İşletme Araştırmaları Dergisi https://isarder.org/index.php/isarder İşletme Araştırmaları Dergisi’nin yayın kapsamında; Stratejik Yönetim ve Örgütsel Davranış, Pazarlama ve Girişimcilik, Muhasebe, Finansman, Bankacılık, Uluslararası İşletmecilik, İşletmecilikte Araştırma Yöntemleri çalışmaları yer almaktadır. tr-TR editor@isarder.org (Yrd. Doç. Dr. Melih Topaloğlu) info@orsamedya.com (ORSA Medya) Sat, 27 Jun 2026 09:33:27 +0000 OJS 3.3.0.6 http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss 60 The Factors Affecting the Influence of Instagram Fashion Influencers on Their Followers' Purchase Intention and the Moderating Role of Fashion Involvement https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2591 <p>Purpose - This study aims to explore the Instagram fashion influencers' credibility (trustworthiness, expertise, attractiveness, and similarity) and the value of their messages (informative and entertaining content) effect on the purchase intention of their followers as well as the moderating role of fashion involvement over this relationships.<br>Design/ methodology/approach - The data was collected using a cross-sectional survey. The study utilized a convenience sampling method. The questionnaire was disseminated online, and data was gathered from 210 active followers of fashion influencers on Instagram.<br>Findings - Key findings indicate that attractiveness and informative value are the most critical dimensions as they significantly predict purchase intention. Trustworthiness and expertise also play important roles, while the effect of similarity and entertainment value disappears as they are overshadowed by other factors. Furthermore, fashion involvement significantly moderates the impact of informative value, indicating that this factor have a higher impact on the participants with high fashion involvement.<br>Discussion - The research findings provide valuable insights for marketers and influencers operating in the fashion industry. They emphasize the need to build trust, demonstrate expertise, and create valuable content to drive consumer behavior effectively, as well as the benefit of dividing the market in terms of fashion involvement in how to treat each segment.</p> İbrahim AYVAZ- Gjulia MARINAJ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2591 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Devir Hızı Oranlarının Nakit Akışı Riski Üzerindeki Etkisi: İmalat Sektöründe Bir Uygulama https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2592 <p>Amaç – Nakit akış riski kavramı literatürde nakit oynaklığı ya da nakit belirsizliği kavramlarıyla birlikte kullanılmaktadır. Bu çalışmada faaliyet oranlarının ya da devir hızı oranlarının nakit akış riski üzerinde bir etkisinin olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.<br>Yöntem – Araştırmada Metal-Eşya (İmalat) grubunda faaliyet gösteren 31 şirketin 2019-3 / 2023-12 dönemlerine ait, 20 çeyrek dönemlik 620 gözlem/yıl verileri incelenmiş, verilerin analizinde panel veri analizi yönteminden faydalanılmıştır.<br>Bulgular – Araştırmada, alacak devir hızı ve duran varlık devir hızı ile nakit akış riski arasında pozitif anlamlı ilişkiler tespit edilmiş, stok devir hızı ile nakit akış riski arasında ise istatistiki olarak anlamlı ilişki olmadığı belirlenmiştir.<br>Tartışma – Alacak devir hızı ve duran varlık devir hızındaki artışlar, işletmelerin nakit akış riskini yani nakit akış belirsizliğini artırmaktadır. Stok devir hızının ise nakit akış riski üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.</p> Haluk SATIR- Ahmet AKGEMCİ- M. Mustafa KISAKÜREK Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2592 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Müşteri Deneyiminin İki Yüzü: Sürdürülebilirlik Raporları ile Çevrim İçi Şikâyetler Arasındaki Uyum ve Ayrışma https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2593 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de faaliyet gösteren ticari bankaların sürdürülebilirlik raporlarında müşteri deneyimine yönelik söylemlerini analiz etmek ve bu söylemlerin müşteri geri bildirimleriyle ne ölçüde örtüştüğünü değerlendirmektir. Bu kapsamda, pazarlama ve kurumsal iletişim literatüründe kritik öneme sahip olan söylem-pratik uyumsuzluğu eleştirel bir bakış açısıyla incelenmektedir.<br>Yöntem – Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve söylem analizi ile içerik analizini içeren çok katmanlı bir analiz süreci uygulanmıştır. Bankaların çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) çerçevesindeki sürdürülebilirlik raporlarından elde edilen müşteri deneyimi söylemleri, şikâyet yönetimi ve hizmet kalitesine ilişkin müşteri geri bildirimleriyle karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.<br>Bulgular – Araştırma bulguları, bankaların sürdürülebilirlik raporlarında inşa ettikleri olumlu müşteri deneyimi söylemlerinin, müşteri memnuniyeti, hizmet kalitesi ve şikâyet yönetimine ilişkin verilerle yeterince desteklenmediğini ortaya koymaktadır. Sürdürülebilirlik raporlarındaki idealize edilmiş müşteri deneyimi vurgusunun, müşteri geri bildirimlerinden belirgin ölçüde farklılaştığı ve söylem ile pratik arasında önemli bir ayrışma olduğu tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Elde edilen sonuçlar, sürdürülebilirlik raporlarının sosyal boyutunda yer alan müşteri deneyimi söylemlerinin şeffaflık ve güvenilirlik açısından sorgulanabilir olduğunu ortaya koymaktadır. Müşteri deneyimine ilişkin ifadelerin, pazarlama iletişimi ve itibar yönetimi stratejilerinin bir uzantısı olarak kurgulandığı; ancak bu söylemlerin, müşteri geri bildirimleri ve şikâyet yönetimi verileriyle yeterince desteklenmediği tespit edilmiştir. Bu nedenle, sürdürülebilirlik raporlarında müşteri deneyiminin daha şeffaf, bütüncül ve ampirik veriye dayalı biçimde temsil edilmesi gerekmektedir.</p> Caner ÇEŞMECİ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2593 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Self-Efficacy and Mental Well-Being in Aircraft Maintenance Technicians: The Role of Professional Experience in a Safety-Critical Context https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2594 <p>Purpose – The study investigates the effect of self-efficacy on mental well-being among Aircraft Maintenance Technicians (AMTs) in Türkiye, with an emphasis on how this relationship varies across different levels of professional experience.<br>Design/methodology/approach – Data were collected from 324 AMTs through an online survey. Regression analysis was conducted to examine the relationship between self-efficacy and mental well-being. Additionally, separate regression analyses were conducted for each experience group to compare the strength of the relationship across career stages.<br>Results – The analysis revealed a significant and positive relationship between self-efficacy and mental well-being (B = .486, SE = .055, β = .441, t = 8.812, p &lt; .001). Separate regression analyses indicated observable differences in the magnitude of this relationship across experience groups, with relatively stronger associations in early- and late-career stages and comparatively weaker associations during mid-career.<br>Discussion – The findings highlight the potential importance of supporting self-efficacy through competency-based training and developmental practices, particularly during mid-career stages. Future research may further explore how self-efficacy interacts with technological transitions, including artificial intelligence integration, within aviation maintenance contexts.</p> Seda ÇEKEN- Arif TUNCAL Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2594 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Perceived Entrepreneurial Prestige Signals and Entrepreneurship Outcomes: Evidence from Country–Year Panels https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2595 <p>Purpose – This study examines whether status-related social signals are associated with cross-country differences in entrepreneurship, especially when “hard” policies do not translate into youth entry or formal firm creation. Building on Social Cognitive Theory and Institutional Theory, it treats perceived entrepreneurial prestige as two separable signals: societal valuation (SV) and career desirability (CD).<br>Design/methodology/approach – We compile unbalanced country–year panels from GEM (SV, CD), the OECD (youth self-employment; YSE), and the World Bank (new business density rate; NBDR). The YSE model covers 28 countries (2003–2018; N=257), while the NBDR model covers 45 countries (2006–2018; N=378). We estimate country fixed-effects models with year indicators and country-clustered standard errors, so inference relies on within-country change over time and the estimates are interpreted as associations rather than causal effects.<br>Results – The two prestige signals do not behave uniformly across outcomes. SV is positively associated with YSE, whereas CD is positively associated with NBDR. The cross-mappings (CD→YSE and SV→NBDR) are not supported. Accordingly, the results point to an outcome-specific pattern rather than a single “prestige increases entrepreneurship” effect.<br>Discussion – The study clarifies that admiration-based status cues and career-choice attractiveness capture different channels. It also suggests that policy levers should match the targeted margin: role-model salience and status recognition align more with youth entry, while strengthening entrepreneurship as a credible career option aligns more with formal registrations. Because the design is observational and panels are unbalanced, we interpret the estimates as associations and motivate future work on mechanisms and directionality.</p> Nurdan GÜRKAN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2595 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 What is the Visibility Level of Cultural Heritage on Hotel Instagram Accounts? An Evaluation Based on Hotel Posts https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2596 <p>Purpose – The main purpose of this research is to determine the extent to which hotel businesses use the cultural heritage elements of the destination on their Instagram accounts. In particular, the place of tangible and intangible cultural heritage elements in social media marketing is examined.<br>Design/methodology/approach – The Instagram accounts of a total of 34 hotel businesses belonging to the DoubleTree and Hilton Garden Inn brands of the Hilton hotel chain operating in Turkey were analyzed with a qualitative research approach. The data were collected from posts between 2023-2025 and subjected to content analysis. The posts of the hotels were classified under four main categories: product/service, commemoration/celebration, other and cultural heritage.<br>Results – The findings show that DoubleTree hotels have very limited cultural heritage-oriented content, whereas Hilton Garden Inn hotels share more and various cultural heritage elements. In the analysis of DoubleTree hotels, it was found that most establishments do not share content related to cultural heritage, and those that do usually offer posts that are mostly visual and limited in information content. In some destinations, such as Çanakkale, Kuşadası and Gaziantep, more detailed and narrative posts are available. Hilton Garden Inn hotels operating in culturally rich cities such as Konya, Kütahya, Mardin and Şanlıurfa systematically promote both tangible (historical buildings, museums) and intangible (food, rituals) cultural heritage elements.<br>Discussion – When a general comparison is made, it is observed that Hilton Garden Inn hotels excel in incorporating cultural heritage elements. It is also evident that the posts contain more information and that both tangible and intangible cultural heritage are equally important. DoubleTree hotels, on the other hand, focus mainly on on-site services and campaigns. It has not sufficiently placed cultural heritage elements at the center of its marketing strategy. This difference indicates that the two subgroups of the same brand exhibit significant variations in their level of integration with the destination.</p> Emre YAŞAR Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2596 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Airport Passengers’ OTC Medication Needs and Pharmacy Access in Sterile Areas https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2597 <p>Purpose – This study aims to analyze the health needs of airport passengers and their level of access to pharmacy services.<br>Design/methodology/approach – Utilizing data collected through a survey of 383 participants conducted at Kayseri Erkilet Airport (ASR) and Istanbul Airport (IST) in Türkiye, the research employs binary logistic regression analysis to predict passengers’ medication-carrying behavior and thematic content analysis to evaluate qualitative insights.<br>Results – The findings reveal a critical gap in healthcare access; 93.4% of passengers who needed medication in post-check-in areas reported being unable to access it. Logistic regression results indicate that the presence of a chronic illness (OR=2.416) and experiencing health issues after check-in (OR=3.565) are the most significant predictors of passengers carrying personal medication. Additionally, 85.4% of participants were unaware of existing airport pharmacies, and 89.6% stated that establishing pharmacies in post-check-in sterile zones is essential.<br>Discussion – The research highlights the need for a comprehensive restructuring of healthcare services within airport infrastructures. In this context, the strategic planning of pharmacy locations, guidance systems, product variety, and health counseling is recommended.</p> Mevlüt ÜZÜLMEZ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2597 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 The Sound of Leadership: The Impact of Aggressive and Assertive Communication Styles on Employee Voice and Resilience https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2598 <p>Purpose – The purpose of this paper is to compare and contrast how two different communication styles from leadership impacts employee voice (how they speak up) and employee resilience (their ability to bounce back after a setback), namely; assertive communication vs verbally aggressive communication. There is much known about how leadership use of communication styles are important for influencing employee engagement and job performance, but very little research has been conducted on how the two opposing communication styles impact employees differently, and this study will develop a better understanding of how these dynamics of leadership theory relate to one another while further developing current literature by understanding their impact on important employee outcomes.<br>Design/methodology/approach – Using an online survey collected from 296 employees across various industries, the researchers collected data using established scales measuring leadership communication styles, employee voice, and employee resilience. To test the hypothesized relationship between the variables, a path analysis was conducted.<br>Results – Results indicate that you can positively impact employee voice and resilience through assertive communication, and while verbal aggression also was positively associated with employee voice, it had a negative impact on resilience.<br>Discussion – Results reveal two dimensions in how workplace communication styles exert influence: Assertive communication and Verbal aggression. Assertive communication produces positive results while the use of verbal aggression has been associated with both positive and negative outcomes. The study offers an additional perspective for the development of leadership theories by identifying the importance of both of these forms of communication, with the emphasis placed on the dominant role that assertive communication plays in terms of both immediate task performance and extending beyond to include the development of the employee's adaptive behavior over the long-term.</p> Abdülkadir AKTURAN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2598 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Value Creation and Market Perception in the Construction Sector: Adjusted EVA and MVA Analysis https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2599 <p>Purpose – This study aims to assess the financial performance of firms listed in Borsa Istanbul’s Construction and Public Works sector through the calculation of adjusted Economic Value Added (EVA) and Market Value Added (MVA). In this context, the association between the value created by these companies and their market values is examined.<br>Design/methodology/approach – In the study, adjusted EVA and MVA values for the 2022–2024 period were calculated using the financial data of the relevant firms, and the relationships between these indicators and Market Value (MV) were tested through statistical analyses.<br>Results – The results indicate that negative EVA values prevail across the sector, suggesting that most firms have been unable to cover their cost of capital. While a strong relationship was observed between MVA and Market Value (MV) in the first year, a negative and statistically significant relationship was found between EVA and MV for all years. However, no significant relationship was identified between EVA and MVA.<br>Discussion – The findings reveal that investor behavior does not always align with companies’ internal performance indicators. This indicates that relying solely on a single metric in the evaluation of financial performance may be insufficient. On the other hand, the findings of the study show both similarities and differences compared to previous research. These differences may stem from sectoral and regional dynamics as well as variability in investor perceptions. Thus, this study reveals that financial performance indicators can carry different meanings depending on the sectoral context, and that contextual factors should be taken into account when interpreting these indicators.</p> Yusuf KALKAN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2599 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Mobil Güvenlik Uygulamaları Kullanıcı Değerlendirmelerinin Karşılaştırmalı Analizi: McAfee, Avast ve AVG Örneği https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2600 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı; Mcafee, Avast ve AVG uygulamaları ile ilgili yapılan kullanıcı yorumları ve yıldız derecelendirmelerini analiz etmektir.<br>Yöntem – Bu araştırmada metin madenciliği yöntemi tercih edilmiştir. Veri ve metin seti uygulama programlama arayüzü olan Apify yardımıyla oluşturulmuştur. Apify üzerinden Google Play platformundaki McAfee, Avast ve AVG android uygulamalarından kullanıcı yorumu, yorum tarihleri ve yorumlara ait yıldız derecelendirmeleri çekilmiştir. 2011 ile 2025 yılları arasındaki McAfee için 7015, Avast için 36679 ve AVG için 44480 adet kullanıcı yorumu çekilmiştir. Elde edilen veri ve metin seti, QDA Miner® ve WordStat® metin madenciliği yazılımları ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.<br>Bulgular – Pozitif kullanıcı deneyimlerinin ortak göstergesi olarak her üç uygulamada “tavsiye ederim”, “güzel bir,” “iyi bir” ve “harika bir” gibi olumlu yargı içeren kalıpların yüksek frekanslarla yer aldığı görülmektedir. Bununla birlikte, Avast ve AVG uygulamalarında veri gizliliğine dair endişeleri ifade eden yorumlar da dikkat çekicidir. Yıldız derecelendirmeler incelendiğinde yıldız derecelerin azaldıkça yorum dilinin olumlu ifadelerden teknik eleştirilere ve memnuniyetsizlik bildirimlerine doğru kaydığı görülmektedir. 2020–2025 yılları arasında McAfee, Avast ve AVG uygulamalarına ilişkin kullanıcı yorumları incelendiğinde üç uygulama için de gözlemlenen ortak eğilim, erken dönemlerde duygusal ve genel değerlendirmelerin ön planda olması, ilerleyen yıllarda ise teknik ve işlevsel geri bildirimlerin artmasıdır.<br>Tartışma – Araştırma sonuçlarına göre kullanıcıların siber güvenlik farkındalığının arttığı ve güvenlik uygulamalarından yalnızca temel koruma değil, bütünleşik güvenlik çözümleri bekledikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca kullanıcıların lisans politikaları, yazılım sürekliliği ve deneyim sürekliliği gibi operasyonel konularda daha hassas oldukları görülmüştür. Çalışma, teorik olarak mobil güvenlik uygulamalarına ilişkin kullanıcı deneyimlerini çevrim içi kullanıcı yorumları üzerinden inceleyerek mevcut literatüre gerçek kullanıcı geri bildirimlerine dayalı ampirik kanıt sunmaktadır. Uygulamaya yönelik olarak ise mobil antivirüs uygulamalarına ilişkin gizlilik kaygıları, güven algısı ve kullanıcı beklentileri konusunda geliştiricilere ve politika yapıcılara uygulanabilir içgörüler sunmaktadır.</p> Tuğçe KARAYEL Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2600 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Turizm Öğrencilerinin Geleceğin Potansiyel İş Gücü Olarak Kariyer Uyum Yetenekleri ve Olumlu Gelecek Beklentilerini İncelenmesi https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2601 <p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, turizm eğitimi alan ön lisans ve lisans öğrencilerinin kariyer uyum yetenekleri ile olumlu gelecek beklentileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca, bu değişkenlerin demografik özellikler (yaş, cinsiyet), eğitim düzeyi (Ön Lisans/Lisans) ve sektörde kariyer yapma isteğine göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır.<br>Yöntem – Araştırma, nicel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin Antalya ili ve ilçelerinde yer alan üniversitelerde turizm eğitimi alan 450 öğrenciye çevrimiçi anket uygulanmıştır. Veriler, Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği ve Olumlu Gelecek Beklentisi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde korelasyon, bağımsız örneklem t-testi regresyon ve tek yönlü ANOVA analizleri uygulanmıştır.<br>Bulgular – Araştırmada yaş ve cinsiyet değişkenlerinin, kariyer uyum yeteneği ve olumlu gelecek beklentisi üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Ancak, öğrencilerin eğitim derecesi (Ön Lisans/Lisans) ile hem kariyer uyum yetenekleri hem de olumlu gelecek beklentileri arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ön lisans öğrencileri, lisans öğrencilerine kıyasla bu değişkenlerde daha yüksek ortalamalara sahiptir. Ayrıca, turizm sektöründe kariyer yapma isteği ile bu değişkenler arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki gözlemlenmiştir. Genel olarak, kariyer uyumu ve alt boyutları olan kaygı, kontrol, merak ve güven ile olumlu gelecek beklentisi düzeyleri orta-yüksek seviyede bulunmuştur.<br>Tartışma – Bulgular, öğrencilerin kariyer uyum yetenekleri ve gelecek beklentilerinin büyük ölçüde eğitim deneyimlerinden etkilendiğini göstermektedir. Bu da kariyer uyumlarının ve olumlu gelecek beklentilerinin lisans öğrencilerine göre daha yüksek olmasına neden olabilmektedir. Sonuçlar, eğitim kurumlarının yalnızca mesleki bilgi aktaran yapılar değil, aynı zamanda öğrencilerin kariyer gelişimlerini yönlendiren rehberlik merkezleri olarak da işlev görmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, turizm sektörünün genç işgücüne cazip hale gelmesi için sektörde yapısal reformlara ve kariyer destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.</p> Uygar ÖZTÜRK- Salih TELLİOĞLU Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2601 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Futbol Kulüplerinin Finansal Performansının Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleriyle Karşılaştırmalı Analizi: 2020–2024 Dönemi BIST Verileri Üzerine Bir TOPSIS Uygulaması https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2602 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da işlem gören dört büyük futbol kulübünün (Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor) 2020-2024 dönemi finansal performansını TOPSIS yöntemi ile analiz etmek ve sonuçları literatürdeki diğer ÇKKV çalışmaları ile yöntem ve sıralama bağlamında karşılaştırmaktır.<br>Yöntem – Çalışmada, KAP'tan temin edilen 2020-2024 verileri kullanılarak likidite, finansal risk ve karlılığı temsilen beş finansal oran (Cari Oran, Kaldıraç Oranı, Net Kâr Marjı, Özsermaye Karlılığı, Aktif Karlılığı) hesaplanmış ve eşit ağırlıklandırılmıştır. Net Kâr Marjı ile Aktif Karlılığı arasında tespit edilen yüksek korelasyon (&gt;%90) nedeniyle, çoklu bağlantıyı önlemek amacıyla Aktif Karlılığı analiz dışı bırakılmıştır.<br>Bulgular – Yıllık liderlik sıralaması 2020, 2022 ve 2023'te Fenerbahçe, 2021'de Beşiktaş ve 2024'te Galatasaray şeklindedir. Dönem ortalamasına göre sıralama ise Galatasaray, Trabzonspor, Beşiktaş ve Fenerbahçe olarak gerçekleşmiştir. Aktif Karlılığın modele dahil edildiği sağlamlık testinde yıllık liderler değişmezken, 2021 yılında orta sıralarda ve dönem ortalamasında sıralama değişiklikleri gözlemlenmiştir. Bu durum, modelin genel olarak sağlam olduğunu, ancak performansları yakın kulüplerde kriter seçiminin belirleyici olabildiğini göstermektedir.<br>Tartışma – Çalışma, TOPSIS yönteminin spor firmalarının performans değerlendirmesinde etkin bir araç olduğunu ortaya koymuştur. Yıllık liderlik sıralamasının sağlamlık testinde değişmemesi, yöntemin tutarlılığını kanıtlarken; ortalama sıralamadaki ve 2021 yılındaki değişim, kriter seçiminin nihai sonuçlar üzerindeki kritik rolünü vurgulamıştır. Bu bulgu, literatürdeki kriter seçimi ve çoklu bağlantı tartışmalarına ampirik destek sağlamaktadır.</p> Hatice CENGER- Muhammer İLKUÇAR Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2602 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Yiyecek ve İçecek İşletmesi Çalışanlarının İş Stresi Algılarının Sosyodemografik Değişkenlere Göre İncelenmesi: Bursa İli Örneği https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2603 <p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, Bursa ilinde faaliyet gösteren yiyecek ve içecek işletmelerinde çalışanların iş stresi düzeylerini belirlemek ve bu düzeylerin sosyodemografik özelliklere göre istatistiki olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini analiz etmektir.<br>Yöntem – Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Anketin birinci bölümünde katılımcıların sosyodemografik özelliklerini belirlemek için çocuk sayısı, cinsiyet, departman, eğitim durumu, haftalık çalışma süresi, işletmedeki çalışma yılı, medeni durum, sektördeki çalışma yılı, ünvan ve yaş değişkenleri kullanılmıştır. Anketin ikinci bölümünde ise iş stresini ölçmek üzere Türkçe uyarlaması Demiral vd. (2007) tarafından yapılan 17 maddeli ve dört boyutlu (iş yükü, beceri kullanımı, karar serbestliği, sosyal destek) İsveç İş Yükü-Kontrol-Sosyal Destek Ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bursa ilinde faaliyet gösteren yiyecek ve içecek işletmelerinde çalışan 315 kişi oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir.<br>Bulgular – Araştırma sonucunda cinsiyet, yaş, eğitim durumu, çocuk sayısı ile yiyecek ve içecek işletmelerinde çalışma yılı değişkenlerinin iş stresinin dört alt boyutunun (iş yükü, beceri kullanımı, karar serbestliği, sosyal destek) tamamında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Diğer taraftan araştırma sonucunda medeni durum değişkeninde sosyal destek boyutunda, departman değişkeninde beceri kullanımı ve karar serbestliği boyutlarında, mevcut işletmedeki çalışma yılı değişkeninde sosyal destek boyutunda, haftalık çalışma saati değişkeninde ise beceri kullanımı, karar serbestliği ve sosyal destek boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir.<br>Tartışma – Araştırma bulguları, iş stresinin çok boyutlu bir olgu olduğunu ve çalışanların sosyodemografik özelliklerine göre farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu sonuç, iş stresinin yönetiminde bağlamsal duyarlılığa sahip stratejilerin geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.</p> Ayhan DAĞDEVİREN- Çağrı SÜRÜCÜ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2603 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Türk Savunma Sanayisinde Kapsayıcı Liderin Çalışanların Yenilikçi İş Davranışı ve İşe Tutkunluk Üzerindeki Etkisinde Öz Yeterliliğin Rolü https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2604 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, Türk savunma sanayisinde kapsayıcı liderin çalışanların yenilikçi iş davranışı ve işe tutkunluk üzerindeki etkisinde öz yeterliğin aracılık rolünü incelemektir.<br>Yöntem – Bu araştırma, Ankara’da savunma sanayi sektöründe çalışanları kapsayan bir çalışma olarak tasarlanmıştır. 423 katılımcıdan toplanan veriler ile analiz yapılmıştır. Veri toplama sürecinde “Kapsayıcı Liderlik", "Öz yeterlik” “Yenilikçi İş Davranışı" ve "İşe tutkunluk" ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 26 ve SPSS Process programları aracılığıyla analiz edilerek ölçeklerin güvenilirliği, geçerliliği ve değişkenler arası ilişki ve etkiler değerlendirilmiştir.<br>Bulgular – Kapsayıcı liderlerin çalışanların öz yeterlikleri, yenilikçi iş davranışı ve işe tutkunluğunu olumlu yönde etkilediği ve çalışanların öz yeterliklerinde bu ilişki de aracı rolü bulunduğu belirlenmiştir.<br>Tartışma – Bu sonuçlar, savunma projelerin yönetilmesinde kapsayıcı liderlik davranışı sergileyen liderlerin, çalışanların öz yeterliklerini, yenilikçi iş davranışını ve işe tutkunluğunu teşvik etmesinin yanısıra, öz yeterliğin çalışanların yenilikçi iş davranışında bulunma ve işe tutkunluğunu artırmada önemli bir faktör olduğunu göstermektedir.</p> Ramazan KARATAŞ- Rukiye CAN YALÇIN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2604 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Dönüşümcü ve Etkileşimci Liderlik Bağlamında Uyum Bozucu Şemalar: Sosyal Desteğin Düzenleyici Etkisi https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2605 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, kurumsal ortamlarda liderlerin benimsedikleri liderlik stilleri ile erken dönem uyum bozucu şemalar arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkilerde algılanan sosyal desteğin düzenleyici rolünü ortaya koymaktır.<br>Yöntem – Araştırma, ilişkisel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüş olup, örneklem Türkiye’de farklı sektörlerde görev yapan 263 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Erken dönem uyum bozucu şemalar, liderlik stilleri ve algılanan sosyal destek sırasıyla Young Şema Ölçeği, Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak ölçülmüştür. Veri analizinde betimsel istatistikler, korelasyon analizleri ve moderasyon analizleri (PROCESS/SPSS) kullanılmıştır.<br>Bulgular – Bulgular, duygusal yoksunluk şeması ile algılanan sosyal destek arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Algılanan sosyal destek ile dönüşümcü liderlik arasında doğrudan anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Buna karşın, yüksek standartlar şeması ile dönüşümcü liderlik arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Moderasyon analizleri, algılanan sosyal desteğin yüksek standartlar şeması ile dönüşümcü liderlik arasındaki ilişkiyi güçlendirdiğini ve duygusal yoksunluk şeması ile dönüşümcü liderlik arasındaki ilişkideki olumsuz eğilimi azalttığını ortaya koymaktadır.<br>Tartışma – Elde edilen bulgular, dönüşümcü liderliğin yalnızca çevresel destekle değil, bireyin şema yapısı ile algılanan sosyal desteğin etkileşimi üzerinden daha kapsamlı bir şekilde açıklanabileceğini göstermektedir. Özellikle yüksek düzeyde algılanan sosyal destek, yüksek standartlar şemasının dönüşümcü liderlik davranışlarına yansımasını güçlendirirken; duygusal yoksunluk şemasının dönüşümcü liderlik üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaktadır. Bu doğrultuda, örgütlerde lider geliştirme programlarının yalnızca beceri odaklı değil, aynı zamanda şema farkındalığı ve başa çıkma stratejilerini içerecek şekilde yapılandırılması; bununla birlikte ekip içi güven, akran mentörlüğü ve yönetici desteği gibi sosyal destek mekanizmalarının da bütüncül bir yaklaşımla ele alınması önerilmektedir.</p> Buse DURAN BİRLİK- Hande TASA Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2605 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 The Impact of Lawyers’ Personality Traits on Occupational Burnout https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2606 <p>Purpose – Lawyers, who operate under intense professional responsibilities, maintain constant interpersonal interactions, and work in highly stressful environments, are at a considerable risk of experiencing occupational burnout. One key factor influencing burnout is personality traits. Enhancing individuals’ awareness of their own personality characteristics, identifying which traits contribute to burnout, and understanding the direction and strength of these effects are essential for reducing the risk of burnout. This study aims to investigate the impact of lawyers’ personality traits on their levels of occupational burnout.<br>Design/methodology/approach – This study utilized a relational survey design, collecting data through a structured questionnaire. The instrument consisted of three sections: the Maslach Burnout Inventory, the Five-Factor Personality Traits Inventory, and a demographic information form. The research population included lawyers practicing in the city center of Adana. Using convenience and snowball sampling methods, valid responses suitable for analysis were obtained from 267 lawyers. Data analysis involved descriptive statistics (frequency, percentage, mean, and standard deviation) as well as validity and reliability tests of the measurement scales. Regression analyses were performed to test the study hypotheses.<br>Results – The results revealed that lawyers’ personality traits significantly influence their levels of burnout. Specifically, Neuroticism was found to positively predict emotional exhaustion and reduce personal accomplishment, both sub-dimensions of burnout. Conversely, Agreeableness was shown to negatively predict emotional exhaustion and depersonalization. Conscientiousness negatively predicted depersonalization and reduced personal accomplishment. Additionally, Extraversion and Openness to Experience were found to negatively predict reduced personal accomplishment.<br>Discussion – The findings indicate that personality traits play a crucial role in shaping the occupational burnout levels of lawyers. While Neuroticism exacerbates burnout, traits such as Openness to Experience, Extraversion, Conscientiousness, and Agreeableness serve as protective factors that help mitigate its effects. Raising lawyers’ awareness of how their personality traits influence burnout can contribute to more effective self-regulation and coping strategies. Furthermore, law firms and bar associations should consider these personality traits when designing supportive work environments that foster resilience and reduce the risk of burnout.</p> Arzu BİLGE TANAR- Erdinç BALLI Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2606 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 İş-Yaşam Çatışması Ölçeğinin Türkçeye Uyarlanması https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2607 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı; O'Neil vd. (1986) tarafından geliştirilen Cinsiyet-Rol Çatışması ölçeğinin alt boyutlarından biri olan “İş-Aile İlişkileri Arasındaki Çatışmalar” boyutunun Türkçeye uyarlanmasıdır. Ölçek, içeriği itibariyle iş dışı yaşamı da kapsadığından, uyarlama çalışmasında İş-Yaşam Çatışması Ölçeği olarak adlandırılmıştır.<br>Yöntem – Çalışmada, aktif olarak çalışma hayatında olan Türkiye genelinde farklı sektör ve kurumlarda çalışan 290 katılımcıdan anket yöntemiyle veriler toplanmış ve verilerin analizinde AMOS ile SPSS programları kullanılmıştır.<br>Bulgular – Bir modifikasyondan (e1 ve e2 kovaryans) sonra yapılan geçerlilik analizlerde ölçeğin tek boyutlu orijinal yapısı doğrulanmıştır. Güvenilirlik için maddelerin iç tutarlılık testleri yapılmış, ayrıca ölçeğin cinsiyete göre ölçüm eşdeğerliliği test edilmiştir. Yapılan tüm analizler sonucunda ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğuna ilişkin yeterli kanıtlara ulaşılmıştır.<br>Tartışma – Ölçeğin; tek boyutlu ve az maddeli olmasının araştırmacılara kolay uygulanabilme imkânı sağlamasının yanı sıra, iş-aile ve iş-aile dışı yaşam çatışmasını kapsıyor olmasının, iş-yaşam çatışmasını daha geniş bir perspektiften ölçme imkânı sağlayacağı düşülmektedir.</p> Özgür Nazım ÜNSAL- H. Nejat BASIM Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2607 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Algılanan Yönetici ve Çalışma Arkadaşı Desteğinin Yenilikçi İş Davranışına Etkisinde Çalışan Hırsının Rolü https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2608 <p>Amaç – Bu araştırma, algılanan yönetici ve çalışma arkadaşı desteğinin özel sektör çalışanlarının yenilikçi iş davranışına etkisini ve bu ilişkide çalışan hırsının aracı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır.<br>Yöntem – Nicel araştırma tekniklerinde ilişkisel tarama modelinin esas alındığı bu çalışmanın örneklemi Konya ilinde farklı branşlarda görev yapan 916 özel sektör çalışanından oluşmaktadır. Çalışma kapsamında kolayda ve kartopu örnekleme tekniği esas alınmış olup, online anket aracılığı ile katılımcılara ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen veriler AMOS 23 programı ile yapısal eşitlik modellemesi (YEM) analizlerine tabi tutulmuştur.<br>Bulgular – Gerçekleştirilen analizler neticesinde, algılanan yönetici desteği ve yenilikçi iş davranışı ilişkisinde, algılanan yönetici desteğinin yenilikçi iş davranışlarını hem doğrudan etkilediği (β = .093, p = .011), hem de hırs aracılığı ile dolaylı etkiye (β = .064, p = .013) sahip olduğunu göstermektedir. Diğer bir deyişle, algılanan yönetici desteği ve yenilikçi iş davranışı ilişkisinde hırsın kısmi aracı rol üstlendiği tespit edilmiştir. İlgili bulguya karşın, çalışma arkadaşı desteğinin yenilikçi iş davranışı üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisi bulunmasına rağmen (β = .112, p = .002), çalışan hırsı ile anlamlı bir ilişki olmadığı (β = –.040, p = .353) ve buna bağlı olarak hırsın aracı bir rol üstlenmediği öne çıkan bulgulardandır. Ayrıca, çalışan hırsının yenilikçi iş davranışı üzerindeki etkisinin güçlü ve pozitif olduğu belirlenmiştir (β = .528, p &lt; .001).<br>Tartışma – Elde edilen araştırma bulguları, yenilikçi iş davranışlarının destek kaynaklarına göre farklılaşabildiğini göstermektedir. Spesifik olarak, yönetici desteğinin çalışan hırsı gibi motivasyonel süreçler üzerinden etkili olduğu anlaşılırken, çalışma arkadaşı desteğinin etkisinin farklı mekanizmalar aracılığıyla şekillenebileceğine işaret etmektedir.</p> Hazal DUMAN ALPTEKİN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2608 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Managers’ Perspectives on Workplace Envy: A Qualitative Study in the Private Sector https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2609 <p>Purpose – This study aims to explore the perspectives of individuals in managerial positions within the private sector regarding the emotion of “envy” and the behaviors it elicits.<br>Design/methodology/approach – For the purpose of this research, in-depth interviews were conducted with 13 department managers working in small and medium-sized enterprises located in the Çiğli district of İzmir, Türkiye. The study employed in-depth interviews as a qualitative data collection method. The data obtained from these interviews were transferred to NVivo 11, a qualitative data analysis software, and subsequently analyzed using content analysis.<br>Results – Research results show that both constructive and destructive feelings of envy can be experienced among employees, and the reasons for these are “wage” and “nepotism” issues.<br>Discussion – Envy, as experienced by managers, appears to have both constructive and destructive implications within organizational settings. On the one hand, managers reported that when confronted with feelings of envy, they encouraged employees to engage in self-improvement and assumed a guiding role. They also indicated that such feelings enabled them to recognize their own deficiencies and motivated them to address these shortcomings and pursue further personal development. On the other hand, envy was found to generate negative organizational outcomes, including unrest and dissatisfaction, as well as behaviors such as resignation, complaining, opposition, and social exclusion.</p> Savaş ŞİMŞEK- Hava YAŞBAY KOBAL Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2609 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 The Roles of Curiosity, Job Crafting and Perceived Organizational Support in Exploring Innovative Work Behaviour: An Intrinsic Motivation and Social Exchange Theory Perspectives https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2610 <p>Purpose – Innovative work behaviour (IWB) is a striking phenomenon that gets intense research attention from tourism academics in recent years. Identifying employees’ IWB and the variables influencing such behaviours are critical. Accordingly, mined from intrinsic motivation (IMT) and social exchange theories (SET), it is aimed to find out the effects of curiosity, job crafting and perceived organizational support on hotel employees’ IWB.<br>Design/methodology/approach – This study adopts quantitative research design. In the study, stratified sampling technique was employed. Five-star hotels were categorized into three strata: summer resort, thermal hotels, and city hotels. The empirical data were obtained from 1325 hotel employees within each stratum (Antalya, Afyonkarahisar and İstanbul).<br>Results – The study findings revealed that hotel employees’ curiosity levels had the highest effect on IWB (R2=.503). Furthermore, their job crafting levels (R2=390) and perceived organizational support levels (R2=157) had significant effects on IWB respectively.<br>Discussion – The study suggests that arousing employees’ curiosity can lead to higher IWB which would be beneficial to hotel organizations in the long run. Furthermore, job crafting can serve as a potent motivator, thereby fostering innovation. Employee creativity emerges when organizations successfully encourage their IWB which can reflect throughout the organization, boosting its innovativeness and allowing it to raise its position in the marketplace by creating a difference in excessively competitive environment. Identifying employees’ IWB and the variables influencing them is critical. This study seeks to contribute the existing literature by regarding curiosity, job crafting, perceived organizational support, and IWB within a theoretically constructed model.</p> Esra KATIRCIOĞLU- Elbeyi PELİT Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2610 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Eğitim Kurumlarında Girişimci Liderliğin İş Tatmini ve İş Performansına Etkisi https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2611 <p>Amaç – Bu çalışma, eğitim kurumlarında girişimci liderlik ile iş performansı ve iş tatmini arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlamaktadır.<br>Yöntem – Bu çalışmada, değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden İlişkisel Tarama Modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın evreni, 2025 yılında Ankara il sınırları içinde yer alan Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilköğretim ve ortaokul düzeyindeki personelden oluşmaktadır. Evreni daha iyi yansıtabilmek adına, kolayda örnekleme yöntemiyle 250 katılımcıya ulaşılmıştır. Elde edilen verilerin analizi ve incelenmesi sürecinde SPSS istatistik yazılımından yararlanılmıştır.<br>Bulgular – Analiz sonuçlarına göre girişimci liderlik ile iş performansı (r=.41, p&lt;.01) ve iş tatmini (r=.52, p&lt;.01) arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bu bulgular, girişimci liderlik davranışlarının eğitim kurumlarında hem iş tatminini hem de iş performansını artırıcı bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.<br>Tartışma – Çalışmanın bulguları, eğitim kurumlarında bireysel performansı iyileştirmenin, girişimci liderlikle ilgili uygulamaları hayata geçirmekten daha fazlasını gerektirdiğini göstermektedir. Destekleyici bir örgütsel iklim ve yönetim yaklaşımı kritik roller oynamaktadır. Karar alma süreçlerine katılım, öğretmenlere özerklik tanınması ve yenilikçi fikirlerin teşvik edilmesi, girişimci liderlik davranışlarını geliştirebilmektedir. Kıdemli öğretmenler için özel programlar, liderlik eğitimi ve mentorluk önerilmektedir. Performans değerlendirmesinde iyileştirmeler, motivasyon ödülleri ve temizlik ve ergonomi gibi çalışma koşullarında iyileştirmeler de yardımcı olabilmektedir. Gelecekteki araştırmalar, girişimci liderlik eğitiminin farklı eğitim seviyelerindeki etkilerini karşılaştırmalıdır.</p> Serap GÖRAL- Belgin AYDINTAN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2611 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Otel İşletmelerinde İşgörenlerin İşten Ayrılma Davranışını Etkileyen Faktörler Üzerine Bir Araştırma https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2612 <p>Amaç – Türkiye'deki otel işletmelerinden son bir yıl içinde yaşadıkları sorunlar nedeniyle ayrılmış ancak turizm sektöründe çalışmaya devam eden işgörenleri, fiili işten ayrılma davranışına iten çok boyutlu faktörleri belirlemek ve bu unsurlar arasındaki ilişkileri retrospektif (geriye dönük) bir yaklaşımla incelemektir. Literatürdeki "işten ayrılma niyeti" odaklı çalışmaların aksine, bu araştırma doğrudan gerçekleşmiş istifa kararlarının arka planında yatan sistemik, yapısal ve ilişkisel dinamikleri bütüncül bir perspektifle ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.<br>Yöntem – Araştırmada, nicel araştırma deseni benimsenmiş ve veri toplama aracı olarak bu çalışma kapsamında geliştirilen bir ölçek kullanılmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde uzman görüşlerine başvurularak kapsam geçerliliği sağlanmış, pilot uygulama verileri üzerinden Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ile yapı geçerliliği test edilmiştir; elde edilen verilerin analizinde ise tanımlayıcı istatistikler ve faktörler arası ilişkileri tespit etmek amacıyla Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır.<br>Bulgular – Araştırma bulguları, işgörenlerin işten ayrılma kararlarının ardındaki en güçlü sebeplerinin, maaş ve ödüllerin adil dağıtılmaması ve terfi süreçlerindeki adaletsizlik gibi örgütsel adalet algısıyla ilişkili sistemik sorunlar olduğunu göstermektedir. Çalışmanın en çarpıcı bulgularından ilki, uzun çalışma saatleri ve yoğun tempo gibi iş tatmini ve çalışma koşullarına ilişkin sorunların, geneline yayılmış evrensel ve kronik bir problem olduğudur. İkinci ve en dikkat çekici bulgu ise, bu iş tatmini ve çalışma koşulları faktörünün, adalet, yönetim veya sosyal destek gibi diğer yedi faktörün hiçbiriyle istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamasıdır.<br>Tartışma – Araştırma, işten ayrılma davranışının adalet sorunları ve destekleyici liderlik eksikliğiyle derinden bağlantılı olduğunu, salt maddi iyileştirmelerin işgöreni elde tutmak için yeterli olamayabileceğine işaret etmektedir. Yüksek işgücü devrini önlemenin, şeffaf bir adalet sisteminin ve koruyucu liderlik pratiklerinin inşasıyla mümkün olabileceği değerlendirilmektedir.</p> İsmail BOZKURT- Kurban ÜNLÜÖNEN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2612 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Examination of the Relationship Between Perceived Manager Support and Medical Error Attitudes Among Healthcare Employees https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2613 <p>Purpose – Managerial support is not limited to tasks such as controlling and supervising employees or planning and maintaining work processes. It also assigns managers the role of guiding and educating employees. Healthcare employees who perceive high levels of managerial support are expected to demonstrate higher job performance. Medical errors in healthcare institutions represent critical adverse events in healthcare delivery. These errors, often irreparable, are among the most significant issues affecting human health. Such errors are critical due to their potential to result in severe adverse outcomes. This study aimed to examine the relationship between perceived manager support and attitudes toward medical errors among healthcare employees. A positive attitude reflects a high level of awareness regarding the importance of error reporting and medical errors. A negative attitude indicates that participants have a low awareness of the importance of error reporting and medical errors.<br>Design/methodology/approach – This quantitative study was conducted by analyzing data obtained via a survey from 274 healthcare employees working at a university medical school hospital. The perceived manager support scale and the medical error attitudes scales were used in data collection.<br>Results – Perceived manager support is higher in the middle-income group. Employees in internal medicine clinics perceive higher manager support compared to those in surgical clinics. Intensive care staff are more sensitive to medical errors than emergency department staff. The level of medical error attitudes among physicians and nurses is higher than that of technicians. A weak but statistically significant correlation exists between perceived manager support and attitudes toward medical errors.<br>Discussion – Training programs and anonymous error reporting can contribute to the prevention of medical errors. It is suggested that a learning-oriented approach to errors by managers would be beneficial.</p> Hilal AKMAN DÖMBEKCİ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2613 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Financial and Working Conditions, Employment Motivations, and Academic Outcomes of Working University Students: The Case of Süleyman Demirel University, Türkiye https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2615 <p>Purpose – Paid work has become a common part of student life in Türkiye, yet its academic and social effects remain poorly researched. This study explores how financial conditions, working environments, and employment motivations relate to academic outcomes among undergraduates at Süleyman Demirel University.<br>Design/methodology/approach – Using survey data from 410 working students, the study applies descriptive and inferential statistical analyses to examine patterns of student employment and their academic implications.<br>Results – Most students worked to cover basic living costs, often in low-paid and frequently unregistered service jobs with little connection to their field of study. More than half reported schedules exceeding forty-five hours per week, and these long hours were strongly associated with lower GPAs. Students with limited family support were also more likely to view employment as a necessity. Despite some gains in independence and self-discipline, students described work mainly as a means of survival rather than career development.<br>Discussion – The results point to a structural problem in higher education. Employment enables access but often negatively affects academic achievement. Higher education policy thus should prioritise financial aid, fair working conditions, and academically relevant on-campus working opportunities.</p> İbrahim Yaşar GÖK- Yavuz DEMİRDÖĞEN- Fatma Gökkaya ATASOY Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2615 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 The Impact of City Marketing Elements on Residents Urban Awareness and Sense of Belonging: The Case of Kahramanmaraş https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2616 <p>Purpose – In this research, direct effects of city marketing elements on urban identification and sense of belonging to their own city were examined in the case study area selected as Kahramanmaraş. The main aim of this study is to demonstrate that city marketing strategies are not only important for attracting external audiences such as tourists or investors, but they also play a vital role in enhancing urban identity and belonging among the residents of this very city.<br>Design/methodology/approach – We obtained primary data from the local residents of Kahramanmaraş through a structured survey. The seven elements of the marketing mix (7P) served as independent variables for the research model. We evaluated the hypotheses using Structural Equation Modeling (SEM).<br>Results – SEM results show a positive and statistically significant relationship between the elements of city marketing in general and the urban identification of residents. The strongest predictor (β = 0.78) of urban belonging was the factor "Culture and Tourism". The preservation of both tangible and intangible cultural assets, the promotion of geographically indicated products as well as improvements/betterment to transport infrastructure were identified as the strongest drivers that led residents to identify closely with their urban environment.<br>Discussion – The results show that sustainable city marketing should not only focus on external promotion but also involve well-designed policies to enhance residents' quality of life and emotional bond with the city. Residents' degree of urban belonging constitutes a decisive factor in a city's long-term competitiveness and sustainable development.</p> Ömer BÜYÜKBAŞ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2616 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Müşteri İlişkileri Yönetiminde WhatsApp Business Deneyimi: Kullanıcı Yorumlarının LDA Analizi https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2617 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, WhatsApp Business uygulamasına ilişkin kullanıcı deneyimlerini analiz ederek müşteri ilişkileri yönetimi (MİY) bağlamında dijital iletişim araçlarına yönelik kullanıcı geri bildirimlerini ortaya koymaktır. Çalışmada, kullanıcı yorumlarından hareketle memnuniyet ve sorun alanlarına ilişkin temalar belirlenmiş ve uygulamaya yönelik kullanıcı deneyimi boyutları incelenmiştir<br>Yöntem – Araştırmada 2019–2024 yılları arasında Avustralya, Kanada ve ABD’deki kullanıcılar tarafından yapılan 1.459 WhatsApp Business yorumu incelenmiştir. Doğal dil işleme (NLP) tekniklerinden Latent Dirichlet Allocation (LDA) konu modelleme yöntemi kullanılarak yorumlardaki örtük temalar belirlenmiştir. Veriler Kaggle platformundan temin edilmiş; veri temizleme ve modelleme süreçleri Python programlama dili ile gerçekleştirilmiştir.<br>Bulgular – Analiz sonucunda kullanıcı yorumları beş ana tema altında toplanmıştır: “Engellenen hesaplar ve yaşanan sorunlar” (%25,7), “Uygulamanın performansı ve hatalar” (%20,7), “Yeni özellik talepleri ve kullanım kolaylığı” (%19,6), “Güncelleme ve genel memnuniyet” (%17,5) ve “Çok dilli yorumlamalar ve teşekkür mesajları” (%16,4). Puan dağılımları incelendiğinde kullanıcıların çoğunlukla uç değerlendirmeler (çok memnun veya hiç memnun olmama) yaptığı görülmüştür.<br>Tartışma – Elde edilen bulgular, WhatsApp Business kullanıcı deneyimlerinin hem teknik sorunlar hem de kullanım kolaylığı ve iletişim avantajları bağlamında değerlendirildiğini göstermektedir. Sonuçlar, mesajlaşma temelli dijital iletişim araçlarının müşteri ilişkileri süreçlerinde nasıl algılandığına ilişkin değerlendirmeler yapılmasına olanak sağlamaktadır. Bu çalışma, kullanıcı yorumlarına dayalı veri analizi yaklaşımıyla dijital müşteri deneyimi literatürünün anlaşılmasına katkı sağlayabilecek bulgular sunmaktadır.</p> Berkant DULKADİR- Arif YILDIZ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2617 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Voices that Shape Strategy: A Qualitative Case Study of Participatory Management at a Public University https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2618 <p>Purpose – This study aims to evaluate the strategic planning process of a state university in light of stakeholder opinions, identifying the strengths and weaknesses of the current situation, as well as opportunities and threats. The research seeks to analyze the extent to which the university’s strategic objectives align with stakeholder expectations and to reveal the impacts of strategic planning on institutional development, quality assurance, and participatory management.<br>Design/methodology/approach – The study adopted a qualitative research approach and employed content analysis. Data were collected from five stakeholder groups: academic staff, administrative staff, students, local governments, and public institutions. Responses to open-ended questions were evaluated using thematic analysis; the data were categorized under themes such as “Education and Teaching,” “Scientific Activities,” “Administrative and Support Services,” “Societal Contribution and Collaboration,” and “Sports and Cultural Activities.” The resulting themes were compared with the university’s strategic goals and objectives to assess alignment.<br>Results – The findings indicate that stakeholders prioritize education quality, scientific productivity, administrative process efficiency, and societal contribution in the university’s development. Participants emphasized the need to strengthen academic support mechanisms, incentivize R&amp;D projects, address infrastructure deficiencies, and expand social spaces. The university’s strengths include a qualified academic staff and a student-centered management approach, while its weaknesses encompass limited recognition, constrained research outputs, and infrastructure issues in peripheral campuses.<br>Discussion – The results demonstrate that strategic planning in higher education institutions is not merely an administrative requirement but a fundamental tool for institutional learning, participatory governance, and sustainable quality. A stakeholder-based strategic planning approach plays a significant role in enhancing institutional commitment and competitiveness, thereby supporting universities in achieving their long-term objectives.</p> Osman Seray ÖZKAN- Burcu ÜZÜM- İsmail Çağrı DOĞAN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2618 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim (ESG) Puanlarının Firma Performansına Etkisi: Borsa İstanbul’da Bir Araştırma https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2619 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, firmaların çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) faaliyetlerinden elde edilen sürdürülebilirlik performanslarının bileşenleri olan ESG skoru, ESG sosyal skoru, ESG kurumsal yönetim skoru ve ESG çevresel skorunun firmaların aktif ve özsermaye karlılıklarına etkisini incelemektir.<br>Yöntem – 2013-2022 10 yıllık dönemde ESG raporu yayımlayan 24 adet firma araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler Refinitiv veri tabanından elde edilmiş olup panel veri regresyon analizi ile Stata programında analiz edilmiştir.<br>Bulgular – Yapılan analizler sonucunda firmanın toplam skorunu ifade eden ESG skorunun firmaların hem aktif hem de özsermaye karlılığını arttırdığı ortaya çıkmıştır. Aktif karlılık açısından çalışma sonuçları incelendiğinde; çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim skorunun ayrı ayrı aktif karlılığı arttırdığı tespit edilmiştir. Özsermaye karlılığı açısından sonuçlar incelendiğinde; ESG uygulamalarının özsermaye karlılığını arttırdığı ve özelikle kurumsal yönetim uygulamalarının özsermaye karlılığını pozitif yönde etkilemesi ortaya çıkan önemli bir bulgudur.<br>Tartışma – Araştırma kapsamında elde edilen bulguların kamu ve özel sektör işletmeleri, düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar, bireysel ve kurumsal yatırımcılar açısından yol gösterici olması beklenmektedir. Net sıfır karbon ekonomisine geçiş kapsamında özellikle hükümetler tarafından enerji verimliliği, atık tüketimi, yenilenebilir enerjiye geçiş, sosyal farkındalık ve etkin kurumsal yönetim politikalarında uygulanacak teşviklerle işletmelere rekabet gücü kazandırılarak finansal performanslarının artması beklenmektedir.</p> Hakan ÖZÇELİK- Zühal ARSLAN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2619 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Örgütsel İklim ve İş Tatmini Arasındaki İlişkide Örgütsel Özdeşleşmenin Aracılık Rolü https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2621 <p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, örgütsel iklimin iş tatmini üzerindeki etkisinde örgütsel özdeşleşmenin aracı rolünü Sosyal Kimlik Teorisi çerçevesinde incelemektir. Bu doğrultuda, örgütsel iklim ile iş tatmini arasındaki ilişkinin örgütsel özdeşleşme aracılığıyla gerçekleşip gerçekleşmediği test edilmiştir.<br>Yöntem – Araştırmanın evrenini, 2025 yılı itibarıyla Türkiye genelinde devlet okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem, kolayda ve kartopu örnekleme yöntemleriyle ulaşılan ve devlet okullarında görev yapan toplam 400 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler, Google Forms aracılığıyla hazırlanan çevrimiçi anket yoluyla toplanmış ve elde edilen veriler PROCESS makro bootstrap yöntemi kullanılarak aracılık analizi yapılmıştır.<br>Bulgular – Araştırma bulguları, örgütsel iklimin hem örgütsel özdeşleşmeyi hem de iş tatminini istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde etkilediğini göstermektedir. Ayrıca örgütsel özdeşleşmenin de iş tatmini üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, örgütsel özdeşleşmenin örgütsel iklim ile iş tatmini arasındaki ilişkide kısmi aracı rol üstlendiği sonucuna ulaşılmıştır.<br>Tartışma – Araştırmanın bulguları, olumlu bir örgütsel iklimin çalışanların örgütleriyle özdeşleşmelerini güçlendirdiğini ve bu durumun iş tatminini artırdığını göstermektedir. Sosyal Kimlik Teorisi’ne göre bireyler, ait oldukları grupların özelliklerini benlik algılarına dâhil etmekte ve grup üyeliğinden psikolojik kazanımlar elde etmektedirler. Bu bağlamda, destekleyici, adil ve güven temelli bir okul ikliminin öğretmenlerin okullarını olumlu bir sosyal kimlik kaynağı olarak algılamalarına katkı sağladığı söylenebilir. Bu algı, öğretmenlerin örgütsel özdeşleşme düzeylerini yükselterek işlerine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilemektedir. Örgütsel iklimin iş tatmini üzerindeki doğrudan etkisinin anlamlı bulunması, öğretmenlerin çalışma ortamına ilişkin algılarının mesleki doyumları açısından kritik bir belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.</p> Buket SEZER Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2621 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Türkiye’de Mevduat Dolarizasyonunun Makroekonomik ve Finansal Belirleyicileri: ARDL Temelli Bir İnceleme https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2623 <p>Amaç – Türkiye’de mevduat dolarizasyonunun makroekonomik ve finansal belirleyicilerini ortaya koymak ve döviz talebinin uzun dönem dinamiklerini analiz etmektir. Çalışma, enflasyon, jeopolitik risk, finansal gelişmişlik, enerji ticareti, CDS primi, döviz kuru ve politika faizinin dolarizasyon üzerindeki etkilerini bütüncül bir çerçevede inceleyerek literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır.<br>Yöntem – 2013M08–2025M04 dönemine ait aylık veriler kullanılarak Otoregresif Dağıtılmış Gecikme (ARDL) modeli, Pesaran ve Shin (1998) temel alınarak oluşturulmuş; değişkenler arasındaki uzun dönem ilişki ise Pesaran, Shin ve Smith (2001) tarafından geliştirilen sınır testi (bounds test) yaklaşımı ile analiz edilmiştir.<br>Bulgular – Sonuçlar, dolarizasyon ile makroekonomik ve finansal değişkenler arasında anlamlı bir uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi bulunduğunu göstermektedir. Uzun dönemde finansal gelişmişlik, CDS primi ve politika faizinin dolarizasyonu artırdığı; diğer değişkenlerin etkilerinin istatistiksel olarak anlamlı bulunmadığı belirlenmiştir. Hata düzeltme terimi (ECT) katsayısına göre, meydana gelen sapmaların yaklaşık %7,8’inin her dönemde sönümlendiğine işaret etmekte olup, modelin uzun dönem dengeye istikrarlı bir şekilde yakınsadığını ortaya koymaktadır.<br>Tartışma – Bulgular, Türkiye’de mevduat dolarizasyonunun hem makroekonomik istikrarsızlık hem de kurumsal ve finansal kırılganlıklarla birlikte işleyen çok boyutlu bir mekanizma olduğunu göstermektedir. Finansal derinleşmenin dolarizasyonu azaltmak yerine artırıcı etki üretmesi, politika yapıcılar için önemli bir risk alanına işaret etmektedir. Sonuçlar, dedolarizasyon için fiyat istikrarı, güven kanalı ve kurumsal çerçevenin eş zamanlı güçlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.</p> Büşra ÖZDEMİR- Zarife Göknur BÜYÜKKARA- Mustafa Can KÜÇÜKER Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2623 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Yiyecek-İçecek İşletmelerinde Sessiz İstifa Davranışının Belirleyicileri: Psikolojik Güvenliğin Aracı Rolü https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2624 <p>Amaç – Bu araştırma, yiyecek-içecek hizmeti sunan işletmelerde çalışanların sessiz istifa davranışlarının örgütsel ve bireysel belirleyicilerini incelemeyi ve literatürde sınırlı biçimde ele alınan psikolojik güvenliğin bu ilişkilerdeki aracı rolünü ampirik olarak test etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Edmondson’ın Psikolojik Güvenlik Kuramı ile Blau’nun Sosyal Değişim Kuramı’ndan hareketle; psikolojik güçsüzlük, örgütsel sessizlik, örgütsel adalet algısı ve rol belirsizliğinin sessiz istifa davranışı üzerindeki etkilerini bütüncül bir nedensel model çerçevesinde ele almaktadır.<br>Yöntem – Araştırma nicel yöntem yaklaşımıyla yürütülmüş; veriler Türkiye’de yiyecek-içecek işletmelerinin ve hizmet yoğunluğunun en yüksek olduğu illerde (İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Muğla) faaliyet gösteren işletmelerde çalışan 470 katılımcıdan toplanmıştır. Verilerin analizinde Yapısal Eşitlik Modellemesi (SEM) kullanılmış, psikolojik güvenliğin aracı rolü bootstrap yöntemi aracılığıyla test edilmiştir.<br>Bulgular – Elde edilen bulgular; psikolojik güçsüzlük, örgütsel sessizlik ve rol belirsizliğinin sessiz istifa davranışını pozitif ve anlamlı biçimde etkilediğini; örgütsel adalet algısı ile psikolojik güvenliğin ise sessiz istifa davranışını negatif yönde etkilediğini göstermektedir. Ayrıca psikolojik güvenliğin, söz konusu bağımsız değişkenler ile sessiz istifa arasındaki ilişkilerde anlamlı bir aracı mekanizma olarak işlev gördüğü belirlenmiştir.<br>Tartışma – Bulgular, sessiz istifa davranışının sadece münferit bir motivasyon kaybı olarak değerlendirilemeyeceğini; aksine örgütsel yapı ile psikolojik iklim arasındaki etkileşimden doğan çok katmanlı bir sonuç olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma, psikolojik güvenliği sessiz istifa sürecinde kritik bir aracı değişken olarak konumlandırarak örgütsel davranış literatürüne özgün bir katkı sunmakta ve yiyecek-içecek işletmeleri yöneticileri için çalışan bağlılığını korumaya yönelik kanıta dayalı stratejik çıkarımlar sağlamaktadır.</p> Adnan AKIN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2624 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Relationship Between Bitcoin Transaction Volume and Export Volumes: A Comparative ARDL Panel Data Analysis for Developed and Developing Countries https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2625 <p>Purpose – The purpose of this study is to examine whether the use of cryptocurrencies impacts the foreign trade of developed and developing countries, and if there exists an impact, what would be its nature. This research explores the effect of Bitcoin transactions on exports within the realm of foreign trade using panel data techniques.<br>Design/methodology/approach – Separate datasets were created for developed and developing countries (US, Germany, Japan &amp; Türkiye, Brazil, India, respectively), according to the IMF classification system. The data were obtained from reliable sources like the IMF, World Bank, and CoinMarketCap. While export volume was taken as the dependent variable, Bitcoin transactions were treated as the independent variable. Control variables include GDP growth, exchange rate variability, inflation, and trade openness. An ARDL and Bounds Test were used to establish cointegration between the variables.<br>Results – No cointegration relationship was detected between global export volume and Bitcoin transaction volume in any trend specification, and similarly, no long-term relationship was found for developed countries. In developing countries, a 1% increase in Bitcoin transaction volume was found to be associated with an approximate 0.2% increase in exports in the short term; however, this effect was not statistically significant and did not persist in the long term.<br>Discussion – The findings indicate that cryptocurrencies have not yet created a meaningful long-term impact on international trade. This can be explained by factors such as the volatility of cryptocurrencies, regulatory uncertainties, and infrastructure deficiencies.</p> Can İŞCAN- Bilge Leyli DEMİREL Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2625 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Sağlık İşletmelerinde Algılanan Hizmet Kalitesinin Hastane Tercihine Etkisi: Akreditasyon Algısının Düzenleyici Rolü https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2627 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, sağlık işletmelerinde akreditasyonun hastaların algıladığı hizmet kalitesi ve hastane tercihi üzerindeki etkisini incelemektir. Ayrıca algılanan hizmet kalitesi ile hastane tercihi arasındaki ilişkide akreditasyon algısının düzenleyici rolü değerlendirilmiştir.<br>Yöntem – Araştırma, Ankara ve İstanbul’da akredite olan ve olmayan hastanelerden hizmet aldığını beyan eden 1336 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, online anket yöntemiyle kolayda örnekleme yoluyla toplanmıştır. Ölçeklerin güvenirlik ve geçerlilik analizleri yapıldıktan sonra hipotezler regresyon ve moderasyon analizi ile test edilmiştir. Çalışma, Atılım üniversitesi İnsan Araştırmaları Etik Kurulu tarafından 19.03.2025 tarih ve 108312 sayı numarası ile onay almıştır.<br>Bulgular – Elde edilen bulgular, algılanan hizmet kalitesinin hastane tercihini pozitif ve anlamlı biçimde etkilediğini göstermektedir (β = 0,2729; p &lt; 0,001). Akreditasyon algısının da hastane tercihi üzerinde anlamlı etkisi bulunmaktadır (β = 0,1950; p &lt; 0,001). Ayrıca etkileşim teriminin anlamlı olması (β = 0,0635; p = 0,001), akreditasyon algısının düzenleyici rolünü doğrulamaktadır. Model, hastane tercihindeki varyansın %26,38’ini açıklamaktadır (R² = 0,2638).<br>Tartışma – Bulgular, hastane tercihinin yalnızca deneyimlenen hizmet kalitesine değil, aynı zamanda akreditasyonun yarattığı kurumsal güven ve kalite algısına da dayandığını göstermektedir. Akreditasyonun teknik bir kalite göstergesinin ötesinde, hasta karar süreçlerini etkileyen sembolik ve algısal bir unsur olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, sağlık kurumlarında kalite yönetimi ve akreditasyon uygulamalarının stratejik önemini ortaya koymaktadır.</p> Önder BAŞ- Dilaver TENGİLİMOĞLU Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2627 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 İş Tatmininin İş Performansına Etkisinde İşe Karşı Geliştirilen Pozitif Duygular ve Öz-Yeterlilik İnancının Rolü: Aşçılar Üzerine Bir Araştırma https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2628 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, aşçıların iş tatminlerinin iş performansı üzerindeki etkisini incelemek ve bu ilişkide öz-yeterlilik ile işe karşı pozitif duyguların rolünü belirlemektir. Araştırmada, iş tatmininin performansı doğrudan mı yoksa öz-yeterlilik aracılığıyla dolaylı olarak mı etkilediği ve pozitif duyguların bu ilişkide düzenleyici bir işleve sahip olup olmadığı araştırılmıştır.<br>Yöntem – Araştırmanın örneklemini Türkiye’de faaliyet gösteren yiyecek içecek işletmelerinde çalışan 393 profesyonel aşçı oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan kişiler amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkilerin testi için Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS-SEM) kullanılmıştır. Ölçüm modelinde güvenirlik ve geçerlik analizleri test edilmiş ardından yapısal model uygulanmıştır.<br>Bulgular – Elde edilen bulgulara göre, iş tatmininin iş performansı (β: ,363) ve öz-yeterlilik (β: ,470) üzerinde pozitif ve anlamlı etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Öz-yeterliliğin de iş performansını anlamlı ve pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir (β: ,237). Öz-yeterliliğin, iş tatmini ile performans arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiği saptanmıştır (β: ,112). Ayrıca pozitif duyguların, iş tatmini ile performansı arasındaki ilişkide anlamlı ve negatif yönlü düzenleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir (β: -,092).<br>Tartışma – Elde edilen bulgular, iş tatmininin performansı hem doğrudan hem de öz-yeterliliği artırarak dolaylı biçimde yükselttiğini göstermektedir. Aynı zamanda pozitif duygular, bu ilişkinin gücünü etkileyen önemli bir psikolojik unsur olarak öne çıkmaktadır. Gastronomi işletmelerinde sürdürülebilir performans için çalışanların öz-yeterlilik inançlarının ve duygu durumlarının desteklenmesi önerilmektedir.</p> Emrah KESKİN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2628 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Girişimcilerin Dijital Yetkinliklerinin Yenilikçilik Üzerindeki Etkisinde Proaktifliğin Aracılık Rolü: Karabük Örneği https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2629 <p>Amaç – Bu araştırma, Karabük ilinde faaliyet gösteren girişimcilerin dijital yetkinliklerinin, girişimci pazarlama boyutlarından proaktiflik ve yenilikçilik üzerindeki etkisini ampirik olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, dijital yetkinliklerin yenilikçilik üzerindeki etkisinde proaktifliğin aracılık rolünün belirlenmesi hedeflenmektedir.<br>Yöntem – Araştırma verileri, Karabük ilinde faaliyet gösteren 130 girişimciden anket tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, açıklayıcı faktör analizi, basit ve çoklu doğrusal regresyon analizleri ile Baron ve Kenny (1986) yöntemine dayalı aracılık testi kullanılmıştır.<br>Bulgular – Analiz sonuçlarına göre, dijital yetkinliğin proaktiflik üzerindeki varyansın %78,5’ini açıkladığı (β=0,886; p&lt;0,001) saptanmıştır. Dijital yetkinlik ve proaktifliğin birlikte yenilikçiliği açıklama oranı %89 olarak gerçekleşmiştir. Aracılık testi sonucunda proaktifliğin, dijital yetkinlik ile yenilikçilik arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiği (0,497 dolaylı etki) belirlenmiştir.<br>Tartışma – Bulgular, dijital araçlara olan yatkınlığın girişimcilerin pazarda inisiyatif alma güdüsünü tetiklediğini ve yenilikçi performansı hem doğrudan hem de dolaylı yoldan yükselttiğini ortaya koymaktadır. Bölgedeki girişimcilerin dijital yetkinliklerini stratejik bir kaldıraç olarak kullanmalarının, pazar fırsatlarını önceden sezme kapasitelerini artırarak sürdürülebilir rekabet avantajı sağladığını ortaya koymaktadır.</p> Hüseyin ALKIŞ- Volkan TEMİZKAN- Hatice KÖSE Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2629 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Yönetici ve Öğretmenlerin Bağlanmalarının İş Tatminine ve Örgütsel Bağlılıklarına Etkisi https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2631 <p>Amaç – Çalışmada Yönetici ve öğretmenlerin bağlanma stillerinin iş tatminine ve örgütsel bağlılığa etkisinin ne olduğunu belirlemek amaçlanmaktadır.<br>Yöntem – Araştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim-öğretim döneminde Isparta ilinde görevli tüm resmî lise, ortaokul, ilkokul ve anaokulu eğitim kurumlarında görev yapan eğitim yöneticileri ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada tam sayım yöntemi uygulanmıştır. Katılımcılardan gelen formlardan 805 uygun form değerlendirmeye alınmıştır. SPSS programı değişkenler arasındaki etkinin tespiti için kullanılmıştır. Korelasyon ve regresyon analizi değişkenler arasındaki ilişkilerin ve etkilerin test edilmesinde kullanılmıştır.<br>Bulgular – Araştırma sonucunda, katılımcıların bağlanma stillerinin güvenli bağlanma stili arttığında iş tatmini düzeylerinin arttığı buna karşın kaçınan bağlanma ve kaygılı-kararsız bağlanma stili arttığında iş tatmini düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Bağlanma stillerinin iş tatmini algısının %22’sini, güvenli bağlanmanın örgütsel bağlılık değişkeninin uyum boyutunun %26’sını, güvenli bağlanmanın örgütsel bağlılık değişkeninin özdeşleşme boyutunun %12’sini ve güvenli bağlanmanın örgütsel bağlılık değişkeninin içselleştirme boyutunun %15’sini açıkladığı görülmüştür.<br>Tartışma – Elde edilen bulgular bağlanma stilleri ile iş tatmini ve örgütsel bağlılık arasında kuvvetli bir etkileşimin olduğunu ortaya koymaktadır. Bağlanma stillerinden güvenli bağlanma stili ile iş tatmini düzeyleri arasında doğru orantılı bir etkileşimin olduğu; bununla birlikte, kaçınan bağlanma ve kaygılı-kararsız bağlanma stillerinin iş tatmini düzeyleri arasında ise ters orantılı bir etkileşimin olduğu sonucu elde edilmiştir. Bağlanma stillerinden güvenli bağlanma stili ile örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme düzeyleri arasında doğru orantılı bir etkileşimin olduğu fakat uyum düzeyleri ile ters orantılı bir etkileşimin olduğu belirlenmiştir. Bağlanma stillerinden kaçınan ve kaygılı-kararsız bağlanma stili ile örgütsel bağlılığın uyum düzeyleri arasında doğru orantılı bir etkileşim olduğu fakat özdeşleşme ve içselleştirme düzeyleri ile ters orantılı bir etkileşim ortaya çıkarılmıştır. Literatür incelendiğinde örgütsel bağlılık ile iş tatmini arasında olumlu bir etkileşim olsa da bağlanma stilleri ile örgütsel bağlılık ve iş tatmini arasında yapılmış herhangi bir çalışmaya rastlanılmamıştır.</p> Özgür UYGUR- Aytekin TOKGÖZ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2631 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Doğrudan Yabancı Yatırımların ve Ekonomik Büyümenin Karbondioksit Emisyonu Üzerindeki Etkisi: Türkiye Örneği https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2632 <p>Amaç – Bu çalışmanın temel amacı, doğrudan yabancı yatırımların ve ekonomik gelişmenin karbondioksit emisyonu üzerindeki etkisini incelemektir. Doğrudan yabancı yatırımlardaki kapasite artışı ve ekonomik gelişmenin hız kazanması, özellikle sanayi ve enerji üretimi olmak üzere üretim sektörlerinde önemli bir büyüme sağlamıştır. Söz konusu gelişmeler, karbondioksit (CO₂) emisyonlarının değişim dinamikleri üzerinde belirleyici bir rol oynamaktadır.<br>Yöntem – Araştırma, 1970-2023 yılları arasında Türkiye verilerinin Bayesyen yaklaşım ve Otoregresif Dağıtılmış Gecikmeli (ARDL) yöntemi ile analizine dayanmaktadır. Bayesyen yöntemde, belirsiz önsel bilgilerin kullanıldığı Bayesyen çoklu doğrusal regresyon analizi WinBUGS programı aracılığıyla gerçekleştirilmiş ve 2000000 örneklem türetilmiştir. Değişkenlerin kısa ve uzun dönem etkilerini belirlemek ve karşılaştırmalı değerlendirme yapmak amacıyla ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır.<br>Bulgular – ARDL analizi, değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi bulunduğuna işaret etmekte ve ekonomik büyümenin kısa dönemde karbon emisyonlarını artırıcı bir etki sergilediğini göstermektedir. Bayesyen regresyon sonuçları ise değişken katsayılarının genel olarak pozitif yönlü bir eğilim taşıdığını ve model tahminlerinin istikrarlı bir yapıda olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgu, doğrudan yabancı yatırımların ve ekonomik gelişmenin Türkiye’de çevresel sürdürülebilirlik üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.<br>Tartışma – Araştırma bulguları, Türkiye’de ekonomik büyüme, doğrudan yabancı yatırımlar ve karbondioksit emisyonları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, çevresel etkilerin ekonomik kalkınma ve doğrudan yabancı yatırım sürecinde dikkate alınması ve sürdürülebilirlik ilkesinin politikalara entegre edilmesinin gerekliliğini göstermektedir.</p> Mulla Veli ABLAY Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2632 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Mobbingin Sürdürülebilir Davranışlar Üzerindeki Etkisinde Örgütsel Bağlılığın Aracılık Rolü: Sağlık Sektöründe Bir Uygulama https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2633 <p>Amaç – Son yirmi yılda mobbing kavramı, kamu ve özel sektör çalışanlarının davranışlarını etkileyen önemli faktörler arasında yer almaktadır. Bu araştırmada, bağımsız değişken olan mobbingin bağımlı değişken olan sürdürülebilir davranışlar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ayrıca, mobbingin sürdürülebilir davranışlar üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılığın aracılık rolü araştırılmıştır.<br>Yöntem – Araştırmanın evrenini Çorum Sungurlu Devlet Hastanesi çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmada örnekleme yöntemlerinden basit tesadüfi örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Veriler, hastanede görev yapan 362 personelden 200’üne anket uygulanarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS 32 ve AMOS analiz programları kullanılarak analiz edilmiştir.<br>Bulgular – Yapılan analizler sonucunda, çalışanların iş yerinde karşılaştıkları mobbingin, örgütsel bağlılığın alt boyutları olan duygusal, devamlılık ve normatif bağlılık üzerinde negatif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerinin sürdürülebilir davranışlar üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, mobbingin sürdürülebilir davranışlar üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılığın (duygusal, devamlılık ve normatif) aracılık rolü üstlendiği sonucuna ulaşılmıştır.<br>Tartışma – Araştırmanın; amacı, yöntemi, bulguları ve oluşturulan modeli bakımından literatüre önemli katkılar sağladığı değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın farklı kurum ve sektörlerde uygulanmasının literatüre katkı sunacağı düşünülmektedir. Ayrıca, daha huzurlu çalışma ortamlarının oluşturulmasına ve daha yaşanabilir bir dünya hedefine katkı sağlaması beklenmektedir.</p> Ahmet FİDANOĞLU Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2633 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Türkiye’de Özel Etiketli Markalar için Premium Konseptli Mağaza Yayılımı: File Market Örneği ve Makine Öğrenmesi Yaklaşımı https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2634 <p>Amaç – Bu çalışmada Türkiye’nin önde gelen indirim market zincirlerinden BİM ve onun premium konseptli markası File Market ele alınmıştır. Bu çalışma, özel etiketli markaların premium perakendecilik bağlamında potansiyel mağaza açma stratejilerini sosyoekonomik veriler ve makine öğrenmesi yöntemleri aracılığıyla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, henüz File Market bulunmayan iller için potansiyel mağaza sayıları, veri temelli yaklaşımla tahmin edilmesi ve bu süreçte en uygun modellerin belirlenmesi amaçlanmıştır.<br>Yöntem – Araştırmada 81 il için nüfus, gelir, enerji tüketimi, okur yazarlık, emlak fiyatı ve araç sahipliği gibi sosyoekonomik göstergeler toplanmış; mevcut BİM ve File Market şube sayılarıyla birlikte veri setine dâhil edilmiştir. Tahminleme sürecinde Gradient Boosting, Doğrusal Regresyon, Random Forest, Destek Vektör Makineleri, k-En Yakın Komşu ve Sinir Ağı modelleri Orange Data Mining yazılımı aracılığıyla karşılaştırılmıştır. Model performansları MSE, RMSE, MAE, MAPE ve R² metrikleriyle değerlendirilmiştir.<br>Bulgular – Araştırmanın temel amacına uygun olarak, bu çalışma kapsamında henüz File Market bulunmayan iller için potansiyel mağaza sayıları, veri temelli yaklaşımla tahmin edilmiştir. Analiz sonuçları, özellikle Gradient Boosting ve Doğrusal Regresyon modellerinin diğer yöntemlere kıyasla daha yüksek doğruluk ve tutarlılık sergilediğini göstermektedir. Doğrusal Regresyon modeli yüksek açıklayıcılık (R²=0,971) sağlarken; Gradient Boosting, negatif veya anlamsız tahminler üretmemesi ve doğrusal olmayan ilişkileri daha iyi yakalamasıyla öne çıkmıştır. Her iki model de potansiyel lokasyon sayılarının tahmininde stratejik karar desteği sağlayabilecek güçlü araçlar olarak belirlenmiştir.<br>Tartışma – Elde edilen bulgular, perakende sektöründe potansiyel mağaza sayısının sosyoekonomik veriler ve makine öğrenmesi tabanlı modeller aracılığıyla belirlenmesinin hem operasyonel hem de pazarlama stratejilerinin etkinliğini artırabileceğini göstermektedir. File Market örneği, premium konumlandırma stratejisiyle farklı gelir segmentlerine ulaşma ve marka imajını güçlendirme potansiyelini göstermektedir. Bu yaklaşım, doğru müşteri profili ile ideal lokasyon sayısını eşleştirerek perakendecilere rekabet avantajı sağlamaktadır ve sürdürülebilir büyümeye katkıda bulunmaktadır.</p> Oğuzhan AYDIN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2634 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 İşletmelerde Toplumsal Cinsiyet Algısının Cam Tavan Sendromuna Etkisi https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2637 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, işletmelerde toplumsal cinsiyet algısının cam tavan algısı üzerindeki etkisini incelemektir.<br>Yöntem – Bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye’de faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli işletmelerde çalışan kadın ve erkek personel oluşturmakta olup, evrenin genişliği nedeniyle kolayda örnekleme yöntemiyle İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde faaliyet gösteren 12 işletmeden toplam 300 katılımcı araştırmaya dâhil edilmiştir. Veriler anket yöntemiyle toplanmış ve SPSS 26.0 paket programı kullanılarak betimsel istatistikler, güvenirlik testleri, korelasyon, regresyon, t-testi ve ANOVA analizleri ile analiz edilmiştir.<br>Bulgular – Araştırma bulguları, toplumsal cinsiyet algısı ile cam tavan algısı arasında orta düzeyde, pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermektedir (r = .46, p &lt; .01). Basit doğrusal regresyon analizi sonuçları, toplumsal cinsiyet algısının cam tavan algısının anlamlı bir yordayıcısı olduğunu ortaya koymuştur (β = .46, R² = .21, p &lt; .001). Demografik değişkenler açısından yapılan analizler, kadınların cam tavan algılarının erkeklere göre daha yüksek olduğunu; ayrıca yaş ve eğitim düzeyi arttıkça cam tavan algısının yükseldiğini göstermiştir. Sektörler arasında ise hizmet ve finans sektörlerinde cam tavan algısının üretim sektörüne kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Elde edilen bulgular, cam tavan olgusunun bireysel, örgütsel ve toplumsal faktörlerin kesişiminde ortaya çıkan çok boyutlu bir yapı sergilediğini göstermektedir. Çalışmada kullanılan ölçekte yüksek puanların toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin daha geleneksel ve eşitlikçi olmayan algıları temsil ettiği dikkate alındığında, toplumsal cinsiyet algısındaki artışın çalışanların cam tavan algısını da artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular, literatürde yer alan önceki ulusal ve uluslararası çalışmalarla paralellik göstermekte; örgütlerde toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten insan kaynakları politikalarının geliştirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.</p> Nida ALTUN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2637 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 İşletmelerde Sosyal Cesaretin Mental İyi Oluşa Etkisi: Psikolojik Güvenliğin Rolü https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2638 <p>Amaç – Araştırmanın temel amacı, işyerinde sosyal cesaretin çalışanların mental iyi oluşu üzerindeki etkisini tespit etmek ve bu etkide psikolojik güvenlik algısının aracılık rolünü belirlemektedir.<br>Yöntem –Araştırmada nicel yöntem tercih edilmiş veriler anketler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma farklı sektörlerde çalışan 420 kişiden toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Veriler açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile aracılık analizi yapılarak incelenmiştir.<br>Bulgular – İşyerinde sosyal cesaretin, çalışanların mental iyi oluşunu ve psikolojik güvenlik algısını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca psikolojik güvenliğin, sosyal cesaret ile mental iyi oluş arasındaki ilişkide anlamlı bir aracılık rolü oynadığı belirlenmiştir.<br>Tartışma – Çalışanın işyerinde zorlu ve riskli durumlarda doğru olanı ifade etme cesareti mental sağlığını olumlu yönde etkilemektedir. Bu durum, işten alınan tatmini ve işyerindeki ilişkilerin niteliğini artırmaktadır. Ayrıca cesur davranan çalışanlar iş ortamında kendilerini daha güvende hissetmekte, bu güven algısı sosyal cesaretin mental iyi oluş üzerindeki etkisini güçlendirmektedir.</p> Faruk Kerem ŞENTÜRK Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2638 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Hava Taşımacılığında Uçak Gecikme Nedenlerinin Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleriyle Önceliklendirilmesi: Vikor ve Copras Yaklaşımı https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2639 <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı, hava taşımacılığında uçak gecikmelerine yol açan faktörlerin Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleriyle önceliklendirilmesidir. Gecikmelerin neden olduğu operasyonel aksaklıklar, maliyet artışları ve müşteri memnuniyetsizliği dikkate alınarak, Karar Verici (KV)lere destek sağlayacak analitik bir model geliştirilmiştir.<br>Yöntem – Araştırmada, uzman görüşlerine dayalı olarak oluşturulan karar matrisi VIKOR ve COPRAS yöntemleriyle analiz edilmiş, yöntemlerin tutarlılığını test etmek amacıyla H1 ve H2 hipotezleri incelenmiştir. Ayrıca iki yöntemin sıralama sonuçlarının tutarlılığı Spearman sıra korelasyon katsayısı ile test edilmiştir.<br>Bulgular – Analiz sonuçları, hava koşulları ve teknik arızaların uçak gecikmelerinde en yüksek öneme sahip faktörler olduğunu göstermektedir. Her iki yöntemle elde edilen sıralamaların büyük ölçüde örtüştüğü ve yüksek düzeyde pozitif korelasyon gösterdiği tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Bulgular, hava koşulları ve teknik arızaların operasyonel planlama açısından kritik belirleyiciler olduğunu göstermektedir. Gelişmiş meteorolojik tahmin sistemleri ve öngörücü bakım uygulamalarına yönelik yatırımların gecikme riskini azaltabileceği değerlendirilmekle birlikte, bu öneriler çalışmanın ampirik verilerinden doğrudan test edilmiş sonuçlar değil, elde edilen bulguların yorumlanmasına dayalı yönetimsel çıkarımlardır. Çalışma, havayolu ve havalimanı yöneticileri için karar destek sağlayan bütünleşik bir değerlendirme modeli önermektedir.</p> Ahmet İLBAŞ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2639 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Türkiye'de Doğrudan Yabancı Yatırım ve Ekonomik Büyümenin Karbon Emisyonları Üzerindeki Etkisi: ARDL Yaklaşımı https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2640 <p>Amaç – Son yıllarda, iklim değişikliği ve küresel ısınma, uluslararası toplumun karşı karşıya olduğu en ciddi sorunlardan biri haline gelmiştir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım ve ekonomik büyüme gibi önemli olduğu düşünülen iki makro ekonomik değişkenin karbon emisyonu üzerinde bir etkisi olup olmadığının belirlenmesidir.<br>Yöntem – Zaman serisi analizinin ön koşulu, serilerin durağanlık derecelerinin belirlenmesidir. Bu amaçla Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) birim kök testi uygulanmıştır. Seriler arasında farklı entegrasyon derecelerinin standart eşbütünleşme testlerinin uygulanmasını engellemiştir. Bu nedenle, analiz için Otoregresif Dağıtılmış Gecikme Modeli (ARDL) yaklaşımı benimsenmiştir.<br>Bulgular – Yapılan analizler neticesinde uzun dönemde ekonomik büyümenin (GSYH), çevresel kirliliği (Karbon Emisyonu) artırdığını göstermektedir. Yine uzun dönemde Doğrudan Yabancı Yatırımların, Karbon Emisyonlarını düşürücü yönde etkilediği tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Doğrudan yabancı yatırımlar yoluyla inovasyon ve teknoloji transferini teşvik etmek karbon emisyonlarını azaltabilir. Türkiye; sürdürülebilir sanayileşmeyi sağlamak için, yeşil teknolojiler konusunda uzmanlaşmış yerel firmalar ve yabancı yatırımcılar arasındaki ortaklıkları teşvik ederek, doğrudan yabancı yatırımlardan yararlanabilir.</p> Cumhur ŞAHİN Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2640 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Kadın Çalışanlarda Sessiz İstifa: İşyeri Nezaketsizliği Karşısında Duygusal Zekânın Düzenleyici Rolü https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2641 <p>Amaç – Çalışmanın amacı, özel sektörde çalışan kadınların işyeri nezaketsizliği algılarının sessiz istifa üzerindeki etkisinde, duygusal zekânın kendi duygularını değerlendirme ve başkalarının duygularını değerlendirme boyutlarının düzenleyici rolünü incelemektir. Bu araştırma, işyerindeki olumsuz davranışlardan kaynaklanan geri çekilme eğilimlerinin, duygusal zekâ düzeyine bağlı olarak değişebileceği varsayımını test etmektedir.<br>Yöntem – Araştırma kesitsel bir tasarımla yürütülmüş ve veriler, Türkiye’nin Isparta ilinde özel sektörde çalışan 302 kadından kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçlarının güvenirliği ve geçerliği sınanmış; hipotezler ise regresyon analizleri kapsamında oluşturulan etkileşim terimleri ve eğim analizlerinden yararlanılarak test edilmiştir.<br>Bulgular – Bulgular, işyeri nezaketsizliğinin sessiz istifa üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Kendi duygularını değerlendirme, koruyucu bir düzenleyici rol üstlenmekte; bu becerinin düşük olduğu durumlarda işyeri nezaketsizliği sessiz istifayı güçlü biçimde artırırken, yüksek olduğu durumlarda söz konusu etkinin anlamsız hale geldiği görülmektedir. Buna karşılık, başkalarının duygularını değerlendirme ilişkiyi güçlendiren bir moderatör olarak çalışmakta; yüksek düzeylerde bu etkiyi güçlendirirken, düşük düzeylerde ilişki anlamsız hale gelmektedir. Bu bulgu, duygusal zekânın alt boyutlarının her zaman aynı yönde işlemeyebileceğini göstermesi bakımından çalışmanın özgün katkılarından birini oluşturmaktadır.<br>Tartışma – Sonuçlar, kadın çalışanların işyeri nezaketsizliğine karşı tepkilerinde duygusal zekâ becerilerinin farklı roller oynadığını ve örgütlerin özellikle çalışanların kendi duygularını fark etmelerini destekleyerek sessiz istifayı azaltabileceğini göstermektedir.</p> Kutay ÖZDEMİR- Koray ÇETİNCELİ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2641 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Sağlık Çalışanlarında Psikososyal Risk Etmenleri ve Mental Sağlık Durumu ile İlişkisi https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2642 <p>Amaç – Bu araştırma, sağlık sektörü çalışanlarının maruz kaldığı psikososyal risk etmenlerini belirlemek, bu etmenleri sosyo-demografik değişkenler açısından nicel yöntemlerle analiz etmek ve psikososyal risk maruziyeti ile mental sağlık durumu arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır.<br>Yöntem – İstanbul Anadolu Yakasındaki sağlık tesislerinde görev yapan 345 sağlık çalışanının katıldığı, kesitsel (cross-sectional) tasarımda nicel bir araştırmadır. Psikososyal risk düzeyi Kopenhag Psikososyal Risk Ölçeği (COPSOQ-II; 69 madde, 20 alt boyut) ile, mental sağlık durumu ise Genel Sağlık Anketi-12 (GHQ-12; 0–36 Likert puanlama, kesme noktası ≥13) ile değerlendirilmiştir. Veriler bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA, Kruskal-Wallis H ve ki-kare analiziyle incelenmiş; normallik çarpıklık-basıklık katsayılarına dayandırılmıştır.<br>Bulgular – Katılımcıların %52,8'i vardiyalı çalışmakta, %58,8'i gece vardiyasında görev yapmaktadır. GHQ-12 ortalama puanı 32,42 ± 5,55 olup 0–36 aralığındaki ≥13 kesme noktasının belirgin biçimde üzerindedir. Gece vardiyasında çalışanların GHQ-12 puanı (Ort.=33,12) ve iş kazası geçirenlerin GHQ-12 puanı (Ort.=34,51) genel ortalamaya kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Erkek çalışanların bilişsel ve duyusal talep puanları kadın çalışanlardan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p&lt;0,05). Nicel talepler, bilişsel talepler, duygusal talepler, rol çatışması, liderlik kalitesi, geri bildirim ve iş güvencesizliği ile GHQ-12 puanları arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p&lt;0,05).<br>Tartışma – Psikososyal riskler ile mental sağlık durumu arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Gece vardiyası ve iş kazası deneyimi daha yüksek psikolojik yük düzeyleriyle ilişkili bulunmuştur. Sağlık kurumlarında düzenli COPSOQ tabanlı psikososyal risk taraması, liderlik eğitimleri, adil vardiya planlaması ve kurumsal psikolojik destek programlarının hayata geçirilmesi önerilmektedir.</p> Saadet KARAKUŞ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2642 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Dönüşümcü ve Etkileşimci Liderliğin Örgütsel Bağlılık Üzerindeki Etkileri: Mermer Sektöründe Bir Araştırma https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2643 <p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, ağır ve tehlikeli iş kolunda faaliyet gösteren işletmelerde dönüşümcü ve etkileşimci liderlik tarzlarının örgütsel bağlılık üzerindeki etkilerini nicel yöntemle incelemektir. Çalışma, fiziksel risk düzeyi yüksek sektörlerde liderlik davranışlarının çalışanların örgüte yönelik tutum ve bağlılıkları üzerindeki rolünü ortaya koymayı hedeflemektedir.<br>Yöntem – Araştırma, Afyonkarahisar ilinde mermer sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde çalışan 399 işgören üzerinde yürütülmüştür. Veriler, Bass ve Avolio tarafından geliştirilen Çok Faktörlü Liderlik Anketi (MLQ) ile Meyer ve Allen’in duygusal, devam ve normatif bağlılık boyutlarını içeren örgütsel bağlılık ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiş; güvenirlik analizi, açıklayıcı faktör analizi, Pearson korelasyon analizi ile doğrusal ve çoklu doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır.<br>Bulgular – Araştırma bulguları, dönüşümcü liderliğin örgütsel bağlılık üzerinde yüksek düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Etkileşimci liderliğin ise örgütsel bağlılık üzerinde orta düzeyde fakat anlamlı bir etki yarattığı tespit edilmiştir. Dönüşümcü liderlik kapsamında ideal etkileme, zihinsel teşvik ve bireysel düzeyde ilgi boyutlarının; etkileşimci liderlik kapsamında ise koşullu ödüllendirme ve pasif istisnalarla yönetim boyutlarının örgütsel bağlılık üzerinde belirleyici olduğu belirlenmiştir.<br>Tartışma – Elde edilen bulgular, ilgili literatür çerçevesinde değerlendirildiğinde, ağır ve tehlikeli iş kollarında çalışan bağlılığının artırılmasında dönüşümcü liderlik davranışlarının kritik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Özellikle çalışanların psikolojik ve örgütsel ihtiyaçlarına odaklanan liderlik yaklaşımlarının, yüksek risk içeren sektörlerde örgütsel bağlılığın güçlendirilmesinde daha etkili olduğu söylenebilir. Bu doğrultuda araştırma sonuçlarının, yüksek riskli sektörlerde liderlik uygulamalarının geliştirilmesine ve insan kaynakları politikalarının yeniden yapılandırılmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.</p> Ahmet SARNIÇ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2643 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Sosyal Ağ Sitelerini Müşteri İlişkileri Yönetimine Bağlamak: Antalya Otel İşletmelerinde Bir Uygulama https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2644 <p>Amaç – Bu çalışma, otel işletmelerinde müşteri ilişkileri yönetimi ile sosyal ağ siteleri arasındaki etkileşimi inceleyerek sosyal müşteri ilişkileri yönetimi (S-MİY) yaklaşımını araştırmayı amaçlamaktadır.<br>Yöntem – Bu çalışma, oluşturulan araştırma modeli ve geliştirilen hipotezler doğrultusunda, Antalya ili merkezinde faaliyet gösteren 3, 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde konaklayan 400 müşteriden anket yöntemiyle elde edilen verilerin SmartPLS kullanılarak analiz edilmesini hedeflemektedir.<br>Bulgular – Çalışmada, müşteri hizmet satın alma davranışlarının geliştirilmesi, hizmet yeniliğinin desteklenmesi, marka sadakatinin oluşturulması ve markanın yayılımının sağlanmasına yönelik olarak sosyal ağ sitelerinin müşteri ilişkileri yönetimine (MİY) bağlanmasını inceleyen hipotezler desteklenmiş; müşteri katılımının bu süreçlerde belirleyici ve etkili bir rol oynadığı ortaya konulmuştur.<br>Tartışma – Bu çalışma, otel işletmeleri bağlamında sosyal müşteri ilişkileri yönetimi (S-MİY) yaklaşımının kritik bir başarı faktörü olduğunu ortaya koymaktadır. Sosyal ağ siteleri üzerinden gerçekleşen müşteri marka katılımının, mevcut ve potansiyel müşterilerle sosyal, özelleştirilebilir, finansal ve yapısal bağların kurulmasına olanak tanıdığı; bu durumun müşteri sadakatinin güçlendirilmesi ve rekabet ortamında müşteri kaybının en aza indirilmesi açısından önemli bir avantaj sağladığı görülmektedir.</p> İlbey Kutluhan PAPATYA Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2644 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Lüks Otel Web Sitelerinde AR/VR Deneyim Vaatleri: İddia-Erişim-Operasyonellik Çerçevesinde Bir Gimmick Pazarlama Analizi https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2645 <p>Amaç – Bu çalışma, lüks/üst segment otel işletmelerinin resmî web sitelerinde yer alan AR/VR/metaverse temelli deneyim vaatlerinin son kullanıcı açısından erişilebilir ve operasyonel bir dijital deneyime dönüşüp dönüşmediğini incelemektedir. Bu amaçla, iddia–erişim–operasyonellik uyumuna dayalı dört tipli bir sınıflama önerilmektedir. Ayrıca, her boyutun 0–2 aralığında puanlanmasıyla oluşturulan Gimmick İndeksi kullanılmaktadır. Bu indeks, standartlaştırılmış bir ölçüm aracı değil; tipolojik ayrımları destekleyen yorumlayıcı bir analitik araçtır.<br>Yöntem – Araştırma, kamuya açık kurumsal dijital içeriklere dayalı doküman incelemesi ve nitel içerik analizi ile yürütülmüştür. Örneklem çerçevesi, 06.01.2026 tarihinde gerçekleştirilen sistematik Google taramasıyla oluşturulmuştur. Yalnızca resmî web sitesinde doğrudan doğrulanabilen teknoloji iddiaları analize dâhil edilmiştir. Veriler, iddia, erişilebilirlik ve operasyonellik boyutlarında kodlanmıştır. Bu boyutlar ayrıca Gimmick İndeksi üzerinden birlikte değerlendirilmiştir.<br>Bulgular – Bulgular, örneklemde yalnızca bir otelin Tip 1 (operasyonel AR/VR) kapsamında yer aldığını göstermektedir. Tip 2 örüntüsüne rastlanmamıştır. Beş otel Tip 3 (sembolik benimseme) altında toplanmıştır. Bir otel ise Tip 4 (yanıltıcı etiketleme) olarak sınıflandırılmıştır. Gimmick İndeksi, güçlü iddiaların erişilebilirlik ve operasyonellikle desteklenmediği vakalarda yüksek gimmick profiline işaret etmektedir. Tam uyumun görüldüğü vakada ise düşük gimmick profili ortaya çıkmıştır.<br>Tartışma – Çalışma, lüks otel web sitelerinde yer alan teknoloji temelli deneyim vaatlerinin önemli bir bölümünün güçlü bir söylem ürettiğini, ancak doğrulanabilir ve işleyen bir dijital deneyime dönüşmediğini göstermektedir. Bu yönüyle tipoloji ve Gimmick İndeksi birlikte, dijital deneyim vaatlerinin ne zaman değer ürettiğini ve ne zaman sembolik ya da yanıltıcı düzeyde kaldığını değerlendirmeye yardımcı olmaktadır.</p> Özge KILIÇARSLAN- Bilal Ahmet Ali OMAÇ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2645 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Sağlık İşletmelerinde Dijital Güven ve Stratejik Rekabet Avantajı Perspektifinden Blockchain Tabanlı Veri Yönetişimi https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2646 <p>Amaç – Bu çalışma, sağlık işletmelerinde blockchain tabanlı veri yönetişiminin finansal performans üzerindeki etkisini doğrudan değil, veri güvenliği, dijital güven ve rekabet avantajı üzerinden işleyen dolaylı bir mekanizma çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, blockchain teknolojisinin sağlık sektöründe yalnızca teknik bir altyapı değil, stratejik değer üreten bir yönetişim kapasitesi olup olmadığını değerlendirmektedir.<br>Yöntem – Araştırma, ikincil veri temelli, açıklayıcı ve karşılaştırmalı bir tasarım üzerine kurulmuştur. OECD, WHO, IBM ve uluslararası dijital sağlık raporlarından elde edilen veriler kullanılarak sağlık sistemlerine ilişkin dört temel boyut (dijital sağlık altyapısı, dijital güven, blockchain entegrasyonu ve rekabet avantajı) operasyonelleştirilmiştir. Ülkeler arası karşılaştırmayı mümkün kılmak amacıyla her ülke için çok boyutlu performans skoru (Pi) hesaplanmış ve değişkenler arası ilişkiler hipotez temelli analitik çerçevede değerlendirilmiştir.<br>Bulgular – Bulgular, blockchain tabanlı veri yönetişiminin finansal performansı doğrudan değil, çok aşamalı aracılık mekanizmaları üzerinden etkilediğini göstermektedir. Blockchain entegrasyonu veri güvenliği ve şeffaflığı artırmakta, bu durum dijital güveni güçlendirmekte, dijital güven ise rekabet avantajına dönüşmektedir. Ayrıca işlem ve doğrulama maliyetlerindeki azalma, veri güvenliği ve şeffaflığı dolaylı olarak desteklemektedir. Estonya bütünleşik dijital yönetişim yapısıyla en dengeli performansı sergilerken, ABD ve Almanya’da güçlü dijital altyapıya rağmen görece düşük dijital güven dikkat çekmektedir. Türkiye’de ise dijital altyapı gelişmekte olmakla birlikte blockchain entegrasyonunun sınırlı olduğu görülmektedir.<br>Tartışma – Blockchain tabanlı veri yönetişimi, merkezi veri kontrol modelinden dağıtık güven mimarisine geçişi temsil etmekte ve yalnızca teknolojik değil, örgütsel ve stratejik bir dönüşüm sunmaktadır. Bu yaklaşım, sağlık işletmelerinde dijital dönüşüm kararlarının analitik temelini güçlendirmektedir. Ayrıca sağlık sektöründe blockchain’in doğrudan finansal çıktı üreten bir teknoloji değil; veri güvenliği, dijital güven ve rekabet avantajı üzerinden dolaylı stratejik değer yaratan bir yönetişim mekanizması olduğunu göstermektedir. Bulgular, sağlık işletmelerinde sürdürülebilir performansın teknolojik yatırımdan çok, güven üreten veri yönetişimi mimarisi ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.</p> Nur Banu ÇAĞATAY- Altuğ ÇAĞATAY Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2646 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000 Tüketicilerin Satın Alma Kararlarında Yapay Zekâ Asistanlarının Kullanımı: Niyetin Aracı Rolü https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2647 <p>Amaç – Bu çalışma; tüketicilerin yapay zekâ destekli alışveriş süreçlerinde algılanan fayda, güven ve risk faktörlerinin kullanım niyeti ile satın alma kararı üzerindeki doğrudan etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bağımsız değişkenlerin satın alma kararı üzerindeki etkisinde kullanım niyetinin aracı rolünü incelemektedir.<br>Yöntem – Bu araştırma, akıllı telefonlarında üretken yapay zekâ uygulamaları yüklü olan ve bu uygulamaları alışveriş deneyimlerinde kullanan 18 yaş üzeri 399 katılımcıdan kolayda örnekleme yoluyla elde edilen verilerle yürütülen nicel bir çalışmadır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, korelasyon ve çoklu regresyon analizleri uygulanmış; ayrıca aracılık etkisi PROCESS Makro üzerinden bootstrap yöntemiyle (n=5000, %95 güven aralığıyla) test edilmiştir.<br>Bulgular – Analiz sonuçlarına göre algılanan fayda ve güvenin, kullanım niyeti ve satın alma kararı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Kullanım niyeti, satın alma kararının en güçlü yordayıcısı olarak belirlenmiştir (β= .463). Algılanan riskin hem kullanım niyeti hem de satın alma kararı üzerindeki doğrudan etkisinin istatistiksel olarak anlamsız olduğu görülmüştür. Ayrıca kullanım niyetinin; fayda, güven ve riskin satın alma kararı üzerindeki etkisinde kısmi aracılık rolü üstlendiği tespit edilmiştir.<br>Tartışma – Tüketiciler, kişisel verilerinin gizliliğine ve güvenliğine dair endişeler taşısalar da yapay zekâ araçlarının sunmuş olduğu kolaylıklar karşısında güvenlik endişelerini göz ardı edebilmektedirler. Buradan anlaşılacağı üzere bir ürünün sunduğu fayda ne kadar büyükse onunla ilgili tolerans sınırları da o kadar genişlemektedir. Literatürde gizlilik paradoksu olarak bilinen bu çelişkili durum, tüketicilerin elde edecekleri faydayı potansiyel risklerden daha üstün tutma eğiliminde olduğunu göstermektedir.</p> Volkan TEMİZKAN- Hüseyin ALKIŞ- Muhammed Mustafa GÖKTAŞ Telif Hakkı (c) 2026 https://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0 https://isarder.org/index.php/isarder/article/view/2647 Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +0000