.</p>Pınar ÖZKANBurcu NAZLIOĞLU
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118125626910.20491/isarder.2026.2179TR61 Bölgesinde Bozulabilir Gıda İhracatının Denizyolu Taşımacılık Maliyetinin Ağırlıklı Doğrusal Programlama ile Minimizasyonu
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2512
<p>Amaç – İBBS, bölgesel istatistik verilerini tek bir mekânsal sınıflandırmaya göre üreterek bölgesel kalkınmayı izlemeye imkân tanır. Bölgesel kalkınmada kritik bir faktör olan ihracat gelirini artırmak için ürün maliyetlerinin düşürülmesi gerekmektedir. Lojistik maliyetler, ürün satış fiyatının %4–20’sini oluşturduğundan, özellikle uluslararası taşımacılıkta önemli bir paya sahip denizyolu maliyetlerinin minimize edilmesi kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, İBBS Düzey 2 bölgelerinden ihraç edilen bozulabilir gıda ürünlerinin denizyolu taşımacılık maliyetlerini minimize etmeyi amaçlamaktadır.<br>Yöntem – Bu çalışmada, yüksek talep gösteren pazarlara öncelik veren Ağırlıklı Doğrusal Programlama modeli geliştirilmiş ve Türkiye’nin TR61 Bölgesine uygulanarak test edilmiştir. TR61 Bölgesinin ihracat gelirinde önemli bir paya sahip olan yaş meyve ve sebze ürünleri değerlendirmeye alınmış; 2023 yılı verileri Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nden temin edilmiştir. Uygulama sürecinde Excel’in Çözücü eklentisinin simplex doğrusal programlama çözüm yöntemi kullanılmıştır.<br>Bulgular – Gümrük müdürlükleri ile ihracat ülkeleri arasındaki deniz taşımacılığı maliyetleri, tek bir hat üzerinden 'mesafe × birim deniz mili' olarak hesaplanmış ve 11 ülke çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu sınırlıklar altında elde edilen sonuçlar, gümrük müdürlüklerinden ihracat ülkelerine sevk edilen ürün miktarlarının mevcut duruma kıyasla değiştiğini ve deniz taşımacılığı maliyetlerinde yaklaşık %1,1’lik bir azalma sağlandığını göstermektedir.<br>Tartışma – Mevcut dönemin optimize edilmesiyle deniz taşımacılığı maliyetleri düşürülecek, bu düşüş ürünlerin satış fiyatlarına doğrudan yansıyacaktır. Satış fiyatlarındaki azalma, TR61 Bölgesi ürünlerinin dış pazarlardaki rekabet gücünü artıracaktır. Bu gelişmelerin sonucunda, bölgenin ihracat hacmi ve gelirlerinde somut bir artış gerçekleşecek ve bölgesel kalkınma doğrudan desteklenecektir.</p>Hakan ÖZKAN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118127028510.20491/isarder.2026.2180Türkiye YES Endeksi ile Uluslararası Yenilenebilir Enerji Endeksleri Arasında Eşbütünleşme ve Nedensellik
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2513
<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, Türkiye için hesaplanan yenilenebilir enerji sektörel endeksi ile ABD ve küresel piyasalarda işlem gören seçili yenilenebilir enerji sektörel endeksleri arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişkiler incelemektir. Bu kapsamda Türkiye’nin yenilenebilir enerji piyasasının uluslararası endekslerle ne ölçüde entegre olduğunu değerlendirmek amaçlanmıştır.<br>Yöntem – Çalışmada 02.01.2020-10.01.2025 dönemine ait günlük kapanış verileri kullanılmıştır. Borsa İstanbul’da yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren 24 şirketin borsa kapanış fiyatlarından PCA yöntemiyle YES endeksi elde edilmiştir. Serilerin I (1) seviyede olduğu, ADF, PP ve Zivot-Andrews testleriyle doğrulandıktan sonra uzun dönemli ilişkiler Gregory-Hansen eşbütünleşme testi incelenmiştir. Kısa ve uzun dönemli ilişkiler için VECM modeli kullanılmıştır. Granger nedensellik analizi ile nedensellik yönü belirlenmiş ve dürtü-tepki analizi ile YES değişkenine verilen şoklara ABD ve küresel enerji endekslerinin tepkisi belirlenmiştir.<br>Bulgular – Sonuçlar, YES endeksi ile ABD/küresel yenilenebilir enerji endeksleri arasında yapısal kırılma altında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisinin varlığını göstermektedir. VECM uzun dönem katsayılarına göre YES endeksi MAC ve GSPTXCT ile pozitif, GWE, RENIXX, ERIX ve DWCAEG ile negatif yönde ilişkilidir. Hata düzeltme katsayısı-0.009458 olup YES’teki dengesizliklerin yaklaşık 106 günde dengelendiğini göstermektedir. Kısa dönemde YES üzerindeki etkiler GWE, RENIXX, GSPTXCT ve DWCAEG tarafından belirlenmektedir. Granger testi YES ile GWE arasında iki yönlü nedensellik, YES’ten MAC, DWCAEG ve RENIXX’ e tek yönlü nedensellik olduğunu ortaya koymuştur.<br>Tartışma – Bulgular, Türkiye yenilenebilir enerji piyasasının uluslararası endekslerle hem kısa hem de uzun vadede önemli ölçüde bağlantılı olduğunu göstermektedir. Bu durum, küresel piyasalardaki fiyatlama davranışlarının Türkiye üzerindeki etkisini artırmaktadır. Bulgular, portföy yöneticileri için yenilenebilir enerji sektöründe çeşitlendirme imkanlarının sınırlı ve bulaşma riskinin yüksek olduğunu göstermektedir. Türkiye özelinde YES endeksinin oluşturulması sonrası elde edilen bulgular, piyasaların entegrasyon düzeyinin daha sağlıklı değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır.</p>Fazlı IRMAK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118128630910.20491/isarder.2026.2181E-İhracatta Pazarlama Stratejisi Seçimi: Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü Örneği
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2515
<p>Amaç – Bu çalışma, özellikle Ege Bölgesi'nde faaliyet gösteren firmalara odaklanarak, Türkiye'deki tekstil ve hazır giyim işletmeleri için en etkili e-ihracat pazarlama stratejilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. E-ihracat küresel ticaretin giderek daha kritik bir bileşeni haline geldikçe, hangi pazarlama yaklaşımlarının optimum performansı sağladığını anlamak sektörel rekabet gücü için elzem hale gelmiştir. Araştırma, belirsizlik altında karar alma araçlarını kullanarak sektöre ve bölgeye özgü bir değerlendirme sunarak literatürdeki bir boşluğu ele almaktadır.<br>Yöntem – Bulanık SWARA ve Bulanık WASPAS tekniklerini birleştiren hibrit Çok Kriterli Karar Verme (MCDM) metodolojisi kullanılmıştır. Pazar araştırması, teknolojik yeterlilik, kalifiye personel, fiyat uyarlaması, lojistik yeterliliği ve müşteri ilişkileri yönetimi dahil olmak üzere literatür taraması ve uzman girdisi yoluyla on değerlendirme kriteri belirlenmiştir. Arama motoru pazarlaması, mobil pazarlama ve etkileyici pazarlama gibi altı stratejik pazarlama alternatifi analiz edilmiştir. Veriler, e-ihracat yapan 11 tekstil firmasıyla yapılandırılmış anketler yoluyla toplanmıştır.<br>Bulgular – Pazarlama stratejisi seçiminde en etkili kriterlerin pazar araştırması, teknolojik yeterlilik ve kalifiye personel olduğu bulunmuştur. Arama motoru pazarlaması en etkili strateji olarak derecelendirilmiş, ardından mobil pazarlama ve etkileyici pazarlama gelmiştir.<br>Tartışma – Sonuçlar, firmaların küresel e-ihracat pazarlarında rekabet avantajı elde etmek için dijital altyapıya, yetenekli insan kaynaklarına ve veri odaklı pazar analizine yatırım yapma gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu çalışma, bulanık mantık tabanlı yöntemleri sektöre özgü bir stratejik bağlamda uygulayarak hem teorik hem de pratik bilgiler sunarak benzer gelişmekte olan sektörler için tekrarlanabilir bir model sunmaktadır.</p>Ömür MURATMustafa ERGÜN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118131032910.20491/isarder.2026.2182Mütevazı Liderliğin Görev Performansı Üzerindeki Etkisi: İşle Bütünleşme ve Öz Yeterliliğin Aracılık Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2516
<p>Amaç – Bu araştırmanın temel amacı, mütevazı liderliğin görev performansı üzerindeki etkisini ve bu etkide işle bütünleşme ve öz yeterliliğin aracılık rolünü incelemektir. Bu bağlamda, yüksek çalışma temposu, yoğun ilişkisel etkileşim ve politik baskılarla karakterize edilen bir çalışma ortamında görev yapan milletvekili danışmanları üzerinde yürütülen araştırma aracılığıyla, mütevazı liderlik davranışlarının çalışanların görev performansını nasıl etkilediği ve bu süreçte işle bütünleşme ile öz yeterlilik algılarının rolü analiz edilmektedir.<br>Yöntem – Bu araştırma, nicel araştırma yöntemi çerçevesinde tasarlanmış olup, veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çalışan milletvekili danışmanları oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak 250 kişiye anket gönderilmiş, bunlardan 173’ü geri dönmüş ve geçerli kabul edilerek analizlerde kullanılmıştır. Araştırma modelinin test edilmesi amacıyla yapısal eşitlik modellemesi (YEM) uygulanmış ve analizlerde AMOS programı kullanılmıştır.<br>Bulgular – Yapılan analizler sonucunda, mütevazı liderliğin görev performansı üzerindeki etkisinde işle bütünleşme ve öz yeterliliğin tam aracılık rolü oynadığı tespit edilmiştir. Analiz bulguları, mütevazı liderlik ile görev performansı arasındaki doğrudan yolun istatistiksel olarak anlamlı olmadığını; buna karşılık, işle bütünleşme ve öz yeterlilik üzerinden kurulan dolaylı etkinin anlamlı olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, mütevazı liderliğin görev performansı üzerindeki etkisinin söz konusu psikolojik mekanizmalar aracılığıyla dolaylı olarak gerçekleştiğine işaret etmektedir.<br>Tartışma – Elde edilen bulgulara göre örgütler, mütevazı liderlik davranışlarını teşvik eden bir örgüt kültürü oluşturmalı ve liderlik geliştirme programlarında bu konuyu ele almalıdır. İşle bütünleşmeyi artırmak adına çalışanlara özerklik tanıyan, geri bildirim sağlayan ve sosyal destek sunan iş tasarımlarının uygulanması gereklidir. Ayrıca, çalışanların öz yeterlilik algılarını güçlendirmek için eğitim ve geliştirme programlarının düzenlenmesi ve mentorluk uygulamalarının hayata geçirilmesi önerilmektedir.</p>Ayşe Beste BİLGİNPelin KARACA KALKAN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118133034410.20491/isarder.2026.2183The Relationship Between Travel Motivation and Revisit Intention: The Case of Safranbolu
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2517
<p>Purpose – The aim of this study is to examine the travel motivations of individuals visiting the destination of Safranbolu, which is distinguished by its cultural heritage and historical texture, and their intention to revisit; specifically, to investigate the effect of travel motivations on revisit intention and to reveal the relationship between these two variables.<br>Design/methodology/approach – The study was conducted using a quantitative research method, and a total of six hypotheses were established. To test the hypotheses, data were collected through an online survey shared between March 12 and April 13, 2025. Ethical approval for the survey was obtained from the Zonguldak Bülent Ecevit University Human Research Ethics Committee with decision number 576625. All 404 people who started the survey completed it. Measurement models were refined based on the model fit indices and evaluated accordingly.<br>Results – According to the results obtained, relaxation motivation was found to be the strongest predictor of revisit intention, while the effects of experience and exploration dimensions were limited. The overall model fit was within acceptable limits, and the structure was theoretically supported.<br>Discussion – Statistically significant but with a small effect size were identified between travel motivation and revisit intention. In particular, cultural experience and the search for an authentic environment were found to have a significant and positive effect on revisit intention.</p>Neşe KÖKTÜRK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118134535810.20491/isarder.2026.2184Türk Turistlerin Otel Tatili Satın Alma Kararını Etkileyen Çekici Faktörler: Yarı Deneysel Nitel Bir Araştırma
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2518
<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, Türk turistlerin otel tatili satın alma kararlarını etkileyen çekici faktörleri belirlemek ve bu faktörlerin karar verme sürecini nasıl şekillendirdiğini ortaya koymaktır. Araştırma, tüketicilerin otel seçiminde marka, fiyat, indirim oranı, otel puanı ve görsel sunum gibi unsurları nasıl değerlendirdiklerini incelemektedir.<br>Yöntem – Araştırma üç aşamada yürütülmüştür. İlk aşamada, karar verme değişkenlerini belirlemek amacıyla otel yöneticileriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. İkinci aşamada, deneyde kullanılacak otel markasını belirlemek için 320 katılımcı ile anket uygulanmıştır. Üçüncü aşamada ise 30 katılımcı rastgele olarak deney ve kontrol gruplarına atanmış ve üç farklı oteli içeren bir tanıtım videosu izletilmiştir. Video sonrasında katılımcılarla yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve veriler MAXQDA 2020 yazılımı kullanılarak içerik analizi ile çözümlenmiştir.<br>Bulgular – Otel görsellerinin katılımcıların değerlendirme ve tercih sürecinde merkezi bir rol oynadığı belirlenmiştir. Fiyat bazı katılımcılar için belirleyici olurken, diğerleri algılanan değer ve kişisel kriterleri ön plana almıştır. Yüksek indirim oranları bazı durumlarda yanıltıcı bulunarak dikkate alınmamıştır. Deney grubuna gösterilen bilinir markanın ise çoğu katılımcı için tutarlı bir etki yaratmadığı görülmüştür.<br>Tartışma – Bulgular, otel pazarlama stratejilerinde görsel sunum kalitesi, marka güveni ve fiyat-değer iletişiminin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini göstermektedir. Marka ve indirim stratejilerinin satın alma kararını her durumda doğrudan yönlendirmediği; tüketici güveni ve algılanan samimiyet düzeyine bağlı olarak etkilerinin değişkenlik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.</p>Betül YEŞİLTEPE ERKAYIRANAbdullah TANRISEVDİ
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118135938710.20491/isarder.2026.2185Yöneticiye Duyulan Güvenin Duygusal Tükenme Üzerindeki Etkisinde İşte Gelişmenin Aracılık Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2519
<p>Amaç – Yöneticiye duyulan güven ile duygusal tükenme arasındaki ilişkiyi inceleyerek, bu ilişkiye son yıllarda önemli bir örgütsel davranış konusu olarak ele alınan ve günümüzde yaygın olarak araştırmaya konu olan işte gelişmenin etkisini ortaya çıkarmaktır.<br>Yöntem – Araştırma, uygun ölçeklerle, Ankara ilinde aktif çalışma yaşamında olan kamu ve özel sektör çalışanlarının oluşturduğu 401 kişilik bir örneklemden elde edilen verilerin analiziyle yürütülmüştür.<br>Bulgular – Araştırma sonucunda, yöneticiye duyulan güvenin duygusal tükenmeyi ters yönde, işte gelişmeyi aynı yönde ve anlamlı olarak etkilediği; işte gelişmenin, duygusal tükenmeyi ters yönde ve anlamlı olarak etkilediği ortaya konulmuştur. Ayrıca işte gelişmenin yöneticiye duyulan güven ile duygusal tükenme arasındaki etkileşimde bütünleyici kısmi aracılık rolü oynadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.<br>Tartışma – Bu araştırma, yöneticilere duyulan güven, işte gelişme ve duygusal tükenme değişkenleri arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre örgütlerde güven ortamının ve çalışan gelişiminin desteklenmesinin, tükenmişliğin önlenmesinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.</p>Özden YURTTAKALANH. Nejat BASIM
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118138840310.20491/isarder.2026.2186The Relationship Between Workplace Ostracism, Job Stress and Job Satisfaction in Hospital Nurses
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2520
<p>Purpose – The purpose of this study is to determine the effects of exclusion and work stress issues encountered by nurses working intensively in the healthcare sector on their job satisfaction. This study aims to evaluate the effects of organizational exclusion on work stress and job satisfaction, and to question what results can be achieved if an internal organizational trust environment is established, as well as what behavioral changes may occur among employees.<br>Design/methodology/approach – Within the scope of the research objective, data was collected from nurses working in the service sector through a face-to-face survey conducted between March 11, 2024, and June 25, 2024, at a public hospital in Izmir, Turkey, with a total of 418 participants. The data obtained were analyzed using the SPSS 25.00 Statistical Package Program. Correlation analyses were performed to examine the relationships between variables, and the results of the mediating effects of the variables were evaluated.<br>Results – Workplace exclusion has a positive effect on job stress (β=0.419, p=0.000). Moreover, both workplace exclusion (β= -0.233, p=0.000) and job stress (β= -0.533, p=0.000) negatively affected job satisfaction. Job stress increased the negative effect of workplace exclusion on job satisfaction (β= -0.455, p=0.000).<br>Discussion – Work stress has been found to mediate the effect of organizational exclusion on job satisfaction and to amplify this negative effect. Health managers should implement strategic activities to reduce nurses' stress levels and increase their job satisfaction. It would also be useful to identify the factors contributing to organizational exclusion and to develop solutions to address them.</p>Ömer ÖZİŞLİ
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118140441310.20491/isarder.2026.2187Otel İşletmelerinde Çalışma Hayatı Kalitesinin Sektörden Ayrılma Niyetine Etkisi
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2521
<p>Amaç – Bu çalışma otel işletmelerinde çalışanların algıladığı çalışma hayatı kalitesinin, yayılma (spillover) modeli perspektifinden, işten ayrılma niyetinin ötesine geçerek, ‘sektörden’ ayrılma niyetleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma hayatı kalitesinin geniş kavramsal çerçevesiyle ele alınan alt boyutlarının (yetenek geliştirme, ücretler, iş sağlığı ve güvenliği, iş motivasyonu, sosyal güvenlik, izin hakları, endüstri ilişkileri, eşit muamele, iş güvencesi) sektörel ayrılma niyeti üzerindeki etkisi araştırılmıştır.<br>Yöntem – Araştırma yöntemi nicel paradigma ve ilişkisel tarama modeliyle tasarlanmıştır. Veri toplamak amacıyla anket tekniği kullanılmıştır. Veri seti Alanya’daki otel işletmelerinde çalışan veya en az bir yıl deneyimi olan 390 katılımcıdan, Nisan–Haziran 2025 tarihleri arasında kolayda örnekleme yöntemiyle toplanmıştır. Jamovi yazılımı ile ölçüm modelinin güvenirlik ve geçerlik değerleri bulgulanmış, araştırma hipotezinin testi için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır.<br>Bulgular – Çalışma hayatı kalitesinin genel ortalaması 2,46/5,00, sektörden ayrılma niyetinin ortalaması ise 3,36/5,00 olarak bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda, çalışma hayatı kalitesinin sektörden ayrılma niyetindeki varyansın %60’ını (R²=0,60) açıkladığı tespit edilmiştir. Özellikle ücretler (β: -0,46), iş sağlığı ve güvenliği (β: -0,13) ve eşit muamele (β: -0,13) boyutlarının sektörden ayrılma niyeti üzerinde anlamlı ve negatif bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Diğer boyutların (örn. yetenek geliştirme) anlamlı çıkmaması, çalışanların önceliğinin temel ihtiyaçlar olduğunu göstermektedir.<br>Tartışma – Bulgular turizm sektöründe motivasyonel faktörlerden ziyade hijyen faktörlerinin (maddi ve güvenlik koşulları) sektörde kalma kararında belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda; ücret politikalarının yan haklarla iyileştirilmesi, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin artırılması ve işyerinde adalet/eşit muamele ikliminin güçlendirilmesi, nitelikli işgücünün sektörden kopuşunu azaltacak temel stratejiler olarak önerilmektedir.</p>Sertaç SERT
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118141443110.20491/isarder.2026.2188Konaklama İşletmelerinde Etik Liderlik Algısının Örgütsel Bağlılığa Etkisi: Bodrum Örneği
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2522
<p>Amaç – Bu çalışmada, konaklama sektöründe çalışanların etik liderlik ve örgütsel bağlılık algılarının incelenmesi ve etik liderlik algısının örgütsel bağlılık ve alt boyutları olan duygusal, devam ve normatif bağlılık üzerindeki etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır.<br>Yöntem – Nicel araştırma yöntemleriyle yürütülen çalışmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Bodrum'daki konaklama işletmesi çalışanlarından toplam 375 araştırma verisi toplanmıştır. Araştırma ölçeklerinin geçerliliğini incelemek için doğrulayıcı faktör analizi uygulanmış ve araştırma hipotezleri yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiştir.<br>Bulgular – Yapısal eşitlik modellemesi sonucunda, etik liderlik ile örgütsel bağlılık arasında kısmi ancak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçları, etik liderliğin, örgütsel bağlılığın devam bağlılığı ve normative bağlılık boyutlarını olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Buna karşılık, algılanan etik liderlik ile duygusal bağlılık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.<br>Tartışma – Konaklama işletmesi çalışanlarının etik liderlik algılarının örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlayan araştırmada, etik liderliğin örgütsel bağlılığı şekillendirmede kısmen etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırma, liderlik tarzının çalışanların örgütsel bağlılığını etkilediğini belirleyen çalışmaları desteklemektedir. Araştırma sonuçları, etik liderlik davranışının örgütsel bağlılığın devam ve normatif bağlılık boyutlarını olumlu yönde etkilediğini, ancak duygusal boyut üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını ortaya koymuştur. Bu sonuç, etik liderliğin görev ve zorunluluk temelli bağlılığı teşvik etse de, çalışan ile örgüt arasında daha güçlü bir duygusal bağa dönüşmediğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir.</p>Yasin KARASUIşıl ARIKAN SALTIK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118143244710.20491/isarder.2026.2189The Effect of Transformational Leadership on Organizational Cynicism: An Application to Tourism Businesses
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2523
<p>Purpose – The aim of the study is to determine the effect of transformational leadership on organizational cynicism. By addressing the relationship between these two variables, this research seeks to offer insights that can guide businesses operating in a competitive and rapidly changing environment.<br>Design/methodology/approach – In this study, data were collected from 326 employees working in 4- and 5-star hotels affiliated with the Provincial Directorate of Tourism in the Didim district of Aydın, using the survey method. Structural equation modeling (SEM) was conducted to analyze the data, using SPSS, a quantitative data analysis software.<br>Results – The analysis results showed that the transformational leadership approach has an adverse effect on organizational cynicism. The correlation analysis showed a significant relationship between transformational leadership and organizational cynicism. As a result, it was concluded that the relationship between transformational leadership and organizational cynicism is negative, and the strength of the relationship is at the 99 percent significance level (r=-0,193).<br>Discussion – Based on the outcomes of the interaction between transformational leadership and organizational cynicism and given the importance of both for businesses, it is vital for companies to employ strategies that enhance transformational leadership practices and reduce organizational cynicism among employees to gain competitive advantage over their competitors in terms of sustainability. Businesses should have their management approaches with change- and competition-oriented to remain viable in an increasingly competitive environment, while also placing an emphasis on professional development.</p>Hüseyin ÇELİKSerkan NAKTİYOK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118144846010.20491/isarder.2026.2190The Effect of Digital Empathy on Purchase Intention: An Integrated Behavioral MCDM Study of Virtual Influencers and Chatbots
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2524
<p>Purpose – This study examines how digital empathy influences consumer preferences in AI-mediated interactions by comparing virtual influencers, e-commerce chatbots, low-empathy agents, and hybrid AI agents<br>Design/methodology/approach – A qualitative thematic analysis based on interviews with 25 participants was conducted to identify core dimensions of digital empathy. These dimensions were subsequently modeled using Fuzzy DEMATEL to reveal causal relationships and Fuzzy TOPSIS to rank digital agents according to their overall performance. Sensitivity analysis was employed to assess the robustness of the rankings under alternative weighting scenarios.<br>Results – The thematic analysis identified trust (frequency = 31) and emotional response (25) as the most salient components of digital empathy. Fuzzy DEMATEL results showed that trust emerged as the strongest causal factor (total influence score = 3.91), exerting significant influence on empathy-related dimensions and purchase intention. Fuzzy TOPSIS rankings indicated that the hybrid AI agent outperformed all alternatives (closeness coefficient = 1.0000), followed by the virtual influencer (0.5837), chatbot (0.1472), and low-empathy agent (0.0000).<br>Discussion – By integrating behavioral theory with fuzzy MCDM techniques, this study demonstrates that hybrid AI agents achieve superior performance by simultaneously activating socio-emotional and functional drivers of consumer decision-making, offering a structured explanation of why certain digital agents are more effective than others.</p>Ayben CEYHAN GÜNAY
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118146148210.20491/isarder.2026.2191Örgütlerde Yeşil İnsan Kaynakları Yönetiminin Örgütsel İnovasyona Etkisinde Etkileşimci ve Dönüşümcü Liderliğin Aracılık Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2525
<p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi (Yeşil İKY) uygulamalarının örgütsel inovasyon üzerindeki etkisini ve bu ilişkide dönüşümcü ile etkileşimci liderlik türlerinin aracılık rolünü incelemektir. İşletmelerin çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşırken Yeşil İKY politikaları aracılığıyla yenilikçi süreçleri nasıl teşvik ettiklerini ortaya koymak hedeflenmektedir.<br>Yöntem – Araştırma nicel yöntem yaklaşımıyla yürütülmüştür. Veriler, anket tekniğiyle Türkiye’deki orta ve büyük ölçekli işletmelerde, sivil toplum kuruluşlarında, yerel yönetimlerde ve kamu kurumlarında görev yapan yöneticiler ile insan kaynakları profesyonellerinden toplanmıştır.<br>Bulgular – Yeşil İKY uygulamalarının örgütsel inovasyonu hem doğrudan hem de liderlik türleri aracılığıyla dolaylı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Özellikle dönüşümcü liderliğin güçlü bir aracılık rolü üstlendiği, etkileşimci liderliğin ise daha sınırlı fakat anlamlı bir rolü olduğu görülmüştür. Böylece araştırmada test edilen tüm hipotezler (H1–H7) desteklenmiştir.<br>Tartışma – Sonuçlar, Yeşil İKY’nin yalnızca çevresel sürdürülebilirliği değil, aynı zamanda yenilikçi bir örgüt kültürünün gelişimini de desteklediğini göstermektedir. Özellikle dönüşümcü liderlik ile desteklenen Yeşil İKY uygulamaları, işletmelerin inovasyon yetkinliklerini artırmada stratejik bir araç olarak değerlendirilebilir. Bu yönüyle çalışma, literatüre kuramsal katkı sağlamakta ve işletmelere sürdürülebilirlik ile inovasyon hedeflerine ulaşmada uygulamaya dönük öneriler sunmaktadır.</p>Yasemin YETKİNErcan YAVUZ
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118148350210.20491/isarder.2026.2192Teknoloji Yoğun İhracatta İşletme Stratejileri, Sürdürülebilirlik ve Kadın İstihdamı: Başlıca İhracatçı Ülkelerden Bulgular
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2526
<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, teknoloji yoğun ihracat alanında faaliyet gösteren işletmelerin sürdürülebilirlik stratejileri ve kadın istihdamı politikalarının ihracat performansına etkisini analiz etmektir. Küresel rekabetin arttığı günümüzde, işletmeler çevresel duyarlılığı, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve yenilenebilir enerji kullanımını stratejik karar alma süreçlerine entegre etmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın temel hedefi kadın emeği, enerji dönüşümü ve ihracat arasındaki etkileşimi ortaya koyarak işletmelerin sürdürülebilir büyüme ve rekabet avantajı elde etme potansiyelini değerlendirmektir.<br>Yöntem – Araştırma, 1988–2022 döneminde en yüksek makine ve elektronik ürün ihracatına sahip 20 ülkeye ait veriler kullanılarak yürütülmüştür. Panel VAR yöntemi aracılığıyla ihracat, ekonomik büyüme, kadın istihdamı ve yenilenebilir enerji tüketimi arasındaki dinamik ilişkiler incelenmiştir. Analiz, ülke düzeyindeki veriler üzerinden işletme stratejilerinin makroekonomik yansımalarını değerlendirmekte ve yüksek teknolojiye dayalı üretim yapılarının sürdürülebilir kalkınmadaki rolünü ortaya koymaktadır.<br>Bulgular – Elde edilen bulgular, teknoloji yoğun ihracatta yapısal bir süreklilik olduğunu ve ekonomik büyümenin bu ihracatı desteklediğini göstermektedir. Kadın istihdamı, özellikle yenilik ve verimlilik temelli sektörlerde işletmelerin rekabet gücünü artırmaktadır. Ayrıca, yenilenebilir enerji kullanımının artması, ihracat performansını güçlendirirken işletmelerin karbon ayak izini azaltarak sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağladığını göstermektedir.<br>Tartışma – Sonuçlar, işletmelerin küreselleşme sürecinde sürdürülebilirlik, toplumsal sorumluluk ve kapsayıcı istihdam politikalarını stratejik bir bütünlük içinde ele almaları gerektiğini vurgulamaktadır. Kadın emeğinin üretim ve yenilik süreçlerine entegrasyonu, sürdürülebilir işletme modellerinin gelişmesini desteklemektedir. Yenilenebilir enerjiye yönelim ise uzun vadede hem çevresel hem ekonomik fayda sağlayarak işletmelerin uluslararası rekabet gücünü artırmaktadır. Bu bulgular, politika yapıcılar ve işletme yöneticileri için sürdürülebilirlik, enerji dönüşümü ve toplumsal cinsiyet eşitliğini birleştiren entegre stratejilerin önemini ortaya koymaktadır.</p>Volkan HAN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118150351810.20491/isarder.2026.2193Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Doğrultusunda Havayolu İşletmelerinin İklim Değişikliği ile Mücadele Stratejileri
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2527
<p>Amaç – Temel faaliyetleri doğrultusunda havayolu taşımacılığı, küresel iklim değişikliğinden hem etkilenen hem de küresel ısınmayı hızlandıran bir konumda yer almaktadır. Bu araştırmada havayolu taşımacılığın önemli aktörleri olan havayolu işletmelerinin iklim değişikliğine yönelik farkındalık düzeylerinin iklim değişikliğiyle mücadele davranışları üzerindeki etkisini ortaya koymak amaçlanmaktadır.<br>Yöntem – Türkiye’de, yolcu ve yük taşımacılığı yapan toplam yedi ticari havayolu işletmesi bulunmaktadır (SHGM, 2021). Söz konusu havayolu işletmelerinin yönetici kademelerinde yer alan 215 kişi ile anket gerçekleştirilmiştir. Havayolu işletmesi yöneticilerinin iklim değişikliği farkındalık düzeylerinin, iklim değişikliği ile mücadele davranışı üzerindeki etkilerini ortaya koyabilmek için yapısal eşitlik modellemesi (YEM) yapılmıştır. Bu çalışmanın keşfedici özelliği nedeniyle araştırmada KEKK-YEM kullanılmıştır. KEKK-YEM uygulanmasında SmartPLS paket programından faydalanılmıştır.<br>Bulgular – Havayolu işletmesi yöneticilerinin kişisel farkındalık düzeyleri arttıkça iklim değişikliğini azaltma davranışlarının da arttığı belirlenmiştir. Ayrıca havayolu işletmesi yöneticilerinin iklim değişikliğinin etkileri ve sektörel girişimlere yönelik farkındalıkları arttıkça iklim değişikliğine uyum sağlama davranışlarının olumlu yönde etkilendiği gözlemlenmiştir. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu iklim değişikliğini bir risk olarak algılamakta; yarıdan fazlası iklim değişikliğiyle mücadele unsurlarını işletme stratejilerine dahil etmektedir.<br>Tartışma – Havayolu işletmesi yöneticilerinin iklim değişikliğine uyum sağlama bakımından fırsatlara cevap verme noktasında daha uyumlu oldukları anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda yöneticilerin; iklim değişikliği risk ve fırsatlarını önceden saptayarak sektörün iklim değişikliğinden nasıl etkilenebileceğini kapsamlı analizlerle ortaya koymaları beklenmektedir Ayrıca havayolu işletmelerinin emisyonları hafifletmeye yönelik sorumlulukların bilincinde olmasının geleceğin çevreci tüketicilerinin gözünde ayrıcalıklı; rekabette ise üstün bir konumuna ulaşmalarında stratejik bir avantaj sağlayacağı düşünülmektedir.</p>Esin AYSENSelma MEYDAN UYGUR
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118151954110.20491/isarder.2026.2194Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Sürdürülebilirliği ve Finansal Performansı: Bibliyometrik Bir Analiz
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2528
<p>Amaç – Bu çalışma, Web of Science veri tabanından elde edilen yıllık veriler doğrultusunda, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ) sürdürülebilirlik ve finansal performans literatüründeki entelektüel yapıyı, kapsamlı bir bilgi haritası aracılığıyla ortaya koymayı amaçlamaktadır.<br>Yöntem – 1999-2024 döneminde yayımlanan çalışmalar, bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu kapsamda, KOBİ’lerin sürdürülebilirlik ve finansal performansı üzerine odaklanan toplam 439 makaleden oluşan yayın seti analiz edilmiştir.<br>Bulgular – Bibliyometrik analizin gerçekleştirilmesi ve araştırma ağları ile eğilimlerin görselleştirilmesi amacıyla VOSviewer (sürüm 1.6.20) yazılımı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, ilgili alandaki makaleler, yazarlar, en etkili dergiler ve öne çıkan araştırma temalarına ilişkin bütüncül bir görünüm sunmaktadır.<br>Tartışma – Analiz sonuçları, Web of Science veri tabanında KOBİ’lerin sürdürülebilirliği ve finansal performansına odaklanan ilk çalışmanın 1999 yılında yayımlandığını ve özellikle 2016 sonrası dönemde bu alandaki yayın sayısında belirgin bir artış yaşandığını göstermektedir. Ayrıca, 2023 yılı bu alanda en fazla yayının üretildiği yıl olarak öne çıkmaktadır. Literatüre en fazla katkı sağlayan üniversitenin Griffith Üniversitesi olduğu, en fazla makalenin ise Cogent Business and Management dergisinde yayımlandığı tespit edilmiştir. Son dönem çalışmalarda COVID-19, KOBİ’ler, finansal performans, sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon, kurumsal sosyal sorumluluk, gelişmekte olan piyasalar, inovasyon ve girişimcilik temalarının ön plana çıktığı görülmektedir.</p>Merve AKSAYAslan AYDOĞDU
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118154256410.20491/isarder.2026.2195Nakit Dönüş Süresinin Borsa İstanbul’da İşlem Gören Zincir Marketlerin Kârlılıkları Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2529
<p>Amaç – Zincir marketlerin nakit dönüş süresinin diğer birçok sektöre oranla çok daha hızlı olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, gıda sektöründe önemli bir yere sahip olan zincir marketlerin cirolarının ağırlıklı olarak nakit şekilde gerçekleştirilmesinin kârlılıkları üzerinde bir etkiye sahip olup olmadığını araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Borsa İstanbul’da işlem gören zincir marketlerin nakit dönüş sürelerinin (CCC) kârlılıkları üzerindeki etkisi incelenmiştir.<br>Yöntem – Çalışmada, 2015-2023 yılları arasında 9 yıllık döneme ait veriler üzerinden panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. Analizde, bağımlı değişken olarak aktif kârlılık (ROA) oranı, bağımsız değişken olarak nakit dönüş süresi kullanılmıştır.<br>Bulgular – Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre, zincir marketlerin nakit dönüş süresi ile aktif kârlılıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde ilişki tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular literatürle ve beklentiyle uyumludur.<br>Tartışma – Zincir marketlerle ilgili benzer bir çalışmanın bulunmaması dolayısıyla çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Gelecekte yapılacak çalışmalarda, örneklemdeki zincir market sayısının artırılması sağlanarak yapılan analizlerin güvenilirlik ve geçerliliklerinin artması sağlanırken, aktif kârlılığı dışında nakit dönüş sürelerinin özkaynak kârlılığı, net kâr marjı ve faaliyet kârlılığına etkisinin analiz edilmesi gibi daha çeşitli araştırmalar gerçekleştirilebilir.</p>Kemal TAYSIÖznur ŞAMANDAR YILMAZ
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118156558010.20491/isarder.2026.2196Kapalı Ortamda Çalışan Sağlık Çalışanlarında Sağlık Kaygısı, Psikolojik Sağlamlık ve Tükenmişlik Arasındaki İlişki
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2530
<p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, kapalı ortamda görev yapan sağlık çalışanlarının sağlık kaygısı, tükenmişlik ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin demografik değişkenlere (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, branş ve mesleki kıdem) göre farklılaşıp farklılaşmadığını ve bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemektir.<br>Yöntem – İlişkisel tarama modelinde ve tek merkezli kesitsel tasarımda yürütülen araştırmanın örneklemini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’nde görev yapan 348 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği Kısa Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ile toplanmıştır. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır.<br>Bulgular – Sağlık kaygısı tüm demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermiştir. Erkeklerde, 30–39 yaş grubunda, önlisans/lisans mezunlarında, 11–15 yıl kıdeme sahip çalışanlarda ve idari pozisyonlarda sağlık kaygısı daha yüksektir. Psikolojik sağlamlık cinsiyet ve branşa göre farklılaşmış; hemşire/ebe grubunda daha yüksek, sağlık idarecilerinde daha düşük bulunmuştur. Tükenmişlik yalnızca branşa göre anlamlı farklılık göstermiş ve sağlık idarecilerinde daha yüksek saptanmıştır. Psikolojik sağlamlık ile sağlık kaygısı ve tükenmişlik arasında negatif; sağlık kaygısı ile tükenmişlik arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler belirlenmiştir.<br>Tartışma – Bulgular, psikolojik sağlamlığın sağlık kaygısı ve tükenmişlik karşısında koruyucu bir rol üstlendiğini göstermektedir. Ancak etki büyüklüklerinin genel olarak düşük olması, sonuçların pratik etkisinin sınırlı olabileceğine işaret etmektedir. Kurumsal destek mekanizmalarının ve dayanıklılığı artırıcı müdahalelerin geliştirilmesi önerilmektedir.</p>İbrahim ÇAKMAKAltuğ ÇAĞATAY
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118158160210.20491/isarder.2026.2197Gıda Sektöründeki Sürdürülebilir Risk Yönetimi Uygulamalarının Doküman Analiziyle İncelenmesi
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2531
<p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin sürdürülebilirlik raporlarında yer alan risk yönetimi uygulamalarını incelemek ve sektöre özgü sürdürülebilirlik odaklı risk yönetimi yaklaşımlarını ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışmada, işletmelerin hangi riskleri önceliklendirdiği, riskleri nasıl tanımladığı ve hangi yönetim stratejilerini benimsediği analiz edilmiştir.<br>Yöntem – Çalışmada veri toplama sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi, veri analizi sürecinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın veri setini, BİST (Borsa İstanbul)’da işlem gören ve gıda, içecek ve tütün sektöründe faaliyet gösteren 12 işletmenin 2023 yılına ait sürdürülebilirlik raporları oluşturmaktadır. Veriler Maxqda programı aracılığıyla kodlanarak risk yönetimi süreci beş ana tema altında analiz edilmiştir.<br>Bulgular – Analiz sonucunda gıda sektöründe üzerinde en çok durulan risk yönetimi amacının operasyonel etkinlik ve verimlilik olduğu; işletmelerin üzerine en çok eğildikleri risk faktörünün iklim krizi olduğu; risk değerlendirmede hem finansal hem de çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) temelli risklerin ele alındığı çok boyutlu ve paydaş odaklı bir süreç yürütüldüğü; en yüksek sürdürülebilirlik önceliğinin gıda güvenliği ve kalitesi olduğu; risk yönetim stratejileri arasında insan kaynakları yönetimine yönelik uygulamaların önemli bir yer tutuğu; risklerin izlenmesinde iç denetim ve iç kontrol fonksiyonlarından önemli ölçüde yararlanıldığı bulgularına ulaşılmıştır.<br>Tartışma – Elde edilen bulgular, gıda sektöründe risk yönetiminin yalnızca riskleri azaltmaya yönelik değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen stratejik bir yönetim aracı olarak kullanıldığını göstermektedir. Özellikle çevresel temelli risklerin öncelik kazanması, sektörün kurumsal sürdürülebilirlik perspektifiyle risk yönetimini bütünleştirdiğini ortaya koymaktadır.</p>Derya ONOCAK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118160362310.20491/isarder.2026.21982023 Yılı Finansal Tablolarında Enflasyon Muhasebesi: Bir Uygulama Örneği
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2532
<p>Amaç- Yüksek enflasyon dönemlerinde finansal tabloların gerçeği yansıtma özelliği zayıflamakta, bu da finansal bilgi kullanıcılarının yanlış kararlar almasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın amacı, 2023 yılında Türkiye'de yasal düzenlemeler doğrultusunda yürürlüğe giren enflasyon muhasebesi uygulamasının işletme finansal tabloları üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır.<br>Yöntem- Çalışmada uygulamalı bir yöntem benimsenmiştir. Örnek olarak seçilen bir işletmenin 2023 yılına ait finansal tabloları esas alınarak enflasyon muhasebesi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda işletmenin parasal olmayan kıymetleri tespit edilmiştir. Her bir kıymet için düzeltmeye esas tarih belirlenmiş ve ilgili tarihlerin düzeltme katsayıları hesaplanmıştır. Düzeltme katsayıları ile parasal olmayan kıymetlerin tutarları güncellenmiş, bu doğrultuda 2023 yılı bilançosu enflasyon muhasebesine uygun şekilde yeniden düzenlenmiştir.<br>Bulgular- Yapılan enflasyon düzeltmesi sonucunda işletmenin parasal olmayan kıymetlerinde artış meydana gelmiştir. Bu artışlar, muhasebe sisteminde “Geçmiş Yıllar Kârları” hesabına yansıtılmıştır. Düzenlenen bilançoda, düzeltilmiş değerlerin finansal tablo kullanıcılarına daha doğru bilgi sağladığı gözlemlenmiştir.<br>Tartışma- Elde edilen bulgular, enflasyon muhasebesinin özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde finansal tabloların gerçeğe uygun sunulmasını sağladığını göstermektedir. Parasal olmayan kalemlerde yapılan düzeltmeler, şirketin finansal durumunu daha gerçekçi şekilde yansıtmış; ancak bu düzeltmeler dönem kârı olarak bilançoda yer almaktadır ve vergi matrahına konu edilmemiştir. Bu durum, enflasyon muhasebesinin mali tabloları sadece enflasyon etkisinden arındırmak amacıyla kullanıldığını, vergi matrahına doğrudan etkisi olmadığını ortaya koymaktadır.</p>Nigar ÖZÇETİN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118162464810.20491/isarder.2026.2199Bankalarda Dijitalleşme, Değişen Şubeleşme Politikaları ve Yeni Trendler
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2533
<p>Amaç- Bu çalışmanın amacı, dijitalleşme ve finansal teknolojilerin Türkiye’de faaliyette bulunan bankaların şubeleşme politikaları üzerindeki etkilerini ve banka şubeleri ile ilgili gelecek dönemlerde gerçekleşmesi muhtemel trendleri açıklamaktır. Farklı ülke uygulamalarından örnekler verilerek, oluşan trend ve beklentiler üzerine yorum yapılmıştır.<br>Yöntem- Çalışmada, bankaların şubeleşme ve var olan şubeleri kapatma ya da birleştirme nedenleri üzerinde durulmuştur. 2004-2024 yılları arası banka şube ve çalışan sayılarındaki değişim ile gelişen finansal teknolojiler sonrası müşteriler tarafından daha çok tercih edilen dijital bankacılık kanallarının kullanım oranlarındaki artış trendi nicel yöntemle incelenmiştir. Şube sayılarındaki değişimin, banka şube çalışan sayısı ve dijital bankacılık kullanımı tercih eden müşteri sayıları arasındaki son 10 yıla ait değişim arasındaki ilişki istatistiki olarak değerlendirilmiştir.<br>Bulgular- Türkiye’de banka şube sayılarında 2024 yılı sonunda şube sayısının zirve yaptığı 2014 yılına göre %16,9’luk bir küçülme ile 1.894 adet azalarak 9.329’a düşerek azalma yaşandığı, bu değişime paralel şube çalışan istihdamında oluşan azalmanın şube sayısı ile istatistiki ilişkisinin gücünün kuvvetli ve yönünün olumlu olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde şube sayısı ve dijital bankacılık müşteri sayısı ile istatistiki ilişkisinin yönünün olumsuz olduğu belirlenmiştir.<br>Tartışma- Kamu sermayeli bankaların üstlenmiş oldukları misyon doğrultusunda şubeleşme çalışmaları devam etse de kamusal hizmetler, finansal erişilebilirlik, nakit ihtiyacı giderilmesi gibi unsurların yanında, kamu sermayeli bankaların da şubeleşme politikalarının piyasa dinamikleri doğrultusunda zaman içinde azalma trendine girip girmeyeceği tartışma konusu olmuştur. Ayrıca, dijital bankalar gibi şubesiz bir bankacılık anlayışı olmayacağı, ancak sayıca az, konsepti farklı, dijital unsurlarla zenginleştirilmiş de olsa banka şubelerinin varlıklarını sürdürüp sürdürmeyeceği diğer bir tartışma konusu olmuştur.</p>Teoman TAĞTEKİN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118164966810.20491/isarder.2026.2200Kontrol Odağının Bilgi Uçurmaya Etkisinde Etik Liderliğin Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2534
<p>Amaç - Araştırmanın amacı, örgütlerde kontrol odağının bilgi uçurma davranışlarına etkisinde etik liderlik algısının düzenleyici rolünü neden-sonuç ilişkisi içinde değerlendirmektir.<br>Yöntem - Araştırma verileri, Türkiye’de turizm sektöründe 440 çalışanın katıldığı ve araştırmada kullanılan ölçekler ile sağlanmıştır. Çalışmada yer alan verilerde Smart PLS 4 programı kullanılmıştır. Analiz kısmi en küçük kareler yöntemiyle yapılmıştır. Analizlerin ölçülmesinde model olarak iç tutarlılık güvenirliği, indikatör güvenilirliği, yakınsak geçerlik ve ayırt edici geçerlik değerleri incelenmiştir.<br>Bulgular - Araştırmanın bulgularına göre kontrol odağının bilgi uçurma üzerinde negatif ve anlamlı etkisi tespit edilmiştir. Etik liderliğin bilgi uçurma üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu görülmektedir. Düzenleyici rol için yapılan analiz sonucuna göre ise kontrol odağının bilgi uçurmaya etkisinde etik liderliğinin düzenleyici rolü olduğu belirlenmiştir.<br>Tartışma - Bu çalışma, teorik düzeyde kontrol odağı, bilgi uçurma ve etik liderlik değişkenlerini bir arada ele alarak bu üçlü ilişkiye dair literatürdeki boşluğu doldurmayı hedeflemiştir. Bu yönüyle, özellikle etik liderliğin düzenleyici etkisini modellemesi açısından, örgütsel davranış literatürüne anlamlı bir katkı sunduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca araştırma, etik liderlik kavramının sadece bireysel etik tutumları değil, örgütsel etik atmosferin inşasını da etkilediğine dair güncel ampirik kanıtlar sunmaktadır.</p>İlkay ERARSLAN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118166968710.20491/isarder.2026.2201Hastane Tedarikçi Entegrasyonunun Performansa Etkisi ve Yalın Uygulamaların Düzenleyici Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2535
<p>Amaç - Bu araştırmanın temel amacı, hastane tedarikçi entegrasyonunun hastane performansı üzerindeki etkisini ampirik olarak incelemek ve bu ilişkide yalın uygulamaların düzenleyici rolünü test etmektir.<br>Yöntem - Çalışma kapsamında, etik kurul onayı ile Türkiye'de faaliyet gösteren 427 hastaneden üst düzey yöneticilerle yüz yüze görüşmeler ve çevrimiçi anket yöntemi kullanılarak veriler elde edilmiştir. Toplanan veriler, hipotezlerin sınanması amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılarak analiz edilmiştir.<br>Bulgular - Araştırma bulgularına göre; tedarikçi entegrasyon bileşenlerinden güven, lojistik entegrasyon ve üst yönetim desteğinin, hastanelerin maliyet, kalite ve esneklik performansları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı olumlu etkileri tespit edilmiştir. Bilgi paylaşımının hastanelerin kalite ve esneklik performansını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Bilgi teknolojisi kullanımının ise maliyet performansı üzerinde olumlu etkiye sahip iken esneklik performansını istatistiksel olarak anlamlı olumsuz etkilediği gözlemlenmiştir. Ayrıca yalın uygulamaların hastane tedarikçi entegrasyonu ile performans arasındaki ilişkide anlamlı bir düzenleyici role sahip olduğu kanıtlanmıştır.<br>Tartışma - Araştırma sonuçları hastane tedarikçi entegrasyonun hastane maliyet, kalite ve esneklik performansını etkilediğini, hastanelerin tedarikçileri ile olan entegrasyonun artmasının, hastanelerde performansın da artışını sağlayacağını göstermektedir. Bu bulgular, tedarik zinciri yönetiminde yalın ilkelerin stratejik önemine ilişkin kuramsal ve pratik çıkarımlar sunmaktadır.</p>Emine AYHANMehmet AYTEKİN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118168871210.20491/isarder.2026.2202İşyeri Nezaketsizliğinin Örgütsel Sinizm ve Tükenmişlik Üzerindeki Etkisinde Sessiz İstifanın Aracı Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2536
<p>Amaç - Bu araştırma, işyeri nezaketsizliğinin çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerini anlamaya yönelik olarak tasarlanmıştır. Çalışmada, işyeri nezaketsizliğinin örgütsel sinizm ve tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkileri incelenmekte, ayrıca bu ilişkilerde sessiz istifanın aracılık rolü araştırılmaktadır. Böylece örgütlerde çalışan davranışlarını etkileyen kritik dinamikler ortaya konularak hem kuramsal hem de uygulamaya dönük katkılar sunulması amaçlanmaktadır.<br>Yöntem - Çalışma, Kırşehir ilinde faaliyet gösteren KOBİ’lerde görev yapan 409 çalışan üzerinde yürütülmüştür. Veriler İşyeri Nezaketsizliği Ölçeği, Örgütsel Sinizm Ölçeği, Tükenmişlik Ölçeği ve Sessiz İstifa Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Analizler, Smart-PLS programı aracılığıyla yapısal eşitlik modellemesi yaklaşımıyla gerçekleştirilmiş, aracılık etkileri ise Bootstrap yöntemiyle test edilmiştir.<br>Bulgular - Araştırmadan elde edilen bulgular, işyeri nezaketsizliğinin hem örgütsel sinizm hem de tükenmişlik üzerinde pozitif ve anlamlı etkiler meydana getirdiğini göstermektedir. Ayrıca sessiz istifanın, her iki ilişkide de kısmi aracılık rolü üstlendiği tespit edilmiştir (VAF: tükenmişlik %67, örgütsel sinizm %52).<br>Tartışma - Sonuçlara bakıldığında, örgütlerde yalnızca nezaket kültürünün geliştirilmesinin yeterli olmadığını; çalışan bağlılığını ve gönüllü katkıyı teşvik edecek, sessiz istifa eğilimini azaltacak yapısal ve yönetimsel önlemlerin alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Araştırma, örgütsel davranış literatürüne işyeri ilişkilerinde nezaketin önemi ve sessiz istifanın olumsuz örgütsel tutumlarla ilişkisi konularında katkı sağlamaktadır.</p>Fatih Ferhat ÇETİNKAYA
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118171372710.20491/isarder.2026.2203Tutumluluk ve Çevreci Tutumların Tüketici Niyetlerine Etkisi: Yeşil Ürün Satın Alma Bağlamında Bir Değerlendirme
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2537
<p>Amaç - Bu çalışmada bireylerin tutumluluk düzeyleri ve çevreye yönelik tutumlarının yeşil ürün satın alma niyetleri üzerindeki etkisi incelenmektedir.<br>Yöntem - Bu çalışma, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Veriler kolayda örnekleme yöntemiyle, Karabük ilinde yaşayan 18 yaş üzeri bireylerden çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Bu kapsamda 346 bireyden veri toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS istatiksel analiz programında test edilmiştir. Bu kapsamda değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek üzere regresyon analizleri yapılmıştır.<br>Bulgular - Analizler sonucunda hem tutumluluk düzeyinin (β=.35 ; R²=.12) hem de çevreye yönelik tutumun (β=.58 ; R²=.34) ayrı ayrı yeşil ürün satın alma niyeti üzerinde anlamlı etkilerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca her iki değişkenin birlikte değerlendirilmesiyle yeşil ürün satın alma niyeti üzerinde belirleyici olduğu görülmüştür (Tutumluluk β=.53/ Çevreye yönelik tutum β=.13 ; R²=.36).<br>Tartışma - Günümüzde çevreye yönelik sorunların artış göstermesiyle birlikte artan çevresel duyarlılık bireyleri çevre dostu ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları geliştirmeye yöneltmektedir. Bu alışkanlıklarla tüketiciler, yeşil ürün adıyla kavramsallaştırılan çevreye duyarlı bir şekilde tasarlanmış, üretilmiş, kullanılmış ve bertaraf edilmiş ürünleri tercih etmeye başlamışlardır. Elde edilen bulgular, tutumluluğun yeşil ürün satın alma niyeti üzerindeki belirleyici rolünü ve çevresel tutumların tüketici davranışlarını şekillendirmedeki önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca, bireylerin tutumluluk seviyesinin artırılması ve çevreci tutumlarının geliştirilmesinin yeşil ürün satın alma niyetini ve farkındalığını destekleyebileceğini göstermektedir. Bu noktada, bir yandan tüketicileri bilinçlendirmeye yönelik kamu politikaları ve sosyal kampanyaların yürütülmesi önemli hale gelirken, diğer yandan işletmelerin faaliyetlerini planlama, uygulama ve tüketiciye ulaşma süreçlerinde çevresel duyarlılığı gözetmeleri büyük önem taşımaktadır.</p>Şeyda Nur ALPERMuhammed Enes SAYIN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118172874210.20491/isarder.2026.2204Marketing of Educational Services: Factors Influencing Private School Choice in Türkiye
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2538
<p>Purpose - Due to the approximately sixfold increase in the number of institutions with private school status in Türkiye over the past two decades, and the limited number of studies in the fields of educational sciences and marketing addressing private school choice within the context of educational services marketing, this study aims to identify the factors influencing the preference for private schools through the lens of the 7Ps services marketing framework, thereby providing a structured conceptual basis for understanding school choice as a multidimensional service marketing phenomenon.<br>Design/ methodology/approach - This study was conducted using a phenomenological research design, one of the qualitative research methods frequently employed in social sciences. Participants were selected through purposive sampling, ensuring that they had purchased educational services from private-status schools at the preschool, primary, secondary, or high school levels. Attention was paid to achieving maximum variation in the distribution of participants. After identifying the research problem and reviewing the related literature, a semi-structured interview form titled “Factors Influencing School Preference”, which included content capable of addressing the research problem, was developed by the researcher. The data obtained from the interviews were analyzed using content analysis in order to reveal common themes and shared meanings related to school choice.<br>Findings - When the results of the research are evaluated holistically, the factors influencing the preference for private schools are categorized as follows: educational quality, physical facilities, teachers, cost, brand-image, expectations, social status, school administrators/decision-makers, and underlying reasons for preference. Among these factors, educational quality, teachers, and brand image appear to be the most prominent determinants shaping parental decision-making.<br>Discussion - When the research findings related to educational services marketing and the factors influencing school choice are evaluated, it is observed that the results obtained in this study are largely consistent with prior literature, and that the factors identified as influencing school choice in this study are similarly expressed in other studies. Based on the study findings, recommendations were developed for decision-makers/administrators, sector representatives, and researchers. Beyond this alignment, the study contributes to the educational services marketing literature by providing context-specific insights from Türkiye, where the rapid increase in the number of private K–12 schools has intensified competition and transformed school choice into a strategic marketing issue.</p>Nazan KORUCUK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118174376310.20491/isarder.2026.2205Türkiye’de Elektrikli Araçların Benimsenmesinde e-WOM’un Rolü: YouTube Yorumlarına Dayalı Nitel Bir İnceleme
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2539
<p>Amaç - Bu çalışmanın amacı, Planlı Davranış Teorisine dayanarak (Ajzen, 1991), elektronik ağızdan ağıza iletişim kanalları aracılığıyla (e-WOM) Türkiye’de elektrikli araç (EA) benimsemesi tutumunu etkileyen olumlu ve olumsuz faktörleri açığa çıkarmaktır.<br>Yöntem - Youtube’daki Dolubatarya kanalındaki iki EA videosuna yapılan 572 yorum araştırmanın veri setini oluşturmaktadır. Bu yorumlar MAXQDA yazılımı kullanılarak içerik analizi ile incelenmiştir. Tüketici ifadeleri kodlanmış, betimsel analizle temalara dönüştürülerek EA benimsenmesini etkileyen faktörler belirlenmiştir.<br>Bulgular - Olumsuz faktörler “teknolojik kaygılar”, “ekonomik faktörler”, “altyapı sorunu”, “güvenlik ve güven unsurları”; olumlu faktörler, “ekonomik avantajlar”, “çevresel duyarlılık” ve “teknolojik avantajlar”dır.<br>Tartışma - Araştırma sonuçları geçmiş araştırmalar ile pek çok noktada uyuşmaktadır (Krishna, 2021; Li vd. 2017). Türkiye örneklemi kapsamında, ülkenin ekonomik yapısı nedeniyle ikinci el satış ve hızlı değer kaybı faktörleri öne çıkmıştır. Motor ömrü belirsizliği; bataryanın darbe/yağışa dayanıklılığı, sıcaklık hassasiyeti; ÖTV artışı ve ikinci el dezavantajı alt temaları bu araştırmanın literatüre kazandırdığı özgün temalardır. Türkiye’deki az sayıda nitel araştırmadan farklı olarak (Acar ve Taşkın, 2024), tüketicilere odaklanması, doğrudan ve farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Bulgular, EA pazarlayan işletmelerin; tüketicilerin ekonomik ve teknolojik kaygıları, altyapı ve güvenlik sorunlarına odaklanarak bu konu başlıklarını iyileştiren stratejiler geliştirmeleri gerektiğine işaret etmektedir. Aynı zamanda araştırma sonuçları, politika yapıcıları ise vergi politikaları konusundaki tüketici eğilimlerini yakından takip etmeleri konusunda yönlendirmektedir. Sonuç olarak; araştırma, e-WOM kanalları aracılığıyla EA benimsenmesi tutumunu değerlendiren ilk araştırma olması nedeniyle, literatürdeki bir boşluğu doldurarak hem teorik hem de yönetsel açıdan değerli katkılar sağlamaktadır.</p>Behiye BEĞENDİK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118176477910.20491/isarder.2026.2206Instagram Influencer Algısının Marka Denkliği ve Satın Alma Niyeti Üzerindeki Etkisinde Fiyat Algısının Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2540
<p>Amaç - Instagram’da influencer algısının tüketici temelli marka denkliği ve satın alma niyeti üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlarken bu ilişkilerde fiyat algısı ve marka denkliği boyutlarının moderatör rolü de test edilmektedir.<br>Yöntem - Nicel yöntem benimsenmiştir. Veriler, n=487 Instagram kullanıcısından anket tekniği ile toplanmıştır, SPSS ve SMART-PLS programları kullanılarak geçerlilik ve güvenilirlik analizleri, korelasyon analizi ve hipotez testleri için yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile analiz edilmiştir.<br>Bulgular - Influencer algısı boyutlarından güvenilirlik satın alma niyetini pozitif yönde anlamlı etkilerken (β=0,099), çekiciliğin negatif yönde anlamlı bir etkisi olduğu (β=-0,181) ve uzmanlığın etkisinin anlamsız olduğu bulunmuştur. Influencer algısının tüm boyutları, tüketici temelli marka denkliğinin tüm alt boyutlarını pozitif ve anlamlı düzeyde etkilemektedir. Marka denkliğinin tüm alt boyutları da satın alma niyetini pozitif ve anlamlı şekilde artırmaktadır. Fiyat algısı, güvenilirlik ile satın alma niyeti arasındaki ilişkide ve influencer algısının marka denkliği üzerindeki etkilerinde anlamlı bir moderatör rol oynamaktadır.<br>Tartışma - Sonuçlar, satın alma niyetinin doğrudan itici gücünün marka denkliği olduğunu; influencer güvenilirliğinin hem marka denkliğini beslediğini hem de (fiyat algısı yüksek olduğunda daha güçlü olmak üzere) niyeti artırdığını göstermektedir. Çekiciliğin negatif doğrudan etkisi, görünür cazibenin ikna direncini/sahicilik şüphesini tetikleyebileceğine işaret ederken, aynı boyutun marka denkliği üzerinden dolaylı katkıları önemlidir. Uygulamada, güvenilirlik vurgusu, değer-fiyat anlatısının netleştirilmesi ve marka farkındalığı/çağrışımlarını güçlendiren içerik tasarımları önerilmektedir.</p>Cansuhan PAŞABEYOĞLUSamet AYDIN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118178080410.20491/isarder.2026.2207Dönüşümcü Liderliğin İnovatif Davranış Eğilimi Üzerindeki Etkisi: Yapay Zekâ Kaygısının Aracı Rolü
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2541
<p>Amaç - Bu araştırmanın amacı, sağlık çalışanlarında dönüşümcü liderlik ile inovatif davranış eğilimi arasındaki ilişkide yapay zekâ kaygısının aracılık rolünü incelemektir. Ayrıca sağlık sektöründe giderek yaygınlaşan yapay zekâ uygulamalarının çalışanlar üzerindeki kaygı etkisinin bu ilişki bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.<br>Yöntem - Araştırma nicel araştırma tekniği kapsamında yürütülmüştür. Evreni, farklı illerde şubeleri bulunan özel bir sağlık kuruluşunda görev yapan 22.500 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi 598 sağlık çalışanından meydana gelmektedir. Veriler frekans analizi, normallik testi, keşfedici faktör analizi, güvenirlik analizi, korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir.<br>Bulgular - Araştırma bulgularına göre dönüşümcü liderlik ile inovatif davranış eğilimi arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Dönüşümcü liderlik ile yapay zekâ kaygısı arasında negatif yönlü, yapay zekâ kaygısı ile inovatif davranış eğilimi arasında ise anlamlı ve negatif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçları, yapay zekâ kaygısının dönüşümcü liderlik ile inovatif davranış eğilimi arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığını göstermektedir.<br>Tartışma - Elde edilen bulgular, mevcut literatürde yer alan çalışmaların bulgularıyla genel olarak tutarlılık göstermektedir. Araştırmada, yapay zeka kaygısı analize dahil edildiği zaman dönüşümcü liderliğin inovatif davranış eğilimi üzerindeki etkisini azalttığı tespit edilmiş, örneklem dahilinde yer alan sağlık kuruluşunda dönüşümcü liderlik davranışını arttıracak öneriler sunulmuştur.</p>Güray YILMAZEdip ÖRÜCÜ
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118180582310.20491/isarder.2026.2208Comparative Forecasting Performance of ML Regression Models: Evidence from Borsa Istanbul
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2542
<p>Purpose - This study examines stock price forecasting using regression-based machine learning models by leveraging the daily closing prices of 10 companies traded on Borsa Istanbul (Borsa İstanbul) over the 2016–2025 period. The research aims to inform model selection in financial time series forecasting by comparing predictive performance across forecast horizons defined as short-term (≤60 trading days ahead), medium-term (61–180), and long-term (≥180).<br>Design/ methodology/approach - Five regression-based machine learning models were employed: Linear Regression, Bayesian Linear Regression, Decision Tree Regression, Neural Network Regression, and Poisson Regression. Data were split in chronological order (no shuffling). Models were trained using three training shares (80%, 90%, and 99%) and evaluated out-of-sample for each forecast horizon. Performance was assessed consistently across the manuscript using Mean Absolute Error (MAE), Mean Absolute Percentage Error (MAPE; reported as “error rate (%)”), minimum–maximum percentage error, and the coefficient of determination (R²).<br>Findings - Results show that no single model dominates across all horizons. Neural Network Regression performs best for long-term forecasts, while Decision Tree Regression and Poisson Regression perform comparatively better in the medium term. For short-term forecasts, Decision Tree Regression delivers the lowest error. Linear and Bayesian Linear Regression exhibit relatively higher errors under short- and medium-term volatility.<br>Discussion - The findings indicate that forecasting performance depends on the investment horizon, the temporal structure of the series, and prevailing market conditions. By providing a comparative evaluation on long-span, recent Borsa Istanbul data, the study suggests that algorithm choice in investment strategies should be optimized jointly by forecast horizon and data characteristics.</p>Tutku ÜNKARACALAR
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118182483710.20491/isarder.2026.2209Havalimanı Deneyiminin VOSviewer ile Bibliyometrik Analizi
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2543
<p>Amaç - Pazarlama alanında deneyim kavramı, tüketicinin yaşadığı tecrübeler bütünü sonucunda elde edilen bilgi birikimini ifade etmektedir. Tüketicilerin yaşadıkları deneyimler işletmelerin tekrar tercih edilmesi, rekabet üstünlüğü sağlayabilmesi gibi açılardan önem arz etmektedir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı 2014-2024 yılları arasında uluslararası literatürde yayımlanan havalimanı deneyimine yönelik makalelerin bibliyometrik analizinin yapılarak eğilimlerin ortaya çıkarılmasıdır.<br>Yöntem - Araştırmada kullanılan veri seti 16.04.2024 tarihinde WoS (Web of Sciences) veri tabanı üzerinden birtakım sınırlamalar getirilerek elde edilmiştir. 2014-2024 yılları arasında İngilizce yayım diline sahip SSCI, SCI, E-SCI dergilerde yayımlanan, araştırma alanı “transportation, social sciences other topics, social issues, business economics” seçilmiş, son olarak manuel tarama ile konu dışı makaleler elenerek 192 yayın elde edilmiştir. Veriler VOSviewer (versiyon 1.6.16) yazılımı ile incelenmiş ve haritalandırılmıştır.<br>Bulgular - Araştırma bulgularına göre son 10 yılda havalimanı deneyimine yönelik dengeli bir artış söz konusu olmakla birlikte en fazla yayın 2023 yılında gerçekleştirilmiştir. Yayın sayıları bakımından dergiler incelendiğinde verilerin %25’ine sahip dergi “Journal of Air Transport Management”, yazarların atıfları açısından ise Ali vd. (2016) tarafından gerçekleştirilen havalimanındaki fiziksel çevrenin yolcu memnuniyeti üzerindeki etkisine dair çalışma olmuştur. Referans ortak atıf ağında 10 eşik değeriyle Fodness ve Murray (2007)’ın havalimanı hizmet kalitesinde yolcu beklentilerine yönelik çalışma olmuştur. Dergi ortak atıf ağında ise disiplinler arası bir kümeleşmenin olduğu, en fazla bağlantı gücü ve atıf sayısıyla “Journal of Air Transport Management” adlı derginin ön plana çıktığı, ardından turizm ve pazarlama dergilerinin yer aldığı saptanmıştır. Anahtar kelime ağında havalimanı, hizmet kalitesi ve havacılık gibi terimlerin bir arada kullanıldığı, ülkelerin ortak yazarlık analizinde yayın sayısı bakımından ABD ilk sırada yer alırken uluslararası iş birliği konusunda İngiltere’nin ön planda yer aldığı görülmüştür. Son olarak ortak yazarlıkta kurumlararası atıf ağı bulgularına göre yayın sayısı ve bağlantı gücü bakımından Westminster Üniversitesi’nin, akademik etki bağlamında ise Sejong Üniversitesi’nin öncü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br>Tartışma - Analiz sonuçları literatürde geleneksel hizmet kalitesi ölçümü, pandemi etkisiyle de teknoloji ve risk odaklı bir yolcu deneyimi yapısının ortaya çıktığını göstermektedir. Ayrıca öne çıkan dergi ve kurumların merkezi aktörlükleriyle rehberlik ettikleri görülmektedir. Küresel iş birliği bağlamında Batı ve Avrupa ülkelerinin ön planda olduğu, Türkiye’nin de bu ağda görünürlüğünü artırmak için stratejik ortaklıklar kurması gerektiği, yerel analizlerden ziyade küresel çalışmalara odaklanması gerektiği saptanmıştır.</p>Elif ÜZELÖzlem ATALIK
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118183885310.20491/isarder.2026.2210Türkiye’de Ulaştırma ve Depolama Sektöründeki Büyük Ölçekli İşletmelerin Oran Analizi Yöntemiyle Finansal Performans Analizi
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2544
<p>Amaç – Türkiye’de ulaştırma ve depolama sektöründe hizmet sunumu gerçekleştiren büyük ölçekli işletmelerin oluşturduğu sektörün finansal performanslarını Covid-19 öncesi dönem (2017-2019) ve Covid-19 dönemi (2020-2022) olmak üzere iki ayrı dönemde karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır.<br>Yöntem – Araştırmada, oran analizi yöntemi kullanılarak firmaların likidite, mali yapı, varlık kullanımı ve kârlılık düzeyleri değerlendirilmektedir.<br>Bulgular – Çalışmada elde edilen bulgularda likidite oranları dönemler arasında dalgalı bir seyir izlemiştir. Covid-19’un ilk yılında geçici bir iyileşme gözlenmiş, ancak takip eden yıllarda düşüş yaşanmıştır. Mali yapı oranları, işletmelerin büyük ölçüde yabancı kaynaklara dayalı olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü ve pandemiyle birlikte uzun vadeli borçlanmaya yöneldiklerini ortaya koymuştur. Varlık kullanım oranları açısından aktif devir hızında olumlu bir eğilim görülmüş, ancak maddi duran varlık kullanımında dalgalanmalar yaşanmıştır. Kârlılık oranları her iki dönemde de genel olarak negatif seviyelerde kalmıştır.<br>Tartışma – Pandemi koşullarının yarattığı ekonomik belirsizlikler ve operasyonel kısıtlamalar, sektörün kârlılığı üzerinde olumsuz etkiler yaratmıştır. Ulaştırma ve depolama sektöründeki büyük ölçekli işletmelerin pandemi sürecinde önemli kırılganlıklar yaşadığı; sürdürülebilir büyüme ve kârlılık açısından çeşitli risklerle karşı karşıya kaldığı ifade edilmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın sektöre yönelik stratejik kararların şekillendirilmesinde yol gösterici olması hedeflenmektedir.</p>Bensu NARİNBeyhan BELLER DİKMEN
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118185487410.20491/isarder.2026.2211Analysis of the Export Performance of Manufacturing Industry Sectors in Turkey Using the Entropy-Weighted TOPSIS Method
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2545
<p>Purpose – The aim of this study is to evaluate and rank the export performance of manufacturing industry sectors in Türkiye using the Entropy-weighted TOPSIS method. Within this framework, sectoral performance is measured based on export-related indicators and profitability ratios derived from the income statements published by the Central Bank of the Republic of Türkiye. The analysis covers 21 manufacturing industry sectors over the period 2009–2023 and provides a comparative assessment of sectoral performance using objective financial and trade-based criteria.<br>Design/methodology/approach – This study evaluates the export performance of manufacturing industry sectors. The data are based on the income statement derived from the sectoral data of the Central Bank of the Republic of Turkey. The data were compiled from sectoral reports published by the CBRT. These reports provide information for all sectors up to the second sub-level. In addition, the sector classification, sub-sectors and the related calculation methodology are explicitly presented. Within the scope of this study, 21 sectors classified under the main heading of C–Manufacturing Industry are analyzed. The data begin in “2009” in line with the publication framework of the CBRT. The most recent finalized data correspond to the year “2023.” Therefore, to avoid the use of provisional data, the analysis is conducted using data covering the period up to 2023. The analysis utilizes indicators such as export data related to foreign trade, gross profit margin, net profit margin, operating profit margin, and the sector’s share in total foreign trade volume. The TOPSIS method has been employed in the analysis of sector performance.<br>Findings – Based on the data from the 2009–2023 period, the analysis reveals that sectors such as food, basic metal industry, pharmaceuticals, chemicals, and electrical equipment manufacturing demonstrated high performance, whereas sectors such as manufacture of furniture products, printing and reproduction of recorded media, manufacture of leather and related products manufacturing exhibited relatively low performance.<br>Discussion – The analysis reveals notable differences in export performance across manufacturing industry sectors in Türkiye based on export ratios and profitability indicators. While the study does not directly test policy instruments, the observed performance disparities suggest that sectoral characteristics play an important role in shaping export outcomes. In this respect, the results may serve as a descriptive reference for future research that aims to examine the effectiveness of regulatory measures, incentives, and support mechanisms on sectoral export performance using extended variable sets.</p>Ülker ÇAM KARAKAŞ
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118187589210.20491/isarder.2026.2212Performance Analysis in the BIST Transportation and Storage Sector Using the Entropy-Weighted MOORA Method from a Cost–Revenue Perspective
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2546
<p>Purpose – The aim of this study is to determine the performance of companies operating in the Borsa İstanbul (BIST) Transportation and Storage Sector.<br>Design/methodology/approach – Using the data of the companies for the period 2020–2024, the criteria were weighted through the Entropy method. Subsequently, employing these criterion weights, the companies were ranked using the MOORA analysis method.<br>Findings – The analysis results revealed that, in the entropy method, marketing and distribution expenses (0.15), cost of sales (0.11), and financial expenses (0.10) had relatively high average weights among the entropy weights. CLEBI consistently demonstrated strong performance, ranking among the top three in all periods. PGSUS rose from the lowest ranks to first place, becoming the highest-performing company. THYAO exhibited the lowest performance throughout all periods, ranking last.<br>Discussion – The analysis provided an evaluation of the companies in terms of costs and revenues, identifying the significance level of various expense or revenue items in company performance. Considering entropy weights, effective cost–revenue management can enhance company performance.</p>Ali USLU
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118189390710.20491/isarder.2026.2213Asya-Pasifik Bölgesi Ülkelerinin Sürdürülebilir Ticaret Etkinliklerinin Veri Zarflama Analizi Kullanılarak Değerlendirilmesi
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2547
<p>Amaç – Sürdürülebilir ticaret küresel ekonominin istikrarı için ekonomik, çevresel ve sosyal faktörleri dikkate alan bütüncül bir yaklaşımdır. Bu çalışmanın amacı, 24 adet Asya-Pasifik Bölgesi ülkesinin sürdürülebilir ticaret etkinliklerini değerlendirmektir.<br>Yöntem – Literatür incelemeleri sonucunda üç girdi değişkeni (Kişi Başına Reel GSYİH Büyümesi, Gini Endeksi ve Kişi Başına CO2 Emisyonu) ve 3 çıktı değişkeni (Sürdürülebilir Ticaret Endeksi Ekonomik Bileşen Puanı, Sürdürülebilir Ticaret Endeksi Sosyal Bileşen Puanı ve Sürdürülebilir Ticaret Endeksi Çevresel Bileşen Puanı) belirlenmiştir. Analiz için seçilen ülkelerin sürdürülebilir ticaret etkinlikleri, ölçeğe göre değişken getiri varsayımı altında Girdi Yönelimli Veri Zarflama Analizi modeli kullanılarak değerlendirilmiştir.<br>Bulgular – 17 adet Asya-Pasifik Bölgesi ülkenin (Birleşik Krallık, Avustralya, Güney Kore, Japonya, Kanada, Şili, Filipinler, Vietnam, Tayland, Çin, Endonezya, Sri Lanka, Hindistan, Laos, Bangladeş, Pakistan ve Myanmar) saf teknik etkinlik skorlarının 1 olduğu ve göreli etkinliğe sahip oldukları belirlenmiştir. Bununla birlikte geri kalan 7 adet Asya-Pasifik Bölgesi ülkenin (Amerika Birleşik Devletleri, Malezya, Meksika, Peru, Ekvador, Papua Yeni Gine ve Rusya) ise etkin olmadıkları tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Etkin olmayan Asya-Pasifik Bölgesi ülkelerinin etkin hale gelebilmeleri için Referans Kümeleri tanımlanmış ve İyileştirme Önerileri sunulmuştur. Bu Referans Kümelerinde Tayland, Filipinler ve Birleşik Krallık’ın üçer kez yer aldığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, Myanmar, Pakistan, Laos, Çin ve Avustralya’nın hiçbir referans kümesinde yer almadığı belirlenmiştir.</p>Aydın ÖZDEMİR
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118190892410.20491/isarder.2026.2214Tripadvisor Üzerinden Afyonkarahisar’daki Yiyecek-İçecek İşletmelerine İlişkin Paylaşımların Değerlendirilmesi
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2548
<p>Amaç – Afyonkarahisar'da geleneksel yiyecek ve içecek sektöründe faaliyet gösteren işletmelere yönelik turistlerin dijital yorumlarını analiz ederek, işletmelerin menü çeşitliliği, fiyatlandırma, lezzet, mekân atmosferi ve hizmet kalitesi unsurlarının turist deneyimlerine nasıl yansıdığını değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem – Çalışmanın amacı doğrultusunda, 1 Ocak 2025 – 30 Ekim 2025 tarihleri arasında TripAdvisor üzerinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu doğrultuda nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve bireylerin deneyimlerini/algılarını anlamaya odaklanan içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Analiz kapsamında Afyonkarahisar’da TripAdvisor’da kayıtlı 9 geleneksel yiyecek-içecek işletmesine ait müşteri yorumları değerlendirilmiştir. Veri analiz sürecinde MAXQDA 2025 nitel veri analiz programı kullanılmıştır. Bulgular – Gerçekleştirilen içerik analizi neticesinde müşterilerin işletmedeki deneyimini yöneten, aktörlerin; hizmet kalitesi, işletmenin fiziki yapısı ve konumu, yiyecek ve içecek kalitesi, fiyat – menü performans olduğu belirlenmiştir. Tartışma – Hizmet kalitesinin artırılması, hijyen standartlarının güçlendirilmesi, stratejik fiyatlandırma yaklaşımlarının geliştirilmesi, porsiyon ve menü yönetiminin yeniden yapılandırılması fiziksel ortam tasarımının müşteri beklentilerine uygun şekilde düzenlenmesi ve dijital geri bildirimlerin işletme yönetimi süreçlerine daha etkin biçimde entegre edilmesi gibi çok boyutlu alanlarda iyileştirme gereksinimi tespit edilmiştir.</p>Banu ZENCİR
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118192594610.20491/isarder.2026.2215Yeşil Dönüşüm Alanında İşletmelerin Durumunun İncelenmesi: Gaziantep Örneği
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2549
<p>Amaç – Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler ve uluslararası anlaşmalar neticesinde sürdürülebilir kalkınma işletmeler için bir inisiyatif olmaktan öteye geçerek bir zorunluluk haline gelmiştir. Dünya çapında firmalar yeşil dönüşümü yasal mevzuatlar neticesinde uygulamaya koymaya başlamışlardır. Bu çalışma, Gaziantep özelinde işletmelerin yeşil dönüşüm konusundaki mevcut durumlarını ve farkındalıklarını ortaya koyan araştırma sonuçlarından oluşmaktadır. Yöntem – Araştırma kapsamında 101 firmanın çevre mühendisleri, kalite kontrol uzmanları ve üst düzey yöneticileri ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. İşletmelerin yeşil dönüşüm konusundaki farkındalık ölçen sorulara verdikleri yanıtlar işletmelerin ihracat durumlarını ve büyüklüklerini gösteren kategorilere göre oluşturulan çapraz tablolar ile verilmiştir. Bu kapsamda, farkındalık düzeyi ile firma ölçeği arasındaki ilişkiler Ki-kare (χ²) bağımsızlık testi kullanılarak sınanmıştır. Çevre ile ilgili belirlenen kriterler için firma büyüklüklerine göre ve ihracat düzeylerine göre düzenlenmiş gruplar arasında farklılıklar varyans analizi ile sınanmıştır. Varyans homojenliği varsayımının sağlandığı alt boyutlarda Tukey HSD, sağlanmadığı alt boyutlarda ise Games–Howell post-hoc testi kullanılmıştır. Bulgular – Firmaların ihracat durumları, sektörleri ve yer aldığı konumlara ilişkin tanımlayıcı istatistikler verilmiştir. Buna göre örneklem içerisinde yer alan firmaların sektörel bazda daha çok tekstil işletmelerinden oluştuğu ancak ölçek bazında dengeli dağıldığı söylenebilir. İşletmelerin ihracat durumuna göre yapılan sorgulamada AB ve diğer ülkelere ihracatı olan firmaların, ölçek açısından değerlendirildiğinde ise büyük ve orta ölçekli firmaların yeşil dönüşüm konusunda farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Farkındalık açısından sorulara verilen yanıtlarda firma büyüklükleri açısından çevre danışmanlık hizmeti alma ve Yeşil Mutabakat ve yeşil dönüşüm konularından haberdar olma konularında gruplar arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Çevre hakkında ihracat düzeyine göre yapılan analiz sonuçlarına göre temiz enerji konusunda gruplar arasında anlamlı fark olduğu ancak emisyon ve su ve atık su konularında gruplar arasında fark olmadığı, firma büyüklüğüne göre oluşturulan gruplar arasında ise çevre ile ilgili tüm alt başlıklarda fark olduğu bulunmuştur. Tartışma – Bu araştırma sonuçları Gaziantep özelinde ancak bunun da ötesinde Türkiye’deki firmaların yeşil dönüşümün dinamiklerinin anlaşılmasına katkıda bulunacak ve sürdürülebilirliği teşvik etmeyi amaçlayan iş stratejilerine bilgi sağlayarak içgörüler sunmaktadır. Firmaların ihracat düzeylerine göre farkındalıklarının eşit oluşu AB Yeşil Mutabakatının getirdiği zorunluluklardan işletmelerin yeterince haberdar olmadığını göstermektedir. Çevresel konularda ne ihracatı olan ne de olmayan firmalar arasında farklılık olmaması tabloyu karamsar görmemize sebep olabilir. Çünkü AB ülkelerine ihracat yapan firmaların esasen daha yüksek bilgiye sahip olmasını beklenebilirdi. Çevre ile ilgili bilgi düzeyi temiz enerji ile sınırlıdır. İşletmelerin ölçeklerine göre yapılan analizde ise mikro ve küçük ölçekli işletmelerin çevresel uygulamalarda dezavantajlı konumda olduğunu; orta ve büyük ölçekli işletmelerin ise daha kurumsallaşmış ve sistematik çevresel yönetim yaklaşımlarına sahip olduğunu söylemek mümkündür.</p>Gülgönül BOZOĞLU BATI
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118194797110.20491/isarder.2026.2216Evaluating Key Barriers and Drivers in Manufacturing Data Analytics: A Fuzzy DEMATEL-Based Strategic Map Approach
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2550
<p>Purpose – This study aims to explore the strategic and operational challenges affecting the adoption of Manufacturing Data Analytics (MDA), defined as the systematic use of manufacturing data to support decision-making and performance improvement in industrial environments. Focusing on expert insights from manufacturing sectors in Türkiye, the study examines key technology management decisions such as resource allocation, technology selection, and organizational transformation and identifies the primary drivers and barriers influencing successful MDA implementation.<br>Design/methodology/approach – The study applies the Fuzzy DEMATEL (Decision-Making Trial and Evaluation Laboratory) method based on evaluations from 14 industry experts in Türkiye to identify and analyze the cause-and-effect relationships among critical drivers and barriers to MDA integration. This approach enables a systematic evaluation of how technological, managerial, and organizational factors interact during the adoption process.<br>Findings – The results reveal that high investment costs for data analysis and simulation (B4), lack of technical infrastructure in operational processes (B6), and insufficient top management support (B10) are the most significant barriers. Conversely, the primary drivers belong to the cause group and include problem identification (D1), operational efficiency improvement (D2), transparency (D3), observability (D4), coordination (D5), data management (D6), readiness of Industry 4.0 infrastructure (D9), prediction (D10), and agility (D13).<br>Discussion – The findings demonstrate that addressing cost, infrastructure, and leadership barriers particularly in the context of expert insights from Türkiye’s manufacturing sectors while strengthening analytical and organizational capabilities is essential for effective MDA adoption. The study contributes to technology and innovation management literature by providing practical insights for engineering managers to enhance digital transformation, improve operational performance, and achieve a sustainable competitive advantage.</p>Aydın KOÇAKMelisa ÖZBİLTEKİN PALA
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-2118197299210.20491/isarder.2026.2217İş Zekâsı Uygulamaları ile Öğrenen Örgüt Dinamikleri Arasındaki İlişki: Sağlık Bakanlığı Örneği
https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2551
<p>Amaç – Sağlık kurumlarında artan veri hacmi ve hızlı karar alma gereksinimi, iş zekâsı uygulamalarını stratejik bir yönetim aracı hâline getirmektedir. Bu araştırmanın amacı, Sağlık Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan ve iş zekâsı uygulamalarını aktif olarak kullanan çalışanların iş zekâsı algıları ile öğrenen örgüt dinamikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu algıların demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir.<br>Yöntem – Araştırma, iş zekâsı uygulamalarının öğrenen örgüt dinamikleri ile ilişkisini incelemek amacıyla nicel araştırma yaklaşımı kapsamında açıklayıcı (etkisel) araştırma deseni ile yürütülmüştür. Veri toplama yöntemi olarak çevrimiçi anket kullanılmış ve toplam 302 çalışandan elde edilen veriler SPSS ve AMOS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçeklerin geçerliliğini test etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizi uygulanmış, güvenirlik Cronbach’s Alpha katsayılarıyla değerlendirilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri test etmek amacıyla yapısal eşitlik modeli analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca demografik değişkenlere göre ortalama farklılıklarını belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır.<br>Bulgular – Analiz sonuçları, iş zekâsı uygulamalarının öğrenen örgüt dinamikleri ile pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğunu göstermiştir (β = 0,688; p < 0,001). Ayrıca iş zekâsı algılarının yaş arttıkça azaldığı ve eğitim düzeyi yükseldikçe arttığı görülmüş; pozisyon değişkenine göre ise üst kademe yöneticilerin iş zekâsı algılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın öğrenen örgüt dinamiklerine ilişkin algıların bazı demografik değişkenler açısından anlamlı biçimde farklılaşmadığı belirlenmiştir.<br>Tartışma – Bulgular, iş zekâsı uygulamalarının sağlık kurumlarında örgütsel öğrenme süreçlerini destekleyen önemli bir yönetim aracı olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, iş zekâsı uygulamaları ile öğrenen örgüt dinamikleri arasındaki ilişkiyi sağlık kurumları bağlamında yapısal eşitlik modeli ile inceleyerek literatürde sınırlı sayıda ele alınan bu ilişkiye ampirik kanıt sunmaktadır. Araştırmanın farklı kamu kurumları ve özel sağlık kuruluşlarında yürütülecek çalışmalarla genişletilmesi, elde edilen sonuçların genellenebilirliğini artırarak literatüre daha kapsamlı katkılar sağlayabilir.</p>Nazik ERDAL AKYÜZ
Telif Hakkı (c) 2026
https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0
2026-03-212026-03-21181993101410.20491/isarder.2026.2218